☪ Anlam Arayışı

16. An-Nahl سُورَةُ النَّحۡلِ

📕 Mushaf görünümünde aç

Kelime kelime meal🎨 Tecvid renkleri

● Med● Kalkale● Ğunne● İhfâ● İdğâm (ğunneli)● İdğâm (ğunnesiz)● İklâb● Okunmayan harf

Diyanet İşleri MealiElmalılı Hamdi YazırSüleyman AteşAli BulaçSaheeh InternationalYusuf Ali
Tefsir:YokTefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)Tefsîru'l-KurtubîTefsîru'l-Begavî
16:1
أَتَىٰٓ أَمْرُ ٱللَّهِ فَلَا تَسْتَعْجِلُوهُ‌ۚ سُبْحَـٰنَهُۥ وَتَعَـٰلَىٰ عَمَّا يُشْرِكُونَ
أَتَىٰٓ
geldi
أَمْرُ
emri
ٱللَّهِ
Allah'ın
فَلَا
artık
تَسْتَعْجِلُوهُ ۚ
onu acele istemeyin
سُبْحَـٰنَهُۥ
(Allah) uzaktır
وَتَعَـٰلَىٰ
ve yücedir
عَمَّا
ortak koştuklarından
يُشْرِكُونَ
they associate

Diyanet İşleri MealiAllah'ın buyruğu gelecektir; acele gelmesini istemeyin, Allah, ortak koştukları şeylerden münezzehtir, yücedir

Saheeh InternationalThe command of Allah is coming, so be not impatient for it. Exalted is He and high above what they associate with Him

16:2 📚 3
يُنَزِّلُ ٱلْمَلَـٰٓئِكَةَ بِٱلرُّوحِ مِنْ أَمْرِهِۦ عَلَىٰ مَن يَشَآءُ مِنْ عِبَادِهِۦٓ أَنْ أَنذِرُوٓاْ أَنَّهُۥ لَآ إِلَـٰهَ إِلَّآ أَنَا۟ فَٱتَّقُونِ
يُنَزِّلُ
indirir
ٱلْمَلَـٰٓئِكَةَ
Melekleri
بِٱلرُّوحِ
ruh ile
مِنْ
emrinden (olan)
أَمْرِهِۦ
His Command
عَلَىٰ
üzerine
مَن
kimseler
يَشَآءُ
dilediği
مِنْ
kullarından
عِبَادِهِۦٓ
His slaves
أَنْ
diye
أَنذِرُوٓا۟
uyarsın
أَنَّهُۥ
muhakkak
لَآ
yoktur
إِلَـٰهَ
tanrı
إِلَّآ
başka
أَنَا۠
benden
فَٱتَّقُونِ
benden korkun

Diyanet İşleri MealiAllah kullarından dilediğine buyruğunu bildirmek için meleklerini vahiyle indirerek şöyle der: "İnsanları uyarın ki, Benden başka tanrı yoktur. Benden sakının

Saheeh InternationalHe sends down the angels, with the inspiration of His command, upon whom He wills of His servants, [telling them], "Warn that there is no deity except Me; so fear Me

16:3
خَلَقَ ٱلسَّمَـٰوَٲتِ وَٱلْأَرْضَ بِٱلْحَقِّ‌ۚ تَعَـٰلَىٰ عَمَّا يُشْرِكُونَ
خَلَقَ
yarattı
ٱلسَّمَـٰوَٰتِ
gökleri
وَٱلْأَرْضَ
ve yeri
بِٱلْحَقِّ ۚ
hak ile
تَعَـٰلَىٰ
yücedir
عَمَّا
ortak koştuklarından
يُشْرِكُونَ
they associate

Diyanet İşleri MealiGökleri ve yeri gereğince yaratmıştır. Onların eş koştukları şeylerden yücedir

Saheeh InternationalHe created the heavens and earth in truth. High is He above what they associate with Him

16:4 📚 6
خَلَقَ ٱلْإِنسَـٰنَ مِن نُّطْفَةٍ فَإِذَا هُوَ خَصِيمٌ مُّبِينٌ
خَلَقَ
yarattı
ٱلْإِنسَـٰنَ
insanı
مِن
nutfeden
نُّطْفَةٍۢ
a minute quantity of semen
فَإِذَا
birden
هُوَ
o (insan)
خَصِيمٌۭ
bir hasım (olup çıktı)
مُّبِينٌۭ
apaçık

Diyanet İşleri Mealiİnsanı nutfeden yaratmıştır. Öyleyken o nasıl da açıkça karşı koymaktadır

Saheeh InternationalHe created man from a sperm-drop; then at once, he is a clear adversary

16:5
وَٱلْأَنْعَـٰمَ خَلَقَهَا‌ۗ لَكُمْ فِيهَا دِفْءٌ وَمَنَـٰفِعُ وَمِنْهَا تَأْكُلُونَ
وَٱلْأَنْعَـٰمَ
ve hayvanları da
خَلَقَهَا ۗ
yarattı
لَكُمْ
sizin için vardır
فِيهَا
onlarda
دِفْءٌۭ
ısınma
وَمَنَـٰفِعُ
ve menfaatler
وَمِنْهَا
ve onlardan
تَأْكُلُونَ
yersiniz

Diyanet İşleri MealiHayvanları da yaratmıştır. Onlarda sizi ısıtacak şeyler ve birçok faydalar vardır. Onların etlerini de yersiniz

Saheeh InternationalAnd the grazing livestock He has created for you; in them is warmth and [numerous] benefits, and from them you eat

16:6 📚 2
وَلَكُمْ فِيهَا جَمَالٌ حِينَ تُرِيحُونَ وَحِينَ تَسْرَحُونَ
وَلَكُمْ
ve sizin için vardır
فِيهَا
onlarda
جَمَالٌ
bir güzellik
حِينَ
zaman
تُرِيحُونَ
akşamleyin getirdiğiniz
وَحِينَ
ve zaman
تَسْرَحُونَ
sabahleyin götürdüğünüz

Diyanet İşleri MealiOnları getirirken de, gönderirken de zevk alırsınız

Saheeh InternationalAnd for you in them is [the enjoyment of] beauty when you bring them in [for the evening] and when you send them out [to pasture]

16:7 📚 1
وَتَحْمِلُ أَثْقَالَكُمْ إِلَىٰ بَلَدٍ لَّمْ تَكُونُواْ بَـٰلِغِيهِ إِلَّا بِشِقِّ ٱلْأَنفُسِ‌ۚ إِنَّ رَبَّكُمْ لَرَءُوفٌ رَّحِيمٌ
وَتَحْمِلُ
ve taşırlar
أَثْقَالَكُمْ
ağırlıklarınızı
إِلَىٰ
(uzak)
بَلَدٍۢ
şehirlere
لَّمْ
olmadığınız
تَكُونُوا۟
you could
بَـٰلِغِيهِ
varıyor
إِلَّا
dışında
بِشِقِّ
zahmetler çekmek
ٱلْأَنفُسِ ۚ
canlar(ınız)
إِنَّ
doğrusu
رَبَّكُمْ
Rabbiniz
لَرَءُوفٌۭ
çok şefkatlidir
رَّحِيمٌۭ
çok acıyandır

Diyanet İşleri MealiKendi kendinize zor varacağınız memleketlere, yüklerinizi taşırlar. Doğrusu Rabbiniz şefkatlidir, merhametlidir

Saheeh InternationalAnd they carry your loads to a land you could not have reached except with difficulty to yourselves. Indeed, your Lord is Kind and Merciful

16:8 📚 1
وَٱلْخَيْلَ وَٱلْبِغَالَ وَٱلْحَمِيرَ لِتَرْكَبُوهَا وَزِينَةً‌ۚ وَيَخْلُقُ مَا لَا تَعْلَمُونَ
وَٱلْخَيْلَ
ve atları
وَٱلْبِغَالَ
ve katırları
وَٱلْحَمِيرَ
ve merkepleri
لِتَرْكَبُوهَا
binmeniz için
وَزِينَةًۭ ۚ
ve süs için
وَيَخْلُقُ
yaratmaktadır
مَا
şeyleri
لَا
sizin bilmediklerinizi
تَعْلَمُونَ
you know

Diyanet İşleri MealiSizin için atları, katırları ve merkebleri binek ve süs hayvanı olarak yaratmıştır. Bilmediğiniz daha nice şeyleri de yaratır

Saheeh InternationalAnd [He created] the horses, mules and donkeys for you to ride and [as] adornment. And He creates that which you do not know

16:9
وَعَلَى ٱللَّهِ قَصْدُ ٱلسَّبِيلِ وَمِنْهَا جَآئِرٌ‌ۚ وَلَوْ شَآءَ لَهَدَٮٰكُمْ أَجْمَعِينَ
وَعَلَى
ve aittir
ٱللَّهِ
Allah'a
قَصْدُ
doğru
ٱلسَّبِيلِ
yol
وَمِنْهَا
fakat onun vardır
جَآئِرٌۭ ۚ
eğrisi de
وَلَوْ
şayet
شَآءَ
dileseydi
لَهَدَىٰكُمْ
doğru yola iletirdi
أَجْمَعِينَ
hepinizi

Diyanet İşleri MealiYolun eğri olanı da vardır. Allah dileseydi hepinizi doğru yola iletirdi

Saheeh InternationalAnd upon Allah is the direction of the [right] way, and among the various paths are those deviating. And if He willed, He could have guided you all

16:10 📚 2
هُوَ ٱلَّذِىٓ أَنزَلَ مِنَ ٱلسَّمَآءِ مَآءً‌ۖ لَّكُم مِّنْهُ شَرَابٌ وَمِنْهُ شَجَرٌ فِيهِ تُسِيمُونَ
هُوَ
O'dur
ٱلَّذِىٓ
indiren
أَنزَلَ
sends down
مِنَ
gökten
ٱلسَّمَآءِ
the sky
مَآءًۭ ۖ
bir su
لَّكُم
sizin için
مِّنْهُ
ondandır
شَرَابٌۭ
içeceğ(iniz)
وَمِنْهُ
ve ondandır
شَجَرٌۭ
(bitkiler)
فِيهِ
onda
تُسِيمُونَ
hayvanları otlattığınız

Diyanet İşleri MealiYukarıdan size su indiren O'dur. Ondan içersiniz; hayvanları otlattığınız bitkiler de onunla biter

Saheeh InternationalIt is He who sends down rain from the sky; from it is drink and from it is foliage in which you pasture [animals]

16:11 📚 3
يُنۢبِتُ لَكُم بِهِ ٱلزَّرْعَ وَٱلزَّيْتُونَ وَٱلنَّخِيلَ وَٱلْأَعْنَـٰبَ وَمِن كُلِّ ٱلثَّمَرَٲتِ‌ۗ إِنَّ فِى ذَٲلِكَ لَأَيَةً لِّقَوْمٍ يَتَفَكَّرُونَ
يُنۢبِتُ
bitirmektedir
لَكُم
size
بِهِ
onunla
ٱلزَّرْعَ
ekinler
وَٱلزَّيْتُونَ
ve zeytin
وَٱلنَّخِيلَ
ve hurma
وَٱلْأَعْنَـٰبَ
ve üzümler
وَمِن
ve
كُلِّ
her çeşitten
ٱلثَّمَرَٰتِ ۗ
meyvalar
إِنَّ
şüphesiz
فِى
bunda
ذَٰلِكَ
that
لَـَٔايَةًۭ
ibret vardır
لِّقَوْمٍۢ
bir toplum için
يَتَفَكَّرُونَ
düşünen

Diyanet İşleri MealiAllah onunla size ekinler, zeytin ve hurma ağaçları, üzümler ve her türlü ürünü yetiştirir. Düşünen kimseler için bunda ders vardır

Saheeh InternationalHe causes to grow for you thereby the crops, olives, palm trees, grapevines, and from all the fruits. Indeed in that is a sign for a people who give thought

16:12
وَسَخَّرَ لَكُمُ ٱلَّيْلَ وَٱلنَّهَارَ وَٱلشَّمْسَ وَٱلْقَمَرَ‌ۖ وَٱلنُّجُومُ مُسَخَّرَٲتُۢ بِأَمْرِهِۦٓ‌ۗ إِنَّ فِى ذَٲلِكَ لَأَيَـٰتٍ لِّقَوْمٍ يَعْقِلُونَ
وَسَخَّرَ
hizmetinize verdi
لَكُمُ
sizin
ٱلَّيْلَ
geceyi
وَٱلنَّهَارَ
ve gündüzü
وَٱلشَّمْسَ
ve güneşi
وَٱلْقَمَرَ ۖ
ve ay'ı
وَٱلنُّجُومُ
ve yıldızlar da
مُسَخَّرَٰتٌۢ
boyun eğdirilmiştir
بِأَمْرِهِۦٓ ۗ
O'nun emriyle
إِنَّ
şüphesiz
فِى
bunda
ذَٰلِكَ
that
لَـَٔايَـٰتٍۢ
ibretler vardır
لِّقَوْمٍۢ
bir toplum için
يَعْقِلُونَ
aklını kullanan

Diyanet İşleri MealiGeceyi gündüzü, güneşi ayı sizin istifadenize vermiştir. Yıldızlar da O'nun buyruğuna boyun eğmiştir. Bunlarda, akleden kimseler için dersler vardır

Saheeh InternationalAnd He has subjected for you the night and day and the sun and moon, and the stars are subjected by His command. Indeed in that are signs for a people who reason

16:13 📚 2
وَمَا ذَرَأَ لَكُمْ فِى ٱلْأَرْضِ مُخْتَلِفًا أَلْوَٲنُهُۥٓ‌ۗ إِنَّ فِى ذَٲلِكَ لَأَيَةً لِّقَوْمٍ يَذَّكَّرُونَ
وَمَا
ve vardır
ذَرَأَ
yarattıklarında
لَكُمْ
sizin için
فِى
yeryüzünde
ٱلْأَرْضِ
the earth
مُخْتَلِفًا
çeşitli
أَلْوَٰنُهُۥٓ ۗ
renklerdeki
إِنَّ
şüphesiz
فِى
bunda
ذَٰلِكَ
that
لَـَٔايَةًۭ
ibret vardır
لِّقَوْمٍۢ
bir toplum için
يَذَّكَّرُونَ
öğüt alan

Diyanet İşleri MealiYeryüzünde rengarenk şeyleri de sizin için yaratmıştır. Bunda, öğüt alan kimseler için ibret vardır

Saheeh InternationalAnd [He has subjected] whatever He multiplied for you on the earth of varying colors. Indeed in that is a sign for a people who remember

16:14 📚 2
وَهُوَ ٱلَّذِى سَخَّرَ ٱلْبَحْرَ لِتَأْكُلُواْ مِنْهُ لَحْمًا طَرِيًّا وَتَسْتَخْرِجُواْ مِنْهُ حِلْيَةً تَلْبَسُونَهَا وَتَرَى ٱلْفُلْكَ مَوَاخِرَ فِيهِ وَلِتَبْتَغُواْ مِن فَضْلِهِۦ وَلَعَلَّكُمْ تَشْكُرُونَ
وَهُوَ
O'dur
ٱلَّذِى
hizmetinize veren
سَخَّرَ
subjected
ٱلْبَحْرَ
denizi
لِتَأْكُلُوا۟
yemeniz için
مِنْهُ
ondan
لَحْمًۭا
et
طَرِيًّۭا
taptaze
وَتَسْتَخْرِجُوا۟
ve çıkarmanız için
مِنْهُ
ondan
حِلْيَةًۭ
süsler
تَلْبَسُونَهَا
kuşanacağınız
وَتَرَى
ve görüyorsun ki
ٱلْفُلْكَ
gemiler
مَوَاخِرَ
denizi yara yara gitmektedir
فِيهِ
onun içinde
وَلِتَبْتَغُوا۟
aramanız için
مِن
O'nun lutfunu
فَضْلِهِۦ
His Bounty
وَلَعَلَّكُمْ
ve olur ki
تَشْكُرُونَ
şükredersiniz

Diyanet İşleri MealiTaze et yemeniz, takındığınız süsleri edinmeniz ve Allah'ın bol nimetinden faydalanmanız için denize -ki gemilerin onu yara yara gittiğini görürsün- boyun eğdiren de O'dur. Artık belki şükredersiniz

Saheeh InternationalAnd it is He who subjected the sea for you to eat from it tender meat and to extract from it ornaments which you wear. And you see the ships plowing through it, and [He subjected it] that you may seek of His bounty; and perhaps you will be grateful

16:15
وَأَلْقَىٰ فِى ٱلْأَرْضِ رَوَٲسِىَ أَن تَمِيدَ بِكُمْ وَأَنْهَـٰرًا وَسُبُلاً لَّعَلَّكُمْ تَهْتَدُونَ
وَأَلْقَىٰ
ve attı
فِى
yeryüzüne
ٱلْأَرْضِ
the earth
رَوَٰسِىَ
dağlar
أَن
diye
تَمِيدَ
sarsmasın
بِكُمْ
sizi
وَأَنْهَـٰرًۭا
ve ırmaklar
وَسُبُلًۭا
ve yollar
لَّعَلَّكُمْ
umulur ki
تَهْتَدُونَ
doğru yolu bulursunuz

Diyanet İşleri MealiYeryüzünde, sarsılmayasınız diye, sabit dağlar, nehirler ve belki yolunuzu bulursunuz diye yollar ve işaretler meydana getirmiştir. Onlar yıldızla da yollarını bulurlar

Saheeh InternationalAnd He has cast into the earth firmly set mountains, lest it shift with you, and [made] rivers and roads, that you may be guided

16:16
وَعَلَـٰمَـٰتٍ‌ۚ وَبِٱلنَّجْمِ هُمْ يَهْتَدُونَ
وَعَلَـٰمَـٰتٍۢ ۚ
ve (nice) işaretler
وَبِٱلنَّجْمِ
ve yıldız(lar)la
هُمْ
onlar
يَهْتَدُونَ
yol bulurlar

Diyanet İşleri MealiYeryüzünde, sarsılmayasınız diye, sabit dağlar, nehirler ve belki yolunuzu bulursunuz diye yollar ve işaretler meydana getirmiştir. Onlar yıldızla da yollarını bulurlar

Saheeh InternationalAnd landmarks. And by the stars they are [also] guided

16:17 📚 2
أَفَمَن يَخْلُقُ كَمَن لَّا يَخْلُقُ‌ۗ أَفَلَا تَذَكَّرُونَ
أَفَمَن
midir?
يَخْلُقُ
yaratan
كَمَن
kimse gibi
لَّا
yaratmayan
يَخْلُقُ ۗ
create
أَفَلَا
düşünmüyor musunuz?
تَذَكَّرُونَ
remember

Diyanet İşleri MealiHiç yaratan yaratamayana benzer mi? İbret almaz mısınız

Saheeh InternationalThen is He who creates like one who does not create? So will you not be reminded

16:18 📚 15
وَإِن تَعُدُّواْ نِعْمَةَ ٱللَّهِ لَا تُحْصُوهَآ‌ۗ إِنَّ ٱللَّهَ لَغَفُورٌ رَّحِيمٌ
وَإِن
ve eğer
تَعُدُّوا۟
saysanız
نِعْمَةَ
ni'metini
ٱللَّهِ
Allah'ın
لَا
sayamazsınız
تُحْصُوهَآ ۗ
you could enumerate them
إِنَّ
doğrusu
ٱللَّهَ
Allah
لَغَفُورٌۭ
çok bağışlayandır
رَّحِيمٌۭ
çok esirgeyendir;

Diyanet İşleri MealiAllah'ın verdiği nimetleri sayacak olsanız bitiremezsiniz; doğrusu Allah bağışlar, merhamet eder

Saheeh InternationalAnd if you should count the favors of Allah, you could not enumerate them. Indeed, Allah is Forgiving and Merciful

16:19 📚 1
وَٱللَّهُ يَعْلَمُ مَا تُسِرُّونَ وَمَا تُعْلِنُونَ
وَٱللَّهُ
ve Allah
يَعْلَمُ
her şeyi bilir
مَا
gizlediğiniz
تُسِرُّونَ
you conceal
وَمَا
ve
تُعْلِنُونَ
açığa vurduğunuz

Diyanet İşleri MealiAllah, gizlediklerinizi de, açığa vurduklarınızı da bilir

Saheeh InternationalAnd Allah knows what you conceal and what you declare

16:20 📚 1
وَٱلَّذِينَ يَدْعُونَ مِن دُونِ ٱللَّهِ لَا يَخْلُقُونَ شَيْــًٔا وَهُمْ يُخْلَقُونَ
وَٱلَّذِينَ
kimseler
يَدْعُونَ
taptıkları
مِن
başka
دُونِ
besides
ٱللَّهِ
Allah'tan
لَا
yaratamazlar
يَخْلُقُونَ
they create
شَيْـًۭٔا
hiçbir şey
وَهُمْ
zaten onlar
يُخْلَقُونَ
yaratılmaktadırlar

