☪ Anlam Arayışı

5. Al-Maaida سُورَةُ المَائـِدَةِ

📕 Mushaf görünümünde aç

Kelime kelime meal🎨 Tecvid renkleri
Diyanet İşleri MealiElmalılı Hamdi YazırSüleyman AteşAli BulaçSaheeh InternationalYusuf Ali
Tefsir:YokTefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)Tefsîru'l-KurtubîTefsîru'l-Begavî
5:1 📚 1
يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓاْ أَوۡفُواْ بِٱلۡعُقُودِۚ أُحِلَّتۡ لَكُم بَهِيمَةُ ٱلۡأَنۡعَٰمِ إِلَّا مَا يُتۡلَىٰ عَلَيۡكُمۡ غَيۡرَ مُحِلِّي ٱلصَّيۡدِ وَأَنتُمۡ حُرُمٌۗ إِنَّ ٱللَّهَ يَحۡكُمُ مَا يُرِيدُ
يَـٰٓأَيُّهَا
Ey
ٱلَّذِينَ
kimseler
ءَامَنُوٓا۟
inanan(lar)
أَوْفُوا۟
yerine getirin
بِٱلْعُقُودِ ۚ
akitleri(zi)
أُحِلَّتْ
helal kılındı
لَكُم
sizin için
بَهِيمَةُ
dört ayaklı
ٱلْأَنْعَـٰمِ
hayvanlar
إِلَّا
dışındaki
مَا
oku(nup açıkla)nacak olanların
يُتْلَىٰ
is recited
عَلَيْكُمْ
size
غَيْرَ
helal saymamak şartiyle
مُحِلِّى
being permitted
ٱلصَّيْدِ
avlanmayı
وَأَنتُمْ
siz
حُرُمٌ ۗ
ihramda iken
إِنَّ
şüphesiz
ٱللَّهَ
Allah
يَحْكُمُ
hükmünü verir
مَا
ne
يُرِيدُ
istediği

Yusuf AliO ye who believe! fulfil (all) obligations. Lawful unto you (for food) are all four-footed animals, with the exceptions named: But animals of the chase are forbidden while ye are in the sacred precincts or in pilgrim garb: for God doth command according to His will and plan

Diyanet İşleri MealiEy İnananlar! Akidleri yerine getirin. İhramda iken avlanmayı helal görmeksizin, size bildirilecek olanlar dışında, hayvanlar helal kılındı; Allah dilediği hükmü verir

5:2 📚 5
يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ لَا تُحِلُّواْ شَعَٰٓئِرَ ٱللَّهِ وَلَا ٱلشَّهۡرَ ٱلۡحَرَامَ وَلَا ٱلۡهَدۡيَ وَلَا ٱلۡقَلَٰٓئِدَ وَلَآ ءَآمِّينَ ٱلۡبَيۡتَ ٱلۡحَرَامَ يَبۡتَغُونَ فَضۡلࣰ ا مِّن رَّبِّهِمۡ وَرِضۡوَٰنࣰ اۚ وَإِذَا حَلَلۡتُمۡ فَٱصۡطَادُواْۚ وَلَا يَجۡرِمَنَّكُمۡ شَنَـَٔانُ قَوۡمٍ أَن صَدُّوكُمۡ عَنِ ٱلۡمَسۡجِدِ ٱلۡحَرَامِ أَن تَعۡتَدُواْۘ وَتَعَاوَنُواْ عَلَى ٱلۡبِرِّ وَٱلتَّقۡوَىٰۖ وَلَا تَعَاوَنُواْ عَلَى ٱلۡإِثۡمِ وَٱلۡعُدۡوَٰنِۚ وَٱتَّقُواْ ٱللَّهَۖ إِنَّ ٱللَّهَ شَدِيدُ ٱلۡعِقَابِ
يَـٰٓأَيُّهَا
Ey
ٱلَّذِينَ
kimseler
ءَامَنُوا۟
inanan(lar)
لَا
saygısızlık etmeyin
تُحِلُّوا۟
violate
شَعَـٰٓئِرَ
işaretlerine
ٱللَّهِ
Allah'ın
وَلَا
ve
ٱلشَّهْرَ
aya
ٱلْحَرَامَ
haram
وَلَا
ve
ٱلْهَدْىَ
kurbana
وَلَا
ve
ٱلْقَلَـٰٓئِدَ
gerdanlık(lı kurban)lara
وَلَآ
ve
ءَآمِّينَ
gelenlere
ٱلْبَيْتَ
Beyt-i
ٱلْحَرَامَ
Haram'a
يَبْتَغُونَ
arzu ederek
فَضْلًۭا
lutfunu
مِّن
Rablerinin
رَّبِّهِمْ
their Lord
وَرِضْوَٰنًۭا ۚ
ve rızasını
وَإِذَا
ve zaman
حَلَلْتُمْ
ihramdan çıktığınız
فَٱصْطَادُوا۟ ۚ
avlanabilirsiniz
وَلَا
sizi itmesin
يَجْرِمَنَّكُمْ
incite you
شَنَـَٔانُ
beslediğiniz kin
قَوْمٍ
bir topluma karşı
أَن
dolayı
صَدُّوكُمْ
sizi çevirdiklerinden
عَنِ
Mescid-i
ٱلْمَسْجِدِ
Al-Masjid
ٱلْحَرَامِ
Haram'dan
أَن
suç işlemeğe
تَعْتَدُوا۟ ۘ
you commit transgression
وَتَعَاوَنُوا۟
ve yardımlaşın
عَلَى
üzerinde
ٱلْبِرِّ
iyilik
وَٱلتَّقْوَىٰ ۖ
ve takva
وَلَا
yardımlaşmayın
تَعَاوَنُوا۟
help one another
عَلَى
üzerinde
ٱلْإِثْمِ
günah
وَٱلْعُدْوَٰنِ ۚ
ve düşmanlık
وَٱتَّقُوا۟
ve korkun
ٱللَّهَ ۖ
Allah'tan
إِنَّ
şüphesiz
ٱللَّهَ
Allah'ın
شَدِيدُ
çetindir
ٱلْعِقَابِ
azabı

Yusuf AliO ye who believe! Violate not the sanctity of the symbols of God, nor of the sacred month, nor of the animals brought for sacrifice, nor the garlands that mark out such animals, nor the people resorting to the sacred house, seeking of the bount y and good pleasure of their Lord. But when ye are clear of the sacred precincts and of pilgrim garb, ye may hunt and let not the hatred of some people in (once) shutting you out of the Sacred Mosque lead you to transgression (and hostility on your par t). Help ye one another in righteousness and piety, but help ye not one another in sin and rancour: fear God: for God is strict in punishment

Diyanet İşleri MealiEy İnananlar! Allah'ın nişanelerine, hürmet edilen aya, hediye olan kurbanlığa, gerdanlıklar takılan hayvanlara, Rab'lerinden bol nimet ve rıza talep ederek Beyt-i Haram'a gelenlere sakın hürmetsizlik etmeyin. İhramdan çıktığınız zaman avlanabilirsiniz. Sizi Mescid-i Haram'dan menettiği için bir topluluğa olan kininiz, aşırı gitmenize sebep olmasın; iyilikte ve fenalıktan sakınmakta yardımlaşın, günah işlemek ve aşırı gitmekte yardımlaşmayın. Allah'tan sakının, Allah'ın cezası şiddetlidir

5:3 📚 18
حُرِّمَتۡ عَلَيۡكُمُ ٱلۡمَيۡتَةُ وَٱلدَّمُ وَلَحۡمُ ٱلۡخِنزِيرِ وَمَآ أُهِلَّ لِغَيۡرِ ٱللَّهِ بِهِۦ وَٱلۡمُنۡخَنِقَةُ وَٱلۡمَوۡقُوذَةُ وَٱلۡمُتَرَدِّيَةُ وَٱلنَّطِيحَةُ وَمَآ أَكَلَ ٱلسَّبُعُ إِلَّا مَا ذَكَّيۡتُمۡ وَمَا ذُبِحَ عَلَى ٱلنُّصُبِ وَأَن تَسۡتَقۡسِمُواْ بِٱلۡأَزۡلَٰمِۚ ذَٰلِكُمۡ فِسۡقٌۗ ٱلۡيَوۡمَ يَئِسَ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ مِن دِينِكُمۡ فَلَا تَخۡشَوۡهُمۡ وَٱخۡشَوۡنِۚ ٱلۡيَوۡمَ أَكۡمَلۡتُ لَكُمۡ دِينَكُمۡ وَأَتۡمَمۡتُ عَلَيۡكُمۡ نِعۡمَتِي وَرَضِيتُ لَكُمُ ٱلۡإِسۡلَٰمَ دِينࣰ اۚ فَمَنِ ٱضۡطُرَّ فِي مَخۡمَصَةٍ غَيۡرَ مُتَجَانِفࣲ لِّإِثۡمࣲ فَإِنَّ ٱللَّهَ غَفُورࣱ رَّحِيمࣱ‏
حُرِّمَتْ
haram kılındı
عَلَيْكُمُ
size
ٱلْمَيْتَةُ
leş
وَٱلدَّمُ
ve kan
وَلَحْمُ
ve eti
ٱلْخِنزِيرِ
domuz
وَمَآ
ve şeyler
أُهِلَّ
boğazlanan
لِغَيْرِ
başkası adına
ٱللَّهِ
Allah'tan
بِهِۦ
O'na
وَٱلْمُنْخَنِقَةُ
ve boğulmuş
وَٱلْمَوْقُوذَةُ
ve vurulmuş
وَٱلْمُتَرَدِّيَةُ
ve yukarıdan düşmüş
وَٱلنَّطِيحَةُ
ve boynuzlanmış
وَمَآ
ve şeyler (havyanlar)
أَكَلَ
yediği
ٱلسَّبُعُ
canavarın
إِلَّا
hariç
مَا
sizin kestikleriniz
ذَكَّيْتُمْ
you slaughtered
وَمَا
ve şeyler
ذُبِحَ
boğazlanan
عَلَى
üzerine
ٱلنُّصُبِ
dikili taşlar
وَأَن
ve kısmet (şans) aramanız
تَسْتَقْسِمُوا۟
you seek division
بِٱلْأَزْلَـٰمِ ۚ
fal oklariyle
ذَٰلِكُمْ
bunlar
فِسْقٌ ۗ
fısktır
ٱلْيَوْمَ
bugün artık
يَئِسَ
umudu kesmişlerdir
ٱلَّذِينَ
kimseler
كَفَرُوا۟
inkar eden(ler)
مِن
sizin dininizden
دِينِكُمْ
your religion
فَلَا
onlardan korkmayın
تَخْشَوْهُمْ
fear them
وَٱخْشَوْنِ ۚ
benden korkun
ٱلْيَوْمَ
bugün
أَكْمَلْتُ
olgunlaştırdım
لَكُمْ
sizin için
دِينَكُمْ
dininizi
وَأَتْمَمْتُ
ve tamamladım
عَلَيْكُمْ
size
نِعْمَتِى
ni'metimi
وَرَضِيتُ
ve razı oldum
لَكُمُ
sizin için
ٱلْإِسْلَـٰمَ
İslam'a
دِينًۭا ۚ
din olarak
فَمَنِ
kim
ٱضْطُرَّ
daralırsa
فِى
açlıktan
مَخْمَصَةٍ
hunger
غَيْرَ
istekle yönelmeden
مُتَجَانِفٍۢ
inclining
لِّإِثْمٍۢ ۙ
günaha
فَإِنَّ
doğrusu
ٱللَّهَ
Allah
غَفُورٌۭ
bağışlayandır
رَّحِيمٌۭ
esirgeyendir

Yusuf AliForbidden to you (for food) are: dead meat, blood, the flesh of swine, and that on which hath been invoked the name of other than God; that which hath been killed by strangling, or by a violent blow, or by a headlong fall, or by being gored to death; that which hath been (partly) eaten by a wild animal; unless ye are able to slaughter it (in due form); that which is sacrificed on stone (altars); (forbidden) also is the division (of meat) by raffling with arrows: that is impiety. This day have those who reject faith given up all hope of your religion: yet fear them not but fear Me. This day have I perfected your religion for you, completed My favour upon you, and have chosen for you Islam as your religion. But if any is forced by hunger, with no inclination to transgression, God is indeed Oft-forgiving, Most Merciful

Diyanet İşleri MealiLeş, kan, domuz eti, Allah'tan başkası adına kesilenler, -canları çıkmadan önce kesmemişseniz, boğulmuş, bir yerine vurularak öldürülmüş, düşüp yuvarlanmış, başka bir hayvan tarafından süsülmüş, yırtıcı hayvan tarafından yenmiş olanları- dikili taşlar üzerine boğazlananlar ile fal oklarıyla kısmet aramanız size haram kılındı; bunlar fasıklıktır. Bugün, inkar edenler sizi dininizden etmekten umutlarını kesmişlerdir, onlardan korkmayın, Benden korkun. Bugün, size dininizi bütünledim, üzerinize olan nimetimi tamamladım, din olarak sizin için İslam'ı beğendim. Açlıktan darda kalan, günaha kaymaksızın yiyebilir. Doğrusu Allah Bağışlayan'dır, merhametli olandır

5:4 📚 1
يَسۡـَٔلُونَكَ مَاذَآ أُحِلَّ لَهُمۡۖ قُلۡ أُحِلَّ لَكُمُ ٱلطَّيِّبَٰتُ وَمَا عَلَّمۡتُم مِّنَ ٱلۡجَوَارِحِ مُكَلِّبِينَ تُعَلِّمُونَهُنَّ مِمَّا عَلَّمَكُمُ ٱللَّهُۖ فَكُلُواْ مِمَّآ أَمۡسَكۡنَ عَلَيۡكُمۡ وَٱذۡكُرُواْ ٱسۡمَ ٱللَّهِ عَلَيۡهِۖ وَٱتَّقُواْ ٱللَّهَۚ إِنَّ ٱللَّهَ سَرِيعُ ٱلۡحِسَابِ
يَسْـَٔلُونَكَ
sana soruyarlar
مَاذَآ
neyin
أُحِلَّ
helal kılındığını
لَهُمْ ۖ
kendilerine
قُلْ
de ki
أُحِلَّ
helal kılındı
لَكُمُ
size
ٱلطَّيِّبَـٰتُ ۙ
iyi ve temiz şeyler
وَمَا
yetiştirdiğiniz
عَلَّمْتُم
you have taught
مِّنَ
hayvanların
ٱلْجَوَارِحِ
(your) hunting animals
مُكَلِّبِينَ
avcı
تُعَلِّمُونَهُنَّ
öğreterek
مِمَّا
size öğrettiğinden
عَلَّمَكُمُ
has taught you
ٱللَّهُ ۖ
Allah'ın
فَكُلُوا۟
yeyin
مِمَّآ
şeylerden
أَمْسَكْنَ
tuttukları
عَلَيْكُمْ
sizin için
وَٱذْكُرُوا۟
ve anın
ٱسْمَ
adını
ٱللَّهِ
Allah'ın
عَلَيْهِ ۖ
üzerine
وَٱتَّقُوا۟
korkun
ٱللَّهَ ۚ
Allah'tan
إِنَّ
şüphesiz
ٱللَّهَ
Allah
سَرِيعُ
çabuk görendir
ٱلْحِسَابِ
hesabı

Yusuf AliThey ask thee what is lawful to them (as food). Say: lawful unto you are (all) things good and pure: and what ye have taught your trained hunting animals (to catch) in the manner directed to you by God: eat what they catch for you, but pronounce the name of God over it: and fear God; for God is swift in taking account

Diyanet İşleri MealiSana, kendilerine neyin helal kılındığını soruyorlar, de ki: Size temiz olanlar helal kılındı; Allah'ın size öğrettiği üzere alıştırıp yetiştirerek öğrettiğiniz avcı hayvanların sizin için tuttuklarını yiyin ve üzerine Allah'ın adını anın. Allah'tan sakının, doğrusu Allah hesabı çabuk görür

5:5
ٱلۡيَوۡمَ أُحِلَّ لَكُمُ ٱلطَّيِّبَٰتُۖ وَطَعَامُ ٱلَّذِينَ أُوتُواْ ٱلۡكِتَٰبَ حِلࣱّ لَّكُمۡ وَطَعَامُكُمۡ حِلࣱّ لَّهُمۡۖ وَٱلۡمُحۡصَنَٰتُ مِنَ ٱلۡمُؤۡمِنَٰتِ وَٱلۡمُحۡصَنَٰتُ مِنَ ٱلَّذِينَ أُوتُواْ ٱلۡكِتَٰبَ مِن قَبۡلِكُمۡ إِذَآ ءَاتَيۡتُمُوهُنَّ أُجُورَهُنَّ مُحۡصِنِينَ غَيۡرَ مُسَٰفِحِينَ وَلَا مُتَّخِذِيٓ أَخۡدَانࣲۗ وَمَن يَكۡفُرۡ بِٱلۡإِيمَٰنِ فَقَدۡ حَبِطَ عَمَلُهُۥ وَهُوَ فِي ٱلۡأٓخِرَةِ مِنَ ٱلۡخَٰسِرِينَ
ٱلْيَوْمَ
bugün
أُحِلَّ
helal kılındı
لَكُمُ
size
ٱلطَّيِّبَـٰتُ ۖ
iyi ve temiz şeyler
وَطَعَامُ
ve yemeği
ٱلَّذِينَ
kendilerine
أُوتُوا۟
verilenlerin
ٱلْكِتَـٰبَ
Kitap
حِلٌّۭ
helal
لَّكُمْ
size
وَطَعَامُكُمْ
sizin yemeğiniz de
حِلٌّۭ
helaldir
لَّهُمْ ۖ
onlara
وَٱلْمُحْصَنَـٰتُ
ve namuslu kadınlar
مِنَ
inanan kadınlardan
ٱلْمُؤْمِنَـٰتِ
the believers
وَٱلْمُحْصَنَـٰتُ
ve namuslu kadınlar
مِنَ
kendilerine
ٱلَّذِينَ
those who
أُوتُوا۟
verilenlerden
ٱلْكِتَـٰبَ
Kitap
مِن
sizden önce
قَبْلِكُمْ
before you
إِذَآ
zaman
ءَاتَيْتُمُوهُنَّ
verdiğiniz
أُجُورَهُنَّ
mehirlerini
مُحْصِنِينَ
iffetli kişiler olarak
غَيْرَ
zinadan kaçınan
مُسَـٰفِحِينَ
being lewd
وَلَا
ve tutmayan
مُتَّخِذِىٓ
ones (who are) taking
أَخْدَانٍۢ ۗ
gizli dost
وَمَن
ve kim
يَكْفُرْ
inkar ederse
بِٱلْإِيمَـٰنِ
imânı
فَقَدْ
muhakkak
حَبِطَ
boşa çıkmıştır
عَمَلُهُۥ
onun ameli
وَهُوَ
ve o
فِى
ahirette
ٱلْـَٔاخِرَةِ
the Hereafter
مِنَ
kaybedenlerdendir
ٱلْخَـٰسِرِينَ
the losers

Yusuf AliThis day are (all) things good and pure made lawful unto you. The food of the People of the Book is lawful unto you and yours is lawful unto them. (Lawful unto you in marriage) are (not only) chaste women who are believers, but chaste women among the People of the Book, revealed before your time,- when ye give them their due dowers, and desire chastity, not lewdness, nor secret intrigues if any one rejects faith, fruitless is his work, and in the Hereafter he will be in the ranks of those who have lost (all spiritual good)

Diyanet İşleri MealiBugün, size temiz olanlar helal kılındı. Kitap verilenlerin yemeği size helal, sizin yemeğiniz de onlara helaldir. İnanan hür ve iffetli kadınlar ve sizden önce kitap verilenlerin hür ve iffetli kadınları -zina etmeksizin, gizli dost tutmaksızın ve mehirlerini verdiğiniz takdirde- size helaldir. Kim imanı inkar ederse, şüphesiz amelleri boşa gider. O, ahirette de kaybedenlerdendir

5:6 📚 20
يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓاْ إِذَا قُمۡتُمۡ إِلَى ٱلصَّلَوٰةِ فَٱغۡسِلُواْ وُجُوهَكُمۡ وَأَيۡدِيَكُمۡ إِلَى ٱلۡمَرَافِقِ وَٱمۡسَحُواْ بِرُءُوسِكُمۡ وَأَرۡجُلَكُمۡ إِلَى ٱلۡكَعۡبَيۡنِۚ وَإِن كُنتُمۡ جُنُبࣰ ا فَٱطَّهَّرُواْۚ وَإِن كُنتُم مَّرۡضَىٰٓ أَوۡ عَلَىٰ سَفَرٍ أَوۡ جَآءَ أَحَدࣱ مِّنكُم مِّنَ ٱلۡغَآئِطِ أَوۡ لَٰمَسۡتُمُ ٱلنِّسَآءَ فَلَمۡ تَجِدُواْ مَآءࣰ فَتَيَمَّمُواْ صَعِيدࣰ ا طَيِّبࣰ ا فَٱمۡسَحُواْ بِوُجُوهِكُمۡ وَأَيۡدِيكُم مِّنۡهُۚ مَا يُرِيدُ ٱللَّهُ لِيَجۡعَلَ عَلَيۡكُم مِّنۡ حَرَجࣲ وَلَٰكِن يُرِيدُ لِيُطَهِّرَكُمۡ وَلِيُتِمَّ نِعۡمَتَهُۥ عَلَيۡكُمۡ لَعَلَّكُمۡ تَشۡكُرُونَ
يَـٰٓأَيُّهَا
Ey
ٱلَّذِينَ
kimseler
ءَامَنُوٓا۟
inanan(lar)
إِذَا
zaman
قُمْتُمْ
dur(mak iste)diğiniz
إِلَى
namaza
ٱلصَّلَوٰةِ
the prayer
فَٱغْسِلُوا۟
yıkayın
وُجُوهَكُمْ
yüzlerinizi
وَأَيْدِيَكُمْ
ve ellerinizi
إِلَى
kadar
ٱلْمَرَافِقِ
dirseklere
وَٱمْسَحُوا۟
ve meshedin
بِرُءُوسِكُمْ
başlarınızı
وَأَرْجُلَكُمْ
ve ayaklarınızı
إِلَى
kadar
ٱلْكَعْبَيْنِ ۚ
topuklara
وَإِن
ve eğer
كُنتُمْ
iseniz
جُنُبًۭا
cünüp
فَٱطَّهَّرُوا۟ ۚ
tam temizlenin
وَإِن
eğer
كُنتُم
iseniz
مَّرْضَىٰٓ
hasta
أَوْ
yahut
عَلَىٰ
üzerinde
سَفَرٍ
seyahat
أَوْ
yahut
جَآءَ
gelmişse
أَحَدٌۭ
biriniz
مِّنكُم
sizden
مِّنَ
tuvaletten
ٱلْغَآئِطِ
the toilet
أَوْ
ya da
لَـٰمَسْتُمُ
dokunmuşsa
ٱلنِّسَآءَ
kadınlara
فَلَمْ
ve
تَجِدُوا۟
bulamamışsanız
مَآءًۭ
su
فَتَيَمَّمُوا۟
teyemmüm edin
صَعِيدًۭا
toprağa
طَيِّبًۭا
temiz
فَٱمْسَحُوا۟
ve sürün
بِوُجُوهِكُمْ
yüzlerinize
وَأَيْدِيكُم
ve ellerinize
مِّنْهُ ۚ
ondan
مَا
istemiyor
يُرِيدُ
intend
ٱللَّهُ
Allah
لِيَجْعَلَ
çıkarmak
عَلَيْكُم
size
مِّنْ
hiçbir
حَرَجٍۢ
güçlük
وَلَـٰكِن
fakat
يُرِيدُ
istiyor
لِيُطَهِّرَكُمْ
sizi temizlemek
وَلِيُتِمَّ
ve tamamlamak
نِعْمَتَهُۥ
ni'metini
عَلَيْكُمْ
size olan
لَعَلَّكُمْ
umulur ki
تَشْكُرُونَ
şükredersiniz

Yusuf AliO ye who believe! when ye prepare for prayer, wash your faces, and your hands (and arms) to the elbows; Rub your heads (with water); and (wash) your feet to the ankles. If ye are in a state of ceremonial impurity, bathe your whole body. But if ye are ill, or on a journey, or one of you cometh from offices of nature, or ye have been in contact with women, and ye find no water, then take for yourselves clean sand or earth, and rub therewith your faces and hands, God doth not wish to place you in a difficulty, but to make you clean, and to complete his favour to you, that ye may be grateful

Diyanet İşleri MealiEy İnananlar! Namaza kalktığınızda yüzlerinizi, dirseklere kadar ellerinizi, -başlarınızı meshedip- topuk kemiklerine kadar ayaklarınızı yıkayın. Eğer cünüpseniz yıkanıp temizlenin; şayet hasta veya yolculukta iseniz veya ayak yolundan gelmişseniz yahut kadınlara yaklaşmışsanız ve su bulamamışsanız temiz bir toprağa teyemmüm edin, yüzlerinizi, ellerinizi onunla meshedin. Allah sizi zorlamak istemez, Allah sizi arıtıp üzerinize olan nimetini tamamlamak ister ki şükredesiniz

5:7 📚 1
وَٱذۡكُرُواْ نِعۡمَةَ ٱللَّهِ عَلَيۡكُمۡ وَمِيثَٰقَهُ ٱلَّذِي وَاثَقَكُم بِهِۦٓ إِذۡ قُلۡتُمۡ سَمِعۡنَا وَأَطَعۡنَاۖ وَٱتَّقُواْ ٱللَّهَۚ إِنَّ ٱللَّهَ عَلِيمُۢ بِذَاتِ ٱلصُّدُورِ
وَٱذْكُرُوا۟
ve hatırlayın
نِعْمَةَ
ni'metini
ٱللَّهِ
Allah'ın
عَلَيْكُمْ
size olan
وَمِيثَـٰقَهُ
ve sözünü
ٱلَّذِى
öyle ki
وَاثَقَكُم
verdiniz
بِهِۦٓ
O'na
إِذْ
hani
قُلْتُمْ
demiştiniz
سَمِعْنَا
işittik
وَأَطَعْنَا ۖ
ve ita'at ettik
وَٱتَّقُوا۟
korkun
ٱللَّهَ ۚ
Allah'tan
إِنَّ
şüphesiz
ٱللَّهَ
Allah
عَلِيمٌۢ
bilir
بِذَاتِ
özünü
ٱلصُّدُورِ
göğüslerin

Yusuf AliAnd call in remembrance the favour of God unto you, and His covenant, which He ratified with you, when ye said: "We hear and we obey": And fear God, for God knoweth well the secrets of your hearts

Diyanet İşleri MealiAllah'ın size olan nimetini ve "İşittik, itaat ettik" dediğinizde sizi andına bağladığı sözünü anın. Allah'tan sakının, Allah içinizde olanı elbette bilir

5:8 📚 5
يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ كُونُواْ قَوَّٰمِينَ لِلَّهِ شُهَدَآءَ بِٱلۡقِسۡطِۖ وَلَا يَجۡرِمَنَّكُمۡ شَنَـَٔانُ قَوۡمٍ عَلَىٰٓ أَلَّا تَعۡدِلُواْۚ ٱعۡدِلُواْ هُوَ أَقۡرَبُ لِلتَّقۡوَىٰۖ وَٱتَّقُواْ ٱللَّهَۚ إِنَّ ٱللَّهَ خَبِيرُۢ بِمَا تَعۡمَلُونَ
يَـٰٓأَيُّهَا
Ey
ٱلَّذِينَ
kimseler
ءَامَنُوا۟
inanan(lar)
كُونُوا۟
olun
قَوَّٰمِينَ
(hakkı) ayakta tutan
لِلَّهِ
Allah için
شُهَدَآءَ
şahidlik edenler
بِٱلْقِسْطِ ۖ
adaletle
وَلَا
sizi saptırmasın
يَجْرِمَنَّكُمْ
prevent you
شَنَـَٔانُ
duyduğunuz kin
قَوْمٍ
bir topluluğa
عَلَىٰٓ
karşı
أَلَّا
adaletten
تَعْدِلُوا۟ ۚ
you do justice
ٱعْدِلُوا۟
adil davranın
هُوَ
bu
أَقْرَبُ
daha yakındır
لِلتَّقْوَىٰ ۖ
takvaya
وَٱتَّقُوا۟
korkun
ٱللَّهَ ۚ
Allah'tan
إِنَّ
kuşkusuz
ٱللَّهَ
Allah
خَبِيرٌۢ
haber almaktadır
بِمَا
şeyleri
تَعْمَلُونَ
yaptıklarınız

Yusuf AliO ye who believe! stand out firmly for God, as witnesses to fair dealing, and let not the hatred of others to you make you swerve to wrong and depart from justice. Be just: that is next to piety: and fear God. For God is well-acquainted with all that ye do

Diyanet İşleri MealiEy İnananlar! Allah için adaleti ayakta tutup gözeten şahidler olun. Bir topluluğa olan öfkeniz sizi adaletsizliğe sürüklemesin; adil olun; bu, Allah'a karşı gelmekten sakınmaya daha yakındır. Allah'tan sakının, doğrusu Allah işlediklerinizden Haberdar'dır

5:9
وَعَدَ ٱللَّهُ ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ وَعَمِلُواْ ٱلصَّٰلِحَٰتِ لَهُم مَّغۡفِرَةࣱ وَأَجۡرٌ عَظِيمࣱ‏
وَعَدَ
va'detmiştir
ٱللَّهُ
Allah
ٱلَّذِينَ
kimselere
ءَامَنُوا۟
inanan(lara)
وَعَمِلُوا۟
ve yapanlara
ٱلصَّـٰلِحَـٰتِ ۙ
iyi işler
لَهُم
onlarındır
مَّغْفِرَةٌۭ
bağışlama
وَأَجْرٌ
ve mükafat
عَظِيمٌۭ
büyük

Yusuf AliTo those who believe and do deeds of righteousness hath God promised forgiveness and a great reward

Diyanet İşleri MealiAllah, inananlara ve yararlı işler işleyenlere mağfiret ve büyük ecir olduğunu vadetmiştir

5:10
وَٱلَّذِينَ كَفَرُواْ وَكَذَّبُواْ بِـَٔايَٰتِنَآ أُوْلَٰٓئِكَ أَصۡحَٰبُ ٱلۡجَحِيمِ
وَٱلَّذِينَ
kimseler
كَفَرُوا۟
inkar eden(ler)
وَكَذَّبُوا۟
ve yalanlayanlar ise
بِـَٔايَـٰتِنَآ
ayetlerimizi
أُو۟لَـٰٓئِكَ
onlar
أَصْحَـٰبُ
halkıdır
ٱلْجَحِيمِ
cehennemin

Yusuf AliThose who reject faith and deny our signs will be companions of Hell-fire

Diyanet İşleri Mealiİnkar edenler ve ayetlerimizi yalanlayanlar, işte onlar cehennemliklerdir