Diyanet İşleri MealiAllah'ı bırakıp taptıkları şeyler, hiçbir şey yaratmazlar; esasen kendileri yaratıktır

Saheeh InternationalAnd those they invoke other than Allah create nothing, and they [themselves] are created

16:21 📚 1
أَمْوَٲتٌ غَيْرُ أَحْيَآءٍ‌ۖ وَمَا يَشْعُرُونَ أَيَّانَ يُبْعَثُونَ
أَمْوَٰتٌ
onlar ölüdürler
غَيْرُ
değildirler
أَحْيَآءٍۢ ۖ
diri
وَمَا
(fakat)
يَشْعُرُونَ
bilmezler
أَيَّانَ
ne zaman
يُبْعَثُونَ
dirileceklerini

Diyanet İşleri MealiOnlar cansız, ölüdürler. Ne zaman dirileceklerini de bilemezler

Saheeh InternationalThey are, [in fact], dead, not alive, and they do not perceive when they will be resurrected

16:22
إِلَـٰهُكُمْ إِلَـٰهٌ وَٲحِدٌ‌ۚ فَٱلَّذِينَ لَا يُؤْمِنُونَ بِٱلْأَخِرَةِ قُلُوبُهُم مُّنكِرَةٌ وَهُم مُّسْتَكْبِرُونَ
إِلَـٰهُكُمْ
sizin tanrınız
إِلَـٰهٌۭ
tanrıdır
وَٰحِدٌۭ ۚ
bir tek
فَٱلَّذِينَ
ama
لَا
inanmayanların
يُؤْمِنُونَ
believe
بِٱلْـَٔاخِرَةِ
ahirete
قُلُوبُهُم
kalbleri
مُّنكِرَةٌۭ
inkarcıdır
وَهُم
ve onlar
مُّسْتَكْبِرُونَ
büyüklük taslarlar

Diyanet İşleri MealiTanrınız tek bir Tanrıdır. Ahirete inanmayanların kalbleri bunu inkar eder; onlar büyüklük taslarlar

Saheeh InternationalYour god is one God. But those who do not believe in the Hereafter - their hearts are disapproving, and they are arrogant

16:23 📚 2
لَا جَرَمَ أَنَّ ٱللَّهَ يَعْلَمُ مَا يُسِرُّونَ وَمَا يُعْلِنُونَ‌ۚ إِنَّهُۥ لَا يُحِبُّ ٱلْمُسْتَكْبِرِينَ
لَا
gizli kalmaz
جَرَمَ
No doubt
أَنَّ
gerçekten
ٱللَّهَ
Allah'a
يَعْلَمُ
bilir
مَا
şeyleri
يُسِرُّونَ
onların gizledikleri
وَمَا
ve şeyleri
يُعْلِنُونَ ۚ
açığa vurdukları
إِنَّهُۥ
şüphesiz O
لَا
sevmez
يُحِبُّ
love
ٱلْمُسْتَكْبِرِينَ
büyüklük taslayanları

Diyanet İşleri MealiOnların gizlediklerini de, açığa vurduklarını da Allah'ın bildiğinde şüphe yoktur. O, büyüklük taslayanları sevmez

Saheeh InternationalAssuredly, Allah knows what they conceal and what they declare. Indeed, He does not like the arrogant

16:24
وَإِذَا قِيلَ لَهُم مَّاذَآ أَنزَلَ رَبُّكُمْ‌ۙ قَالُوٓاْ أَسَـٰطِيرُ ٱلْأَوَّلِينَ
وَإِذَا
ve ne zaman ki
قِيلَ
dendi
لَهُم
onlara
مَّاذَآ
ne
أَنزَلَ
indirdi
رَبُّكُمْ ۙ
Rabbiniz
قَالُوٓا۟
derler
أَسَـٰطِيرُ
masalları
ٱلْأَوَّلِينَ
evvelkilerin

Diyanet İşleri MealiOnlara: "Rabbiniz ne indirdi?" diye sorulsa: "öncekilerin masalları" derler

Saheeh InternationalAnd when it is said to them, "What has your Lord sent down?" They say, "Legends of the former peoples

16:25 📚 3
لِيَحْمِلُوٓاْ أَوْزَارَهُمْ كَامِلَةً يَوْمَ ٱلْقِيَـٰمَةِ‌ۙ وَمِنْ أَوْزَارِ ٱلَّذِينَ يُضِلُّونَهُم بِغَيْرِ عِلْمٍ‌ۗ أَلَا سَآءَ مَا يَزِرُونَ
لِيَحْمِلُوٓا۟
yüklenmeleri için
أَوْزَارَهُمْ
kendi günahlarını
كَامِلَةًۭ
tam olarak
يَوْمَ
günü
ٱلْقِيَـٰمَةِ ۙ
kıyamet
وَمِنْ
ve bir kısmını
أَوْزَارِ
günahlarının
ٱلَّذِينَ
saptırdıkları kimselerin
يُضِلُّونَهُم
they misled [them]
بِغَيْرِ
bilgisizce
عِلْمٍ ۗ
knowledge
أَلَا
bak
سَآءَ
ne kötü
مَا
şey
يَزِرُونَ
yükleniyorlar

Diyanet İşleri MealiBöylece kıyamet günü kendi günahlarını tam olarak, bilmeden saptırdıkları kimselerin günahlarını kısmen yüklenirler. Dikkat edin, yüklendikleri yük ne kötüdür

Saheeh InternationalThat they may bear their own burdens in full on the Day of Resurrection and some of the burdens of those whom they misguide without knowledge. Unquestionably, evil is that which they bear

16:26
قَدْ مَكَرَ ٱلَّذِينَ مِن قَبْلِهِمْ فَأَتَى ٱللَّهُ بُنْيَـٰنَهُم مِّنَ ٱلْقَوَاعِدِ فَخَرَّ عَلَيْهِمُ ٱلسَّقْفُ مِن فَوْقِهِمْ وَأَتَـٰهُمُ ٱلْعَذَابُ مِنْ حَيْثُ لَا يَشْعُرُونَ
قَدْ
kuşkusuz
مَكَرَ
tuzak kurmuşlardı
ٱلَّذِينَ
kimseler
مِن
onlardan önceki
قَبْلِهِمْ
(were) before them
فَأَتَى
yıktı (söktü)
ٱللَّهُ
Allah
بُنْيَـٰنَهُم
binalarını
مِّنَ
temellerinden
ٱلْقَوَاعِدِ
the foundations
فَخَرَّ
çökmüştü
عَلَيْهِمُ
başlarına
ٱلسَّقْفُ
tavan
مِن
üstlerindeki
فَوْقِهِمْ
above them
وَأَتَىٰهُمُ
ve onlara gelmişti
ٱلْعَذَابُ
azab
مِنْ
yerden
حَيْثُ
where
لَا
ummadıkları
يَشْعُرُونَ
they (did) not perceive

Diyanet İşleri MealiOnlardan öncekiler düzen kurmuşlardı. Bunun üzerine Allah, binalarının temelini çökertti de tavanları başlarına yıkıldı. Azap, onlara farketmedikleri yerden geldi

Saheeh InternationalThose before them had already plotted, but Allah came at their building from the foundations, so the roof fell upon them from above them, and the punishment came to them from where they did not perceive

16:27
ثُمَّ يَوْمَ ٱلْقِيَـٰمَةِ يُخْزِيهِمْ وَيَقُولُ أَيْنَ شُرَكَآءِىَ ٱلَّذِينَ كُنتُمْ تُشَـٰٓقُّونَ فِيهِمْ‌ۚ قَالَ ٱلَّذِينَ أُوتُواْ ٱلْعِلْمَ إِنَّ ٱلْخِزْىَ ٱلْيَوْمَ وَٱلسُّوٓءَ عَلَى ٱلْكَـٰفِرِينَ
ثُمَّ
sonra
يَوْمَ
günü
ٱلْقِيَـٰمَةِ
kıyamet
يُخْزِيهِمْ
onları rezil eder
وَيَقُولُ
ve derki
أَيْنَ
hani nerede?
شُرَكَآءِىَ
ortaklarım
ٱلَّذِينَ
ettiğiniz
كُنتُمْ
you used (to)
تُشَـٰٓقُّونَ
düşmanlık
فِيهِمْ ۚ
haklarında
قَالَ
derler
ٱلَّذِينَ
olanlar
أُوتُوا۟
verilmiş
ٱلْعِلْمَ
ilim
إِنَّ
şüphesiz
ٱلْخِزْىَ
rezillik
ٱلْيَوْمَ
bugün
وَٱلسُّوٓءَ
ve kötülük
عَلَى
üzerinedir
ٱلْكَـٰفِرِينَ
kafirler

Diyanet İşleri MealiSonra kıyamet günü onları rezil eder ve: "Haklarında tartıştığınız Benim ortaklarım nerede?" der. İlim sahibleri şöyle derler: "Doğrusu bugün inkarcılara rezillik ve iğrençlik vardır

Saheeh InternationalThen on the Day of Resurrection He will disgrace them and say, "Where are My 'partners' for whom you used to oppose [the believers]?" Those who were given knowledge will say, "Indeed disgrace, this Day, and evil are upon the disbelievers

16:28 📚 1
ٱلَّذِينَ تَتَوَفَّـٰهُمُ ٱلْمَلَـٰٓئِكَةُ ظَالِمِىٓ أَنفُسِهِمْ‌ۖ فَأَلْقَوُاْ ٱلسَّلَمَ مَا كُنَّا نَعْمَلُ مِن سُوٓءِۭ‌ۚ بَلَىٰٓ إِنَّ ٱللَّهَ عَلِيمُۢ بِمَا كُنتُمْ تَعْمَلُونَ
ٱلَّذِينَ
kimseler
تَتَوَفَّىٰهُمُ
canlarını aldığı
ٱلْمَلَـٰٓئِكَةُ
meleklerin
ظَالِمِىٓ
zulmederlerken
أَنفُسِهِمْ ۖ
nefislerine
فَأَلْقَوُا۟
diyerek
ٱلسَّلَمَ
teslim olurlar
مَا
biz
كُنَّا
we were
نَعْمَلُ
yapmıyorduk
مِن
hiçbir
سُوٓءٍۭ ۚ
kötülük
بَلَىٰٓ
hayır
إِنَّ
şüphesiz
ٱللَّهَ
Allah
عَلِيمٌۢ
biliyor
بِمَا
şeyleri
كُنتُمْ
sizin
تَعْمَلُونَ
yaptıklarınız

Diyanet İşleri MealiMelekler kendilerine yazık etmiş kimselerin canlarını alırken: "Biz hiçbir kötülük yapmıyorduk" diyerek teslim olurlar. Hayır; öyle değil; doğrusu Allah onların yaptıklarını bilmektedir

Saheeh InternationalThe ones whom the angels take in death [while] wronging themselves, and [who] then offer submission, [saying], "We were not doing any evil." But, yes! Indeed, Allah is Knowing of what you used to do

16:29
فَٱدْخُلُوٓاْ أَبْوَٲبَ جَهَنَّمَ خَـٰلِدِينَ فِيهَا‌ۖ فَلَبِئْسَ مَثْوَى ٱلْمُتَكَبِّرِينَ
فَٱدْخُلُوٓا۟
onun için girin
أَبْوَٰبَ
kapılarına
جَهَنَّمَ
cehennemin
خَـٰلِدِينَ
sürekli kalmak üzere
فِيهَا ۖ
içinde
فَلَبِئْسَ
ne kötüdür
مَثْوَى
yeri
ٱلْمُتَكَبِّرِينَ
kibirlenenlerin

Diyanet İşleri MealiTemelli kalacağınız cehennemin kapılarından girin. Büyüklenenlerin durağı ne kötüdür

Saheeh InternationalSo enter the gates of Hell to abide eternally therein, and how wretched is the residence of the arrogant

16:30 📚 4
۞ وَقِيلَ لِلَّذِينَ ٱتَّقَوْاْ مَاذَآ أَنزَلَ رَبُّكُمْ‌ۚ قَالُواْ خَيْرًا‌ۗ لِّلَّذِينَ أَحْسَنُواْ فِى هَـٰذِهِ ٱلدُّنْيَا حَسَنَةٌ‌ۚ وَلَدَارُ ٱلْأَخِرَةِ خَيْرٌ‌ۚ وَلَنِعْمَ دَارُ ٱلْمُتَّقِينَ
۞ وَقِيلَ
ve dendi ki
لِلَّذِينَ
kimselere
ٱتَّقَوْا۟
korunan(lara)
مَاذَآ
ne?
أَنزَلَ
indirdi
رَبُّكُمْ ۚ
Rabbiniz
قَالُوا۟
dediler
خَيْرًۭا ۗ
hayr
لِّلَّذِينَ
kimseler için vardır
أَحْسَنُوا۟
güzel iş yapan(lara)
فِى
bu
هَـٰذِهِ
this
ٱلدُّنْيَا
dünyada
حَسَنَةٌۭ ۚ
güzellik
وَلَدَارُ
ve yurdu ise
ٱلْـَٔاخِرَةِ
ahiret
خَيْرٌۭ ۚ
daha hayırlıdır
وَلَنِعْمَ
ve ne güzeldir
دَارُ
yurdu
ٱلْمُتَّقِينَ
korunanların

Diyanet İşleri MealiSakınan kimselere: "Rabbiniz ne indirdi?" denince, "İyilik" derler. Bu dünyada iyi davrananlara iyilik vardır. Ahiret yurdu ise daha iyidir. Sakınanların yurdu ne güzeldir

Saheeh InternationalAnd it will be said to those who feared Allah, "What did your Lord send down?" They will say, "[That which is] good." For those who do good in this world is good; and the home of the Hereafter is better. And how excellent is the home of the righteous

16:31
جَنَّـٰتُ عَدْنٍ يَدْخُلُونَهَا تَجْرِى مِن تَحْتِهَا ٱلْأَنْهَـٰرُ‌ۖ لَهُمْ فِيهَا مَا يَشَآءُونَ‌ۚ كَذَٲلِكَ يَجْزِى ٱللَّهُ ٱلْمُتَّقِينَ
جَنَّـٰتُ
cennetlerine
عَدْنٍۢ
adn
يَدْخُلُونَهَا
girerler
تَجْرِى
akan
مِن
altlarından
تَحْتِهَا
underneath them
ٱلْأَنْهَـٰرُ ۖ
ırmaklar
لَهُمْ
onlar için vardır
فِيهَا
orada
مَا
her şey
يَشَآءُونَ ۚ
diledikleri
كَذَٰلِكَ
işte böyle
يَجْزِى
mükafatlandırır
ٱللَّهُ
Allah
ٱلْمُتَّقِينَ
korunanları

Diyanet İşleri Mealiİçlerinden ırmaklar akan Adn cennetlerine girerler. Orada, diledikleri kendilerine verilir. Allah sakınanları böylece mükafatlandırır

Saheeh InternationalGardens of perpetual residence, which they will enter, beneath which rivers flow. They will have therein whatever they wish. Thus does Allah reward the righteous

16:32 📚 2
ٱلَّذِينَ تَتَوَفَّـٰهُمُ ٱلْمَلَـٰٓئِكَةُ طَيِّبِينَ‌ۙ يَقُولُونَ سَلَـٰمٌ عَلَيْكُمُ ٱدْخُلُواْ ٱلْجَنَّةَ بِمَا كُنتُمْ تَعْمَلُونَ
ٱلَّذِينَ
kimselere
تَتَوَفَّىٰهُمُ
canlarını aldıkları
ٱلْمَلَـٰٓئِكَةُ
melekler
طَيِّبِينَ ۙ
iyi insanlar olarak
يَقُولُونَ
derler
سَلَـٰمٌ
selam
عَلَيْكُمُ
size
ٱدْخُلُوا۟
girin
ٱلْجَنَّةَ
cennete
بِمَا
karşılık
كُنتُمْ
olduklarınıza
تَعْمَلُونَ
yapıyor(lar)

Diyanet İşleri MealiMelekler onların canını temizlenmiş olarak alırken: "Selam size; yaptıklarınıza karşılık haydi cennete girin" derler

Saheeh InternationalThe ones whom the angels take in death, [being] good and pure; [the angels] will say, "Peace be upon you. Enter Paradise for what you used to do

16:33 📚 1
هَلْ يَنظُرُونَ إِلَّآ أَن تَأْتِيَهُمُ ٱلْمَلَـٰٓئِكَةُ أَوْ يَأْتِىَ أَمْرُ رَبِّكَ‌ۚ كَذَٲلِكَ فَعَلَ ٱلَّذِينَ مِن قَبْلِهِمْ‌ۚ وَمَا ظَلَمَهُمُ ٱللَّهُ وَلَـٰكِن كَانُوٓاْ أَنفُسَهُمْ يَظْلِمُونَ
هَلْ
mi?
يَنظُرُونَ
bekliyorlar
إِلَّآ
ille
أَن
kendilerine gelmesini
تَأْتِيَهُمُ
(should) come to them
ٱلْمَلَـٰٓئِكَةُ
meleklerin
أَوْ
yahut
يَأْتِىَ
gelmesini
أَمْرُ
emrinin
رَبِّكَ ۚ
Rabbinin
كَذَٰلِكَ
öyle
فَعَلَ
yapmıştı
ٱلَّذِينَ
kimseler (de)
مِن
onlardan önceki
قَبْلِهِمْ ۚ
(were) before them
وَمَا
onlara zulmetmedi
ظَلَمَهُمُ
wronged them
ٱللَّهُ
Allah
وَلَـٰكِن
fakat
كَانُوٓا۟
onlar
أَنفُسَهُمْ
kendi kendilerine
يَظْلِمُونَ
zulmediyorlardı

Diyanet İşleri MealiOnlar kendilerine yalnız meleklerin veya senin Rabbinin buyruğunun gelmesini mi bekliyorlar? Onlardan öncekiler de böyle yapmışlardı. Allah onlara zulmetmemişti, ama onlar kendilerine yazık ediyorlardı

Saheeh InternationalDo the disbelievers await [anything] except that the angels should come to them or there comes the command of your Lord? Thus did those do before them. And Allah wronged them not, but they had been wronging themselves

16:34 📚 1
فَأَصَابَهُمْ سَيِّـَٔـاتُ مَا عَمِلُواْ وَحَاقَ بِهِم مَّا كَانُواْ بِهِۦ يَسْتَهْزِءُونَ
فَأَصَابَهُمْ
nihayet onlara ulaştı
سَيِّـَٔاتُ
kötülükleri
مَا
yaptıklarının
عَمِلُوا۟
they did
وَحَاقَ
ve kuşattı
بِهِم
onları
مَّا
şey
كَانُوا۟
onunla
بِهِۦ
[of it]
يَسْتَهْزِءُونَ
alay ettikleri

Diyanet İşleri MealiBu yüzden, işledikleri kötülüklere uğradılar ve alay ettikleri şey onları kuşattı

Saheeh InternationalSo they were struck by the evil consequences of what they did and were enveloped by what they used to ridicule

16:35 📚 1
وَقَالَ ٱلَّذِينَ أَشْرَكُواْ لَوْ شَآءَ ٱللَّهُ مَا عَبَدْنَا مِن دُونِهِۦ مِن شَىْءٍ نَّحْنُ وَلَآ ءَابَآؤُنَا وَلَا حَرَّمْنَا مِن دُونِهِۦ مِن شَىْءٍ‌ۚ كَذَٲلِكَ فَعَلَ ٱلَّذِينَ مِن قَبْلِهِمْ‌ۚ فَهَلْ عَلَى ٱلرُّسُلِ إِلَّا ٱلْبَلَـٰغُ ٱلْمُبِينُ
وَقَالَ
ve dediler
ٱلَّذِينَ
kimseler
أَشْرَكُوا۟
ortak koşan(lar)
لَوْ
eğer
شَآءَ
dileseydi
ٱللَّهُ
Allah
مَا
tapmazdık
عَبَدْنَا
we (would) have worshipped
مِن
O'ndan başka
دُونِهِۦ
other than Him
مِن
hiçbir
شَىْءٍۢ
şeye
نَّحْنُ
(ne) biz
وَلَآ
ne de
ءَابَآؤُنَا
atalarımız
وَلَا
ve haram kılmazdık
حَرَّمْنَا
we (would) have forbidden
مِن
O'nsuz
دُونِهِۦ
other than Him
مِن
hiçbir
شَىْءٍۢ ۚ
şeyi
كَذَٰلِكَ
böyle
فَعَلَ
yapmıştı
ٱلَّذِينَ
kimseler de
مِن
onlardan önceki(ler)
قَبْلِهِمْ ۚ
(were) before them
فَهَلْ
değil midir?
عَلَى
düşen
ٱلرُّسُلِ
elçilere
إِلَّا
yalnız
ٱلْبَلَـٰغُ
tebliğ etmek
ٱلْمُبِينُ
açıkça