5:11 📚 4
يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ ٱذۡكُرُواْ نِعۡمَتَ ٱللَّهِ عَلَيۡكُمۡ إِذۡ هَمَّ قَوۡمٌ أَن يَبۡسُطُوٓاْ إِلَيۡكُمۡ أَيۡدِيَهُمۡ فَكَفَّ أَيۡدِيَهُمۡ عَنكُمۡۖ وَٱتَّقُواْ ٱللَّهَۚ وَعَلَى ٱللَّهِ فَلۡيَتَوَكَّلِ ٱلۡمُؤۡمِنُونَ
يَـٰٓأَيُّهَا
Ey
ٱلَّذِينَ
kimseler
ءَامَنُوا۟
inanan(lar)
ٱذْكُرُوا۟
hatırlayın
نِعْمَتَ
ni'metini
ٱللَّهِ
Allah'ın
عَلَيْكُمْ
size olan
إِذْ
hani
هَمَّ
yeltenmişti
قَوْمٌ
bir topluluk
أَن
uzatmağa (saldırmaya)
يَبْسُطُوٓا۟
they stretch
إِلَيْكُمْ
size
أَيْدِيَهُمْ
ellerini
فَكَفَّ
(Allah) çekmişti
أَيْدِيَهُمْ
onların ellerini
عَنكُمْ ۖ
sizden
وَٱتَّقُوا۟
korkun
ٱللَّهَ ۚ
Alah'tan
وَعَلَى
ve
ٱللَّهِ
Allah'a
فَلْيَتَوَكَّلِ
dayansınlar
ٱلْمُؤْمِنُونَ
Mü'minler

Yusuf AliO ye who believe! Call in remembrance the favour of God unto you when certain men formed the design to stretch out their hands against you, but (God) held back their hands from you: so fear God. And on God let believers put (all) their trust

Diyanet İşleri MealiEy İnananlar! Allah'ın üzerinize olan nimetini anın: Hani bir topluluk size tecavüze kalkışmıştı da Allah onlara mani olmuştu. Allah'tan sakının, inananlar Allah'a güvensinler

5:12
۞وَلَقَدۡ أَخَذَ ٱللَّهُ مِيثَٰقَ بَنِيٓ إِسۡرَٰٓءِيلَ وَبَعَثۡنَا مِنۡهُمُ ٱثۡنَيۡ عَشَرَ نَقِيبࣰ اۖ وَقَالَ ٱللَّهُ إِنِّي مَعَكُمۡۖ لَئِنۡ أَقَمۡتُمُ ٱلصَّلَوٰةَ وَءَاتَيۡتُمُ ٱلزَّكَوٰةَ وَءَامَنتُم بِرُسُلِي وَعَزَّرۡتُمُوهُمۡ وَأَقۡرَضۡتُمُ ٱللَّهَ قَرۡضًا حَسَنࣰ ا لَّأُكَفِّرَنَّ عَنكُمۡ سَيِّـَٔاتِكُمۡ وَلَأُدۡخِلَنَّكُمۡ جَنَّٰتࣲ تَجۡرِي مِن تَحۡتِهَا ٱلۡأَنۡهَٰرُۚ فَمَن كَفَرَ بَعۡدَ ذَٰلِكَ مِنكُمۡ فَقَدۡ ضَلَّ سَوَآءَ ٱلسَّبِيلِ
۞ وَلَقَدْ
andolsun
أَخَذَ
almıştı
ٱللَّهُ
Allah
مِيثَـٰقَ
söz
بَنِىٓ
oğullarından
إِسْرَٰٓءِيلَ
İsrail
وَبَعَثْنَا
ve göndermiştik
مِنْهُمُ
içlerinden
ٱثْنَىْ
iki (on iki)
عَشَرَ
on (on iki)
نَقِيبًۭا ۖ
başkan
وَقَالَ
demişti ki
ٱللَّهُ
Allah
إِنِّى
şüphesiz ben
مَعَكُمْ ۖ
sizinle beraberim
لَئِنْ
eğer
أَقَمْتُمُ
kılarsanız
ٱلصَّلَوٰةَ
namazı
وَءَاتَيْتُمُ
ve verirseniz
ٱلزَّكَوٰةَ
zekatı
وَءَامَنتُم
ve inanırsanız
بِرُسُلِى
elçilerime
وَعَزَّرْتُمُوهُمْ
ve onlara yardım ederseniz
وَأَقْرَضْتُمُ
ve borç verirseniz
ٱللَّهَ
Allah'a
قَرْضًا
bir borç
حَسَنًۭا
güzel
لَّأُكَفِّرَنَّ
elbette örterim
عَنكُمْ
sizin
سَيِّـَٔاتِكُمْ
günahlarınızı
وَلَأُدْخِلَنَّكُمْ
ve sizi sokarım
جَنَّـٰتٍۢ
cennetlere
تَجْرِى
akan
مِن
altlarından
تَحْتِهَا
underneath them
ٱلْأَنْهَـٰرُ ۚ
ırmaklar
فَمَن
kim
كَفَرَ
inkar ederse
بَعْدَ
sonra
ذَٰلِكَ
bundan
مِنكُمْ
sizden
فَقَدْ
muhakkak
ضَلَّ
sapmış olur
سَوَآءَ
düz
ٱلسَّبِيلِ
yoldan

Yusuf AliGod did aforetime take a covenant from the Children of Israel, and we appointed twelve captains among them. And God said: "I am with you: if ye (but) establish regular prayers, practise regular charity, believe in my apostles, honour and assist them, and loan to God a beautiful loan, verily I will wipe out from you your evils, and admit you to gardens with rivers flowing beneath; but if any of you, after this, resisteth faith, he hath truly wandered from the path or rectitude

Diyanet İşleri MealiAnd olsun ki, Allah, İsrailoğullarından söz almıştı. Onlardan oniki reis seçtik. Allah: "Ben şüphesiz sizinleyim, namaz kılarsanız, zekat verirseniz, peygamberlerime inanır ve onlara yardım ederseniz, Allah uğrunda güzel bir takdimede bulunursanız, and olsun ki kötülüklerinizi örterim. And olsun ki, sizi içlerinden ırmaklar akan cennetlere koyarım. Bundan sonra sizden kim inkar ederse şüphesiz doğru yoldan sapmış olur" dedi

5:13 📚 2
فَبِمَا نَقۡضِهِم مِّيثَٰقَهُمۡ لَعَنَّٰهُمۡ وَجَعَلۡنَا قُلُوبَهُمۡ قَٰسِيَةࣰۖ يُحَرِّفُونَ ٱلۡكَلِمَ عَن مَّوَاضِعِهِۦ وَنَسُواْ حَظࣰّ ا مِّمَّا ذُكِّرُواْ بِهِۦۚ وَلَا تَزَالُ تَطَّلِعُ عَلَىٰ خَآئِنَةࣲ مِّنۡهُمۡ إِلَّا قَلِيلࣰ ا مِّنۡهُمۡۖ فَٱعۡفُ عَنۡهُمۡ وَٱصۡفَحۡۚ إِنَّ ٱللَّهَ يُحِبُّ ٱلۡمُحۡسِنِينَ
فَبِمَا
sebebiyle
نَقْضِهِم
bozmaları
مِّيثَـٰقَهُمْ
sözlerini
لَعَنَّـٰهُمْ
onları la'netledik
وَجَعَلْنَا
ve yaptık
قُلُوبَهُمْ
kalblerini
قَـٰسِيَةًۭ ۖ
kaskatı
يُحَرِّفُونَ
kaydırıyorlar
ٱلْكَلِمَ
kelimeleri
عَن
yerlerinden
مَّوَاضِعِهِۦ ۙ
their places
وَنَسُوا۟
ve unuttular
حَظًّۭا
pay almayı
مِّمَّا
şeyden
ذُكِّرُوا۟
öğütlenen
بِهِۦ ۚ
kendilerine
وَلَا
asla
تَزَالُ
daima
تَطَّلِعُ
muttali olursun
عَلَىٰ
üzerinde (olduklarına)
خَآئِنَةٍۢ
hainlik
مِّنْهُمْ
onlardan
إِلَّا
hariç
قَلِيلًۭا
pek azı
مِّنْهُمْ ۖ
içlerinden
فَٱعْفُ
yine de affet
عَنْهُمْ
onları
وَٱصْفَحْ ۚ
ve aldırma
إِنَّ
şüphesiz
ٱللَّهَ
Allah
يُحِبُّ
sever
ٱلْمُحْسِنِينَ
güzel davrananları

Yusuf AliBut because of their breach of their covenant, We cursed them, and made their hearts grow hard; they change the words from their (right) places and forget a good part of the message that was sent them, nor wilt thou cease to find them- barring a few - ever bent on (new) deceits: but forgive them, and overlook (their misdeeds): for God loveth those who are kind

Diyanet İşleri MealiSözlerini bozdukları için onlara lanet ettik, kalblerini katılaştırdık. Onlar sözleri yerlerinden değiştirirler. Kendilerine belletilenin bir kısmını unuttular. İçlerinden pek azından başkasının daima hainliklerini görürsün, onları affet ve geç. Allah iyilik yapanları şüphesiz sever

5:14
وَمِنَ ٱلَّذِينَ قَالُوٓاْ إِنَّا نَصَٰرَىٰٓ أَخَذۡنَا مِيثَٰقَهُمۡ فَنَسُواْ حَظࣰّ ا مِّمَّا ذُكِّرُواْ بِهِۦ فَأَغۡرَيۡنَا بَيۡنَهُمُ ٱلۡعَدَاوَةَ وَٱلۡبَغۡضَآءَ إِلَىٰ يَوۡمِ ٱلۡقِيَٰمَةِۚ وَسَوۡفَ يُنَبِّئُهُمُ ٱللَّهُ بِمَا كَانُواْ يَصۡنَعُونَ
وَمِنَ
ve
ٱلَّذِينَ
kimselerin
قَالُوٓا۟
diyen(lerin)
إِنَّا
biz
نَصَـٰرَىٰٓ
hıristiyanız
أَخَذْنَا
almıştık
مِيثَـٰقَهُمْ
sözünü
فَنَسُوا۟
ama unuttular
حَظًّۭا
pay almayı
مِّمَّا
şeyden
ذُكِّرُوا۟
öğütlenen
بِهِۦ
kendilerine
فَأَغْرَيْنَا
bu yüzden saldık
بَيْنَهُمُ
aralarına
ٱلْعَدَاوَةَ
düşmanlık
وَٱلْبَغْضَآءَ
ve kin
إِلَىٰ
kadar
يَوْمِ
gününe
ٱلْقِيَـٰمَةِ ۚ
kıyamet
وَسَوْفَ
ve yakında
يُنَبِّئُهُمُ
onlara haber verecektir
ٱللَّهُ
Allah
بِمَا
şeyleri
كَانُوا۟
oldukları
يَصْنَعُونَ
yapmakta

Yusuf AliFrom those, too, who call themselves Christians, We did take a covenant, but they forgot a good part of the message that was sent them: so we estranged them, with enmity and hatred between the one and the other, to the day of judgment. And soon will God show them what it is they have done

Diyanet İşleri MealiBiz hıristiyanız" diyenlerden de söz almıştık; onlar, kendilerine belletilenin bir kısmını unuttular, bu yüzden aralarına kıyamete kadar düşmanlık ve kin saldık. Allah, yapmakta olduklarını kendilerine haber verecektir

5:15
يَٰٓأَهۡلَ ٱلۡكِتَٰبِ قَدۡ جَآءَكُمۡ رَسُولُنَا يُبَيِّنُ لَكُمۡ كَثِيرࣰ ا مِّمَّا كُنتُمۡ تُخۡفُونَ مِنَ ٱلۡكِتَٰبِ وَيَعۡفُواْ عَن كَثِيرࣲۚ قَدۡ جَآءَكُم مِّنَ ٱللَّهِ نُورࣱ وَكِتَٰبࣱ مُّبِينࣱ‏
يَـٰٓأَهْلَ
Ey ehli
ٱلْكِتَـٰبِ
Kitap
قَدْ
muhakkak
جَآءَكُمْ
size geldi
رَسُولُنَا
elçimiz
يُبَيِّنُ
açıklıyor
لَكُمْ
size
كَثِيرًۭا
çoğunu
مِّمَّا
şeylerin
كُنتُمْ
olduğunuz
تُخْفُونَ
gizlemiş
مِنَ
Kitaptan
ٱلْكِتَـٰبِ
the Scripture
وَيَعْفُوا۟
vaz geçiyor
عَن
çoğundan
كَثِيرٍۢ ۚ
much
قَدْ
gerçekten
جَآءَكُم
size gelmiştir
مِّنَ
Allahtan
ٱللَّهِ
Allah
نُورٌۭ
bir nur
وَكِتَـٰبٌۭ
ve bir Kitap
مُّبِينٌۭ
açık

Yusuf AliO people of the Book! There hath come to you our Apostle, revealing to you much that ye used to hide in the Book, and passing over much (that is now unnecessary): There hath come to you from God a (new) light and a perspicuous Book

Diyanet İşleri MealiEy Kitap ehli! Kitap'dan gizleyip durduğunuzun çoğunu size açıkça anlatan ve çoğundan da geçiveren peygamberimiz gelmiştir. Doğrusu size Allah'tan bir nur ve apaçık bir Kitap gelmiştir

5:16
يَهۡدِي بِهِ ٱللَّهُ مَنِ ٱتَّبَعَ رِضۡوَٰنَهُۥ سُبُلَ ٱلسَّلَٰمِ وَيُخۡرِجُهُم مِّنَ ٱلظُّلُمَٰتِ إِلَى ٱلنُّورِ بِإِذۡنِهِۦ وَيَهۡدِيهِمۡ إِلَىٰ صِرَٰطࣲ مُّسۡتَقِيمࣲ‏
يَهْدِى
iletir
بِهِ
onunla
ٱللَّهُ
Allah
مَنِ
kimseleri
ٱتَّبَعَ
uyan
رِضْوَٰنَهُۥ
rızasına
سُبُلَ
yollarına
ٱلسَّلَـٰمِ
esenlik
وَيُخْرِجُهُم
ve onları çıkarır
مِّنَ
karanlıklardan
ٱلظُّلُمَـٰتِ
the darknessess
إِلَى
aydınlığa
ٱلنُّورِ
the light
بِإِذْنِهِۦ
kendi izniyle
وَيَهْدِيهِمْ
ve iletir
إِلَىٰ
bir yola
صِرَٰطٍۢ
(the) way
مُّسْتَقِيمٍۢ
dosdoğru

Yusuf AliWherewith God guideth all who seek His good pleasure to ways of peace and safety, and leadeth them out of darkness, by His will, unto the light,- guideth them to a path that is straight

Diyanet İşleri MealiAllah, rızasını gözetenleri onunla, selamet yollarına eriştirir ve onları, izni ile, karanlıklardan aydınlığa çıkarır. Onları doğru yola iletir