Diyanet İşleri MealiAllah'a eş koşanlar: "Allah dileseydi O'ndan başka hiçbir şeye ne biz ve ne de babalarımız tapardı. O'nun buyruğu olmaksızın hiçbir şeyi haram kılmazdık" dediler. Kendilerinden öncekiler de böyle yapmıştı. Peygamberlere apaçık tebliğden başka ne vazife düşer

Saheeh InternationalAnd those who associate others with Allah say, "If Allah had willed, we would not have worshipped anything other than Him, neither we nor our fathers, nor would we have forbidden anything through other than Him." Thus did those do before them. So is there upon the messengers except [the duty of] clear notification

16:36 📚 3
وَلَقَدْ بَعَثْنَا فِى كُلِّ أُمَّةٍ رَّسُولاً أَنِ ٱعْبُدُواْ ٱللَّهَ وَٱجْتَنِبُواْ ٱلطَّـٰغُوتَ‌ۖ فَمِنْهُم مَّنْ هَدَى ٱللَّهُ وَمِنْهُم مَّنْ حَقَّتْ عَلَيْهِ ٱلضَّلَـٰلَةُ‌ۚ فَسِيرُواْ فِى ٱلْأَرْضِ فَٱنظُرُواْ كَيْفَ كَانَ عَـٰقِبَةُ ٱلْمُكَذِّبِينَ
وَلَقَدْ
ve andolsun
بَعَثْنَا
biz gönderdik
فِى
içinde
كُلِّ
her
أُمَّةٍۢ
millet
رَّسُولًا
bir elçi
أَنِ
diye
ٱعْبُدُوا۟
kulluk edin
ٱللَّهَ
Allah'a
وَٱجْتَنِبُوا۟
ve kaçının
ٱلطَّـٰغُوتَ ۖ
tagutdan
فَمِنْهُم
onlardan
مَّنْ
kimine
هَدَى
hidayet etti
ٱللَّهُ
Allah
وَمِنْهُم
ve onlardan
مَّنْ
kimine de
حَقَّتْ
hak oldu
عَلَيْهِ
üzerlerine
ٱلضَّلَـٰلَةُ ۚ
sapıklık
فَسِيرُوا۟
işte gezin
فِى
yeryüzünde
ٱلْأَرْضِ
the earth
فَٱنظُرُوا۟
ve bakın
كَيْفَ
nasıl
كَانَ
olmuş
عَـٰقِبَةُ
sonu
ٱلْمُكَذِّبِينَ
yalanlayanların

Diyanet İşleri MealiAnd olsun ki, her ümmete: "Allah'a kulluk edin, azdırıcılardan kaçının" diyen peygamber göndermişizdir. Allah içlerinden kimini doğru yola eriştirdi, kimi de sapıklığı haketti. Yeryüzünde gezin; peygamberleri yalanlayanların sonlarının nasıl olduğunugörün

Saheeh InternationalAnd We certainly sent into every nation a messenger, [saying], "Worship Allah and avoid Taghut." And among them were those whom Allah guided, and among them were those upon whom error was [deservedly] decreed. So proceed through the earth and observe how was the end of the deniers

16:37 📚 1
إِن تَحْرِصْ عَلَىٰ هُدَٮٰهُمْ فَإِنَّ ٱللَّهَ لَا يَهْدِى مَن يُضِلُّ‌ۖ وَمَا لَهُم مِّن نَّـٰصِرِينَ
إِن
şayet
تَحْرِصْ
ne kadar istesen de
عَلَىٰ
onların yola gelmelerini
هُدَىٰهُمْ
their guidance
فَإِنَّ
kuşkusuz
ٱللَّهَ
Allah
لَا
yola getirmez
يَهْدِى
guide
مَن
kimseyi
يُضِلُّ ۖ
şaşırttığı
وَمَا
ve olmaz
لَهُم
onların
مِّن
hiçbir
نَّـٰصِرِينَ
yardımcıları

Diyanet İşleri MealiOnların doğru yolda olmalarına ne kadar özensen, yine de Allah, saptırdığını doğru yola iletmez. Onların yardımcıları da olmaz

Saheeh International[Even] if you should strive for their guidance, [O Muhammad], indeed, Allah does not guide those He sends astray, and they will have no helpers

16:38 📚 2
وَأَقْسَمُواْ بِٱللَّهِ جَهْدَ أَيْمَـٰنِهِمْ‌ۙ لَا يَبْعَثُ ٱللَّهُ مَن يَمُوتُ‌ۚ بَلَىٰ وَعْدًا عَلَيْهِ حَقًّا وَلَـٰكِنَّ أَكْثَرَ ٱلنَّاسِ لَا يَعْلَمُونَ
وَأَقْسَمُوا۟
ve yemin ettiler
بِٱللَّهِ
Allah'a
جَهْدَ
bütün şiddetiyle
أَيْمَـٰنِهِمْ ۙ
yeminlerinin
لَا
diriltmez (diye)
يَبْعَثُ
Allah will not resurrect
ٱللَّهُ
Allah
مَن
kimseyi
يَمُوتُ ۚ
ölen
بَلَىٰ
hayır
وَعْدًا
verdiği sözdür
عَلَيْهِ
O'nun onlara
حَقًّۭا
gerçek olarak
وَلَـٰكِنَّ
ama
أَكْثَرَ
çoğu
ٱلنَّاسِ
insanların
لَا
bilmezler
يَعْلَمُونَ
know

Diyanet İşleri MealiÖlen kimseyi Allah'ın diriltmeyeceği üzerine bütün güçleriyle Allah'a yemin ederler. Hayır; öyle değil, ayrılığa düştükleri şeyi onlara açıklamayı, inkar edenlerin kendilerinin yalancı olduklarını bileceklerini, Allah gerçekten vadetmiştir, fakat insanların çoğu bilmezler

Saheeh InternationalAnd they swear by Allah their strongest oaths [that] Allah will not resurrect one who dies. But yes - [it is] a true promise [binding] upon Him, but most of the people do not know

16:39
لِيُبَيِّنَ لَهُمُ ٱلَّذِى يَخْتَلِفُونَ فِيهِ وَلِيَعْلَمَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوٓاْ أَنَّهُمْ كَانُواْ كَـٰذِبِينَ
لِيُبَيِّنَ
açıklasın (diye)
لَهُمُ
onlara
ٱلَّذِى
ihtilaf ettiklerini
يَخْتَلِفُونَ
they differ
فِيهِ
hakkında
وَلِيَعْلَمَ
ve bilsinler (diye)
ٱلَّذِينَ
kimseler
كَفَرُوٓا۟
inkar eden(ler)
أَنَّهُمْ
onların
كَانُوا۟
olduklarını
كَـٰذِبِينَ
yalancılar

Diyanet İşleri MealiÖlen kimseyi Allah'ın diriltmeyeceği üzerine bütün güçleriyle Allah'a yemin ederler. Hayır; öyle değil, ayrılığa düştükleri şeyi onlara açıklamayı, inkar edenlerin kendilerinin yalancı olduklarını bileceklerini, Allah gerçekten vadetmiştir, fakat insanların çoğu bilmezler

Saheeh International[It is] so He will make clear to them [the truth of] that wherein they differ and so those who have disbelieved may know that they were liars

16:40
إِنَّمَا قَوْلُنَا لِشَىْءٍ إِذَآ أَرَدْنَـٰهُ أَن نَّقُولَ لَهُۥ كُن فَيَكُونُ
إِنَّمَا
şüphesiz
قَوْلُنَا
söyleyeceğimiz söz
لِشَىْءٍ
bir şeyi
إِذَآ
zaman
أَرَدْنَـٰهُ
istediğimiz
أَن
sadece
نَّقُولَ
dememizdir
لَهُۥ
ona
كُن
ol
فَيَكُونُ
derhal oluverir

Diyanet İşleri MealiBir şeyin olmasını istediğimiz zaman sözümüz sadece ona "Ol" dememizdir ve hemen olur

Saheeh InternationalIndeed, Our word to a thing when We intend it is but that We say to it, "Be," and it is

16:41 📚 1
وَٱلَّذِينَ هَاجَرُواْ فِى ٱللَّهِ مِنۢ بَعْدِ مَا ظُلِمُواْ لَنُبَوِّئَنَّهُمْ فِى ٱلدُّنْيَا حَسَنَةً‌ۖ وَلَأَجْرُ ٱلْأَخِرَةِ أَكْبَرُ‌ۚ لَوْ كَانُواْ يَعْلَمُونَ
وَٱلَّذِينَ
göç edenleri
هَاجَرُوا۟
emigrated
فِى
uğrunda
ٱللَّهِ
Allah
مِنۢ
sonra
بَعْدِ
after
مَا
kendilerine zulmedildikten
ظُلِمُوا۟
they were wronged
لَنُبَوِّئَنَّهُمْ
yerleştireceğiz
فِى
dünyada
ٱلدُّنْيَا
the world
حَسَنَةًۭ ۖ
güzelce
وَلَأَجْرُ
ve mükafatı ise
ٱلْـَٔاخِرَةِ
ahiret
أَكْبَرُ ۚ
daha büyüktür
لَوْ
keşke
كَانُوا۟
onlar
يَعْلَمُونَ
bilselerdi

Diyanet İşleri MealiHaksızlığa uğratıldıktan sonra, Allah yolunda hicret eden kimseleri, and olsun ki, dünyada güzel bir yerde yerleştiririz. Ahiret ecri ise daha büyüktür, keşki bilseler

Saheeh InternationalAnd those who emigrated for [the cause of] Allah after they had been wronged - We will surely settle them in this world in a good place; but the reward of the Hereafter is greater, if only they could know

16:42 📚 7
ٱلَّذِينَ صَبَرُواْ وَعَلَىٰ رَبِّهِمْ يَتَوَكَّلُونَ
ٱلَّذِينَ
onlar ki
صَبَرُوا۟
sabrettiler
وَعَلَىٰ
ve sadece
رَبِّهِمْ
Rablerine
يَتَوَكَّلُونَ
dayanmaktadırlar

Diyanet İşleri MealiOnlar sabreden ve yalnız Rablerine güvenen kimselerdir

Saheeh International[They are] those who endured patiently and upon their Lord relied

16:43 📚 12
وَمَآ أَرْسَلْنَا مِن قَبْلِكَ إِلَّا رِجَالاً نُّوحِىٓ إِلَيْهِمْ‌ۚ فَسْــَٔلُوٓاْ أَهْلَ ٱلذِّكْرِ إِن كُنتُمْ لَا تَعْلَمُونَ
وَمَآ
ve
أَرْسَلْنَا
biz göndermedik
مِن
senden önce
قَبْلِكَ
before you
إِلَّا
başkasını
رِجَالًۭا
erkeklerden
نُّوحِىٓ
vahyettiğimiz
إِلَيْهِمْ ۚ
kendilerine
فَسْـَٔلُوٓا۟
sorun
أَهْلَ
ehline
ٱلذِّكْرِ
zikir
إِن
eğer
كُنتُمْ
siz
لَا
bilmiyorsanız
تَعْلَمُونَ
know

Diyanet İşleri MealiDoğrusu senden önce de kendilerine kitablar ve belgelerle vahyettiğimiz bir takım adamlar gönderdik. Bilmiyorsanız kitablılara sorun. Sana da, insanlara gönderileni açıklayasın diye Kuran'ı indirdik. Belki düşünürler

Saheeh InternationalAnd We sent not before you except men to whom We revealed [Our message]. So ask the people of the message if you do not know

16:44 📚 5
بِٱلْبَيِّنَـٰتِ وَٱلزُّبُرِ‌ۗ وَأَنزَلْنَآ إِلَيْكَ ٱلذِّكْرَ لِتُبَيِّنَ لِلنَّاسِ مَا نُزِّلَ إِلَيْهِمْ وَلَعَلَّهُمْ يَتَفَكَّرُونَ
بِٱلْبَيِّنَـٰتِ
açık kanıtları
وَٱلزُّبُرِ ۗ
ve Kitapları
وَأَنزَلْنَآ
ve indirdik
إِلَيْكَ
sana
ٱلذِّكْرَ
Zikr'i
لِتُبَيِّنَ
açıklayasın diye
لِلنَّاسِ
insanlara
مَا
şeyi
نُزِّلَ
indirilen
إِلَيْهِمْ
kendilerine
وَلَعَلَّهُمْ
ta ki
يَتَفَكَّرُونَ
düşünüp öğüt alsınlar

Diyanet İşleri MealiDoğrusu senden önce de kendilerine kitablar ve belgelerle vahyettiğimiz bir takım adamlar gönderdik. Bilmiyorsanız kitablılara sorun. Sana da, insanlara gönderileni açıklayasın diye Kuran'ı indirdik. Belki düşünürler

Saheeh International[We sent them] with clear proofs and written ordinances. And We revealed to you the message that you may make clear to the people what was sent down to them and that they might give thought

16:45
أَفَأَمِنَ ٱلَّذِينَ مَكَرُواْ ٱلسَّيِّـَٔـاتِ أَن يَخْسِفَ ٱللَّهُ بِهِمُ ٱلْأَرْضَ أَوْ يَأْتِيَهُمُ ٱلْعَذَابُ مِنْ حَيْثُ لَا يَشْعُرُونَ
أَفَأَمِنَ
emin midirler?
ٱلَّذِينَ
kimseler
مَكَرُوا۟
yapmayı kuran(lar)
ٱلسَّيِّـَٔاتِ
kötülükler
أَن
geçirmeyeceğinden
يَخْسِفَ
Allah will cave
ٱللَّهُ
Allah'ın
بِهِمُ
kendilerini
ٱلْأَرْضَ
yer(in dibin)e
أَوْ
yahut
يَأْتِيَهُمُ
kendilerine gelmeyeceğinden
ٱلْعَذَابُ
azabın
مِنْ
hiçbir
حَيْثُ
yerden
لَا
hiç
يَشْعُرُونَ
ummadıkları

Diyanet İşleri MealiKötü işler düzenleyenler Allah'ın kendilerini yere batırmasından yahut farketmedikleri bir yerden onlara azabın gelmesinden güvende midirler

Saheeh InternationalThen, do those who have planned evil deeds feel secure that Allah will not cause the earth to swallow them or that the punishment will not come upon them from where they do not perceive

16:46
أَوْ يَأْخُذَهُمْ فِى تَقَلُّبِهِمْ فَمَا هُم بِمُعْجِزِينَ
أَوْ
yahut
يَأْخُذَهُمْ
kendilerini yakalamayacağından?
فِى
dönüp dolaşırlarken
تَقَلُّبِهِمْ
their going to and fro
فَمَا
değillerdir
هُم
onlar
بِمُعْجِزِينَ
engel olacak da

Diyanet İşleri MealiVeya hareket halindelerken -ki Allah'ı aciz bırakamazlar- ya da yok olmak endişesindeyken onlara azabın gelmesinden güvende midirler? Doğrusu Rabbin şefkatlidir, merhametlidir

Saheeh InternationalOr that He would not seize them during their [usual] activity, and they could not cause failure

16:47 📚 1
أَوْ يَأْخُذَهُمْ عَلَىٰ تَخَوُّفٍ فَإِنَّ رَبَّكُمْ لَرَءُوفٌ رَّحِيمٌ
أَوْ
yahut
يَأْخُذَهُمْ
kendilerini yakalamayacağından?
عَلَىٰ
üzerinde
تَخَوُّفٍۢ
bir korku
فَإِنَّ
doğrusu
رَبَّكُمْ
Rabbiniz
لَرَءُوفٌۭ
çok şefkatlidir
رَّحِيمٌ
çok acıyandır

Diyanet İşleri MealiVeya hareket halindelerken -ki Allah'ı aciz bırakamazlar- ya da yok olmak endişesindeyken onlara azabın gelmesinden güvende midirler? Doğrusu Rabbin şefkatlidir, merhametlidir

Saheeh InternationalOr that He would not seize them gradually [in a state of dread]? But indeed, your Lord is Kind and Merciful

16:48 📚 1
أَوَلَمْ يَرَوْاْ إِلَىٰ مَا خَلَقَ ٱللَّهُ مِن شَىْءٍ يَتَفَيَّؤُاْ ظِلَـٰلُهُۥ عَنِ ٱلْيَمِينِ وَٱلشَّمَآئِلِ سُجَّدًا لِّلَّهِ وَهُمْ دَٲخِرُونَ
أَوَلَمْ
görmediler mi?
يَرَوْا۟
they seen
إِلَىٰ
şeyleri
مَا
what
خَلَقَ
yarattığı
ٱللَّهُ
Allah'ın
مِن
her şeyden
شَىْءٍۢ
a thing
يَتَفَيَّؤُا۟
döndüğünü
ظِلَـٰلُهُۥ
gölgelerinin
عَنِ
sağdan
ٱلْيَمِينِ
the right
وَٱلشَّمَآئِلِ
ve soldan
سُجَّدًۭا
secde ederek
لِّلَّهِ
Allah'a
وَهُمْ
ve onlar
دَٰخِرُونَ
sürünerek

Diyanet İşleri MealiAllah'ın yarattığı şeylerin, gölgeleri sağa sola vurarak, Allah'a boyun eğerek secde etmekte olduklarını görmüyorlar mı

Saheeh InternationalHave they not considered what things Allah has created? Their shadows incline to the right and to the left, prostrating to Allah, while they are humble

16:49
وَلِلَّهِ يَسْجُدُ مَا فِى ٱلسَّمَـٰوَٲتِ وَمَا فِى ٱلْأَرْضِ مِن دَآبَّةٍ وَٱلْمَلَـٰٓئِكَةُ وَهُمْ لَا يَسْتَكْبِرُونَ
وَلِلَّهِ
ve Allah'a
يَسْجُدُ
secde ederler
مَا
ne varsa
فِى
göklerde
ٱلسَّمَـٰوَٰتِ
the heavens
وَمَا
ve ne varsa
فِى
yerde
ٱلْأَرْضِ
the earth
مِن
canlılardan
دَآبَّةٍۢ
moving creatures
وَٱلْمَلَـٰٓئِكَةُ
ve meleklerden
وَهُمْ
ve onlar
لَا
asla
يَسْتَكْبِرُونَ
büyük taslamazlar

Diyanet İşleri MealiGöklerde ve yerde bulunan her canlı ve melekler, büyüklük taslamaksızın Allah'a secde ederler

Saheeh InternationalAnd to Allah prostrates whatever is in the heavens and whatever is on the earth of creatures, and the angels [as well], and they are not arrogant

16:50 📚 1
يَخَافُونَ رَبَّهُم مِّن فَوْقِهِمْ وَيَفْعَلُونَ مَا يُؤْمَرُونَ ۩
يَخَافُونَ
korkarlar
رَبَّهُم
Rablerinden
مِّن
üstlerindeki
فَوْقِهِمْ
above them
وَيَفْعَلُونَ
ve yaparlar
مَا
şeyi
يُؤْمَرُونَ ۩
emredildikleri

Diyanet İşleri MealiÜstün olan Rablerinden korkarlar ve emrolundukları şeyleri yaparlar

Saheeh InternationalThey fear their Lord above them, and they do what they are commanded

16:51 📚 1
۞ وَقَالَ ٱللَّهُ لَا تَتَّخِذُوٓاْ إِلَـٰهَيْنِ ٱثْنَيْنِ‌ۖ إِنَّمَا هُوَ إِلَـٰهٌ وَٲحِدٌ‌ۖ فَإِيَّـٰىَ فَٱرْهَبُونِ
۞ وَقَالَ
ve dedi
ٱللَّهُ
Allah
لَا
edinmeyin
تَتَّخِذُوٓا۟
take
إِلَـٰهَيْنِ
(iki) tanrı
ٱثْنَيْنِ ۖ
iki
إِنَّمَا
şüphesiz
هُوَ
O
إِلَـٰهٌۭ
Tanrıdır
وَٰحِدٌۭ ۖ
tek
فَإِيَّـٰىَ
yalnız benden
فَٱرْهَبُونِ
korkun

Diyanet İşleri MealiAllah, "İki tanrı edinmeyin, O ancak bir tek Tanrı'dır. Yalnız Ben'den korkun" dedi

Saheeh InternationalAnd Allah has said, "Do not take for yourselves two deities. He is but one God, so fear only Me

16:52 📚 1
وَلَهُۥ مَا فِى ٱلسَّمَـٰوَٲتِ وَٱلْأَرْضِ وَلَهُ ٱلدِّينُ وَاصِبًا‌ۚ أَفَغَيْرَ ٱللَّهِ تَتَّقُونَ
وَلَهُۥ
ve hepsi O'nundur
مَا
ne varsa
فِى
göklerde
ٱلسَّمَـٰوَٰتِ
the heavens
وَٱلْأَرْضِ
ve yerde
وَلَهُ
ve O'nundur
ٱلدِّينُ
din (kulluk)
وَاصِبًا ۚ
daima
أَفَغَيْرَ
başkasından mı?
ٱللَّهِ
Allah'tan
تَتَّقُونَ
korkuyorsunuz

Diyanet İşleri MealiGöklerde ve yerde olan O'nundur. Kulluk da daima O'nadır. Allah'tan başkasından mı sakınıyorsunuz