5:17 📚 1
لَّقَدۡ كَفَرَ ٱلَّذِينَ قَالُوٓاْ إِنَّ ٱللَّهَ هُوَ ٱلۡمَسِيحُ ٱبۡنُ مَرۡيَمَۚ قُلۡ فَمَن يَمۡلِكُ مِنَ ٱللَّهِ شَيۡـًٔا إِنۡ أَرَادَ أَن يُهۡلِكَ ٱلۡمَسِيحَ ٱبۡنَ مَرۡيَمَ وَأُمَّهُۥ وَمَن فِي ٱلۡأَرۡضِ جَمِيعࣰ اۗ وَلِلَّهِ مُلۡكُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِ وَمَا بَيۡنَهُمَاۚ يَخۡلُقُ مَا يَشَآءُۚ وَٱللَّهُ عَلَىٰ كُلِّ شَيۡءࣲ قَدِيرࣱ‏
لَّقَدْ
andolsun
كَفَرَ
küfre gitmişlerdir
ٱلَّذِينَ
kimseler
قَالُوٓا۟
diyen(ler)
إِنَّ
şüphesiz
ٱللَّهَ
Allah
هُوَ
o
ٱلْمَسِيحُ
Mesih'tir
ٱبْنُ
oğlu
مَرْيَمَ ۚ
Meryem
قُلْ
de ki
فَمَن
öyle ise kim
يَمْلِكُ
sahipse
مِنَ
karşı
ٱللَّهِ
Allah'a
شَيْـًٔا
bir şeye
إِنْ
eğer
أَرَادَ
isterse
أَن
helak etmek
يُهْلِكَ
destroy
ٱلْمَسِيحَ
Mesih'i
ٱبْنَ
oğlu
مَرْيَمَ
Meryem
وَأُمَّهُۥ
ve annesini
وَمَن
ve kimseleri
فِى
yeryüzündeki
ٱلْأَرْضِ
the earth
جَمِيعًۭا ۗ
hepsini
وَلِلَّهِ
Allah'ındır
مُلْكُ
mülkü
ٱلسَّمَـٰوَٰتِ
göklerde
وَٱلْأَرْضِ
ve yerde
وَمَا
ve bulunanların
بَيْنَهُمَا ۚ
ikisinin arasında
يَخْلُقُ
yaratır
مَا
dilediğini
يَشَآءُ ۚ
He wills
وَٱللَّهُ
Allah
عَلَىٰ
he
كُلِّ
every
شَىْءٍۢ
şeyi
قَدِيرٌۭ
yapabilendir

Yusuf AliIn blasphemy indeed are those that say that God is Christ the son of Mary. Say: "Who then hath the least power against God, if His will were to destroy Christ the son of Mary, his mother, and all every - one that is on the earth? For to God be longeth the dominion of the heavens and the earth, and all that is between. He createth what He pleaseth. For God hath power over all things

Diyanet İşleri MealiAllah ancak Meryem oğlu Mesih'tir" diyenler and olsun ki kafir olmuşlardır. De ki: "Allah Meryem oğlu Mesih'i, anasını ve yeryüzünde olanların hepsini yok etmeyi dilerse kim O'na karşı koyabilir?" Göklerin, yerin ve arasındakilerin hükümranlığı Allah'ındır, dilediğini yaratır. Allah her şeye Kadir'dir

5:18 📚 7
وَقَالَتِ ٱلۡيَهُودُ وَٱلنَّصَٰرَىٰ نَحۡنُ أَبۡنَٰٓؤُاْ ٱللَّهِ وَأَحِبَّٰٓؤُهُۥۚ قُلۡ فَلِمَ يُعَذِّبُكُم بِذُنُوبِكُمۖ بَلۡ أَنتُم بَشَرࣱ مِّمَّنۡ خَلَقَۚ يَغۡفِرُ لِمَن يَشَآءُ وَيُعَذِّبُ مَن يَشَآءُۚ وَلِلَّهِ مُلۡكُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِ وَمَا بَيۡنَهُمَاۖ وَإِلَيۡهِ ٱلۡمَصِيرُ
وَقَالَتِ
ve dediler
ٱلْيَهُودُ
Yahudiler
وَٱلنَّصَـٰرَىٰ
ve hıristiyanlar
نَحْنُ
biz
أَبْنَـٰٓؤُا۟
oğullarıyız
ٱللَّهِ
Allah'ın
وَأَحِبَّـٰٓؤُهُۥ ۚ
ve sevgilileriyiz
قُلْ
de ki
فَلِمَ
o halde niçin
يُعَذِّبُكُم
size azabediyor
بِذُنُوبِكُم ۖ
günahlarınızdan ötürü
بَلْ
hayır
أَنتُم
siz de
بَشَرٌۭ
birer insansınız
مِّمَّنْ
O'nun yaratıklarından
خَلَقَ ۚ
He created
يَغْفِرُ
bağışlar
لِمَن
kimseyi
يَشَآءُ
dilediği
وَيُعَذِّبُ
ve azabeder
مَن
kimseye
يَشَآءُ ۚ
dilediği
وَلِلَّهِ
Allah'ındır
مُلْكُ
mülkü
ٱلسَّمَـٰوَٰتِ
göklerin
وَٱلْأَرْضِ
ve yerin
وَمَا
bulunan herşeyin
بَيْنَهُمَا ۖ
ve ikisi arasında
وَإِلَيْهِ
O'nadır
ٱلْمَصِيرُ
dönüş de

Yusuf Ali(Both) the Jews and the Christians say: "We are sons of God, and his beloved." Say: "Why then doth He punish you for your sins? Nay, ye are but men,- of the men he hath created: He forgiveth whom He pleaseth, and He punisheth whom He pleaseth: and to God belongeth the dominion of the heavens and the earth, and all that is between: and unto Him is the final goal (of all)

Diyanet İşleri MealiYahudiler ve hıristiyanlar, "Biz Allah'ın oğulları ve sevgilileriyiz" dediler. "Öyleyse günahlarınızdan ötürü size niçin azabediyor? Bilakis siz O'nun yarattığı insanlarsınız" de, Allah dilediğini bağışlar, dilediğine azab eder. Göklerin, yerin ve ikisinin arasındakilerin hükümranlığı Allah'ındır. Dönüş O'nadır

5:19 📚 2
يَٰٓأَهۡلَ ٱلۡكِتَٰبِ قَدۡ جَآءَكُمۡ رَسُولُنَا يُبَيِّنُ لَكُمۡ عَلَىٰ فَتۡرَةࣲ مِّنَ ٱلرُّسُلِ أَن تَقُولُواْ مَا جَآءَنَا مِنۢ بَشِيرࣲ وَلَا نَذِيرࣲۖ فَقَدۡ جَآءَكُم بَشِيرࣱ وَنَذِيرࣱۗ وَٱللَّهُ عَلَىٰ كُلِّ شَيۡءࣲ قَدِيرࣱ‏
يَـٰٓأَهْلَ
Ey ehli
ٱلْكِتَـٰبِ
Kitap
قَدْ
muhakkak
جَآءَكُمْ
size geldi
رَسُولُنَا
Elçimiz
يُبَيِّنُ
gerçekleri açıklıyan
لَكُمْ
size
عَلَىٰ
arasının kesildiği sırada
فَتْرَةٍۢ
(after) an interval (of cessation)
مِّنَ
elçilerin
ٱلرُّسُلِ
the Messengers
أَن
demeyesiniz
تَقُولُوا۟
you say
مَا
bize gelmedi
جَآءَنَا
(has) come to us
مِنۢ
bir müjdeleyici
بَشِيرٍۢ
bearer of glad tidings
وَلَا
ve ne de
نَذِيرٍۢ ۖ
bir uyarıcı
فَقَدْ
işte
جَآءَكُم
size geldi
بَشِيرٌۭ
müjdeleyici
وَنَذِيرٌۭ ۗ
ve uyarıcı
وَٱللَّهُ
Allah
عَلَىٰ
her
كُلِّ
every
شَىْءٍۢ
şeye
قَدِيرٌۭ
kadirdir

Yusuf AliO People of the Book! Now hath come unto you, making (things) clear unto you, Our Apostle, after the break in (the series of) our apostles, lest ye should say: "There came unto us no bringer of glad tidings and no warner (from evil)": But now hath come unto you a bringer of glad tidings and a warner (from evil). And God hath power over all things

Diyanet İşleri MealiEy Kitap ehli! Peygamberlerin arası kesildiğinde, "Bize müjdeci ve uyarıcı gelmedi" dersiniz diye, size açıkça anlatacak peygamberimiz geldi. Şüphesiz O, size müjdeci ve uyarıcı olarak gelmiştir. Allah her şeye Kadir'dir

5:20 📚 1
وَإِذۡ قَالَ مُوسَىٰ لِقَوۡمِهِۦ يَٰقَوۡمِ ٱذۡكُرُواْ نِعۡمَةَ ٱللَّهِ عَلَيۡكُمۡ إِذۡ جَعَلَ فِيكُمۡ أَنۢبِيَآءَ وَجَعَلَكُم مُّلُوكࣰ ا وَءَاتَىٰكُم مَّا لَمۡ يُؤۡتِ أَحَدࣰ ا مِّنَ ٱلۡعَٰلَمِينَ
وَإِذْ
ve hani
قَالَ
demişti
مُوسَىٰ
Musa
لِقَوْمِهِۦ
kavmine
يَـٰقَوْمِ
Ey kavmim
ٱذْكُرُوا۟
hatırlayın
نِعْمَةَ
ni'metini
ٱللَّهِ
Allah'ın
عَلَيْكُمْ
size olan
إِذْ
zira (O)
جَعَلَ
var etti
فِيكُمْ
aranızda
أَنۢبِيَآءَ
peygamberler
وَجَعَلَكُم
ve sizi yaptı
مُّلُوكًۭا
krallar
وَءَاتَىٰكُم
ve size verdi
مَّا
şeyleri
لَمْ
vermediği
يُؤْتِ
He (had) given
أَحَدًۭا
hiç kimseye
مِّنَ
dünyalarda
ٱلْعَـٰلَمِينَ
the worlds

Yusuf AliRemember Moses said to his people: "O my people! Call in remembrance the favour of God unto you, when He produced prophets among you, made you kings, and gave you what He had not given to any other among the peoples

Diyanet İşleri MealiMusa, milletine: "Ey milletim! Allah'ın size olan nimetini anın: içinizden peygamberler çıkarmış ve sizi hükümdar yapmıştır, dünyalarda kimseye vermediğini size vermiştir

5:21
يَٰقَوۡمِ ٱدۡخُلُواْ ٱلۡأَرۡضَ ٱلۡمُقَدَّسَةَ ٱلَّتِي كَتَبَ ٱللَّهُ لَكُمۡ وَلَا تَرۡتَدُّواْ عَلَىٰٓ أَدۡبَارِكُمۡ فَتَنقَلِبُواْ خَٰسِرِينَ
يَـٰقَوْمِ
Ey kavmim
ٱدْخُلُوا۟
girin
ٱلْأَرْضَ
toprağa
ٱلْمُقَدَّسَةَ
Kutsal
ٱلَّتِى
ki
كَتَبَ
yaz(ıp nasibet)diği
ٱللَّهُ
Allah'ın
لَكُمْ
size
وَلَا
dönmeyin
تَرْتَدُّوا۟
turn
عَلَىٰٓ
arkanıza
أَدْبَارِكُمْ
your backs
فَتَنقَلِبُوا۟
yoksa dönersiniz
خَـٰسِرِينَ
kaybedenlere

Yusuf AliO my people! Enter the holy land which God hath assigned unto you, and turn not back ignominiously, for then will ye be overthrown, to your own ruin

Diyanet İşleri MealiEy milletim! Allah'ın size yazdığı kutsal yere girin, ardınıza dönmeyin, yoksa kaybedenler olarak dönersiniz" demişti

5:22
قَالُواْ يَٰمُوسَىٰٓ إِنَّ فِيهَا قَوۡمࣰ ا جَبَّارِينَ وَإِنَّا لَن نَّدۡخُلَهَا حَتَّىٰ يَخۡرُجُواْ مِنۡهَا فَإِن يَخۡرُجُواْ مِنۡهَا فَإِنَّا دَٰخِلُونَ
قَالُوا۟
dediler ki
يَـٰمُوسَىٰٓ
Ey Musa
إِنَّ
şüphesiz
فِيهَا
orada vardır
قَوْمًۭا
bir millet
جَبَّارِينَ
zorba
وَإِنَّا
ve şüphesiz biz
لَن
oraya girmeyiz
نَّدْخُلَهَا
will enter it
حَتَّىٰ
kadar
يَخْرُجُوا۟
onlar çıkıncaya
مِنْهَا
oradan
فَإِن
eğer
يَخْرُجُوا۟
çıkarlarsa
مِنْهَا
oradan
فَإِنَّا
o zaman biz
دَٰخِلُونَ
gireriz

Yusuf AliThey said: "O Moses! In this land are a people of exceeding strength: Never shall we enter it until they leave it: if (once) they leave, then shall we enter

Diyanet İşleri MealiEy Musa! Orada zorba bir millet vardır, onlar oradan çıkmadıkça biz oraya girmeyeceğiz, eğer çıkarlarsa, biz de gireriz" demişlerdi

5:23 📚 2
قَالَ رَجُلَانِ مِنَ ٱلَّذِينَ يَخَافُونَ أَنۡعَمَ ٱللَّهُ عَلَيۡهِمَا ٱدۡخُلُواْ عَلَيۡهِمُ ٱلۡبَابَ فَإِذَا دَخَلۡتُمُوهُ فَإِنَّكُمۡ غَٰلِبُونَۚ وَعَلَى ٱللَّهِ فَتَوَكَّلُوٓاْ إِن كُنتُم مُّؤۡمِنِينَ
قَالَ
dedi ki
رَجُلَانِ
iki adam
مِنَ
kimselerden
ٱلَّذِينَ
those who
يَخَافُونَ
korkanlar(dan)
أَنْعَمَ
ni'met verdiği
ٱللَّهُ
Allah'ın
عَلَيْهِمَا
kendilerine
ٱدْخُلُوا۟
girin
عَلَيْهِمُ
onların üzerine
ٱلْبَابَ
kapıdan
فَإِذَا
eğer
دَخَلْتُمُوهُ
girerseniz
فَإِنَّكُمْ
muhakkak ki siz
غَـٰلِبُونَ ۚ
galib gelirsiniz
وَعَلَى
ve
ٱللَّهِ
Allah'a
فَتَوَكَّلُوٓا۟
dayanın
إِن
eğer
كُنتُم
iseniz
مُّؤْمِنِينَ
inanıyor

Yusuf Ali(But) among (their) God-fearing men were two on whom God had bestowed His grace: They said: "Assault them at the (proper) Gate: when once ye are in, victory will be yours; But on God put your trust if ye have faith

Diyanet İşleri MealiKorkanlar arasında bulunan, Allah'ın nimete erdirdiği iki adam: "Üstlerine kapıdan yürüyün, oradan girerseniz şüphesiz galip gelirsiniz; eğer inanıyorsanız Allah'a güvenin" demişlerdi

5:24
قَالُواْ يَٰمُوسَىٰٓ إِنَّا لَن نَّدۡخُلَهَآ أَبَدࣰ ا مَّا دَامُواْ فِيهَا فَٱذۡهَبۡ أَنتَ وَرَبُّكَ فَقَٰتِلَآ إِنَّا هَٰهُنَا قَٰعِدُونَ
قَالُوا۟
dediler ki
يَـٰمُوسَىٰٓ
Ey Musa
إِنَّا
şüphesiz biz
لَن
oraya girmeyiz
نَّدْخُلَهَآ
will enter it
أَبَدًۭا
asla
مَّا
onlar olduğu sürece
دَامُوا۟
as long as they are
فِيهَا ۖ
orada
فَٱذْهَبْ
gidin
أَنتَ
sen
وَرَبُّكَ
ve Rabbin
فَقَـٰتِلَآ
savaşın
إِنَّا
şüphesiz biz
هَـٰهُنَا
burada
قَـٰعِدُونَ
oturuyoruz

Yusuf AliThey said: "O Moses! while they remain there, never shall we be able to enter, to the end of time. Go thou, and thy Lord, and fight ye two, while we sit here (and watch)

Diyanet İşleri MealiEy Musa! Onlar orada oldukça biz asla oraya girmeyeceğiz. Sen ve Rabbin gidin savaşın, doğrusu biz burada oturacağız" demişlerdi