Saheeh InternationalAnd to Him belongs whatever is in the heavens and the earth, and to Him is [due] worship constantly. Then is it other than Allah that you fear

16:53 📚 7
وَمَا بِكُم مِّن نِّعْمَةٍ فَمِنَ ٱللَّهِ‌ۖ ثُمَّ إِذَا مَسَّكُمُ ٱلضُّرُّ فَإِلَيْهِ تَجْــَٔرُونَ
وَمَا
(ulaşan)
بِكُم
size
مِّن
her ni'met
نِّعْمَةٍۢ
favor
فَمِنَ
Allahtandır
ٱللَّهِ ۖ
Allah
ثُمَّ
sonra
إِذَا
zaman
مَسَّكُمُ
size dokunduğu
ٱلضُّرُّ
bir sıkıntı
فَإِلَيْهِ
yalnız O'na
تَجْـَٔرُونَ
yalvarırsınız

Diyanet İşleri MealiSize gelen her nimet Allah'tandır. Sonra, bir sıkıntıya uğradığınızda yalnız O'na sığınırsınız

Saheeh InternationalAnd whatever you have of favor - it is from Allah. Then when adversity touches you, to Him you cry for help

16:54 📚 1
ثُمَّ إِذَا كَشَفَ ٱلضُّرَّ عَنكُمْ إِذَا فَرِيقٌ مِّنكُم بِرَبِّهِمْ يُشْرِكُونَ
ثُمَّ
sonra
إِذَا
zaman
كَشَفَ
kaldırdığı
ٱلضُّرَّ
o sıkıntıyı
عَنكُمْ
sizden
إِذَا
hemen
فَرِيقٌۭ
bir grup
مِّنكُم
içinizden
بِرَبِّهِمْ
Rablerine
يُشْرِكُونَ
ortak koşarlar

Diyanet İşleri MealiSıkıntılarınızı giderince de, içinizden bazıları kendilerine verdiğimize nankörlük ederek Rablerine eş koşarlar. Geçinin bakalım, yakında öğreneceksiniz

Saheeh InternationalThen when He removes the adversity from you, at once a party of you associates others with their Lord

16:55
لِيَكْفُرُواْ بِمَآ ءَاتَيْنَـٰهُمْ‌ۚ فَتَمَتَّعُواْ‌ۖ فَسَوْفَ تَعْلَمُونَ
لِيَكْفُرُوا۟
nankörlük etmek için
بِمَآ
karşı
ءَاتَيْنَـٰهُمْ ۚ
kendilerine verdiğimize
فَتَمَتَّعُوا۟ ۖ
öyleyse eğlenin
فَسَوْفَ
yakında
تَعْلَمُونَ
bileceksiniz

Diyanet İşleri MealiSıkıntılarınızı giderince de, içinizden bazıları kendilerine verdiğimize nankörlük ederek Rablerine eş koşarlar. Geçinin bakalım, yakında öğreneceksiniz

Saheeh InternationalSo they will deny what We have given them. Then enjoy yourselves, for you are going to know

16:56
وَيَجْعَلُونَ لِمَا لَا يَعْلَمُونَ نَصِيبًا مِّمَّا رَزَقْنَـٰهُمْ‌ۗ تَٱللَّهِ لَتُسْــَٔلُنَّ عَمَّا كُنتُمْ تَفْتَرُونَ
وَيَجْعَلُونَ
ve ayırıyorlar
لِمَا
şeylere
لَا
bilmedikleri
يَعْلَمُونَ
they know
نَصِيبًۭا
bir pay
مِّمَّا
verdiğimiz rızıktan
رَزَقْنَـٰهُمْ ۗ
We have provided them
تَٱللَّهِ
Allah'a andolsun ki
لَتُسْـَٔلُنَّ
siz mutlaka sorulacaksınız
عَمَّا
şeylerden
كُنتُمْ
olduğunuz
تَفْتَرُونَ
uyduruyorlar

Diyanet İşleri MealiKendilerine verdiğimiz rızıktan, onların ne olduğunu bilmeyen putlara pay ayırırlar. Allah'a and olsun ki, uydurup durduğunuz şeylerden elbette sorguya çekileceksiniz

Saheeh InternationalAnd they assign to what they do not know a portion of that which We have provided them. By Allah, you will surely be questioned about what you used to invent

16:57
وَيَجْعَلُونَ لِلَّهِ ٱلْبَنَـٰتِ سُبْحَـٰنَهُۥ‌ۙ وَلَهُم مَّا يَشْتَهُونَ
وَيَجْعَلُونَ
ve isnad ediyorlar
لِلَّهِ
Allah'a
ٱلْبَنَـٰتِ
kızları
سُبْحَـٰنَهُۥ ۙ
şanı yüce olan
وَلَهُم
ve kendilerine de
مَّا
hoşlandıklarını
يَشْتَهُونَ
they desire

Diyanet İşleri MealiBeğendikleri erkek çocukları kendilerine; kızları da Allah'a malediyorlar. O bundan münezzehtir

Saheeh InternationalAnd they attribute to Allah daughters - exalted is He - and for them is what they desire

16:58 📚 1
وَإِذَا بُشِّرَ أَحَدُهُم بِٱلْأُنثَىٰ ظَلَّ وَجْهُهُۥ مُسْوَدًّا وَهُوَ كَظِيمٌ
وَإِذَا
zaman
بُشِّرَ
müjdelendiği
أَحَدُهُم
onlardan birine
بِٱلْأُنثَىٰ
kız çocuğu
ظَلَّ
kesilir
وَجْهُهُۥ
yüzü
مُسْوَدًّۭا
kapkara
وَهُوَ
ve o
كَظِيمٌۭ
içi öfkeyle dolar

Diyanet İşleri MealiAralarından birine bir kızı olduğu müjdelendiği zaman içi gamla dolarak yüzü simsiyah kesilir

Saheeh InternationalAnd when one of them is informed of [the birth of] a female, his face becomes dark, and he suppresses grief

16:59
يَتَوَٲرَىٰ مِنَ ٱلْقَوْمِ مِن سُوٓءِ مَا بُشِّرَ بِهِۦٓ‌ۚ أَيُمْسِكُهُۥ عَلَىٰ هُونٍ أَمْ يَدُسُّهُۥ فِى ٱلتُّرَابِ‌ۗ أَلَا سَآءَ مَا يَحْكُمُونَ
يَتَوَٰرَىٰ
gizlenir
مِنَ
kavminden
ٱلْقَوْمِ
the people
مِن
dolayı
سُوٓءِ
kötülüğünden
مَا
verilen müjdenin
بُشِّرَ
he has been given good news
بِهِۦٓ ۚ
ona
أَيُمْسِكُهُۥ
onu tutsun mu?
عَلَىٰ
hakaretle
هُونٍ
humiliation
أَمْ
yoksa
يَدُسُّهُۥ
onu gömsün mü?
فِى
toprağa
ٱلتُّرَابِ ۗ
the dust
أَلَا
bak
سَآءَ
ne kötü
مَا
hüküm veriyorlar
يَحْكُمُونَ
they decide

Diyanet İşleri MealiKendisine verilen kötü müjde yüzünden, halktan gizlenmeye çalışır; onu utana utana tutsun mu, yoksa toprağa mı gömsün? Ne kötü hükmediyorlar

Saheeh InternationalHe hides himself from the people because of the ill of which he has been informed. Should he keep it in humiliation or bury it in the ground? Unquestionably, evil is what they decide

16:60
لِلَّذِينَ لَا يُؤْمِنُونَ بِٱلْأَخِرَةِ مَثَلُ ٱلسَّوْءِ‌ۖ وَلِلَّهِ ٱلْمَثَلُ ٱلْأَعْلَىٰ‌ۚ وَهُوَ ٱلْعَزِيزُ ٱلْحَكِيمُ
لِلَّذِينَ
içindir
لَا
inanmayanlar
يُؤْمِنُونَ
believe
بِٱلْـَٔاخِرَةِ
ahirete
مَثَلُ
sıfatlar
ٱلسَّوْءِ ۖ
en kötü
وَلِلَّهِ
(oysa) Allah'ındır
ٱلْمَثَلُ
sıfatlar
ٱلْأَعْلَىٰ ۚ
en yüce
وَهُوَ
ve O
ٱلْعَزِيزُ
azizdir
ٱلْحَكِيمُ
hikmet sahibidir

Diyanet İşleri MealiAhirete inanmayanlar kötülük misalidirler. En üstün misali ise Allah verir. O Güçlü'dür, Hakim'dir

Saheeh InternationalFor those who do not believe in the Hereafter is the description of evil; and for Allah is the highest attribute. And He is Exalted in Might, the Wise

16:61 📚 2
وَلَوْ يُؤَاخِذُ ٱللَّهُ ٱلنَّاسَ بِظُلْمِهِم مَّا تَرَكَ عَلَيْهَا مِن دَآبَّةٍ وَلَـٰكِن يُؤَخِّرُهُمْ إِلَىٰٓ أَجَلٍ مُّسَمًّى‌ۖ فَإِذَا جَآءَ أَجَلُهُمْ لَا يَسْتَــْٔخِرُونَ سَاعَةً‌ۖ وَلَا يَسْتَقْدِمُونَ
وَلَوْ
ve eğer
يُؤَاخِذُ
cezalandırsaydı
ٱللَّهُ
Allah
ٱلنَّاسَ
insanları
بِظُلْمِهِم
yaptıkları (her) haksızlıkla
مَّا
bırakmazdı
تَرَكَ
He (would) have left
عَلَيْهَا
üzerinde (yeryüzünde)
مِن
hiçbir
دَآبَّةٍۢ
canlı
وَلَـٰكِن
fakat
يُؤَخِّرُهُمْ
onları erteler
إِلَىٰٓ
bir süreye kadar
أَجَلٍۢ
a term
مُّسَمًّۭى ۖ
takdir edilen
فَإِذَا
zaman
جَآءَ
geldiği
أَجَلُهُمْ
süreleri
لَا
asla
يَسْتَـْٔخِرُونَ
geri kalmazlar
سَاعَةًۭ ۖ
bir sa'at (dahi)
وَلَا
ne de
يَسْتَقْدِمُونَ
ileri geçerler

Diyanet İşleri MealiAllah insanları haksızlıklarından ötürü yakalayacak olsaydı, yeryüzünde canlı bırakmazdı. Fakat onları belirli bir süreye kadar erteler. Süreleri dolunca onu ne bir saat geciktirebilirler ne de öne alabilirler

Saheeh InternationalAnd if Allah were to impose blame on the people for their wrongdoing, He would not have left upon the earth any creature, but He defers them for a specified term. And when their term has come, they will not remain behind an hour, nor will they precede [it]

16:62 📚 3
وَيَجْعَلُونَ لِلَّهِ مَا يَكْرَهُونَ وَتَصِفُ أَلْسِنَتُهُمُ ٱلْكَذِبَ أَنَّ لَهُمُ ٱلْحُسْنَىٰ‌ۖ لَا جَرَمَ أَنَّ لَهُمُ ٱلنَّارَ وَأَنَّهُم مُّفْرَطُونَ
وَيَجْعَلُونَ
ve isnad ediyorlar
لِلَّهِ
Allah'a
مَا
şeyi
يَكْرَهُونَ
hoşlanmadıkları
وَتَصِفُ
ve uyduruyorlar
أَلْسِنَتُهُمُ
onların dilleri
ٱلْكَذِبَ
yalan
أَنَّ
hakkında
لَهُمُ
kendilerinin olacağı
ٱلْحُسْنَىٰ ۖ
en güzel sonucun
لَا
hiç yok ki
جَرَمَ
şüphe
أَنَّ
mutlaka
لَهُمُ
onlara vardır
ٱلنَّارَ
ateş
وَأَنَّهُم
ve onlar
مُّفْرَطُونَ
ona sürüleceklerdir

Diyanet İşleri MealiBeğenmediklerini Allah'a malederler. Dilleri, güzel şeylerin kendilerine ait olduğunu yalan yere söyler durur. Cehennemin onların olduğunda ve önceden oraya gideceklerinde şüphe yoktur

Saheeh InternationalAnd they attribute to Allah that which they dislike, and their tongues assert the lie that they will have the best [from Him]. Assuredly, they will have the Fire, and they will be [therein] neglected

16:63
تَٱللَّهِ لَقَدْ أَرْسَلْنَآ إِلَىٰٓ أُمَمٍ مِّن قَبْلِكَ فَزَيَّنَ لَهُمُ ٱلشَّيْطَـٰنُ أَعْمَـٰلَهُمْ فَهُوَ وَلِيُّهُمُ ٱلْيَوْمَ وَلَهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ
تَٱللَّهِ
Allah'a andolsun ki
لَقَدْ
muhakkak
أَرْسَلْنَآ
elçi gönderdik
إِلَىٰٓ
milletlere
أُمَمٍۢ
nations
مِّن
senden önceki
قَبْلِكَ
before you
فَزَيَّنَ
süsledi
لَهُمُ
onlara
ٱلشَّيْطَـٰنُ
şeytan
أَعْمَـٰلَهُمْ
yaptıklarını
فَهُوَ
O
وَلِيُّهُمُ
onların dostudur
ٱلْيَوْمَ
bugün
وَلَهُمْ
ve onlar için vardır
عَذَابٌ
bir azab
أَلِيمٌۭ
acıklı

Diyanet İşleri MealiAllah'a and olsun ki, senden önceki ümmetlere peygamberler gönderdik. Şeytan yaptıklarını onlara hep güzel gösterdi. Bugün de dostları odur. Onlara can yakıcı azap vardır

Saheeh InternationalBy Allah, We did certainly send [messengers] to nations before you, but Satan made their deeds attractive to them. And he is the disbelievers' ally today [as well], and they will have a painful punishment

16:64 📚 1
وَمَآ أَنزَلْنَا عَلَيْكَ ٱلْكِتَـٰبَ إِلَّا لِتُبَيِّنَ لَهُمُ ٱلَّذِى ٱخْتَلَفُواْ فِيهِ‌ۙ وَهُدًى وَرَحْمَةً لِّقَوْمٍ يُؤْمِنُونَ
وَمَآ
ve
أَنزَلْنَا
indirmedik
عَلَيْكَ
sana
ٱلْكِتَـٰبَ
Kitabı
إِلَّا
dışında
لِتُبَيِّنَ
açıklaman
لَهُمُ
onlara
ٱلَّذِى
şeyi
ٱخْتَلَفُوا۟
ayrılığa düştükleri
فِيهِ ۙ
hakkında
وَهُدًۭى
ve yol gösterici
وَرَحْمَةًۭ
ve rahmet
لِّقَوْمٍۢ
bir kavim için
يُؤْمِنُونَ
inanan

Diyanet İşleri MealiSana Kitap'ı, ayrılığa düştükleri şeyleri onlara açıklaman için, inanan kimselere de doğru yol rehberi ve rahmet olarak indirdik

Saheeh InternationalAnd We have not revealed to you the Book, [O Muhammad], except for you to make clear to them that wherein they have differed and as guidance and mercy for a people who believe

16:65 📚 7
وَٱللَّهُ أَنزَلَ مِنَ ٱلسَّمَآءِ مَآءً فَأَحْيَا بِهِ ٱلْأَرْضَ بَعْدَ مَوْتِهَآ‌ۚ إِنَّ فِى ذَٲلِكَ لَأَيَةً لِّقَوْمٍ يَسْمَعُونَ
وَٱللَّهُ
ve Allah
أَنزَلَ
indirdi
مِنَ
gökten
ٱلسَّمَآءِ
the sky
مَآءًۭ
bir su
فَأَحْيَا
ve diriltti
بِهِ
onunla
ٱلْأَرْضَ
yeri
بَعْدَ
sonra
مَوْتِهَآ ۚ
ölümünden
إِنَّ
şüphesiz
فِى
vardır
ذَٰلِكَ
bunda
لَـَٔايَةًۭ
elbette ibret(ler)
لِّقَوْمٍۢ
bir millet için
يَسْمَعُونَ
işiten

Diyanet İşleri MealiAllah gökten su indirir ve ölümünden sonra yeryüzünü diriltir. Kulak veren kimseler için bunda ibret vardır

Saheeh InternationalAnd Allah has sent down rain from the sky and given life thereby to the earth after its lifelessness. Indeed in that is a sign for a people who listen

16:66 📚 3
وَإِنَّ لَكُمْ فِى ٱلْأَنْعَـٰمِ لَعِبْرَةً‌ۖ نُّسْقِيكُم مِّمَّا فِى بُطُونِهِۦ مِنۢ بَيْنِ فَرْثٍ وَدَمٍ لَّبَنًا خَالِصًا سَآئِغًا لِّلشَّـٰرِبِينَ
وَإِنَّ
ve şüphesiz
لَكُمْ
sizin için
فِى
vardır
ٱلْأَنْعَـٰمِ
hayvanlarda
لَعِبْرَةًۭ ۖ
ibret(ler)
نُّسْقِيكُم
size içiriyoruz
مِّمَّا
olandan
فِى
onların karınlarında
بُطُونِهِۦ
their bellies
مِنۢ
arasıdan
بَيْنِ
between
فَرْثٍۢ
fışkı
وَدَمٍۢ
ile kan
لَّبَنًا
süt
خَالِصًۭا
halis
سَآئِغًۭا
lezzetli
لِّلشَّـٰرِبِينَ
içenler için

Diyanet İşleri MealiHayvanlarda da size ibretler vardır. Bağırsaklarındakiler ile kan arasından, içenlere halis ve içimi kolay süt içiririz

Saheeh InternationalAnd indeed, for you in grazing livestock is a lesson. We give you drink from what is in their bellies - between excretion and blood - pure milk, palatable to drinkers

16:67 📚 1
وَمِن ثَمَرَٲتِ ٱلنَّخِيلِ وَٱلْأَعْنَـٰبِ تَتَّخِذُونَ مِنْهُ سَكَرًا وَرِزْقًا حَسَنًا‌ۗ إِنَّ فِى ذَٲلِكَ لَأَيَةً لِّقَوْمٍ يَعْقِلُونَ
وَمِن
ve
ثَمَرَٰتِ
meyvalarından
ٱلنَّخِيلِ
hurma ağaçlarının
وَٱلْأَعْنَـٰبِ
ve üzümlerden
تَتَّخِذُونَ
elde edersiniz
مِنْهُ
onlardan
سَكَرًۭا
sarhoşluk
وَرِزْقًا
ve bir rızık
حَسَنًا ۗ
güzel
إِنَّ
şüphesiz
فِى
vardır
ذَٰلِكَ
bunda
لَـَٔايَةًۭ
elbette ibret(ler)
لِّقَوْمٍۢ
bir toplum için
يَعْقِلُونَ
aklını kullanan

Diyanet İşleri MealiHurma ağaçlarının meyvelerinden ve üzümlerden şerbet, şıra (içecek) ve güzel rızık elde edersiniz. Düşünen millet için bunda ibret vardır

Saheeh InternationalAnd from the fruits of the palm trees and grapevines you take intoxicant and good provision. Indeed in that is a sign for a people who reason

16:68 📚 1
وَأَوْحَىٰ رَبُّكَ إِلَى ٱلنَّحْلِ أَنِ ٱتَّخِذِى مِنَ ٱلْجِبَالِ بُيُوتًا وَمِنَ ٱلشَّجَرِ وَمِمَّا يَعْرِشُونَ
وَأَوْحَىٰ
şöyle vahyetti
رَبُّكَ
Rabbin
إِلَى
bal arısına
ٱلنَّحْلِ
the bee
أَنِ
edin
ٱتَّخِذِى
Take
مِنَ
dağlardan
ٱلْجِبَالِ
the mountains
بُيُوتًۭا
evler
وَمِنَ
ve
ٱلشَّجَرِ
ağaçlardan
وَمِمَّا
ve
يَعْرِشُونَ
kurdukları çardaklardan

Diyanet İşleri MealiRabbin bal arısına: "Dağlarda, ağaçlarda ve hazırlanmış kovanlarda yuva edin; sonra her çeşit üründen ye; sonra da Rabbinin işlemen için gösterdiği yollardan yürü" diye öğretti. Karınlarından insanlara şifa olan çeşitli renklerde bal çıkar. Düşünen bir millet için bunda ibret vardır

Saheeh InternationalAnd your Lord inspired to the bee, "Take for yourself among the mountains, houses, and among the trees and [in] that which they construct

16:69 📚 3
ثُمَّ كُلِى مِن كُلِّ ٱلثَّمَرَٲتِ فَٱسْلُكِى سُبُلَ رَبِّكِ ذُلُلاً‌ۚ يَخْرُجُ مِنۢ بُطُونِهَا شَرَابٌ مُّخْتَلِفٌ أَلْوَٲنُهُۥ فِيهِ شِفَآءٌ لِّلنَّاسِ‌ۗ إِنَّ فِى ذَٲلِكَ لَأَيَةً لِّقَوْمٍ يَتَفَكَّرُونَ
ثُمَّ
sonra
كُلِى
ye;
مِن
her çeşit
كُلِّ
all
ٱلثَّمَرَٰتِ
meyvalardan
فَٱسْلُكِى
ve yürü
سُبُلَ
yollarında
رَبِّكِ
Rabbinin
ذُلُلًۭا ۚ
boyun eğerek
يَخْرُجُ
çıkar
مِنۢ
onun karınlarından
بُطُونِهَا
their bellies
شَرَابٌۭ
bir içecek
مُّخْتَلِفٌ
çeşit çeşit
أَلْوَٰنُهُۥ
renkleri
فِيهِ
onda vardır
شِفَآءٌۭ
şifa
لِّلنَّاسِ ۗ
insanlara
إِنَّ
şüphesiz
فِى
vardır
ذَٰلِكَ
bunda
لَـَٔايَةًۭ
elbette bir ibret
لِّقَوْمٍۢ
bir millet için
يَتَفَكَّرُونَ
düşünen

Diyanet İşleri MealiRabbin bal arısına: "Dağlarda, ağaçlarda ve hazırlanmış kovanlarda yuva edin; sonra her çeşit üründen ye; sonra da Rabbinin işlemen için gösterdiği yollardan yürü" diye öğretti. Karınlarından insanlara şifa olan çeşitli renklerde bal çıkar. Düşünen bir millet için bunda ibret vardır

Saheeh InternationalThen eat from all the fruits and follow the ways of your Lord laid down [for you]." There emerges from their bellies a drink, varying in colors, in which there is healing for people. Indeed in that is a sign for a people who give thought

16:70 📚 3
وَٱللَّهُ خَلَقَكُمْ ثُمَّ يَتَوَفَّـٰكُمْ‌ۚ وَمِنكُم مَّن يُرَدُّ إِلَىٰٓ أَرْذَلِ ٱلْعُمُرِ لِكَىْ لَا يَعْلَمَ بَعْدَ عِلْمٍ شَيْــًٔا‌ۚ إِنَّ ٱللَّهَ عَلِيمٌ قَدِيرٌ
وَٱللَّهُ
ve Allah
خَلَقَكُمْ
sizi yarattı
ثُمَّ
sonra
يَتَوَفَّىٰكُمْ ۚ
öldürür
وَمِنكُم
ve içinizden
مَّن
kimi
يُرَدُّ
itilir
إِلَىٰٓ
en reziline
أَرْذَلِ
the worst
ٱلْعُمُرِ
ömrün
لِكَىْ
diye
لَا
hiçbir şeyi bilmez olsun
يَعْلَمَ
he will know
بَعْدَ
sonra
عِلْمٍۢ
bilgiden
شَيْـًٔا ۚ
biraz
إِنَّ
doğrusu
ٱللَّهَ
Allah
عَلِيمٌۭ
bilendir
قَدِيرٌۭ
kadirdir

Diyanet İşleri MealiAllah sizi yaratmıştır, sonra öldürecektir, içinizden bir kısmı da ömrünün en fena zamanına ulaştırılır ki, bilirken bilmez olurlar. Doğrusu Allah bilendir, her şeye Kadir'dir

Saheeh InternationalAnd Allah created you; then He will take you in death. And among you is he who is reversed to the most decrepit [old] age so that he will not know, after [having had] knowledge, a thing. Indeed, Allah is Knowing and Competent

16:71 📚 3
وَٱللَّهُ فَضَّلَ بَعْضَكُمْ عَلَىٰ بَعْضٍ فِى ٱلرِّزْقِ‌ۚ فَمَا ٱلَّذِينَ فُضِّلُواْ بِرَآدِّى رِزْقِهِمْ عَلَىٰ مَا مَلَكَتْ أَيْمَـٰنُهُمْ فَهُمْ فِيهِ سَوَآءٌ‌ۚ أَفَبِنِعْمَةِ ٱللَّهِ يَجْحَدُونَ
وَٱللَّهُ
Allah
فَضَّلَ
üstün kıldı
بَعْضَكُمْ
kiminizi
عَلَىٰ
üzerine
بَعْضٍۢ
kiminiz
فِى
rızıkta
ٱلرِّزْقِ ۚ
[the] provision
فَمَا
değildir
ٱلَّذِينَ
üstün kılınanlar
فُضِّلُوا۟
were favored
بِرَآدِّى
verip de
رِزْقِهِمْ
kendi rızıklarını
عَلَىٰ
altında bulunanlara
مَا
whom
مَلَكَتْ
possess
أَيْمَـٰنُهُمْ
ellerinin
فَهُمْ
onlar
فِيهِ
onda
سَوَآءٌ ۚ
eşit olacak şekilde
أَفَبِنِعْمَةِ
ni'metini mi?
ٱللَّهِ
Allah'ın
يَجْحَدُونَ
inkar ediyorlar

Diyanet İşleri MealiAllah rızıkda kiminizi diğerlerine üstün tutmuştur. Üstün kılınanlar, emirleri altında bulunanların rızıklarını vermezler. Oysa rızıkta hepsi eşittir. Allah'ın nimetini bile bile inkar mı ediyorlar

Saheeh InternationalAnd Allah has favored some of you over others in provision. But those who were favored would not hand over their provision to those whom their right hands possess so they would be equal to them therein. Then is it the favor of Allah they reject

16:72
وَٱللَّهُ جَعَلَ لَكُم مِّنْ أَنفُسِكُمْ أَزْوَٲجًا وَجَعَلَ لَكُم مِّنْ أَزْوَٲجِكُم بَنِينَ وَحَفَدَةً وَرَزَقَكُم مِّنَ ٱلطَّيِّبَـٰتِ‌ۚ أَفَبِٱلْبَـٰطِلِ يُؤْمِنُونَ وَبِنِعْمَتِ ٱللَّهِ هُمْ يَكْفُرُونَ
وَٱللَّهُ
Allah
جَعَلَ
yarattı
لَكُم
size
مِّنْ
kendi nefislerinizden
أَنفُسِكُمْ
yourselves
أَزْوَٰجًۭا
eşler
وَجَعَلَ
ve yarattı
لَكُم
size
مِّنْ
eşlerinizden
أَزْوَٰجِكُم
your spouses
بَنِينَ
oğullar
وَحَفَدَةًۭ
ve torunlar
وَرَزَقَكُم
ve sizi besledi
مِّنَ
güzel rızıklarla
ٱلطَّيِّبَـٰتِ ۚ
the good things
أَفَبِٱلْبَـٰطِلِ
hâlâ batıla mı?
يُؤْمِنُونَ
inanıyorlar
وَبِنِعْمَتِ
ve ni'metine
ٱللَّهِ
Allah'ın
هُمْ
onlar
يَكْفُرُونَ
nankörlük ediyorlar

Diyanet İşleri MealiAllah size kendinizden eşler var eder. Eşlerinizden de oğullar ve torunlar var eder. Size temiz şeylerden rızık verir. Öyleyken batıla inanıyorlar ve Allah'ın nimetini inkar mı ediyorlar

Saheeh InternationalAnd Allah has made for you from yourselves mates and has made for you from your mates sons and grandchildren and has provided for you from the good things. Then in falsehood do they believe and in the favor of Allah they disbelieve

16:73 📚 1
وَيَعْبُدُونَ مِن دُونِ ٱللَّهِ مَا لَا يَمْلِكُ لَهُمْ رِزْقًا مِّنَ ٱلسَّمَـٰوَٲتِ وَٱلْأَرْضِ شَيْــًٔا وَلَا يَسْتَطِيعُونَ
وَيَعْبُدُونَ
ve tapıyorlar
مِن
başka
دُونِ
other than
ٱللَّهِ
Allah'tan
مَا
asla
لَا
not
يَمْلِكُ
veremeyecek
لَهُمْ
kendilerine
رِزْقًۭا
rızık
مِّنَ
göklerden
ٱلسَّمَـٰوَٰتِ
the heavens
وَٱلْأَرْضِ
ve yerden
شَيْـًۭٔا
hiçbir
وَلَا
ve
يَسْتَطِيعُونَ
bunu asla yapamayacak olan

Diyanet İşleri MealiAllah'ı bırakıp, göklerden ve yerden kendilerine verecek rızıkları olmayan ve vermeye güç yetiremeyen şeylere mi tapıyorlar

Saheeh InternationalAnd they worship besides Allah that which does not possess for them [the power of] provision from the heavens and the earth at all, and [in fact], they are unable

16:74 📚 2
فَلَا تَضْرِبُواْ لِلَّهِ ٱلْأَمْثَالَ‌ۚ إِنَّ ٱللَّهَ يَعْلَمُ وَأَنتُمْ لَا تَعْلَمُونَ
فَلَا
benzetmeler yapmayın
تَضْرِبُوا۟
put forth
لِلَّهِ
Allah'a
ٱلْأَمْثَالَ ۚ
meseller
إِنَّ
çünkü
ٱللَّهَ
Allah
يَعْلَمُ
bilir
وَأَنتُمْ
siz ise
لَا
bilmezsiniz
تَعْلَمُونَ
know

Diyanet İşleri MealiAllah'a benzerler koşmaya kalkmayın. Şüphesiz Allah bilir, siz bilmezsiniz

Saheeh InternationalSo do not assert similarities to Allah. Indeed, Allah knows and you do not know

16:75 📚 2
۞ ضَرَبَ ٱللَّهُ مَثَلاً عَبْدًا مَّمْلُوكًا لَّا يَقْدِرُ عَلَىٰ شَىْءٍ وَمَن رَّزَقْنَـٰهُ مِنَّا رِزْقًا حَسَنًا فَهُوَ يُنفِقُ مِنْهُ سِرًّا وَجَهْرًا‌ۖ هَلْ يَسْتَوُۥنَ‌ۚ ٱلْحَمْدُ لِلَّهِ‌ۚ بَلْ أَكْثَرُهُمْ لَا يَعْلَمُونَ
۞ ضَرَبَ
misal verir
ٱللَّهُ
Allah
مَثَلًا
misaliyle
عَبْدًۭا
bir köle
مَّمْلُوكًۭا
başkasının malı olan
لَّا
gücü yetmeyen
يَقْدِرُ
he has power
عَلَىٰ
hiçbir şeye
شَىْءٍۢ
anything
وَمَن
ve kimseyi
رَّزَقْنَـٰهُ
rızıklandırdığımız
مِنَّا
katımızdan
رِزْقًا
rızık ile
حَسَنًۭا
güzel
فَهُوَ
ki o
يُنفِقُ
infak eder
مِنْهُ
ondan
سِرًّۭا
gizli
وَجَهْرًا ۖ
ve açık
هَلْ
olurlar mı?
يَسْتَوُۥنَ ۚ
bunlar eşit
ٱلْحَمْدُ
Hamd
لِلَّهِ ۚ
Allah'adır
بَلْ
fakat
أَكْثَرُهُمْ
çokları
لَا
bilmezler
يَعْلَمُونَ
know

Diyanet İşleri MealiAllah, hiçbir şeye gücü yetmeyen ve başkasının malı olan bir köle ile, kendisine verdiğimiz güzel nimetlerden gizlice ve açıkça sarfeden kimseyi misal gösterir: Hiç bunlar eşit olur mu? Övülmeğe layık olan Allah'tır, fakat çoğu bilmezler

Saheeh InternationalAllah presents an example: a slave [who is] owned and unable to do a thing and he to whom We have provided from Us good provision, so he spends from it secretly and publicly. Can they be equal? Praise to Allah! But most of them do not know

16:76 📚 3
وَضَرَبَ ٱللَّهُ مَثَلاً رَّجُلَيْنِ أَحَدُهُمَآ أَبْكَمُ لَا يَقْدِرُ عَلَىٰ شَىْءٍ وَهُوَ كَلٌّ عَلَىٰ مَوْلَـٰهُ أَيْنَمَا يُوَجِّههُّ لَا يَأْتِ بِخَيْرٍ‌ۖ هَلْ يَسْتَوِى هُوَ وَمَن يَأْمُرُ بِٱلْعَدْلِ‌ۙ وَهُوَ عَلَىٰ صِرَٲطٍ مُّسْتَقِيمٍ
وَضَرَبَ
ve misal verir
ٱللَّهُ
Allah
مَثَلًۭا
misaliyle
رَّجُلَيْنِ
(şu) iki adamı
أَحَدُهُمَآ
birisi
أَبْكَمُ
dilsizdir
لَا
gücü yetmez
يَقْدِرُ
he has power
عَلَىٰ
hiçbir şeye
شَىْءٍۢ
anything
وَهُوَ
ve o
كَلٌّ
bir yüktür
عَلَىٰ
üzerine
مَوْلَىٰهُ
efendisinin
أَيْنَمَا
nereye
يُوَجِّههُّ
onu gönderse
لَا
getirmez
يَأْتِ
he comes
بِخَيْرٍ ۖ
bir hayır
هَلْ
gibi olur mu?
يَسْتَوِى
equal
هُوَ
o
وَمَن
ve kimse
يَأْمُرُ
emreden
بِٱلْعَدْلِ ۙ
adaleti
وَهُوَ
ve o (kimse)
عَلَىٰ
üzere (giden)
صِرَٰطٍۢ
yol
مُّسْتَقِيمٍۢ
doğru

Diyanet İşleri MealiAllah iki adamı misal veriyor: Biri hiçbir şeye gücü yetmeyen bir dilsiz ki efendisine yüktür, nereye gönderse bir hayır çıkmaz; bu, doğru yolda olan, adaletle emreden kimse ile bir olabilir mi

Saheeh InternationalAnd Allah presents an example of two men, one of them dumb and unable to do a thing, while he is a burden to his guardian. Wherever he directs him, he brings no good. Is he equal to one who commands justice, while he is on a straight path

16:77 📚 2
وَلِلَّهِ غَيْبُ ٱلسَّمَـٰوَٲتِ وَٱلْأَرْضِ‌ۚ وَمَآ أَمْرُ ٱلسَّاعَةِ إِلَّا كَلَمْحِ ٱلْبَصَرِ أَوْ هُوَ أَقْرَبُ‌ۚ إِنَّ ٱللَّهَ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍ قَدِيرٌ
وَلِلَّهِ
Allah'a aittir
غَيْبُ
gaybı
ٱلسَّمَـٰوَٰتِ
göklerin
وَٱلْأَرْضِ ۚ
ve yerin
وَمَآ
ve değildir
أَمْرُ
işi
ٱلسَّاعَةِ
sa'atin (kıyametin)
إِلَّا
(başka değil) ancak
كَلَمْحِ
açıp yumma gibidir
ٱلْبَصَرِ
bir göz
أَوْ
yahut
هُوَ
o
أَقْرَبُ ۚ
daha yakın(kısa)dır
إِنَّ
şüphesiz
ٱللَّهَ
Allah
عَلَىٰ
üzerine
كُلِّ
her
شَىْءٍۢ
şey
قَدِيرٌۭ
gücü yetendir

Diyanet İşleri MealiGöklerin ve yerin gaybı Allah'a aittir, kıyamet saatinin kopuşu bir göz kırpması kadar veya daha çabuk bir zaman içinde olur. Şüphesiz Allah her şeye Kadir'dir

Saheeh InternationalAnd to Allah belongs the unseen [aspects] of the heavens and the earth. And the command for the Hour is not but as a glance of the eye or even nearer. Indeed, Allah is over all things competent

16:78
وَٱللَّهُ أَخْرَجَكُم مِّنۢ بُطُونِ أُمَّهَـٰتِكُمْ لَا تَعْلَمُونَ شَيْــًٔا وَجَعَلَ لَكُمُ ٱلسَّمْعَ وَٱلْأَبْصَـٰرَ وَٱلْأَفْــِٔدَةَ‌ۙ لَعَلَّكُمْ تَشْكُرُونَ
وَٱللَّهُ
ve Allah
أَخْرَجَكُم
sizi çıkardı
مِّنۢ
karınlarından
بُطُونِ
the wombs
أُمَّهَـٰتِكُمْ
annelerinizin
لَا
bilmezken
تَعْلَمُونَ
knowing
شَيْـًۭٔا
hiçbir şey
وَجَعَلَ
ve verdi
لَكُمُ
size
ٱلسَّمْعَ
işitme
وَٱلْأَبْصَـٰرَ
ve gözler
وَٱلْأَفْـِٔدَةَ ۙ
ve gönüller
لَعَلَّكُمْ
umulur ki
تَشْكُرُونَ
şükredersiniz

Diyanet İşleri MealiAllah sizi annelerinizin karnından bir şey bilmez halde çıkarmıştır. Belki şükredersiniz diye size kulak, göz ve kalp vermiştir

Saheeh InternationalAnd Allah has extracted you from the wombs of your mothers not knowing a thing, and He made for you hearing and vision and intellect that perhaps you would be grateful

16:79 📚 1
أَلَمْ يَرَوْاْ إِلَى ٱلطَّيْرِ مُسَخَّرَٲتٍ فِى جَوِّ ٱلسَّمَآءِ مَا يُمْسِكُهُنَّ إِلَّا ٱللَّهُ‌ۗ إِنَّ فِى ذَٲلِكَ لَأَيَـٰتٍ لِّقَوْمٍ يُؤْمِنُونَ
أَلَمْ
bakmadılar mı?
يَرَوْا۟
they see
إِلَى
kuşlara
ٱلطَّيْرِ
the birds
مُسَخَّرَٰتٍۢ
O'nun emrine boyun eğdirilmiş
فِى
boşluğunda
جَوِّ
the midst
ٱلسَّمَآءِ
göğün
مَا
yoktur
يُمْسِكُهُنَّ
onları tutan
إِلَّا
başka
ٱللَّهُ ۗ
Allah'tan
إِنَّ
şüphesiz
فِى
vardır
ذَٰلِكَ
bunda
لَـَٔايَـٰتٍۢ
ayetler
لِّقَوْمٍۢ
bir kavim için
يُؤْمِنُونَ
inanan

Diyanet İşleri MealiGöğün boşluğunda Allah'ın buyruğuna boyun eğerek uçan kuşlara bakmıyorlar mı? Onları Allah'tan başka tutan kimse yoktur. İnanan millet için bunda dersler vardır

Saheeh InternationalDo they not see the birds controlled in the atmosphere of the sky? None holds them up except Allah. Indeed in that are signs for a people who believe

16:80 📚 1
وَٱللَّهُ جَعَلَ لَكُم مِّنۢ بُيُوتِكُمْ سَكَنًا وَجَعَلَ لَكُم مِّن جُلُودِ ٱلْأَنْعَـٰمِ بُيُوتًا تَسْتَخِفُّونَهَا يَوْمَ ظَعْنِكُمْ وَيَوْمَ إِقَامَتِكُمْ‌ۙ وَمِنْ أَصْوَافِهَا وَأَوْبَارِهَا وَأَشْعَارِهَآ أَثَـٰثًا وَمَتَـٰعًا إِلَىٰ حِينٍ
وَٱللَّهُ
ve Allah
جَعَلَ
yaptı
لَكُم
sizin için
مِّنۢ
evlerinizi
بُيُوتِكُمْ
your homes
سَكَنًۭا
oturma yeri
وَجَعَلَ
ve yaptı
لَكُم
sizin için
مِّن
derilerinden
جُلُودِ
the hides
ٱلْأَنْعَـٰمِ
hayvan
بُيُوتًۭا
evler
تَسْتَخِفُّونَهَا
kolayca kullanacağınız hafif
يَوْمَ
gününüzde
ظَعْنِكُمْ
göç
وَيَوْمَ
ve gününüzde
إِقَامَتِكُمْ ۙ
ikamet
وَمِنْ
ve
أَصْوَافِهَا
yünlerinden
وَأَوْبَارِهَا
ve yapağılarından
وَأَشْعَارِهَآ
ve kıllarından
أَثَـٰثًۭا
giyilecek döşenecek eşya'
وَمَتَـٰعًا
ve geçimlik
إِلَىٰ
bir süreye kadar
حِينٍۢ
a time

Diyanet İşleri MealiAllah size evlerinizi dinlenme yeri kıldı. Hayvanların derilerinden, yolculukta ve ikamet zamanlarınızda kolayca taşıyacağınız evler; yün, tüy ve kıllarından bir süre kullanacağınız giyimlikler ve geçimlikler var etmiştir

Saheeh InternationalAnd Allah has made for you from your homes a place of rest and made for you from the hides of the animals tents which you find light on your day of travel and your day of encampment; and from their wool, fur and hair is furnishing and enjoyment for a time