5:25
قَالَ رَبِّ إِنِّي لَآ أَمۡلِكُ إِلَّا نَفۡسِي وَأَخِيۖ فَٱفۡرُقۡ بَيۡنَنَا وَبَيۡنَ ٱلۡقَوۡمِ ٱلۡفَٰسِقِينَ
قَالَ
dedi
رَبِّ
Ya Rabbi
إِنِّى
elbette ben
لَآ
malik değilim
أَمْلِكُ
(have) power
إِلَّا
başkasına
نَفْسِى
kendimden
وَأَخِى ۖ
ve kardeşimden
فَٱفْرُقْ
ayır
بَيْنَنَا
aramızı
وَبَيْنَ
ve arasını
ٱلْقَوْمِ
toplumun
ٱلْفَـٰسِقِينَ
yoldan çıkmış

Yusuf AliHe said: "O my Lord! I have power only over myself and my brother: so separate us from this rebellious people

Diyanet İşleri MealiMusa: "Rabbim! Ben ancak kendime ve kardeşime söz geçirebiliyorum; artık bizimle bu yoldan çıkmış milletin arasını ayır" dedi

5:26
قَالَ فَإِنَّهَا مُحَرَّمَةٌ عَلَيۡهِمۡۛ أَرۡبَعِينَ سَنَةࣰۛ يَتِيهُونَ فِي ٱلۡأَرۡضِۚ فَلَا تَأۡسَ عَلَى ٱلۡقَوۡمِ ٱلۡفَٰسِقِينَ
قَالَ
(Allah) buyurdu ki
فَإِنَّهَا
şüphesiz orası
مُحَرَّمَةٌ
yasaklandı
عَلَيْهِمْ ۛ
onlara
أَرْبَعِينَ
kırk
سَنَةًۭ ۛ
yıl
يَتِيهُونَ
şaşkın şaşkın dolaşacaklar
فِى
o yerde
ٱلْأَرْضِ ۚ
the earth
فَلَا
sen üzülme
تَأْسَ
grieve
عَلَى
üzerine
ٱلْقَوْمِ
toplum
ٱلْفَـٰسِقِينَ
yoldan çıkmış

Yusuf AliGod said: "Therefore will the land be out of their reach for forty years: In distraction will they wander through the land: But sorrow thou not over these rebellious people

Diyanet İşleri MealiAllah: "Orası onlara kırk yıl haram kılındı; yeryüzünde şaşkın şaşkın dolaşacaklar. Sen, yoldan çıkmış millet için tasalanma" dedi

5:27 📚 2
۞وَٱتۡلُ عَلَيۡهِمۡ نَبَأَ ٱبۡنَيۡ ءَادَمَ بِٱلۡحَقِّ إِذۡ قَرَّبَا قُرۡبَانࣰ ا فَتُقُبِّلَ مِنۡ أَحَدِهِمَا وَلَمۡ يُتَقَبَّلۡ مِنَ ٱلۡأٓخَرِ قَالَ لَأَقۡتُلَنَّكَۖ قَالَ إِنَّمَا يَتَقَبَّلُ ٱللَّهُ مِنَ ٱلۡمُتَّقِينَ
۞ وَٱتْلُ
oku
عَلَيْهِمْ
onlara
نَبَأَ
haberini
ٱبْنَىْ
iki oğlunun
ءَادَمَ
Adem
بِٱلْحَقِّ
gerçek olarak
إِذْ
hani
قَرَّبَا
sunmuşlardı
قُرْبَانًۭا
birer kurban
فَتُقُبِّلَ
kabul edilmiş
مِنْ
birinden
أَحَدِهِمَا
one of them
وَلَمْ
kabul edilmemişti
يُتَقَبَّلْ
was accepted
مِنَ
ötekinden
ٱلْـَٔاخَرِ
the other
قَالَ
demişti
لَأَقْتُلَنَّكَ ۖ
seni öldüreceğim
قَالَ
dedi
إِنَّمَا
sadece
يَتَقَبَّلُ
kabul eder
ٱللَّهُ
Allah
مِنَ
korunanlardan
ٱلْمُتَّقِينَ
the God fearing

Yusuf AliRecite to them the truth of the story of the two sons of Adam. Behold! they each presented a sacrifice (to God): It was accepted from one, but not from the other. Said the latter: "Be sure I will slay thee." "Surely," said the former, "God doth accept of the sacrifice of those who are righteous

Diyanet İşleri MealiOnlara, Adem'in iki oğlunun kıssasını doğru olarak anlat: İkisi birer kurban sunmuşlar, birininki kabul edilmiş, diğerininki edilmemişti. Kabul edilmeyen, "And olsun seni öldüreceğim" deyince, kardeşi: "Allah ancak sakınanların takdimesini kabul eder" demişti

5:28
لَئِنۢ بَسَطتَ إِلَيَّ يَدَكَ لِتَقۡتُلَنِي مَآ أَنَا۠ بِبَاسِطࣲ يَدِيَ إِلَيۡكَ لِأَقۡتُلَكَۖ إِنِّيٓ أَخَافُ ٱللَّهَ رَبَّ ٱلۡعَٰلَمِينَ
لَئِنۢ
andolsun eğer
بَسَطتَ
sen uzatırsan
إِلَىَّ
bana
يَدَكَ
elini
لِتَقْتُلَنِى
beni öldürmek için
مَآ
ben
أَنَا۠
will I
بِبَاسِطٍۢ
uzatmam
يَدِىَ
elimi
إِلَيْكَ
sana
لِأَقْتُلَكَ ۖ
seni öldürmek için
إِنِّىٓ
çünkü ben
أَخَافُ
korkarım
ٱللَّهَ
Allah'tan
رَبَّ
Rabbi
ٱلْعَـٰلَمِينَ
alemlerin

Yusuf AliIf thou dost stretch thy hand against me, to slay me, it is not for me to stretch my hand against thee to slay thee: for I do fear God, the cherisher of the worlds

Diyanet İşleri MealiBeni öldürmek üzere elini bana uzatırsan, ben seni öldürmek için sana elimi uzatmam, çünkü ben, Alemlerin Rabbi olan Allah'tan korkarım

5:29
إِنِّيٓ أُرِيدُ أَن تَبُوٓأَ بِإِثۡمِي وَإِثۡمِكَ فَتَكُونَ مِنۡ أَصۡحَٰبِ ٱلنَّارِۚ وَذَٰلِكَ جَزَٰٓؤُاْ ٱلظَّٰلِمِينَ
إِنِّىٓ
ben
أُرِيدُ
isterim ki
أَن
sen yüklenip
تَبُوٓأَ
you be laden
بِإِثْمِى
benim günahımı
وَإِثْمِكَ
ve kendi günahını
فَتَكُونَ
olasın
مِنْ
halkından
أَصْحَـٰبِ
(the) companions
ٱلنَّارِ ۚ
ateş
وَذَٰلِكَ
ve budur
جَزَٰٓؤُا۟
cezası
ٱلظَّـٰلِمِينَ
zalimlerin

Yusuf AliFor me, I intend to let thee draw on thyself my sin as well as thine, for thou wilt be among the companions of the fire, and that is the reward of those who do wrong

Diyanet İşleri MealiBen, hem benim hem de kendi günahını yüklenip cehennemliklerden olmanı isterim, zulmedenlerin cezası budur

5:30 📚 2
فَطَوَّعَتۡ لَهُۥ نَفۡسُهُۥ قَتۡلَ أَخِيهِ فَقَتَلَهُۥ فَأَصۡبَحَ مِنَ ٱلۡخَٰسِرِينَ
فَطَوَّعَتْ
çağırdı
لَهُۥ
onu
نَفْسُهُۥ
nefsi
قَتْلَ
öldürmeye
أَخِيهِ
kardeşini
فَقَتَلَهُۥ
ve onu öldürdü
فَأَصْبَحَ
böylece oldu
مِنَ
ziyana uğrayanlardan
ٱلْخَـٰسِرِينَ
the losers

Yusuf AliThe (selfish) soul of the other led him to the murder of his brother: he murdered him, and became (himself) one of the lost ones

Diyanet İşleri MealiBunun üzerine, kardeşini öldürmekte nefsine uydu ve onu öldürerek, zarara uğrayanlardan oldu

5:31
فَبَعَثَ ٱللَّهُ غُرَابࣰ ا يَبۡحَثُ فِي ٱلۡأَرۡضِ لِيُرِيَهُۥ كَيۡفَ يُوَٰرِي سَوۡءَةَ أَخِيهِۚ قَالَ يَٰوَيۡلَتَىٰٓ أَعَجَزۡتُ أَنۡ أَكُونَ مِثۡلَ هَٰذَا ٱلۡغُرَابِ فَأُوَٰرِيَ سَوۡءَةَ أَخِيۖ فَأَصۡبَحَ مِنَ ٱلنَّٰدِمِينَ
فَبَعَثَ
derken gönderdi
ٱللَّهُ
Allah
غُرَابًۭا
bir karga
يَبْحَثُ
eşeleyen
فِى
yeri
ٱلْأَرْضِ
the earth
لِيُرِيَهُۥ
ona göstermek için
كَيْفَ
nasıl
يُوَٰرِى
gömeceğini
سَوْءَةَ
cesedini
أَخِيهِ ۚ
kardeşinin
قَالَ
dedi
يَـٰوَيْلَتَىٰٓ
ey! yazık bana
أَعَجَزْتُ
aciz miyim
أَنْ
ben olmaya
أَكُونَ
I can be
مِثْلَ
gibi
هَـٰذَا
şu
ٱلْغُرَابِ
karga
فَأُوَٰرِىَ
gömmekten
سَوْءَةَ
cesedini
أَخِى ۖ
kardeşimin
فَأَصْبَحَ
ve oldu
مِنَ
pişman olanlardan
ٱلنَّـٰدِمِينَ
the regretful

Yusuf AliThen God sent a raven, who scratched the ground, to show him how to hide the shame of his brother. "Woe is me!" said he; "Was I not even able to be as this raven, and to hide the shame of my brother?" then he became full of regrets

Diyanet İşleri MealiAllah, kardeşinin ölüsünü nasıl gömeceğini göstermek üzere, ona yeri eşeleyen bir karga gönderdi. "Bana yazıklar olsun! Kardeşimin ölüsünü örtmek için bu karga kadar olmaktan aciz kaldım" dedi de ettiğine yananlardan oldu

5:32 📚 5
مِنۡ أَجۡلِ ذَٰلِكَ كَتَبۡنَا عَلَىٰ بَنِيٓ إِسۡرَٰٓءِيلَ أَنَّهُۥ مَن قَتَلَ نَفۡسَۢا بِغَيۡرِ نَفۡسٍ أَوۡ فَسَادࣲ فِي ٱلۡأَرۡضِ فَكَأَنَّمَا قَتَلَ ٱلنَّاسَ جَمِيعࣰ ا وَمَنۡ أَحۡيَاهَا فَكَأَنَّمَآ أَحۡيَا ٱلنَّاسَ جَمِيعࣰ اۚ وَلَقَدۡ جَآءَتۡهُمۡ رُسُلُنَا بِٱلۡبَيِّنَٰتِ ثُمَّ إِنَّ كَثِيرࣰ ا مِّنۡهُم بَعۡدَ ذَٰلِكَ فِي ٱلۡأَرۡضِ لَمُسۡرِفُونَ
مِنْ
sebeple
أَجْلِ
time
ذَٰلِكَ
işte bu
كَتَبْنَا
yazdık
عَلَىٰ
üzerine
بَنِىٓ
oğullarına
إِسْرَٰٓءِيلَ
İsrail
أَنَّهُۥ
şüphesiz
مَن
kim
قَتَلَ
öldürürse
نَفْسًۢا
bir canı
بِغَيْرِ
olmaksızın
نَفْسٍ
bir cana karşılık
أَوْ
ya da
فَسَادٍۢ
bozgunculuğa karşı
فِى
yeryüzünde
ٱلْأَرْضِ
the earth
فَكَأَنَّمَا
sanki gibidir
قَتَلَ
öldürmüş
ٱلنَّاسَ
insanları
جَمِيعًۭا
bütün
وَمَنْ
ve kim de
أَحْيَاهَا
onu yaşatırsa
فَكَأَنَّمَآ
gibi olur
أَحْيَا
yaşatmış
ٱلنَّاسَ
insanları
جَمِيعًۭا ۚ
bütün
وَلَقَدْ
ve andolsun
جَآءَتْهُمْ
onlara getirdiler
رُسُلُنَا
elçilerimiz
بِٱلْبَيِّنَـٰتِ
açık deliller
ثُمَّ
ama
إِنَّ
muhakkak
كَثِيرًۭا
çoğu
مِّنْهُم
onlardan
بَعْدَ
sonra da
ذَٰلِكَ
bundan
فِى
yeryüzünde
ٱلْأَرْضِ
the earth
لَمُسْرِفُونَ
israf etmektedirler

Yusuf AliOn that account: We ordained for the Children of Israel that if any one slew a person - unless it be for murder or for spreading mischief in the land - it would be as if he slew the whole people: and if any one saved a life, it would be as if he saved the life of the whole people. Then although there came to them Our apostles with clear signs, yet, even after that, many of them continued to commit excesses in the land

Diyanet İşleri MealiBunun için İsrailoğullarına şöyle yazdık: "Kim bir kimseyi bir kimseye veya yeryüzünde bozgunculuğa karşılık olmadan öldürürse, bütün insanları öldürmüş gibi olur. Kim de onu diriltirse (ölümden kurtarırsa) bütün insanları diriltmiş gibi olur". And olsun ki, onlara belgelerle peygamberlerimiz geldi, sonra buna rağmen, onların çoğu yeryüzünde taşkınlık edenler oldu

5:33 📚 3
إِنَّمَا جَزَٰٓؤُاْ ٱلَّذِينَ يُحَارِبُونَ ٱللَّهَ وَرَسُولَهُۥ وَيَسۡعَوۡنَ فِي ٱلۡأَرۡضِ فَسَادًا أَن يُقَتَّلُوٓاْ أَوۡ يُصَلَّبُوٓاْ أَوۡ تُقَطَّعَ أَيۡدِيهِمۡ وَأَرۡجُلُهُم مِّنۡ خِلَٰفٍ أَوۡ يُنفَوۡاْ مِنَ ٱلۡأَرۡضِۚ ذَٰلِكَ لَهُمۡ خِزۡيࣱ فِي ٱلدُّنۡيَاۖ وَلَهُمۡ فِي ٱلۡأٓخِرَةِ عَذَابٌ عَظِيمٌ
إِنَّمَا
şüphesiz
جَزَٰٓؤُا۟
cezası
ٱلَّذِينَ
kimselerin
يُحَارِبُونَ
savaşanların;
ٱللَّهَ
Allah
وَرَسُولَهُۥ
ve elçisiyle
وَيَسْعَوْنَ
ve çalışanların
فِى
yeryüzünde
ٱلْأَرْضِ
the earth
فَسَادًا
bozgunculuk yapmağa
أَن
öldürülmeleri
يُقَتَّلُوٓا۟
they be killed
أَوْ
veya
يُصَلَّبُوٓا۟
asılmaları
أَوْ
yada
تُقَطَّعَ
kesilmesi
أَيْدِيهِمْ
ellerinin
وَأَرْجُلُهُم
ve ayaklarının
مِّنْ
çapraz
خِلَـٰفٍ
opposite sides
أَوْ
veya
يُنفَوْا۟
sürülmeleridir
مِنَ
bulundukları yerden
ٱلْأَرْضِ ۚ
the land
ذَٰلِكَ
bu
لَهُمْ
onlar için
خِزْىٌۭ
bir rezilliktir
فِى
dünyada
ٱلدُّنْيَا ۖ
the world
وَلَهُمْ
onlara vardır
فِى
Âhirette ise
ٱلْـَٔاخِرَةِ
the Hereafter
عَذَابٌ
bir azab
عَظِيمٌ
büyük