16:81 📚 1
وَٱللَّهُ جَعَلَ لَكُم مِّمَّا خَلَقَ ظِلَـٰلاً وَجَعَلَ لَكُم مِّنَ ٱلْجِبَالِ أَكْنَـٰنًا وَجَعَلَ لَكُمْ سَرَٲبِيلَ تَقِيكُمُ ٱلْحَرَّ وَسَرَٲبِيلَ تَقِيكُم بَأْسَكُمْ‌ۚ كَذَٲلِكَ يُتِمُّ نِعْمَتَهُۥ عَلَيْكُمْ لَعَلَّكُمْ تُسْلِمُونَ
وَٱللَّهُ
Allah
جَعَلَ
yaptı
لَكُم
sizin için
مِّمَّا
yarattıklarından
خَلَقَ
He created
ظِلَـٰلًۭا
gölgeler
وَجَعَلَ
ve var etti
لَكُم
sizin için
مِّنَ
dağlarda
ٱلْجِبَالِ
the mountains
أَكْنَـٰنًۭا
oturulacak barınaklar
وَجَعَلَ
ve var eyledi
لَكُمْ
sizin için
سَرَٰبِيلَ
elbiseler
تَقِيكُمُ
sizi koruyan
ٱلْحَرَّ
sıcaktan
وَسَرَٰبِيلَ
ve elbiseler
تَقِيكُم
sizi koruyan
بَأْسَكُمْ ۚ
savaşınızda
كَذَٰلِكَ
böyle
يُتِمُّ
tamamlıyor
نِعْمَتَهُۥ
ni'metini
عَلَيْكُمْ
size
لَعَلَّكُمْ
umulur ki siz
تُسْلِمُونَ
teslim (müslüman) olursunuz

Diyanet İşleri MealiAllah yarattıklarından size gölgeler yapmış; dağlarda sığınacağınız barınaklar var etmiş, sizi sıcaktan koruyacak elbiseler, harpte sizi koruyacak zırhlar vermiştir. Size olan nimetini müslüman olasınız diye işte bu şekilde tamamlamaktadır

Saheeh InternationalAnd Allah has made for you, from that which He has created, shadows and has made for you from the mountains, shelters and has made for you garments which protect you from the heat and garments which protect you from your [enemy in] battle. Thus does He complete His favor upon you that you might submit [to Him]

16:82
فَإِن تَوَلَّوْاْ فَإِنَّمَا عَلَيْكَ ٱلْبَلَـٰغُ ٱلْمُبِينُ
فَإِن
eğer yine
تَوَلَّوْا۟
yüz çevirirlerse
فَإِنَّمَا
artık
عَلَيْكَ
senin üzerine düşen
ٱلْبَلَـٰغُ
duyurmaktır
ٱلْمُبِينُ
açık bir şekilde

Diyanet İşleri MealiEğer yüz çevirirlerse, sana düşenin sadece açıkça tebliğ olduğunu bil

Saheeh InternationalBut if they turn away, [O Muhammad] - then only upon you is [responsibility for] clear notification

16:83
يَعْرِفُونَ نِعْمَتَ ٱللَّهِ ثُمَّ يُنكِرُونَهَا وَأَكْثَرُهُمُ ٱلْكَـٰفِرُونَ
يَعْرِفُونَ
bilirler
نِعْمَتَ
ni'metini
ٱللَّهِ
Allah'ın
ثُمَّ
sonra da
يُنكِرُونَهَا
bunu inkar ederler
وَأَكْثَرُهُمُ
ve çokları da
ٱلْكَـٰفِرُونَ
inkar ederler

Diyanet İşleri MealiAllah'ın nimetini hem bilirler hem de inkar ederler. Zaten çoğu kafir kimselerdir

Saheeh InternationalThey recognize the favor of Allah; then they deny it. And most of them are disbelievers

16:84
وَيَوْمَ نَبْعَثُ مِن كُلِّ أُمَّةٍ شَهِيدًا ثُمَّ لَا يُؤْذَنُ لِلَّذِينَ كَفَرُواْ وَلَا هُمْ يُسْتَعْتَبُونَ
وَيَوْمَ
ve gün
نَبْعَثُ
getirdiğimiz
مِن
her
كُلِّ
every
أُمَّةٍۢ
ümmetten
شَهِيدًۭا
bir şahid
ثُمَّ
artık
لَا
izin verilmez
يُؤْذَنُ
will be permitted
لِلَّذِينَ
kimselere
كَفَرُوا۟
inkar eden(lere)
وَلَا
ve ne de
هُمْ
onların
يُسْتَعْتَبُونَ
özür dilemeleri istenir

Diyanet İşleri MealiKıyamet günü her ümmetten bir şahit getiririz; inkar edenlere itiraz için izin de verilmez, onların özürleri de dinlenmez

Saheeh InternationalAnd [mention] the Day when We will resurrect from every nation a witness. Then it will not be permitted to the disbelievers [to apologize or make excuses], nor will they be asked to appease [Allah]

16:85
وَإِذَا رَءَا ٱلَّذِينَ ظَلَمُواْ ٱلْعَذَابَ فَلَا يُخَفَّفُ عَنْهُمْ وَلَا هُمْ يُنظَرُونَ
وَإِذَا
ve zaman
رَءَا
gördükleri
ٱلَّذِينَ
kimseler
ظَلَمُوا۟
zulmedenler
ٱلْعَذَابَ
azabı
فَلَا
artık
يُخَفَّفُ
hafifletilmez
عَنْهُمْ
onlardan
وَلَا
ve asla
هُمْ
onlara
يُنظَرُونَ
fırsat verilmez

Diyanet İşleri MealiZulmedenler, azap görürlerken azabları hafifletilmez de geciktirilmez de

Saheeh InternationalAnd when those who wronged see the punishment, it will not be lightened for them, nor will they be reprieved

16:86
وَإِذَا رَءَا ٱلَّذِينَ أَشْرَكُواْ شُرَكَآءَهُمْ قَالُواْ رَبَّنَا هَـٰٓؤُلَآءِ شُرَكَآؤُنَا ٱلَّذِينَ كُنَّا نَدْعُواْ مِن دُونِكَ‌ۖ فَأَلْقَوْاْ إِلَيْهِمُ ٱلْقَوْلَ إِنَّكُمْ لَكَـٰذِبُونَ
وَإِذَا
ve zaman
رَءَا
gördükleri
ٱلَّذِينَ
kimseler
أَشْرَكُوا۟
ortak koşanlar
شُرَكَآءَهُمْ
ortak koştuklarını
قَالُوا۟
derler ki
رَبَّنَا
Rabbimiz
هَـٰٓؤُلَآءِ
işte (bunlar)
شُرَكَآؤُنَا
ortaklarımız
ٱلَّذِينَ
olduğumuz
كُنَّا
we used to
نَدْعُوا۟
tapıyor
مِن
senden başka
دُونِكَ ۖ
besides You
فَأَلْقَوْا۟
söz atarlar
إِلَيْهِمُ
onlara
ٱلْقَوْلَ
şu sözle
إِنَّكُمْ
siz
لَكَـٰذِبُونَ
tamamen yalancılarsınız

Diyanet İşleri MealiAllah'a ortak koşanlar, koştukları ortakları gördüklerinde: "Rabbimiz! Seni bırakıp yalvardığımız ortaklarımız bunlardır" derler. Koştukları ortaklar: "Doğrusu siz yalancısınız" diye söz atarlar

Saheeh InternationalAnd when those who associated others with Allah see their "partners," they will say," Our Lord, these are our partners [to You] whom we used to invoke besides You." But they will throw at them the statement, "Indeed, you are liars

16:87
وَأَلْقَوْاْ إِلَى ٱللَّهِ يَوْمَئِذٍ ٱلسَّلَمَ‌ۖ وَضَلَّ عَنْهُم مَّا كَانُواْ يَفْتَرُونَ
وَأَلْقَوْا۟
ve olurlar
إِلَى
Allah'a
ٱللَّهِ
Allah
يَوْمَئِذٍ
o gün
ٱلسَّلَمَ ۖ
teslim
وَضَلَّ
ve sapıp gider
عَنْهُم
kendilerinden
مَّا
şeyler
كَانُوا۟
oldukları
يَفْتَرُونَ
uyduruyor(lar)

Diyanet İşleri MealiPuta tapanlar o gün Allah'ın hükmüne teslim olurlar; uydurdukları şeyler onlardan uzaklaşırlar

Saheeh InternationalAnd they will impart to Allah that Day [their] submission, and lost from them is what they used to invent

16:88
ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ وَصَدُّواْ عَن سَبِيلِ ٱللَّهِ زِدْنَـٰهُمْ عَذَابًا فَوْقَ ٱلْعَذَابِ بِمَا كَانُواْ يُفْسِدُونَ
ٱلَّذِينَ
kimseler
كَفَرُوا۟
inkar eden(ler)
وَصَدُّوا۟
ve engel olanlar
عَن
yolundan
سَبِيلِ
(the) way
ٱللَّهِ
Allah'ın
زِدْنَـٰهُمْ
artırırız onlara
عَذَابًۭا
azabı
فَوْقَ
üstüne
ٱلْعَذَابِ
azaplarının
بِمَا
dolayı
كَانُوا۟
yaptıkları
يُفْسِدُونَ
bozgunculuklarından

Diyanet İşleri Mealiİnkar eden, Allah'ın yolundan alıkoyanlara, bozgunculuklarına karşılık azap üstüne azap veririz

Saheeh InternationalThose who disbelieved and averted [others] from the way of Allah - We will increase them in punishment over [their] punishment for what corruption they were causing

16:89 📚 1
وَيَوْمَ نَبْعَثُ فِى كُلِّ أُمَّةٍ شَهِيدًا عَلَيْهِم مِّنْ أَنفُسِهِمْ‌ۖ وَجِئْنَا بِكَ شَهِيدًا عَلَىٰ هَـٰٓؤُلَآءِ‌ۚ وَنَزَّلْنَا عَلَيْكَ ٱلْكِتَـٰبَ تِبْيَـٰنًا لِّكُلِّ شَىْءٍ وَهُدًى وَرَحْمَةً وَبُشْرَىٰ لِلْمُسْلِمِينَ
وَيَوْمَ
ve gün
نَبْعَثُ
getireceğimiz
فِى
içinde
كُلِّ
her
أُمَّةٍۢ
ümmet
شَهِيدًا
bir şahid
عَلَيْهِم
üzerlerine
مِّنْ
kendi aralarından
أَنفُسِهِمْ ۖ
themselves
وَجِئْنَا
getireceğiz
بِكَ
seni de
شَهِيدًا
şahid
عَلَىٰ
üzerine
هَـٰٓؤُلَآءِ ۚ
bunların
وَنَزَّلْنَا
ve indirdik
عَلَيْكَ
sana
ٱلْكِتَـٰبَ
bu Kitabı
تِبْيَـٰنًۭا
açıklayan
لِّكُلِّ
her
شَىْءٍۢ
şeyi
وَهُدًۭى
ve yol gösterici olarak
وَرَحْمَةًۭ
ve rahmet olarak
وَبُشْرَىٰ
ve müjde olarak
لِلْمُسْلِمِينَ
müslümanlara

Diyanet İşleri MealiO gün her ümmetten bir kişiyi onlara şahit tutarız. Seni de ümmetine şahit getiririz. Sana her şeyi açıklayan ve Müslümanlara doğruyu gösteren bir rehber, rahmet ve müjde olarak Kuran'ı indirdik

Saheeh InternationalAnd [mention] the Day when We will resurrect among every nation a witness over them from themselves. And We will bring you, [O Muhammad], as a witness over your nation. And We have sent down to you the Book as clarification for all things and as guidance and mercy and good tidings for the Muslims

16:90 📚 6
۞ إِنَّ ٱللَّهَ يَأْمُرُ بِٱلْعَدْلِ وَٱلْإِحْسَـٰنِ وَإِيتَآىِٕ ذِى ٱلْقُرْبَىٰ وَيَنْهَىٰ عَنِ ٱلْفَحْشَآءِ وَٱلْمُنكَرِ وَٱلْبَغْىِ‌ۚ يَعِظُكُمْ لَعَلَّكُمْ تَذَكَّرُونَ
۞ إِنَّ
şüphesiz
ٱللَّهَ
Allah
يَأْمُرُ
emreder
بِٱلْعَدْلِ
adaleti
وَٱلْإِحْسَـٰنِ
ve ihsanı
وَإِيتَآئِ
ve vermeyi
ذِى
akrabaya
ٱلْقُرْبَىٰ
(to) relatives
وَيَنْهَىٰ
ve meneder
عَنِ
edepsizlikten
ٱلْفَحْشَآءِ
the immorality
وَٱلْمُنكَرِ
ve fenalıktan
وَٱلْبَغْىِ ۚ
ve azgınlıktan
يَعِظُكُمْ
size böyle öğüt verir
لَعَلَّكُمْ
umulur ki
تَذَكَّرُونَ
öğüt alırsınız (diye)

Diyanet İşleri MealiAllah şüphesiz adaleti, iyilik yapmayı, yakınlara bakmayı emreder; hayasızlığı, fenalığı ve haddi aşmayı yasak eder. Tutasınız diye size öğüt verir

Saheeh InternationalIndeed, Allah orders justice and good conduct and giving to relatives and forbids immorality and bad conduct and oppression. He admonishes you that perhaps you will be reminded

16:91 📚 1
وَأَوْفُواْ بِعَهْدِ ٱللَّهِ إِذَا عَـٰهَدتُّمْ وَلَا تَنقُضُواْ ٱلْأَيْمَـٰنَ بَعْدَ تَوْكِيدِهَا وَقَدْ جَعَلْتُمُ ٱللَّهَ عَلَيْكُمْ كَفِيلاً‌ۚ إِنَّ ٱللَّهَ يَعْلَمُ مَا تَفْعَلُونَ
وَأَوْفُوا۟
tam yerine getirin
بِعَهْدِ
ahdini
ٱللَّهِ
Allah'ın
إِذَا
zaman
عَـٰهَدتُّمْ
andlaşma yaptığınız
وَلَا
ve asla
تَنقُضُوا۟
bozmayın
ٱلْأَيْمَـٰنَ
yeminleri
بَعْدَ
sonra
تَوْكِيدِهَا
pekiştirdikten
وَقَدْ
çünkü
جَعَلْتُمُ
yaptınız
ٱللَّهَ
Allah'ı
عَلَيْكُمْ
üzerinize
كَفِيلًا ۚ
kefil (şahid)
إِنَّ
şüphesiz
ٱللَّهَ
Allah
يَعْلَمُ
bilir
مَا
şeyleri
تَفْعَلُونَ
yaptıklarınız

Diyanet İşleri MealiAhitleştiğiniz zaman Allah'ın ahdini yerine getirin. Allah'ı kendinize kefil kılarak sağlama bağladığınız yeminleri bozmayın. Allah yaptıklarınızı şüphesiz bilir

Saheeh InternationalAnd fulfill the covenant of Allah when you have taken it, [O believers], and do not break oaths after their confirmation while you have made Allah, over you, a witness. Indeed, Allah knows what you do

16:92 📚 3
وَلَا تَكُونُواْ كَٱلَّتِى نَقَضَتْ غَزْلَهَا مِنۢ بَعْدِ قُوَّةٍ أَنكَـٰثًا تَتَّخِذُونَ أَيْمَـٰنَكُمْ دَخَلاَۢ بَيْنَكُمْ أَن تَكُونَ أُمَّةٌ هِىَ أَرْبَىٰ مِنْ أُمَّةٍ‌ۚ إِنَّمَا يَبْلُوكُمُ ٱللَّهُ بِهِۦ‌ۚ وَلَيُبَيِّنَنَّ لَكُمْ يَوْمَ ٱلْقِيَـٰمَةِ مَا كُنتُمْ فِيهِ تَخْتَلِفُونَ
وَلَا
ve asla
تَكُونُوا۟
olmayın
كَٱلَّتِى
gibi
نَقَضَتْ
çözen kadın
غَزْلَهَا
ipliğini
مِنۢ
sonra
بَعْدِ
after
قُوَّةٍ
kuvvetli
أَنكَـٰثًۭا
büktükten
تَتَّخِذُونَ
bir vasıta yaparak
أَيْمَـٰنَكُمْ
yeminlerinizi
دَخَلًۢا
bozucu
بَيْنَكُمْ
aranızda
أَن
olduğu için
تَكُونَ
is
أُمَّةٌ
bir topluluk
هِىَ
daha çok
أَرْبَىٰ
more numerous
مِنْ
diğer bir topluluktan
أُمَّةٍ ۚ
(another) community
إِنَّمَا
çünkü
يَبْلُوكُمُ
sizi dener
ٱللَّهُ
Allah
بِهِۦ ۚ
bununla
وَلَيُبَيِّنَنَّ
ve açıklayacaktır
لَكُمْ
size
يَوْمَ
günü
ٱلْقِيَـٰمَةِ
kıyamet
مَا
şeyleri
كُنتُمْ
olduğunuz
فِيهِ
hakkında
تَخْتَلِفُونَ
ayrılığa düştüğünüz

Diyanet İşleri MealiBir ümmetin diğerinden daha çok olmasından ötürü, aranızdaki yeminleri bozarak, ipliğini iyice eğirip katladıktan sonra bozan kadın gibi olmayın. Allah onunla sizi dener. And olsun ki, ayrılığa düştüğünüz şeyleri size kıyamet günü açıklar

Saheeh InternationalAnd do not be like she who untwisted her spun thread after it was strong [by] taking your oaths as [means of] deceit between you because one community is more plentiful [in number or wealth] than another community. Allah only tries you thereby. And He will surely make clear to you on the Day of Resurrection that over which you used to differ

16:93 📚 6
وَلَوْ شَآءَ ٱللَّهُ لَجَعَلَكُمْ أُمَّةً وَٲحِدَةً وَلَـٰكِن يُضِلُّ مَن يَشَآءُ وَيَهْدِى مَن يَشَآءُ‌ۚ وَلَتُسْــَٔلُنَّ عَمَّا كُنتُمْ تَعْمَلُونَ
وَلَوْ
şayet
شَآءَ
dileseydi
ٱللَّهُ
Allah
لَجَعَلَكُمْ
hepinizi yapardı
أُمَّةًۭ
ümmet
وَٰحِدَةًۭ
bir tek
وَلَـٰكِن
fakat
يُضِلُّ
şaşırtır
مَن
kimseyi
يَشَآءُ
dilediği
وَيَهْدِى
ve doğru yola iletir
مَن
kimseyi
يَشَآءُ ۚ
dilediği
وَلَتُسْـَٔلُنَّ
ve siz mutlaka sorulacaksınız
عَمَّا
şeylerden
كُنتُمْ
olduğunuz
تَعْمَلُونَ
yapıyor(lar)

Diyanet İşleri MealiAllah dileseydi sizi tek bir ümmet yapardı. Ama O, istediğini saptırır, istediğini doğru yola eriştirir. İşlediklerinizden, and olsun ki, sorumlu tutulacaksınız

Saheeh InternationalAnd if Allah had willed, He could have made you [of] one religion, but He causes to stray whom He wills and guides whom He wills. And you will surely be questioned about what you used to do

16:94
وَلَا تَتَّخِذُوٓاْ أَيْمَـٰنَكُمْ دَخَلاَۢ بَيْنَكُمْ فَتَزِلَّ قَدَمُۢ بَعْدَ ثُبُوتِهَا وَتَذُوقُواْ ٱلسُّوٓءَ بِمَا صَدَدتُّمْ عَن سَبِيلِ ٱللَّهِ‌ۖ وَلَكُمْ عَذَابٌ عَظِيمٌ
وَلَا
yapmayın
تَتَّخِذُوٓا۟
take
أَيْمَـٰنَكُمْ
yeminlerinizi
دَخَلًۢا
bozan bir şey
بَيْنَكُمْ
aranızı
فَتَزِلَّ
kayar
قَدَمٌۢ
ayak
بَعْدَ
sonra
ثُبُوتِهَا
sağlam bastıktan
وَتَذُوقُوا۟
ve tadarsınız
ٱلسُّوٓءَ
kötülüğü
بِمَا
dolayı
صَدَدتُّمْ
engel olduğunuzdan
عَن
yoludan
سَبِيلِ
(the) way
ٱللَّهِ ۖ
Allah'ın
وَلَكُمْ
ve sizin için vardır
عَذَابٌ
bir azab
عَظِيمٌۭ
büyük

Diyanet İşleri MealiBirbirinizi aldatmak için yemin etmeyin ki, bu yüzden sağlamca yere basmakta olan ayak sürçebilir; Allah yolundan alıkoymanıza karşılık kötü bir azap tadarsınız ve (ahirette de) büyük bir azaba uğrarsınız

Saheeh InternationalAnd do not take your oaths as [means of] deceit between you, lest a foot slip after it was [once] firm, and you would taste evil [in this world] for what [people] you diverted from the way of Allah, and you would have [in the Hereafter] a great punishment

16:95
وَلَا تَشْتَرُواْ بِعَهْدِ ٱللَّهِ ثَمَنًا قَلِيلاً‌ۚ إِنَّمَا عِندَ ٱللَّهِ هُوَ خَيْرٌ لَّكُمْ إِن كُنتُمْ تَعْلَمُونَ
وَلَا
ve asla
تَشْتَرُوا۟
satmayın
بِعَهْدِ
verdiğiniz sözü
ٱللَّهِ
Allah'a
ثَمَنًۭا
bir paraya
قَلِيلًا ۚ
az
إِنَّمَا
şüphesiz
عِندَ
yanında olan
ٱللَّهِ
Allah'ın
هُوَ
o
خَيْرٌۭ
daha hayırlıdır
لَّكُمْ
sizin için
إِن
eğer
كُنتُمْ
bilirseniz
تَعْلَمُونَ
know

Diyanet İşleri MealiAllah'ın ahdini hiçbir değere değişmeyin. Eğer bilirseniz, Allah katında olan sizin için daha iyidir

Saheeh InternationalAnd do not exchange the covenant of Allah for a small price. Indeed, what is with Allah is best for you, if only you could know

16:96 📚 11
مَا عِندَكُمْ يَنفَدُ‌ۖ وَمَا عِندَ ٱللَّهِ بَاقٍ‌ۗ وَلَنَجْزِيَنَّ ٱلَّذِينَ صَبَرُوٓاْ أَجْرَهُم بِأَحْسَنِ مَا كَانُواْ يَعْمَلُونَ
مَا
bulunan
عِندَكُمْ
sizin yanınızda
يَنفَدُ ۖ
tükenir
وَمَا
bulunan ise
عِندَ
yanında
ٱللَّهِ
Allah'ın
بَاقٍۢ ۗ
kalıcıdır
وَلَنَجْزِيَنَّ
elbette vereceğiz
ٱلَّذِينَ
kimselerin
صَبَرُوٓا۟
sabreden(lerin)
أَجْرَهُم
karşılığını
بِأَحْسَنِ
en güzeliyle
مَا
olduklarının
كَانُوا۟
they used (to)
يَعْمَلُونَ
yapıyor(lar)

Diyanet İşleri MealiSizde olanlar tükenir ama, Allah katında olanlar sonsuzdur, tükenmez. Sabredenlere ecirlerini, yaptıklarından daha güzeli ile ödeyeceğiz

Saheeh InternationalWhatever you have will end, but what Allah has is lasting. And We will surely give those who were patient their reward according to the best of what they used to do

16:97 📚 1
مَنْ عَمِلَ صَـٰلِحًا مِّن ذَكَرٍ أَوْ أُنثَىٰ وَهُوَ مُؤْمِنٌ فَلَنُحْيِيَنَّهُۥ حَيَوٲةً طَيِّبَةً‌ۖ وَلَنَجْزِيَنَّهُمْ أَجْرَهُم بِأَحْسَنِ مَا كَانُواْ يَعْمَلُونَ
مَنْ
her kim
عَمِلَ
bir iş yaparsa
صَـٰلِحًۭا
iyi
مِّن
erkekten
ذَكَرٍ
male
أَوْ
veya
أُنثَىٰ
kadından
وَهُوَ
o
مُؤْمِنٌۭ
inanmış olarak
فَلَنُحْيِيَنَّهُۥ
onu yaşatırız
حَيَوٰةًۭ
bir hayatla
طَيِّبَةًۭ ۖ
hoş
وَلَنَجْزِيَنَّهُمْ
ve elbette veririz
أَجْرَهُم
onların ücretini
بِأَحْسَنِ
en güzeliyle
مَا
olduklarının
كَانُوا۟
they used (to)
يَعْمَلُونَ
yapıyor(lar)

Diyanet İşleri MealiKadın, erkek, inanmış olarak kim iyi iş işlerse, ona hoş bir hayat yaşatacağız. Ecirlerini yaptıklarından daha güzeli ile ödeyeceğiz

Saheeh InternationalWhoever does righteousness, whether male or female, while he is a believer - We will surely cause him to live a good life, and We will surely give them their reward [in the Hereafter] according to the best of what they used to do

16:98
فَإِذَا قَرَأْتَ ٱلْقُرْءَانَ فَٱسْتَعِذْ بِٱللَّهِ مِنَ ٱلشَّيْطَـٰنِ ٱلرَّجِيمِ
فَإِذَا
zaman
قَرَأْتَ
okuduğun
ٱلْقُرْءَانَ
Kur'an
فَٱسْتَعِذْ
sığın
بِٱللَّهِ
Allah'a
مِنَ
şeytandan
ٱلشَّيْطَـٰنِ
the Shaitaan
ٱلرَّجِيمِ
kovulmuş

Diyanet İşleri MealiKuran okuyacağın zaman, kovulmuş şeytandan Allah'a sığın

Saheeh InternationalSo when you recite the Qur'an, [first] seek refuge in Allah from Satan, the expelled [from His mercy]

16:99
إِنَّهُۥ لَيْسَ لَهُۥ سُلْطَـٰنٌ عَلَى ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ وَعَلَىٰ رَبِّهِمْ يَتَوَكَّلُونَ
إِنَّهُۥ
çünkü
لَيْسَ
yoktur
لَهُۥ
o(şeyta)nın
سُلْطَـٰنٌ
bir gücü
عَلَى
üzerinde
ٱلَّذِينَ
inananlar
ءَامَنُوا۟
believe
وَعَلَىٰ
ve üzerinde
رَبِّهِمْ
Rablerine
يَتَوَكَّلُونَ
dayananlar

Diyanet İşleri MealiDoğrusu şeytanın, inananlar ve yalnız Rablerine güvenenler üzerinde bir nüfuzu yoktur

Saheeh InternationalIndeed, there is for him no authority over those who have believed and rely upon their Lord

16:100 📚 2
إِنَّمَا سُلْطَـٰنُهُۥ عَلَى ٱلَّذِينَ يَتَوَلَّوْنَهُۥ وَٱلَّذِينَ هُم بِهِۦ مُشْرِكُونَ
إِنَّمَا
sadece
سُلْطَـٰنُهُۥ
onun gücü
عَلَى
üzerinde
ٱلَّذِينَ
kimselere
يَتَوَلَّوْنَهُۥ
onu dost tutan(lar)
وَٱلَّذِينَ
ve kimselere
هُم
onlar
بِهِۦ
onu
مُشْرِكُونَ
ortak koşan(lar)

Diyanet İşleri MealiO'nun nüfuzu sadece, O'nu dost edinenler ve Allah'a ortak koşanlar üzerindedir

Saheeh InternationalHis authority is only over those who take him as an ally and those who through him associate others with Allah

16:101 📚 3
وَإِذَا بَدَّلْنَآ ءَايَةً مَّكَانَ ءَايَةٍ‌ۙ وَٱللَّهُ أَعْلَمُ بِمَا يُنَزِّلُ قَالُوٓاْ إِنَّمَآ أَنتَ مُفْتَرِۭ‌ۚ بَلْ أَكْثَرُهُمْ لَا يَعْلَمُونَ
وَإِذَا
ve zaman
بَدَّلْنَآ
değiştirdiğimiz
ءَايَةًۭ
bir ayeti
مَّكَانَ
yerine
ءَايَةٍۢ ۙ
bir ayet
وَٱللَّهُ
ve Allah
أَعْلَمُ
bilirken
بِمَا
ne
يُنَزِّلُ
indirdiğini
قَالُوٓا۟
derler
إِنَّمَآ
şüphesiz
أَنتَ
sen
مُفْتَرٍۭ ۚ
iftira ediyorsun
بَلْ
hayır
أَكْثَرُهُمْ
onların çokları
لَا
bilmiyorlar
يَعْلَمُونَ
know

Diyanet İşleri MealiBir ayetin yerini başka bir ayetle değiştirdiğimizde, ki Allah ne indirdiğini gayet iyi bilir onlar, "Sen sadece uyduruyorsun" derler. Hayır, öyle değildir, ama onların çoğu bunu bilmezler

Saheeh InternationalAnd when We substitute a verse in place of a verse - and Allah is most knowing of what He sends down - they say, "You, [O Muhammad], are but an inventor [of lies]." But most of them do not know

16:102 📚 1
قُلْ نَزَّلَهُۥ رُوحُ ٱلْقُدُسِ مِن رَّبِّكَ بِٱلْحَقِّ لِيُثَبِّتَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ وَهُدًى وَبُشْرَىٰ لِلْمُسْلِمِينَ
قُلْ
de ki
نَزَّلَهُۥ
onu indirdi
رُوحُ
the Holy Spirit
ٱلْقُدُسِ
-nden-Kudüs
مِن
Rabbinden
رَّبِّكَ
your Lord
بِٱلْحَقِّ
gerçek olarak
لِيُثَبِّتَ
sağlamlaştırmak için
ٱلَّذِينَ
kimseleri
ءَامَنُوا۟
inanan(ları)
وَهُدًۭى
ve yol gösterici
وَبُشْرَىٰ
ve müjde olarak
لِلْمُسْلِمِينَ
müslümanlara

Diyanet İşleri MealiDe ki: "Kuran'ı; Ruhul Kudüs (Cebrail) Rabbinin katından, inananların inançlarını pekiştirmek, Müslümanlara doğruluk rehberi ve müjde olmak üzere gerçekle indirmiştir

Saheeh InternationalSay, [O Muhammad], "The Pure Spirit has brought it down from your Lord in truth to make firm those who believe and as guidance and good tidings to the Muslims

16:103 📚 3
وَلَقَدْ نَعْلَمُ أَنَّهُمْ يَقُولُونَ إِنَّمَا يُعَلِّمُهُۥ بَشَرٌ‌ۗ لِّسَانُ ٱلَّذِى يُلْحِدُونَ إِلَيْهِ أَعْجَمِىٌّ وَهَـٰذَا لِسَانٌ عَرَبِىٌّ مُّبِينٌ
وَلَقَدْ
ve elbette
نَعْلَمُ
biliyoruz
أَنَّهُمْ
onların
يَقُولُونَ
dediklerini
إِنَّمَا
muhakkak
يُعَلِّمُهُۥ
ona öğretiyor
بَشَرٌۭ ۗ
bir insan
لِّسَانُ
dili
ٱلَّذِى
şahsın
يُلْحِدُونَ
nisbet ettikleri
إِلَيْهِ
ona
أَعْجَمِىٌّۭ
a'cemi (yabancıdır)
وَهَـٰذَا
bu ise
لِسَانٌ
bir dildir
عَرَبِىٌّۭ
Arapça
مُّبِينٌ
apaçık

Diyanet İşleri MealiAnd olsun ki: "Ona elbette bir insan öğretiyor" dediklerini biliyoruz. Kast ettikleri kimsenin dili yabancıdır, Kuran ise fasih Arapça'dır

Saheeh InternationalAnd We certainly know that they say, "It is only a human being who teaches the Prophet." The tongue of the one they refer to is foreign, and this Qur'an is [in] a clear Arabic language

16:104
إِنَّ ٱلَّذِينَ لَا يُؤْمِنُونَ بِـَٔـايَـٰتِ ٱللَّهِ لَا يَهْدِيهِمُ ٱللَّهُ وَلَهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ
إِنَّ
şüphesiz
ٱلَّذِينَ
kimseleri
لَا
inanmayan(ları)
يُؤْمِنُونَ
believe
بِـَٔايَـٰتِ
ayetlerine
ٱللَّهِ
Allah'ın
لَا
doğru yola iletmez
يَهْدِيهِمُ
Allah will guide them
ٱللَّهُ
Allah
وَلَهُمْ
onlar için vardır
عَذَابٌ
bir azab
أَلِيمٌ
acıklı

Diyanet İşleri MealiAllah'ın ayetlerine inanmayanları Allah doğru yola eriştirmez. Onlara can yakıcı azap vardır

Saheeh InternationalIndeed, those who do not believe in the verses of Allah - Allah will not guide them, and for them is a painful punishment

16:105
إِنَّمَا يَفْتَرِى ٱلْكَذِبَ ٱلَّذِينَ لَا يُؤْمِنُونَ بِـَٔـايَـٰتِ ٱللَّهِ‌ۖ وَأُوْلَـٰٓئِكَ هُمُ ٱلْكَـٰذِبُونَ
إِنَّمَا
şüphesiz ancak
يَفْتَرِى
uydurur
ٱلْكَذِبَ
yalanı
ٱلَّذِينَ
kimseler
لَا
inanmayan(lar)
يُؤْمِنُونَ
believe
بِـَٔايَـٰتِ
ayetlerine
ٱللَّهِ ۖ
Allah'ın
وَأُو۟لَـٰٓئِكَ
işte
هُمُ
onlardır
ٱلْكَـٰذِبُونَ
yalancılar

Diyanet İşleri MealiYalan uyduranlar ancak Allah'ın ayetlerine inanmayanlardır. Yalancılar işte onlardır

Saheeh InternationalThey only invent falsehood who do not believe in the verses of Allah, and it is those who are the liars

16:106
مَن كَفَرَ بِٱللَّهِ مِنۢ بَعْدِ إِيمَـٰنِهِۦٓ إِلَّا مَنْ أُكْرِهَ وَقَلْبُهُۥ مُطْمَئِنُّۢ بِٱلْإِيمَـٰنِ وَلَـٰكِن مَّن شَرَحَ بِٱلْكُفْرِ صَدْرًا فَعَلَيْهِمْ غَضَبٌ مِّنَ ٱللَّهِ وَلَهُمْ عَذَابٌ عَظِيمٌ
مَن
inkar eden
كَفَرَ
disbelieves
بِٱللَّهِ
Allah'ı
مِنۢ
sonra
بَعْدِ
after
إِيمَـٰنِهِۦٓ
inandıktan
إِلَّا
hariç
مَنْ
kimseler
أُكْرِهَ
(inkara) zorlanan
وَقَلْبُهُۥ
ve kalbi
مُطْمَئِنٌّۢ
mutmain olduğu halde
بِٱلْإِيمَـٰنِ
imanla
وَلَـٰكِن
fakat
مَّن
kimselere
شَرَحَ
açan
بِٱلْكُفْرِ
küfre
صَدْرًۭا
göğsünü
فَعَلَيْهِمْ
üzerlerine iner
غَضَبٌۭ
bir gazab
مِّنَ
Allahtan
ٱللَّهِ
Allah
وَلَهُمْ
ve onlar için vardır
عَذَابٌ
bir azab
عَظِيمٌۭ
büyük

Diyanet İşleri MealiGönlü imanla dolu olduğu halde, zor altında olan kimse müstesna, inandıktan sonra Allah'ı inkar edip, gönlünü kafirliğe açanlara Allah katından bir gazap vardır; büyük azap da onlar içindir

Saheeh InternationalWhoever disbelieves in Allah after his belief... except for one who is forced [to renounce his religion] while his heart is secure in faith. But those who [willingly] open their breasts to disbelief, upon them is wrath from Allah, and for them is a great punishment

16:107 📚 2
ذَٲلِكَ بِأَنَّهُمُ ٱسْتَحَبُّواْ ٱلْحَيَوٲةَ ٱلدُّنْيَا عَلَى ٱلْأَخِرَةِ وَأَنَّ ٱللَّهَ لَا يَهْدِى ٱلْقَوْمَ ٱلْكَـٰفِرِينَ
ذَٰلِكَ
bu böyledir
بِأَنَّهُمُ
şüphesiz onların
ٱسْتَحَبُّوا۟
tercih etmelerindendir
ٱلْحَيَوٰةَ
hayatını
ٱلدُّنْيَا
dünya
عَلَى
ahirete
ٱلْـَٔاخِرَةِ
the Hereafter
وَأَنَّ
ve şüphesiz
ٱللَّهَ
Allah'ın
لَا
doğru yola iletmeyeceğindendir
يَهْدِى
guide
ٱلْقَوْمَ
kavmi
ٱلْكَـٰفِرِينَ
inkar eden

Diyanet İşleri MealiBu, dünya hayatını ahirete tercih etmelerinden ve Allah'ın da, inkarcı milleti doğru yola eriştirmemesinden ötürü böyledir

Saheeh InternationalThat is because they preferred the worldly life over the Hereafter and that Allah does not guide the disbelieving people

16:108
أُوْلَـٰٓئِكَ ٱلَّذِينَ طَبَعَ ٱللَّهُ عَلَىٰ قُلُوبِهِمْ وَسَمْعِهِمْ وَأَبْصَـٰرِهِمْ‌ۖ وَأُوْلَـٰٓئِكَ هُمُ ٱلْغَـٰفِلُونَ
أُو۟لَـٰٓئِكَ
onlar
ٱلَّذِينَ
kimselerdir
طَبَعَ
mühürlediği
ٱللَّهُ
Allah'ın
عَلَىٰ
üzerini
قُلُوبِهِمْ
kalbleri
وَسَمْعِهِمْ
ve kulaklarını
وَأَبْصَـٰرِهِمْ ۖ
ve gözlerini
وَأُو۟لَـٰٓئِكَ
ve işte
هُمُ
onlardır
ٱلْغَـٰفِلُونَ
gafiller

Diyanet İşleri Mealiİşte Allah'ın kalblerini, kulaklarını ve gözlerini mühürlediği kimseler bunlardır. Gafiller de işte bunlardır

Saheeh InternationalThose are the ones over whose hearts and hearing and vision Allah has sealed, and it is those who are the heedless

16:109 📚 2
لَا جَرَمَ أَنَّهُمْ فِى ٱلْأَخِرَةِ هُمُ ٱلْخَـٰسِرُونَ
لَا
hiç yok
جَرَمَ
şüphe
أَنَّهُمْ
elbette onlar
فِى
ahirette
ٱلْـَٔاخِرَةِ
the Hereafter
هُمُ
onlar
ٱلْخَـٰسِرُونَ
ziyana uğrayacaklardır

Diyanet İşleri MealiAhirette zarara uğrayacakların bunlar olduğunda şüphe yoktur

Saheeh InternationalAssuredly, it is they, in the Hereafter, who will be the losers

16:110 📚 2
ثُمَّ إِنَّ رَبَّكَ لِلَّذِينَ هَاجَرُواْ مِنۢ بَعْدِ مَا فُتِنُواْ ثُمَّ جَـٰهَدُواْ وَصَبَرُوٓاْ إِنَّ رَبَّكَ مِنۢ بَعْدِهَا لَغَفُورٌ رَّحِيمٌ
ثُمَّ
sonra
إِنَّ
şüphesiz
رَبَّكَ
Rabbin
لِلَّذِينَ
(yanındadır)
هَاجَرُوا۟
hicret edenlerin
مِنۢ
sonra
بَعْدِ
after
مَا
işkenceye uğratıldıktan
فُتِنُوا۟
they had been put to trials
ثُمَّ
sonra
جَـٰهَدُوا۟
cihad edenlerin
وَصَبَرُوٓا۟
ve sabredenlerin
إِنَّ
elbette
رَبَّكَ
Rabbin
مِنۢ
bun(lar)dan sonra
بَعْدِهَا
after it
لَغَفُورٌۭ
elbette bağışlayandır;
رَّحِيمٌۭ
esirgeyendir

Diyanet İşleri MealiRabbin, türlü eziyete uğratıldıktan sonra hicret eden, sonra Allah uğrunda savaşan ve sabreden kimselerden yanadır. Rabbin şüphesiz bundan sonra da bağışlar ve merhamet eder

Saheeh InternationalThen, indeed your Lord, to those who emigrated after they had been compelled [to renounce their religion] and thereafter fought [for the cause of Allah] and were patient - indeed, your Lord, after that, is Forgiving and Merciful

16:111 📚 1
۞ يَوْمَ تَأْتِى كُلُّ نَفْسٍ تُجَـٰدِلُ عَن نَّفْسِهَا وَتُوَفَّىٰ كُلُّ نَفْسٍ مَّا عَمِلَتْ وَهُمْ لَا يُظْلَمُونَ
۞ يَوْمَ
o gün
تَأْتِى
gelir
كُلُّ
her
نَفْسٍۢ
nefis
تُجَـٰدِلُ
uğraşır
عَن
kendi canı için
نَّفْسِهَا
itself
وَتُوَفَّىٰ
ve tam karşılığı verilir
كُلُّ
herkese
نَفْسٍۢ
nefse
مَّا
yaptığının
عَمِلَتْ
it did
وَهُمْ
onlara
لَا
asla
يُظْلَمُونَ
haksızlık edilmez

Diyanet İşleri MealiO gün, herkesin kendi derdine düşüp çabalayacağı ve herkesin işlediğinin haksızlığa uğratılmadan kendisine ödeneceği bir gündür

Saheeh InternationalOn the Day when every soul will come disputing for itself, and every soul will be fully compensated for what it did, and they will not be wronged