Yusuf AliThe punishment of those who wage war against God and His Apostle, and strive with might and main for mischief through the land is: execution, or crucifixion, or the cutting off of hands and feet from opposite sides, or exile from the land: that is their disgrace in this world, and a heavy punishment is theirs in the Hereafter

Diyanet İşleri MealiAllah ve Peygamberiyle savaşanların ve yeryüzünde bozgunculuğa uğraşanların cezası öldürülmek veya asılmak yahut çapraz olarak el ve ayakları kesilmek ya da yerlerinden sürülmektir. Bu onlara dünyada bir rezilliktir. Onlara ahirette büyük azab vardır

5:34 📚 4
إِلَّا ٱلَّذِينَ تَابُواْ مِن قَبۡلِ أَن تَقۡدِرُواْ عَلَيۡهِمۡۖ فَٱعۡلَمُوٓاْ أَنَّ ٱللَّهَ غَفُورࣱ رَّحِيمࣱ‏
إِلَّا
hariç
ٱلَّذِينَ
kimseler
تَابُوا۟
tevbe eden(ler)
مِن
önce
قَبْلِ
before
أَن
ele geçirmenizden
تَقْدِرُوا۟
you overpower
عَلَيْهِمْ ۖ
onları
فَٱعْلَمُوٓا۟
bilin ki
أَنَّ
muhakkak
ٱللَّهَ
Allah
غَفُورٌۭ
bağışlayandır
رَّحِيمٌۭ
esirgeyendir

Yusuf AliExcept for those who repent before they fall into your power: in that case, know that God is Oft-forgiving, Most Merciful

Diyanet İşleri MealiAncak, onları yakalamanızdan önce tevbe edenler bunun dışındadır. Biliniz ki Allah, bağışlar ve merhamet eder

5:35
يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ ٱتَّقُواْ ٱللَّهَ وَٱبۡتَغُوٓاْ إِلَيۡهِ ٱلۡوَسِيلَةَ وَجَٰهِدُواْ فِي سَبِيلِهِۦ لَعَلَّكُمۡ تُفۡلِحُونَ
يَـٰٓأَيُّهَا
Ey
ٱلَّذِينَ
kimseler
ءَامَنُوا۟
inanan(lar)
ٱتَّقُوا۟
korkun
ٱللَّهَ
Allah'tan
وَٱبْتَغُوٓا۟
ve arayın
إِلَيْهِ
O'na
ٱلْوَسِيلَةَ
yol
وَجَـٰهِدُوا۟
ve cihadedin
فِى
O'nun yolunda
سَبِيلِهِۦ
His way
لَعَلَّكُمْ
umulur ki
تُفْلِحُونَ
kurtuluşa erersiniz

Yusuf AliO ye who believe! Do your duty to God, seek the means of approach unto Him, and strive with might and main in his cause: that ye may prosper

Diyanet İşleri MealiEy İnananlar! Allah'tan sakının, O'na ulaşmaya yol arayın, yolunda cihad edin ki kurtulasınız

5:36 📚 2
إِنَّ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ لَوۡ أَنَّ لَهُم مَّا فِي ٱلۡأَرۡضِ جَمِيعࣰ ا وَمِثۡلَهُۥ مَعَهُۥ لِيَفۡتَدُواْ بِهِۦ مِنۡ عَذَابِ يَوۡمِ ٱلۡقِيَٰمَةِ مَا تُقُبِّلَ مِنۡهُمۡۖ وَلَهُمۡ عَذَابٌ أَلِيمࣱ‏
إِنَّ
şüphesiz
ٱلَّذِينَ
kimseler
كَفَرُوا۟
inkar eden(ler)
لَوْ
eğer
أَنَّ
şüphesiz
لَهُم
kendilerinin olsa
مَّا
olanların
فِى
yeryüzünde
ٱلْأَرْضِ
the earth
جَمِيعًۭا
hepsi
وَمِثْلَهُۥ
ve onun bir katı daha
مَعَهُۥ
onunla beraber
لِيَفْتَدُوا۟
fidye verseler
بِهِۦ
onu
مِنْ
azabına karşılık
عَذَابِ
(the) punishment
يَوْمِ
gününün
ٱلْقِيَـٰمَةِ
kıyamet
مَا
kabul edilmez
تُقُبِّلَ
will be accepted
مِنْهُمْ ۖ
kendilerinden
وَلَهُمْ
ve onlar için vardır
عَذَابٌ
bir azab
أَلِيمٌۭ
acıklı

Yusuf AliAs to those who reject Faith,- if they had everything on earth, and twice repeated, to give as ransom for the penalty of the Day of Judgment, it would never be accepted of them, theirs would be a grievous penalty

Diyanet İşleri MealiDoğrusu, yeryüzünde olan bütün şeyler ve onların bir katı daha kafirlerin olsa da, kıyamet gününün azabından kurtulmak için fidye verseler kabul edilmez. Onlara elem verici azab vardır

5:37
يُرِيدُونَ أَن يَخۡرُجُواْ مِنَ ٱلنَّارِ وَمَا هُم بِخَٰرِجِينَ مِنۡهَاۖ وَلَهُمۡ عَذَابࣱ مُّقِيمࣱ‏
يُرِيدُونَ
isterler
أَن
çıkmak
يَخْرُجُوا۟
they come out
مِنَ
ateşten
ٱلنَّارِ
the Fire
وَمَا
ve değillerdir
هُم
onlar
بِخَـٰرِجِينَ
çıkacak
مِنْهَا ۖ
oradan
وَلَهُمْ
ve onlar için vardır
عَذَابٌۭ
bir azab
مُّقِيمٌۭ
sürekli

Yusuf AliTheir wish will be to get out of the Fire, but never will they get out therefrom: their penalty will be one that endures

Diyanet İşleri MealiAteşten çıkmak isterler, çıkamazlar. Onlara sürekli azab vardır

5:38 📚 4
وَٱلسَّارِقُ وَٱلسَّارِقَةُ فَٱقۡطَعُوٓاْ أَيۡدِيَهُمَا جَزَآءَۢ بِمَا كَسَبَا نَكَٰلࣰ ا مِّنَ ٱللَّهِۗ وَٱللَّهُ عَزِيزٌ حَكِيمࣱ‏
وَٱلسَّارِقُ
ve hırsızlık eden erkeğin
وَٱلسَّارِقَةُ
ve hırsızlık eden kadının
فَٱقْطَعُوٓا۟
kesin
أَيْدِيَهُمَا
ellerini
جَزَآءًۢ
bir ceza olarak
بِمَا
karşılık
كَسَبَا
yaptıklarına
نَكَـٰلًۭا
ibret verici
مِّنَ
Allahtan
ٱللَّهِ ۗ
Allah
وَٱللَّهُ
ve Allah
عَزِيزٌ
daima üstündür
حَكِيمٌۭ
hüküm ve hikmet sahibidir

Yusuf AliAs to the thief, Male or female, cut off his or her hands: a punishment by way of example, from God, for their crime: and God is Exalted in power

Diyanet İşleri MealiErkek hırsız ve kadın hırsızın, yaptıklarından ötürü Allah tarafından ibret verici bir ceza olarak, ellerini kesin. Allah Güçlü'dür, Hakim'dir

5:39
فَمَن تَابَ مِنۢ بَعۡدِ ظُلۡمِهِۦ وَأَصۡلَحَ فَإِنَّ ٱللَّهَ يَتُوبُ عَلَيۡهِۚ إِنَّ ٱللَّهَ غَفُورࣱ رَّحِيمٌ
فَمَن
kim
تَابَ
tevbe eder
مِنۢ
sonra
بَعْدِ
after
ظُلْمِهِۦ
yaptığı haksızlıktan
وَأَصْلَحَ
ve uslanırsa
فَإِنَّ
şüphesiz
ٱللَّهَ
Allah
يَتُوبُ
tevbesini kabul eder
عَلَيْهِ ۗ
onun
إِنَّ
şüphesiz
ٱللَّهَ
Allah
غَفُورٌۭ
bağışlayan
رَّحِيمٌ
acıyandır

Yusuf AliBut if the thief repents after his crime, and amends his conduct, God turneth to him in forgiveness; for God is Oft-forgiving, Most Merciful

Diyanet İşleri MealiEttiği zulümden sonra tevbe edip düzelen kimse, bilsin ki Allah onun tevbesini kabul eder. Allah şüphesiz Bağışlayan'dır, merhametli olandır

5:40 📚 2
أَلَمۡ تَعۡلَمۡ أَنَّ ٱللَّهَ لَهُۥ مُلۡكُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِ يُعَذِّبُ مَن يَشَآءُ وَيَغۡفِرُ لِمَن يَشَآءُۗ وَٱللَّهُ عَلَىٰ كُلِّ شَيۡءࣲ قَدِيرࣱ‏
أَلَمْ
bilmez misin ki
تَعْلَمْ
you know
أَنَّ
şüphesiz
ٱللَّهَ
Allah'a
لَهُۥ
aittir
مُلْكُ
mülkü
ٱلسَّمَـٰوَٰتِ
göklerin
وَٱلْأَرْضِ
ve yerin
يُعَذِّبُ
azabeder
مَن
kimseye
يَشَآءُ
dilediği
وَيَغْفِرُ
ve bağışlar
لِمَن
kimseyi
يَشَآءُ ۗ
dilediği
وَٱللَّهُ
Allah
عَلَىٰ
üzerine
كُلِّ
her
شَىْءٍۢ
şey
قَدِيرٌۭ
kadirdir

Yusuf AliKnowest thou not that to God (alone) belongeth the dominion of the heavens and the earth? He punisheth whom He pleaseth, and He forgiveth whom He pleaseth: and God hath power over all things

Diyanet İşleri MealiGöklerin ve yerin hükümranlığının Allah'ın olduğunu bilmiyor musun? Dilediğine azabeder, dilediğini bağışlar. Allah her şeye Kadir'dir

5:41 📚 3
۞يَٰٓأَيُّهَا ٱلرَّسُولُ لَا يَحۡزُنكَ ٱلَّذِينَ يُسَٰرِعُونَ فِي ٱلۡكُفۡرِ مِنَ ٱلَّذِينَ قَالُوٓاْ ءَامَنَّا بِأَفۡوَٰهِهِمۡ وَلَمۡ تُؤۡمِن قُلُوبُهُمۡۛ وَمِنَ ٱلَّذِينَ هَادُواْۛ سَمَّٰعُونَ لِلۡكَذِبِ سَمَّٰعُونَ لِقَوۡمٍ ءَاخَرِينَ لَمۡ يَأۡتُوكَۖ يُحَرِّفُونَ ٱلۡكَلِمَ مِنۢ بَعۡدِ مَوَاضِعِهِۦۖ يَقُولُونَ إِنۡ أُوتِيتُمۡ هَٰذَا فَخُذُوهُ وَإِن لَّمۡ تُؤۡتَوۡهُ فَٱحۡذَرُواْۚ وَمَن يُرِدِ ٱللَّهُ فِتۡنَتَهُۥ فَلَن تَمۡلِكَ لَهُۥ مِنَ ٱللَّهِ شَيۡـًٔاۚ أُوْلَٰٓئِكَ ٱلَّذِينَ لَمۡ يُرِدِ ٱللَّهُ أَن يُطَهِّرَ قُلُوبَهُمۡۚ لَهُمۡ فِي ٱلدُّنۡيَا خِزۡيࣱۖ وَلَهُمۡ فِي ٱلۡأٓخِرَةِ عَذَابٌ عَظِيمࣱ‏
۞ يَـٰٓأَيُّهَا
Ey
ٱلرَّسُولُ
Elçi
لَا
seni üzmesin
يَحْزُنكَ
grieve you
ٱلَّذِينَ
kimseler
يُسَـٰرِعُونَ
yarış eden(ler)
فِى
küfürde
ٱلْكُفْرِ
[the] disbelief
مِنَ
onlar ki
ٱلَّذِينَ
those who
قَالُوٓا۟
derler
ءَامَنَّا
inandık
بِأَفْوَٰهِهِمْ
ağızlariyle
وَلَمْ
inanmamış iken
تُؤْمِن
believe
قُلُوبُهُمْ ۛ
kalbleri
وَمِنَ
ve arasında
ٱلَّذِينَ
olanlar
هَادُوا۟ ۛ
yahudi(ler)
سَمَّـٰعُونَ
kulak verirler
لِلْكَذِبِ
yalana
سَمَّـٰعُونَ
kulak verirler
لِقَوْمٍ
bir kavme
ءَاخَرِينَ
başka
لَمْ
sana gelmemiş olan
يَأْتُوكَ ۖ
come to you
يُحَرِّفُونَ
onlar kaydırırlar
ٱلْكَلِمَ
kelimeleri
مِنۢ
bazısının
بَعْدِ
after
مَوَاضِعِهِۦ ۖ
yerlerinden
يَقُولُونَ
derler
إِنْ
eğer
أُوتِيتُمْ
size verilirse
هَـٰذَا
bu
فَخُذُوهُ
alın
وَإِن
ve eğer
لَّمْ
verilmezse
تُؤْتَوْهُ
you are given it
فَٱحْذَرُوا۟ ۚ
sakının
وَمَن
ve birini
يُرِدِ
isterse
ٱللَّهُ
Allah
فِتْنَتَهُۥ
şaşırtmak
فَلَن
sen yapamazsın
تَمْلِكَ
will you have power
لَهُۥ
onun için
مِنَ
karşı
ٱللَّهِ
Allah'a
شَيْـًٔا ۚ
hiçbir şey
أُو۟لَـٰٓئِكَ
işte onlar
ٱلَّذِينَ
o kimseler ki
لَمْ
istememiştir
يُرِدِ
will intend
ٱللَّهُ
Allah
أَن
temizlemesini
يُطَهِّرَ
He purifies
قُلُوبَهُمْ ۚ
kalblerini
لَهُمْ
onlar için vardır
فِى
dünyada
ٱلدُّنْيَا
the world
خِزْىٌۭ ۖ
rezillik
وَلَهُمْ
ve onlar için vardır
فِى
ahirette de
ٱلْـَٔاخِرَةِ
the Hereafter
عَذَابٌ
bir azab
عَظِيمٌۭ
büyük

Yusuf AliO Apostle! let not those grieve thee, who race each other into unbelief: (whether it be) among those who say "We believe" with their lips but whose hearts have no faith; or it be among the Jews,- men who will listen to any lie,- will listen even to others who have never so much as come to thee. They change the words from their (right) times and places: they say, "If ye are given this, take it, but if not, beware!" If any one's trial is intended by God, thou hast no authority in the least for him against God. For such - it is not God's will to purify their hearts. For them there is disgrace in this world, and in the Hereafter a heavy punishment

Diyanet İşleri MealiKalbleri inanmamışken, ağızlarıyla, "İnandık" diyenler, yahudilerden yalana kulak verenler ve başka bir topluluk hesabına casusluk edenlerden inkara koşanlar seni üzmesin. Sözleri asıl yerlerinden değiştirirler de, "Böyle bir fetva size verilirse alın, verilmezse kaçının" derler. Allah'ın fitneye düşmesini dilediği kimse için Allah'a karşı senin elinden bir şey gelmez. İşte onlar Allah'ın, kalblerini arıtmak istemediği kimselerdir. Dünyada rezillik onlaradır. Onlara ahirette de büyük azab vardır