16:112
وَضَرَبَ ٱللَّهُ مَثَلاً قَرْيَةً كَانَتْ ءَامِنَةً مُّطْمَئِنَّةً يَأْتِيهَا رِزْقُهَا رَغَدًا مِّن كُلِّ مَكَانٍ فَكَفَرَتْ بِأَنْعُمِ ٱللَّهِ فَأَذَٲقَهَا ٱللَّهُ لِبَاسَ ٱلْجُوعِ وَٱلْخَوْفِ بِمَا كَانُواْ يَصْنَعُونَ
وَضَرَبَ
ve misal verir
ٱللَّهُ
Allah
مَثَلًۭا
misaliyle
قَرْيَةًۭ
bir kenti
كَانَتْ
idi
ءَامِنَةًۭ
güven
مُّطْمَئِنَّةًۭ
huzur içinde
يَأْتِيهَا
kendisine geliyordu
رِزْقُهَا
rızkı
رَغَدًۭا
bol bol
مِّن
her
كُلِّ
every
مَكَانٍۢ
yerden
فَكَفَرَتْ
fakat nankörlük etti
بِأَنْعُمِ
ni'metlerine
ٱللَّهِ
Allah'ın
فَأَذَٰقَهَا
(bunun üzerine) ona taddırdı
ٱللَّهُ
Allah
لِبَاسَ
elbisesi
ٱلْجُوعِ
açlık
وَٱلْخَوْفِ
ve korku
بِمَا
ötürü
كَانُوا۟
oldukları
يَصْنَعُونَ
yapıyor(lar)

Diyanet İşleri MealiAllah size güven ve huzur içinde olan bir kasabayı misal verir: Her taraftan oraya bolca rızık geliyordu. Ama Allah'ın nimetlerine nankörlük ettiler; bu yüzden Allah onlara yaptıklarına karşılık açlık ve korku belasını tattırdı

Saheeh InternationalAnd Allah presents an example: a city which was safe and secure, its provision coming to it in abundance from every location, but it denied the favors of Allah. So Allah made it taste the envelopment of hunger and fear for what they had been doing

16:113
وَلَقَدْ جَآءَهُمْ رَسُولٌ مِّنْهُمْ فَكَذَّبُوهُ فَأَخَذَهُمُ ٱلْعَذَابُ وَهُمْ ظَـٰلِمُونَ
وَلَقَدْ
ve andolsun
جَآءَهُمْ
onlara geldi
رَسُولٌۭ
bir elçi
مِّنْهُمْ
kendilerinden
فَكَذَّبُوهُ
onu yalanladılar
فَأَخَذَهُمُ
onları yakalayıverdi
ٱلْعَذَابُ
azab
وَهُمْ
ve onlar
ظَـٰلِمُونَ
zulümlerine devam ederken

Diyanet İşleri MealiAnd olsun ki, aralarından kendilerine bir peygamber gelmişti, onu yalancı saydılar. Haksızlık ederlerken azaba uğradılar

Saheeh InternationalAnd there had certainly come to them a Messenger from among themselves, but they denied him; so punishment overtook them while they were wrongdoers

16:114 📚 1
فَكُلُواْ مِمَّا رَزَقَكُمُ ٱللَّهُ حَلَـٰلاً طَيِّبًا وَٱشْكُرُواْ نِعْمَتَ ٱللَّهِ إِن كُنتُمْ إِيَّاهُ تَعْبُدُونَ
فَكُلُوا۟
yeyin
مِمَّا
size verdiği rızıktan
رَزَقَكُمُ
Allah has provided you
ٱللَّهُ
Allah'ın
حَلَـٰلًۭا
helal
طَيِّبًۭا
ve hoş (olarak)
وَٱشْكُرُوا۟
ve şükredin
نِعْمَتَ
ni'metine
ٱللَّهِ
Allah'ın
إِن
eğer
كُنتُمْ
ediyorsanız
إِيَّاهُ
O'na
تَعْبُدُونَ
kulluk

Diyanet İşleri MealiYalnız Allah'a kulluk ediyorsanız, Allah'ın size helal ve temiz olarak verdiği rızıklardan yiyin, O'nun nimetine şükredin

Saheeh InternationalThen eat of what Allah has provided for you [which is] lawful and good. And be grateful for the favor of Allah, if it is [indeed] Him that you worship

16:115 📚 6
إِنَّمَا حَرَّمَ عَلَيْكُمُ ٱلْمَيْتَةَ وَٱلدَّمَ وَلَحْمَ ٱلْخِنزِيرِ وَمَآ أُهِلَّ لِغَيْرِ ٱللَّهِ بِهِۦ‌ۖ فَمَنِ ٱضْطُرَّ غَيْرَ بَاغٍ وَلَا عَادٍ فَإِنَّ ٱللَّهَ غَفُورٌ رَّحِيمٌ
إِنَّمَا
şüphesiz
حَرَّمَ
haram kıldı
عَلَيْكُمُ
size
ٱلْمَيْتَةَ
ölüyü
وَٱلدَّمَ
ve kanı
وَلَحْمَ
ve etini
ٱلْخِنزِيرِ
domuz
وَمَآ
ve şeyi
أُهِلَّ
kesilen
لِغَيْرِ
başkasının
ٱللَّهِ
Allah'tan
بِهِۦ ۖ
adına
فَمَنِ
kim
ٱضْطُرَّ
mecbur kalırsa
غَيْرَ
saldırmadan
بَاغٍۢ
disobedient
وَلَا
ve
عَادٍۢ
sınırı da aşmadan
فَإِنَّ
şüphesiz
ٱللَّهَ
Allah
غَفُورٌۭ
bağışlayandır
رَّحِيمٌۭ
esirgeyendir

Diyanet İşleri MealiAllah size ancak leşi, kanı, domuz etini ve Allah'tan başkasının adına kesilenleri haram etmiştir. Darda kalan, aşırı gitmemek ve başkasının hakkına el uzatmamak şartiyle bunun dışındadır. Allah şüphesiz bağışlar, merhamet eder

Saheeh InternationalHe has only forbidden to you dead animals, blood, the flesh of swine, and that which has been dedicated to other than Allah. But whoever is forced [by necessity], neither desiring [it] nor transgressing [its limit] - then indeed, Allah is Forgiving and Merciful

16:116 📚 1
وَلَا تَقُولُواْ لِمَا تَصِفُ أَلْسِنَتُكُمُ ٱلْكَذِبَ هَـٰذَا حَلَـٰلٌ وَهَـٰذَا حَرَامٌ لِّتَفْتَرُواْ عَلَى ٱللَّهِ ٱلْكَذِبَ‌ۚ إِنَّ ٱلَّذِينَ يَفْتَرُونَ عَلَى ٱللَّهِ ٱلْكَذِبَ لَا يُفْلِحُونَ
وَلَا
ve
تَقُولُوا۟
demeyin
لِمَا
ötürü
تَصِفُ
nitelendirmesinden
أَلْسِنَتُكُمُ
dillerinizin
ٱلْكَذِبَ
yalan
هَـٰذَا
şu
حَلَـٰلٌۭ
helaldir
وَهَـٰذَا
şu ise
حَرَامٌۭ
haramdır
لِّتَفْتَرُوا۟
sonra uydurmuş olursunuz
عَلَى
karşı
ٱللَّهِ
Allah'a
ٱلْكَذِبَ ۚ
yalan
إِنَّ
şüphesiz
ٱلَّذِينَ
kimseler
يَفْتَرُونَ
uyduran(lar)
عَلَى
karşı
ٱللَّهِ
Allah'a
ٱلْكَذِبَ
yalan
لَا
iflah olmazlar
يُفْلِحُونَ
they will not succeed

Diyanet İşleri MealiDiliniz yalana alışmış olduğu için, "şu haram, bu helaldir" demeyin, zira Allah'a karşı yalan uydurmuş olursunuz. Allah'a karşı yalan uyduranlar ise, saadete şüphesiz erişemezler

Saheeh InternationalAnd do not say about what your tongues assert of untruth, "This is lawful and this is unlawful," to invent falsehood about Allah. Indeed, those who invent falsehood about Allah will not succeed

16:117
مَتَـٰعٌ قَلِيلٌ وَلَهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ
مَتَـٰعٌۭ
bir mefaattir
قَلِيلٌۭ
azıcık
وَلَهُمْ
ve onlara vardır
عَذَابٌ
bir azab
أَلِيمٌۭ
acıklı

Diyanet İşleri MealiAz bir geçim ama ardından can yakıcı bir azap onlaradır

Saheeh International[It is but] a brief enjoyment, and they will have a painful punishment

16:118
وَعَلَى ٱلَّذِينَ هَادُواْ حَرَّمْنَا مَا قَصَصْنَا عَلَيْكَ مِن قَبْلُ‌ۖ وَمَا ظَلَمْنَـٰهُمْ وَلَـٰكِن كَانُوٓاْ أَنفُسَهُمْ يَظْلِمُونَ
وَعَلَى
ve
ٱلَّذِينَ
olanlara da
هَادُوا۟
Yahudi
حَرَّمْنَا
haram kılmıştık
مَا
anlattıklarımızı
قَصَصْنَا
We related
عَلَيْكَ
sana
مِن
bundan önce
قَبْلُ ۖ
before
وَمَا
değildik
ظَلَمْنَـٰهُمْ
onlara zulmediyor
وَلَـٰكِن
fakat
كَانُوٓا۟
ediyorlardı
أَنفُسَهُمْ
onlar kendilerine
يَظْلِمُونَ
zulm

Diyanet İşleri MealiSana anlattıklarımızı, daha önce, yahudi olanlara da haram kılmıştık; biz onlara zulmetmedik, onlar kendilerine zulmediyorlardı

Saheeh InternationalAnd to those who are Jews We have prohibited that which We related to you before. And We did not wrong them [thereby], but they were wronging themselves

16:119 📚 2
ثُمَّ إِنَّ رَبَّكَ لِلَّذِينَ عَمِلُواْ ٱلسُّوٓءَ بِجَهَـٰلَةٍ ثُمَّ تَابُواْ مِنۢ بَعْدِ ذَٲلِكَ وَأَصْلَحُوٓاْ إِنَّ رَبَّكَ مِنۢ بَعْدِهَا لَغَفُورٌ رَّحِيمٌ
ثُمَّ
sonra
إِنَّ
şüphesiz
رَبَّكَ
Rabbin
لِلَّذِينَ
kimseler için
عَمِلُوا۟
işleyen(ler)
ٱلسُّوٓءَ
kötülük
بِجَهَـٰلَةٍۢ
cehaletle
ثُمَّ
sonra
تَابُوا۟
tevbe edenler (için)
مِنۢ
ardından
بَعْدِ
after
ذَٰلِكَ
bunun
وَأَصْلَحُوٓا۟
ve uslananlar (için)
إِنَّ
elbette
رَبَّكَ
Rabbin
مِنۢ
bunlardan sonra
بَعْدِهَا
after that
لَغَفُورٌۭ
bağışlayandır
رَّحِيمٌ
esirgeyendir

Diyanet İşleri MealiSonra doğrusu Rabbin, bilmeyerek kötülük işleyip ardından tevbe eden ve ıslah olanlardan yanadır. Rabbin bundan sonra da bağışlar ve merhamet eder

Saheeh InternationalThen, indeed your Lord, to those who have done wrong out of ignorance and then repent after that and correct themselves - indeed, your Lord, thereafter, is Forgiving and Merciful

16:120
إِنَّ إِبْرَٲهِيمَ كَانَ أُمَّةً قَانِتًا لِّلَّهِ حَنِيفًا وَلَمْ يَكُ مِنَ ٱلْمُشْرِكِينَ
إِنَّ
şüphesiz
إِبْرَٰهِيمَ
İbrahim
كَانَ
idi
أُمَّةًۭ
bir ümmet
قَانِتًۭا
O'na ita'at eden
لِّلَّهِ
Allah'ı
حَنِيفًۭا
birleyen
وَلَمْ
ve
يَكُ
değildi
مِنَ
ortak koşanlardan
ٱلْمُشْرِكِينَ
the polytheists

Diyanet İşleri Mealiİbrahim, şüphesiz Allah'a boyun eğen ve O'na yönelen bir önderdi; puta tapanlardan değildi

Saheeh InternationalIndeed, Abraham was a [comprehensive] leader, devoutly obedient to Allah, inclining toward truth, and he was not of those who associate others with Allah

16:121
شَاكِرًا لِّأَنْعُمِهِ‌ۚ ٱجْتَبَـٰهُ وَهَدَٮٰهُ إِلَىٰ صِرَٲطٍ مُّسْتَقِيمٍ
شَاكِرًۭا
şükredici idi
لِّأَنْعُمِهِ ۚ
O'nun ni'metlerine
ٱجْتَبَىٰهُ
onu seçmiş
وَهَدَىٰهُ
ve iletmişti
إِلَىٰ
yola
صِرَٰطٍۢ
the way
مُّسْتَقِيمٍۢ
doğru

Diyanet İşleri MealiRabbinin nimetlerine şükrederdi; Rabbi de onu seçti ve doğru yola eriştirdi

Saheeh International[He was] grateful for His favors. Allah chose him and guided him to a straight path

16:122
وَءَاتَيْنَـٰهُ فِى ٱلدُّنْيَا حَسَنَةً‌ۖ وَإِنَّهُۥ فِى ٱلْأَخِرَةِ لَمِنَ ٱلصَّـٰلِحِينَ
وَءَاتَيْنَـٰهُ
ve ona vermiştik
فِى
dünyada
ٱلدُّنْيَا
the world
حَسَنَةًۭ ۖ
iyilik
وَإِنَّهُۥ
şüphesiz O
فِى
ahirette de
ٱلْـَٔاخِرَةِ
the Hereafter
لَمِنَ
iyilerdendir
ٱلصَّـٰلِحِينَ
the righteous

Diyanet İşleri MealiDünyada ona güzellik verdik, ahirette de o mutlaka barışsever iyiler arasında yer alacaktır

Saheeh InternationalAnd We gave him good in this world, and indeed, in the Hereafter he will be among the righteous

16:123 📚 2
ثُمَّ أَوْحَيْنَآ إِلَيْكَ أَنِ ٱتَّبِعْ مِلَّةَ إِبْرَٲهِيمَ حَنِيفًا‌ۖ وَمَا كَانَ مِنَ ٱلْمُشْرِكِينَ
ثُمَّ
sonra
أَوْحَيْنَآ
vahyettik
إِلَيْكَ
sana
أَنِ
uy
ٱتَّبِعْ
You follow
مِلَّةَ
yoluna
إِبْرَٰهِيمَ
İbrahim'in
حَنِيفًۭا ۖ
hanif olan
وَمَا
ve
كَانَ
değildi
مِنَ
ortak koşanlardan
ٱلْمُشْرِكِينَ
the polytheists

Diyanet İşleri MealiŞimdi sana, "Doğruya yönelen, puta tapanlardan olmayan İbrahim'in dinine uy" diye vahyettik

Saheeh InternationalThen We revealed to you, [O Muhammad], to follow the religion of Abraham, inclining toward truth; and he was not of those who associate with Allah

16:124
إِنَّمَا جُعِلَ ٱلسَّبْتُ عَلَى ٱلَّذِينَ ٱخْتَلَفُواْ فِيهِ‌ۚ وَإِنَّ رَبَّكَ لَيَحْكُمُ بَيْنَهُمْ يَوْمَ ٱلْقِيَـٰمَةِ فِيمَا كَانُواْ فِيهِ يَخْتَلِفُونَ
إِنَّمَا
şüphesiz
جُعِلَ
(farz) kılındı
ٱلسَّبْتُ
cumartesi günü
عَلَى
üzerinde
ٱلَّذِينَ
kimseler
ٱخْتَلَفُوا۟
ayrılığa düşen(ler)
فِيهِ ۚ
onun
وَإِنَّ
ve şüphesiz
رَبَّكَ
Rabbin
لَيَحْكُمُ
elbette hükmünü verecektir
بَيْنَهُمْ
aralarında
يَوْمَ
günü
ٱلْقِيَـٰمَةِ
kıyamet
فِيمَا
şey hakkında
كَانُوا۟
onda
فِيهِ
[in it]
يَخْتَلِفُونَ
ayrılığa düştükleri

Diyanet İşleri MealiCumartesi ibadeti, ancak o gün üzerinde çekişenlere farz kılındı. Rabbin, ayrılığa düştükleri şeylerde, kıyamet günü aralarında hükmedecektir

Saheeh InternationalThe sabbath was only appointed for those who differed over it. And indeed, your Lord will judge between them on the Day of Resurrection concerning that over which they used to differ

16:125 📚 11
ٱدْعُ إِلَىٰ سَبِيلِ رَبِّكَ بِٱلْحِكْمَةِ وَٱلْمَوْعِظَةِ ٱلْحَسَنَةِ‌ۖ وَجَـٰدِلْهُم بِٱلَّتِى هِىَ أَحْسَنُ‌ۚ إِنَّ رَبَّكَ هُوَ أَعْلَمُ بِمَن ضَلَّ عَن سَبِيلِهِۦ‌ۖ وَهُوَ أَعْلَمُ بِٱلْمُهْتَدِينَ
ٱدْعُ
çağır
إِلَىٰ
yoluna
سَبِيلِ
(the) way
رَبِّكَ
Rabbinin
بِٱلْحِكْمَةِ
hikmetle
وَٱلْمَوْعِظَةِ
ve öğütle
ٱلْحَسَنَةِ ۖ
güzel
وَجَـٰدِلْهُم
ve onlarla mücadele et
بِٱلَّتِى
(biçimde)
هِىَ
o
أَحْسَنُ ۚ
en güzel
إِنَّ
kuşkusuz
رَبَّكَ
Rabbin
هُوَ
işte O'dur
أَعْلَمُ
en iyi bilen
بِمَن
kimseleri
ضَلَّ
sapan(ları)
عَن
yolundan
سَبِيلِهِۦ ۖ
His way
وَهُوَ
ve O
أَعْلَمُ
(en iyi) bilendir
بِٱلْمُهْتَدِينَ
hidayete erenleri

Diyanet İşleri MealiRabbinin yoluna, hikmetle, güzel öğütle çağır; onlarla en güzel şekilde tartış; doğrusu Rabbin, kendi yolundan sapanları daha iyi bilir. O, doğru yolda olanları da en iyi bilir

Saheeh InternationalInvite to the way of your Lord with wisdom and good instruction, and argue with them in a way that is best. Indeed, your Lord is most knowing of who has strayed from His way, and He is most knowing of who is [rightly] guided

16:126 📚 3
وَإِنْ عَاقَبْتُمْ فَعَاقِبُواْ بِمِثْلِ مَا عُوقِبْتُم بِهِۦ‌ۖ وَلَئِن صَبَرْتُمْ لَهُوَ خَيْرٌ لِّلصَّـٰبِرِينَ
وَإِنْ
ve eğer
عَاقَبْتُمْ
ceza verecekseniz
فَعَاقِبُوا۟
ceza verin
بِمِثْلِ
aynısını
مَا
size verilen cezanın
عُوقِبْتُم
you were afflicted
بِهِۦ ۖ
onunla
وَلَئِن
ama
صَبَرْتُمْ
sabdederseniz
لَهُوَ
andolsun ki o
خَيْرٌۭ
daha iyidir
لِّلصَّـٰبِرِينَ
sabredenler için

Diyanet İşleri MealiEğer ceza vermek isterseniz size yapılanın aynıyla mukabele edin. Sabrederseniz and olsun ki bu, sabredenler için daha iyidir

Saheeh InternationalAnd if you punish [an enemy, O believers], punish with an equivalent of that with which you were harmed. But if you are patient - it is better for those who are patient

16:127 📚 1
وَٱصْبِرْ وَمَا صَبْرُكَ إِلَّا بِٱللَّهِ‌ۚ وَلَا تَحْزَنْ عَلَيْهِمْ وَلَا تَكُ فِى ضَيْقٍ مِّمَّا يَمْكُرُونَ
وَٱصْبِرْ
ve sabret
وَمَا
değildir
صَبْرُكَ
senin sabrın
إِلَّا
başka
بِٱللَّهِ ۚ
Allah(ın yardımından)
وَلَا
ve
تَحْزَنْ
üzülme
عَلَيْهِمْ
onlara
وَلَا
ve
تَكُ
düşme
فِى
sıkıntıya
ضَيْقٍۢ
distress
مِّمَّا
kurdukları tuzaklardan
يَمْكُرُونَ
they plot

Diyanet İşleri MealiSabret, senin sabrın ancak Allah'ın yardımıyladır; onlara üzülme, kurdukları düzenlerden de endişe etme

Saheeh InternationalAnd be patient, [O Muhammad], and your patience is not but through Allah. And do not grieve over them and do not be in distress over what they conspire

16:128 📚 8
إِنَّ ٱللَّهَ مَعَ ٱلَّذِينَ ٱتَّقَواْ وَّٱلَّذِينَ هُم مُّحْسِنُونَ
إِنَّ
çünkü
ٱللَّهَ
Allah
مَعَ
beraberdir
ٱلَّذِينَ
kimselerle
ٱتَّقَوا۟
korunan(larla)
وَّٱلَّذِينَ
ve kimselerle
هُم
onlar
مُّحْسِنُونَ
iyilik eden(lerle)

Diyanet İşleri MealiAllah şüphesiz sakınanlarla ve iyilik yapanlarla beraberdir

Saheeh InternationalIndeed, Allah is with those who fear Him and those who are doers of good

← Önceki Sonraki →

16. An-Nahl Suresi | Anlam Arayışı