5:42 📚 9
سَمَّٰعُونَ لِلۡكَذِبِ أَكَّٰلُونَ لِلسُّحۡتِۚ فَإِن جَآءُوكَ فَٱحۡكُم بَيۡنَهُمۡ أَوۡ أَعۡرِضۡ عَنۡهُمۡۖ وَإِن تُعۡرِضۡ عَنۡهُمۡ فَلَن يَضُرُّوكَ شَيۡـࣰٔ اۖ وَإِنۡ حَكَمۡتَ فَٱحۡكُم بَيۡنَهُم بِٱلۡقِسۡطِۚ إِنَّ ٱللَّهَ يُحِبُّ ٱلۡمُقۡسِطِينَ
سَمَّـٰعُونَ
kulak verirler
لِلْكَذِبِ
yalana
أَكَّـٰلُونَ
yerler
لِلسُّحْتِ ۚ
haram
فَإِن
eğer
جَآءُوكَ
sana gelirlerse
فَٱحْكُم
hüküm ver
بَيْنَهُمْ
aralarında
أَوْ
yada
أَعْرِضْ
yüz çevir
عَنْهُمْ ۖ
onlardan
وَإِن
eğer
تُعْرِضْ
yüz çevirirsen
عَنْهُمْ
onlardan
فَلَن
asla
يَضُرُّوكَ
sana zarar veremezler
شَيْـًۭٔا ۖ
hiçbir
وَإِنْ
ve eğer
حَكَمْتَ
hüküm verirsen
فَٱحْكُم
hüküm ver
بَيْنَهُم
aralarında
بِٱلْقِسْطِ ۚ
adaletle
إِنَّ
şüphesiz
ٱللَّهَ
Allah
يُحِبُّ
sever
ٱلْمُقْسِطِينَ
adalet yapanları

Yusuf Ali(They are fond of) listening to falsehood, of devouring anything forbidden. If they do come to thee, either judge between them, or decline to interfere. If thou decline, they cannot hurt thee in the least. If thou judge, judge in equity between them. For God loveth those who judge in equity

Diyanet İşleri MealiOnlar yalana kulak verirler, haram yerler. Eğer sana gelirlerse aralarında hükmet, yahut onlardan yüz çevir; yüz çevirirsen sana bir zarar veremezler. Eğer hükmedersen aralarında adaletle hüküm ver. Allah adil olanları sever

5:43
وَكَيۡفَ يُحَكِّمُونَكَ وَعِندَهُمُ ٱلتَّوۡرَىٰةُ فِيهَا حُكۡمُ ٱللَّهِ ثُمَّ يَتَوَلَّوۡنَ مِنۢ بَعۡدِ ذَٰلِكَۚ وَمَآ أُوْلَٰٓئِكَ بِٱلۡمُؤۡمِنِينَ
وَكَيْفَ
ve nasıl
يُحَكِّمُونَكَ
seni hakem yapıyorlar
وَعِندَهُمُ
yanlarında dururken
ٱلتَّوْرَىٰةُ
Tevrat
فِيهَا
içinde bulunan
حُكْمُ
hükmü
ٱللَّهِ
Allah'ın
ثُمَّ
sonra
يَتَوَلَّوْنَ
dönüyorlar
مِنۢ
sonra da
بَعْدِ
after
ذَٰلِكَ ۚ
ondan
وَمَآ
değillerdir
أُو۟لَـٰٓئِكَ
onlar
بِٱلْمُؤْمِنِينَ
inanıyor

Yusuf AliBut why do they come to thee for decision, when they have (their own) law before them?- therein is the (plain) command of God; yet even after that, they would turn away. For they are not (really) People of Faith

Diyanet İşleri MealiAllah'ın hükmünün bulunduğu Tevrat yanlarında iken, ne yüzle seni hakem tayin ediyorlar da sonra bundan yüz çeviriyorlar? İşte onlar inanmış değillerdir

5:44 📚 8
إِنَّآ أَنزَلۡنَا ٱلتَّوۡرَىٰةَ فِيهَا هُدࣰ ى وَنُورࣱۚ يَحۡكُمُ بِهَا ٱلنَّبِيُّونَ ٱلَّذِينَ أَسۡلَمُواْ لِلَّذِينَ هَادُواْ وَٱلرَّبَّٰنِيُّونَ وَٱلۡأَحۡبَارُ بِمَا ٱسۡتُحۡفِظُواْ مِن كِتَٰبِ ٱللَّهِ وَكَانُواْ عَلَيۡهِ شُهَدَآءَۚ فَلَا تَخۡشَوُاْ ٱلنَّاسَ وَٱخۡشَوۡنِ وَلَا تَشۡتَرُواْ بِـَٔايَٰتِي ثَمَنࣰ ا قَلِيلࣰ اۚ وَمَن لَّمۡ يَحۡكُم بِمَآ أَنزَلَ ٱللَّهُ فَأُوْلَٰٓئِكَ هُمُ ٱلۡكَٰفِرُونَ
إِنَّآ
gerçekten
أَنزَلْنَا
biz indirdik
ٱلتَّوْرَىٰةَ
Tevrat'ı
فِيهَا
onda vardır
هُدًۭى
yol gösterme
وَنُورٌۭ ۚ
ve nur
يَحْكُمُ
hüküm verirlerdi
بِهَا
onunla
ٱلنَّبِيُّونَ
peygamberler
ٱلَّذِينَ
öyle ki
أَسْلَمُوا۟
İslam olmuş
لِلَّذِينَ
kimselere
هَادُوا۟
yahudi(lere)
وَٱلرَّبَّـٰنِيُّونَ
ve Rabbanilere
وَٱلْأَحْبَارُ
ve alimlere
بِمَا
dolayı
ٱسْتُحْفِظُوا۟
korumakla görevlendirildiklerinden
مِن
Kitabını
كِتَـٰبِ
(the) Book
ٱللَّهِ
Allah'ın
وَكَانُوا۟
idiler
عَلَيْهِ
onun üzerine
شُهَدَآءَ ۚ
şahitler
فَلَا
korkmayın
تَخْشَوُا۟
fear
ٱلنَّاسَ
insanlardan
وَٱخْشَوْنِ
benden korkun
وَلَا
ve satmayın
تَشْتَرُوا۟
sell
بِـَٔايَـٰتِى
benim ayetlerimi
ثَمَنًۭا
bir paraya
قَلِيلًۭا ۚ
azıcık
وَمَن
ve kim
لَّمْ
hükmetmezse
يَحْكُم
judge
بِمَآ
ile
أَنزَلَ
indirdiği
ٱللَّهُ
Allah'ın
فَأُو۟لَـٰٓئِكَ
işte
هُمُ
onlar
ٱلْكَـٰفِرُونَ
kafirlerdir

Yusuf AliIt was We who revealed the law (to Moses): therein was guidance and light. By its standard have been judged the Jews, by the prophets who bowed (as in Islam) to God's will, by the rabbis and the doctors of law: for to them was entrusted the protection of God's book, and they were witnesses thereto: therefore fear not men, but fear me, and sell not my signs for a miserable price. If any do fail to judge by (the light of) what God hath revealed, they are (no better than) Unbelievers

Diyanet İşleri MealiDoğrusu Biz yol gösterici olarak Tevrat'ı indirdik. Kendisini Allah'a teslim etmiş peygamberler, yahudi olanlara onunla ve Rabbe kul olanlar, bilginler de Allah'ın Kitap'ından elde mahfuz kalanla hükmederlerdi. Tevrat'a şahiddiler. O halde insanlardan korkmayın, benden korkun, ayetlerimi hiçbir değerle değiştirmeyin; Allah'ın indirdiği ile hükmetmeyenler, işte onlar kafirlerdir

5:45 📚 13
وَكَتَبۡنَا عَلَيۡهِمۡ فِيهَآ أَنَّ ٱلنَّفۡسَ بِٱلنَّفۡسِ وَٱلۡعَيۡنَ بِٱلۡعَيۡنِ وَٱلۡأَنفَ بِٱلۡأَنفِ وَٱلۡأُذُنَ بِٱلۡأُذُنِ وَٱلسِّنَّ بِٱلسِّنِّ وَٱلۡجُرُوحَ قِصَاصࣱۚ فَمَن تَصَدَّقَ بِهِۦ فَهُوَ كَفَّارَةࣱ لَّهُۥۚ وَمَن لَّمۡ يَحۡكُم بِمَآ أَنزَلَ ٱللَّهُ فَأُوْلَٰٓئِكَ هُمُ ٱلظَّٰلِمُونَ
وَكَتَبْنَا
ve yazdık
عَلَيْهِمْ
onlara
فِيهَآ
onda
أَنَّ
mukakkak
ٱلنَّفْسَ
cana
بِٱلنَّفْسِ
can
وَٱلْعَيْنَ
ve göze
بِٱلْعَيْنِ
göz
وَٱلْأَنفَ
ve buruna
بِٱلْأَنفِ
burun
وَٱلْأُذُنَ
ve kulağa
بِٱلْأُذُنِ
kulak
وَٱلسِّنَّ
ve dişe
بِٱلسِّنِّ
diş
وَٱلْجُرُوحَ
ve yaralara
قِصَاصٌۭ ۚ
kısas
فَمَن
kim
تَصَدَّقَ
bağışlarsa
بِهِۦ
bunu
فَهُوَ
o
كَفَّارَةٌۭ
keffaret olur
لَّهُۥ ۚ
kendisi için
وَمَن
ve kim
لَّمْ
hükmetmezse
يَحْكُم
judge
بِمَآ
ile
أَنزَلَ
indirdiği
ٱللَّهُ
Allah'ın
فَأُو۟لَـٰٓئِكَ
işte
هُمُ
onlar
ٱلظَّـٰلِمُونَ
zalimlerdir

Yusuf AliWe ordained therein for them: "Life for life, eye for eye, nose or nose, ear for ear, tooth for tooth, and wounds equal for equal." But if any one remits the retaliation by way of charity, it is an act of atonement for himself. And if any fail to judge by (the light of) what God hath revealed, they are (No better than) wrong-doers

Diyanet İşleri MealiOrada onlara cana can, göze göz, buruna burun, kulağa kulak, dişe dişle ve yaralara karşılıklı ödeşme yazdık. Kim hakkından vazgeçerse bu, onun günahlarına keffaret olur. Allah'ın indirdiği ile hükmetmeyenler, işte onlar zalimlerdir

5:46
وَقَفَّيۡنَا عَلَىٰٓ ءَاثَٰرِهِم بِعِيسَى ٱبۡنِ مَرۡيَمَ مُصَدِّقࣰ ا لِّمَا بَيۡنَ يَدَيۡهِ مِنَ ٱلتَّوۡرَىٰةِۖ وَءَاتَيۡنَٰهُ ٱلۡإِنجِيلَ فِيهِ هُدࣰ ى وَنُورࣱ وَمُصَدِّقࣰ ا لِّمَا بَيۡنَ يَدَيۡهِ مِنَ ٱلتَّوۡرَىٰةِ وَهُدࣰ ى وَمَوۡعِظَةࣰ لِّلۡمُتَّقِينَ
وَقَفَّيْنَا
ve gönderdik
عَلَىٰٓ
üzerine
ءَاثَـٰرِهِم
onların ardından
بِعِيسَى
Îsa'yı
ٱبْنِ
oğlu
مَرْيَمَ
Meryem
مُصَدِّقًۭا
doğrulayıcı olarak
لِّمَا
olan
بَيْنَ
ellerinde
يَدَيْهِ
his hands
مِنَ
Tevrat'ı
ٱلتَّوْرَىٰةِ ۖ
the Taurat
وَءَاتَيْنَـٰهُ
ve ona verdik
ٱلْإِنجِيلَ
İncil'i
فِيهِ
içinde bulunan
هُدًۭى
yol gösterme
وَنُورٌۭ
ve nur
وَمُصَدِّقًۭا
ve doğrulayan
لِّمَا
olan
بَيْنَ
ellerinde
يَدَيْهِ
his hands
مِنَ
Tevrat'ı
ٱلتَّوْرَىٰةِ
the Taurat
وَهُدًۭى
ve yol gösterici
وَمَوْعِظَةًۭ
ve öğüt
لِّلْمُتَّقِينَ
korunanlar için

Yusuf AliAnd in their footsteps We sent Jesus the son of Mary, confirming the Law that had come before him: We sent him the Gospel: therein was guidance and light, and confirmation of the Law that had come before him: a guidance and an admonition to those who fear God

Diyanet İşleri MealiOnların izi üzerine arkalarından Meryem oğlu İsa'yı, ondan önce gelmiş bulunan Tevrat'ı doğrulayarak gönderdik. Ona, yol gösterici, aydınlatıcı olan ve önünde bulunan Tevrat'ı doğrulayan İncil'i sakınanlara öğüt ve yol gösterici olarak verdik

5:47 📚 8
وَلۡيَحۡكُمۡ أَهۡلُ ٱلۡإِنجِيلِ بِمَآ أَنزَلَ ٱللَّهُ فِيهِۚ وَمَن لَّمۡ يَحۡكُم بِمَآ أَنزَلَ ٱللَّهُ فَأُوْلَٰٓئِكَ هُمُ ٱلۡفَٰسِقُونَ
وَلْيَحْكُمْ
hükmetsinler
أَهْلُ
sahipleri
ٱلْإِنجِيلِ
İncil
بِمَآ
ile
أَنزَلَ
indirdiği
ٱللَّهُ
Allah'ın
فِيهِ ۚ
onda
وَمَن
ve kim
لَّمْ
hükmetmezse
يَحْكُم
judge
بِمَآ
ilr
أَنزَلَ
indirdiği
ٱللَّهُ
Allah'ın
فَأُو۟لَـٰٓئِكَ
işte
هُمُ
onlar
ٱلْفَـٰسِقُونَ
fasıklardır

Yusuf AliLet the people of the Gospel judge by what God hath revealed therein. If any do fail to judge by (the light of) what God hath revealed, they are (no better than) those who rebel

Diyanet İşleri Mealiİncil sahibleri Allah'ın onda indirdikleri ile hükmetsinler. Allah'ın indirdiği ile hükmetmeyenler, işte onlar fasık olanlardır

5:48 📚 8
وَأَنزَلۡنَآ إِلَيۡكَ ٱلۡكِتَٰبَ بِٱلۡحَقِّ مُصَدِّقࣰ ا لِّمَا بَيۡنَ يَدَيۡهِ مِنَ ٱلۡكِتَٰبِ وَمُهَيۡمِنًا عَلَيۡهِۖ فَٱحۡكُم بَيۡنَهُم بِمَآ أَنزَلَ ٱللَّهُۖ وَلَا تَتَّبِعۡ أَهۡوَآءَهُمۡ عَمَّا جَآءَكَ مِنَ ٱلۡحَقِّۚ لِكُلࣲّ جَعَلۡنَا مِنكُمۡ شِرۡعَةࣰ وَمِنۡهَاجࣰ اۚ وَلَوۡ شَآءَ ٱللَّهُ لَجَعَلَكُمۡ أُمَّةࣰ وَٰحِدَةࣰ وَلَٰكِن لِّيَبۡلُوَكُمۡ فِي مَآ ءَاتَىٰكُمۡۖ فَٱسۡتَبِقُواْ ٱلۡخَيۡرَٰتِۚ إِلَى ٱللَّهِ مَرۡجِعُكُمۡ جَمِيعࣰ ا فَيُنَبِّئُكُم بِمَا كُنتُمۡ فِيهِ تَخۡتَلِفُونَ
وَأَنزَلْنَآ
ve indirdik
إِلَيْكَ
sana
ٱلْكِتَـٰبَ
Kitabı
بِٱلْحَقِّ
gerçekle
مُصَدِّقًۭا
doğrulayıcı
لِّمَا
bulunan
بَيْنَ
ellerinde
يَدَيْهِ
his hands
مِنَ
Kitabı
ٱلْكِتَـٰبِ
the Book
وَمُهَيْمِنًا
ve kollayıp koruyucu olarak
عَلَيْهِ ۖ
onu
فَٱحْكُم
artık hükmet
بَيْنَهُم
onların aralarında
بِمَآ
ile
أَنزَلَ
indirdiği
ٱللَّهُ ۖ
Allah'ın
وَلَا
ve uyma
تَتَّبِعْ
follow
أَهْوَآءَهُمْ
onların keyiflerine
عَمَّا
sana gelen
جَآءَكَ
has come to you
مِنَ
gerçek(ten ayrılıp)
ٱلْحَقِّ ۚ
the truth
لِكُلٍّۢ
her biriniz için
جَعَلْنَا
belirledik
مِنكُمْ
sizden
شِرْعَةًۭ
bir şeri'at
وَمِنْهَاجًۭا ۚ
ve bir yol
وَلَوْ
ve eğer
شَآءَ
isteseydi
ٱللَّهُ
Allah
لَجَعَلَكُمْ
hepinizi yapardı
أُمَّةًۭ
ümmet
وَٰحِدَةًۭ
bir tek
وَلَـٰكِن
fakat
لِّيَبْلُوَكُمْ
sizi sınamak istedi
فِى
ile
مَآ
what
ءَاتَىٰكُمْ ۖ
size verdiği
فَٱسْتَبِقُوا۟
öyleyse koşun
ٱلْخَيْرَٰتِ ۚ
hayır işlerine
إِلَى
Allah'adır
ٱللَّهِ
Allah
مَرْجِعُكُمْ
dönüşü
جَمِيعًۭا
hepinizin
فَيُنَبِّئُكُم
O size haber verecektir
بِمَا
şeyleri
كُنتُمْ
olduğunuz
فِيهِ
onda
تَخْتَلِفُونَ
ayrılığa düşmüş

Yusuf AliTo thee We sent the Scripture in truth, confirming the scripture that came before it, and guarding it in safety: so judge between them by what God hath revealed, and follow not their vain desires, diverging from the Truth that hath come to thee. To each among you have we prescribed a law and an open way. If God had so willed, He would have made you a single people, but (His plan is) to test you in what He hath given you: so strive as in a race in all virtues. The goal of you all is to God; i t is He that will show you the truth of the matters in which ye dispute

Diyanet İşleri MealiKuran'ı, önce gelen Kitap'ı tasdik ederek ve ona şahid olarak gerçekle sana indirdik. Allah'ın indirdiği ile aralarında hükmet; gerçek olan sana gelmiş bulunduğuna göre, onların heveslerine uyma! Her biriniz için bir yol ve bir yöntem kıldık; eğer Allah dileseydi sizi bir tek ümmet yapardı, fakat bu, verdikleriyle sizi denemesi içindir; o halde iyiliklere koşuşun, hepinizin dönüşü Allah'adır. O, ayrılığa düştüğünüz şeyleri size bildirir

5:49 📚 15
وَأَنِ ٱحۡكُم بَيۡنَهُم بِمَآ أَنزَلَ ٱللَّهُ وَلَا تَتَّبِعۡ أَهۡوَآءَهُمۡ وَٱحۡذَرۡهُمۡ أَن يَفۡتِنُوكَ عَنۢ بَعۡضِ مَآ أَنزَلَ ٱللَّهُ إِلَيۡكَۖ فَإِن تَوَلَّوۡاْ فَٱعۡلَمۡ أَنَّمَا يُرِيدُ ٱللَّهُ أَن يُصِيبَهُم بِبَعۡضِ ذُنُوبِهِمۡۗ وَإِنَّ كَثِيرࣰ ا مِّنَ ٱلنَّاسِ لَفَٰسِقُونَ
وَأَنِ
ve
ٱحْكُم
hükmet
بَيْنَهُم
aralarında
بِمَآ
ile
أَنزَلَ
indirdiği
ٱللَّهُ
Allah'ın
وَلَا
uyma
تَتَّبِعْ
follow
أَهْوَآءَهُمْ
onların keyiflerine
وَٱحْذَرْهُمْ
ve onlardan sakın
أَن
seni şaşırtmalarından
يَفْتِنُوكَ
they tempt you away
عَنۢ
bir kısmından
بَعْضِ
some
مَآ
şeylerin
أَنزَلَ
indirdiği
ٱللَّهُ
Allah'ın
إِلَيْكَ ۖ
sana
فَإِن
eğer
تَوَلَّوْا۟
dönerlerse
فَٱعْلَمْ
bil ki
أَنَّمَا
şüphesiz
يُرِيدُ
istiyor
ٱللَّهُ
Allah
أَن
onları felakete uğratmak
يُصِيبَهُم
afflict them
بِبَعْضِ
bazı
ذُنُوبِهِمْ ۗ
günahları yüzünden
وَإِنَّ
ve şüphesiz
كَثِيرًۭا
çoğu
مِّنَ
insanlardan
ٱلنَّاسِ
the people
لَفَـٰسِقُونَ
yoldan çıkmışlardır

Yusuf AliAnd this (He commands): Judge thou between them by what God hath revealed, and follow not their vain desires, but beware of them lest they beguile thee from any of that (teaching) which God hath sent down to thee. And if they turn away, be assured that for some of their crime it is God's purpose to punish them. And truly most men are rebellious

Diyanet İşleri MealiO halde, Allah'ın indirdiği Kitap ile aralarında hükmet, Allah'ın sana indirdiği Kuran'ın bir kısmından seni vazgeçirmelerinden sakın, heveslerine uyma; eğer yüz çevirirlerse bil ki, Allah bir kısım günahları yüzünden onları cezalandırmak istiyor. İnsanların çoğu gerçekten fasıktırlar

5:50
أَفَحُكۡمَ ٱلۡجَٰهِلِيَّةِ يَبۡغُونَۚ وَمَنۡ أَحۡسَنُ مِنَ ٱللَّهِ حُكۡمࣰ ا لِّقَوۡمࣲ يُوقِنُونَ
أَفَحُكْمَ
hükmünü mü?
ٱلْجَـٰهِلِيَّةِ
cahiliyye
يَبْغُونَ ۚ
arıyorlar
وَمَنْ
kim olabilir?
أَحْسَنُ
daha güzel
مِنَ
Allahtan
ٱللَّهِ
Allah
حُكْمًۭا
hüküm veren
لِّقَوْمٍۢ
bir toplum için
يُوقِنُونَ
iyi bilen

Yusuf AliDo they then seek after a judgment of (the days of) ignorance? But who, for a people whose faith is assured, can give better judgment than God

Diyanet İşleri MealiCahiliye devri hükmünü mü istiyorlar? Yakinen bilen bir millet için Allah'tan daha iyi hüküm veren kim vardır

5:51 📚 1
۞يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ لَا تَتَّخِذُواْ ٱلۡيَهُودَ وَٱلنَّصَٰرَىٰٓ أَوۡلِيَآءَۘ بَعۡضُهُمۡ أَوۡلِيَآءُ بَعۡضࣲۚ وَمَن يَتَوَلَّهُم مِّنكُمۡ فَإِنَّهُۥ مِنۡهُمۡۗ إِنَّ ٱللَّهَ لَا يَهۡدِي ٱلۡقَوۡمَ ٱلظَّٰلِمِينَ
۞ يَـٰٓأَيُّهَا
Ey
ٱلَّذِينَ
kimseler
ءَامَنُوا۟
inanan(lar)
لَا
edinmeyin
تَتَّخِذُوا۟
take
ٱلْيَهُودَ
yahudileri
وَٱلنَّصَـٰرَىٰٓ
ve hıristiyanları
أَوْلِيَآءَ ۘ
veliler
بَعْضُهُمْ
onların bır kısmı
أَوْلِيَآءُ
velileridir
بَعْضٍۢ ۚ
bir kısmının
وَمَن
ve kim
يَتَوَلَّهُم
onları kendine veli yaparsa
مِّنكُمْ
sizden
فَإِنَّهُۥ
mukakkak o
مِنْهُمْ ۗ
onlardandır
إِنَّ
şüphesiz
ٱللَّهَ
Allah
لَا
doğru yola iletmez
يَهْدِى
guide
ٱلْقَوْمَ
toplumu
ٱلظَّـٰلِمِينَ
zalim

Yusuf AliO ye who believe! take not the Jews and the Christians for your friends and protectors: They are but friends and protectors to each other. And he amongst you that turns to them (for friendship) is of them. Verily God guideth not a people unjust

Diyanet İşleri MealiEy İnananlar! Yahudileri ve hıristiyanları dost olarak benimsemeyin, onlar birbirlerinin dostudurlar. Sizden kim onlara dost olursa o da onlardandır. Allah zulmeden kimseleri doğru yola eriştirmez

5:52 📚 2
فَتَرَى ٱلَّذِينَ فِي قُلُوبِهِم مَّرَضࣱ يُسَٰرِعُونَ فِيهِمۡ يَقُولُونَ نَخۡشَىٰٓ أَن تُصِيبَنَا دَآئِرَةࣱۚ فَعَسَى ٱللَّهُ أَن يَأۡتِيَ بِٱلۡفَتۡحِ أَوۡ أَمۡرࣲ مِّنۡ عِندِهِۦ فَيُصۡبِحُواْ عَلَىٰ مَآ أَسَرُّواْ فِيٓ أَنفُسِهِمۡ نَٰدِمِينَ
فَتَرَى
görürsün
ٱلَّذِينَ
bulunanların
فِى
in
قُلُوبِهِم
kalblerinde
مَّرَضٌۭ
hastalık
يُسَـٰرِعُونَ
koştuklarını
فِيهِمْ
onların arasına
يَقُولُونَ
diyerek
نَخْشَىٰٓ
korkuyoruz
أَن
bize gelmesinden
تُصِيبَنَا
(may) strike us
دَآئِرَ ةٌۭ ۚ
bir felaket
فَعَسَى
belki
ٱللَّهُ
Allah
أَن
getirir de
يَأْتِىَ
will bring
بِٱلْفَتْحِ
fetih
أَوْ
ya da
أَمْرٍۢ
bir iş
مِّنْ
kendi katından
عِندِهِۦ
(of) Him
فَيُصْبِحُوا۟
onlar olurlar
عَلَىٰ
üzerine
مَآ
şeyler
أَسَرُّوا۟
gizledikleri
فِىٓ
içinde
أَنفُسِهِمْ
nefisleri
نَـٰدِمِينَ
pişmanlık

Yusuf AliThose in whose hearts is a disease - thou seest how eagerly they run about amongst them, saying: "We do fear lest a change of fortune bring us disaster." Ah! perhaps God will give (thee) victory, or a decision according to His will. Then will they repent of the thoughts which they secretly harboured in their hearts

Diyanet İşleri MealiKalblerinde hastalık olanların, "Bize bir felaket gelmesinden korkuyoruz" diyerek onlara koştuğunu görürsün. Olur ki Allah bir zafer verir veya katından bir emir getirir de kalblerinde gizlediklerine içleri yananlara dönerler

5:53
وَيَقُولُ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓاْ أَهَٰٓؤُلَآءِ ٱلَّذِينَ أَقۡسَمُواْ بِٱللَّهِ جَهۡدَ أَيۡمَٰنِهِمۡ إِنَّهُمۡ لَمَعَكُمۡۚ حَبِطَتۡ أَعۡمَٰلُهُمۡ فَأَصۡبَحُواْ خَٰسِرِينَ
وَيَقُولُ
ve derler
ٱلَّذِينَ
kimseler
ءَامَنُوٓا۟
inanan(lar)
أَهَـٰٓؤُلَآءِ
bunlar mı o
ٱلَّذِينَ
kimseler
أَقْسَمُوا۟
yemin edenler
بِٱللَّهِ
Allah'a
جَهْدَ
güçlü
أَيْمَـٰنِهِمْ ۙ
yeminleriyle
إِنَّهُمْ
kesinlikle
لَمَعَكُمْ ۚ
sizinle beraber olduklarına
حَبِطَتْ
boşa çıkmıştır
أَعْمَـٰلُهُمْ
bütün çabaları
فَأَصْبَحُوا۟
olmuşlardır
خَـٰسِرِينَ
kaybedenlerden

Yusuf AliAnd those who believe will say: "Are these the men who swore their strongest oaths by God, that they were with you?" All that they do will be in vain, and they will fall into (nothing but) ruin

Diyanet İşleri Mealiİnananlar, "Sizinle beraber olduklarına bütün güçleriyle Allah'a yemin edenler bunlar mıdır?" derler. Onların amelleri boşa gitmiş ve kaybeden kimseler olmuşlardır

5:54 📚 9
يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ مَن يَرۡتَدَّ مِنكُمۡ عَن دِينِهِۦ فَسَوۡفَ يَأۡتِي ٱللَّهُ بِقَوۡمࣲ يُحِبُّهُمۡ وَيُحِبُّونَهُۥٓ أَذِلَّةٍ عَلَى ٱلۡمُؤۡمِنِينَ أَعِزَّةٍ عَلَى ٱلۡكَٰفِرِينَ يُجَٰهِدُونَ فِي سَبِيلِ ٱللَّهِ وَلَا يَخَافُونَ لَوۡمَةَ لَآئِمࣲۚ ذَٰلِكَ فَضۡلُ ٱللَّهِ يُؤۡتِيهِ مَن يَشَآءُۚ وَٱللَّهُ وَٰسِعٌ عَلِيمٌ
يَـٰٓأَيُّهَا
Ey
ٱلَّذِينَ
kimseler
ءَامَنُوا۟
inanan(lar)
مَن
kim
يَرْتَدَّ
dönerse
مِنكُمْ
sizden
عَن
dininden
دِينِهِۦ
his religion
فَسَوْفَ
yakında
يَأْتِى
getirecektir
ٱللَّهُ
Allah
بِقَوْمٍۢ
bir toplumu
يُحِبُّهُمْ
onları seven
وَيُحِبُّونَهُۥٓ
onlar da O'nu severler
أَذِلَّةٍ
alçak gönüllüdürler
عَلَى
karşı
ٱلْمُؤْمِنِينَ
Mü'minlere
أَعِزَّةٍ
onurlu ve şiddetlidirler
عَلَى
karşı
ٱلْكَـٰفِرِينَ
kafirlere
يُجَـٰهِدُونَ
cihad ederler
فِى
yolunda
سَبِيلِ
(the) way
ٱللَّهِ
Allah
وَلَا
korkmazlar
يَخَافُونَ
fearing
لَوْمَةَ
kınamasından
لَآئِمٍۢ ۚ
hiçbir kınayıcının
ذَٰلِكَ
bu
فَضْلُ
bir lutfudur
ٱللَّهِ
Allah'ın
يُؤْتِيهِ
onu verir
مَن
kimseye
يَشَآءُ ۚ
dilediği
وَٱللَّهُ
Allah'(ın)
وَٰسِعٌ
(lutfu) geniştir
عَلِيمٌ
bilendir

Yusuf AliO ye who believe! if any from among you turn back from his Faith, soon will God produce a people whom He will love as they will love Him,- lowly with the believers, mighty against the rejecters, fighting in the way of God, and never afraid of the reproaches of such as find fault. That is the grace of God, which He will bestow on whom He pleaseth. And God encompasseth all, and He knoweth all things

Diyanet İşleri MealiEy İnananlar! Aranızda dininden kim dönerse bilsin ki, Allah, sevdiği ve onların O'nu sevdiği, inananlara karşı alçak gönüllü, inkarcılara karşı güçlü, Allah yolunda cihad eden, yerenin yermesinden korkmayan bir millet getirir. Bu, Allah'ın dilediğine verdiği bol nimetidir. Allah her şeyi kaplar ve bilir

5:55
إِنَّمَا وَلِيُّكُمُ ٱللَّهُ وَرَسُولُهُۥ وَٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ ٱلَّذِينَ يُقِيمُونَ ٱلصَّلَوٰةَ وَيُؤۡتُونَ ٱلزَّكَوٰةَ وَهُمۡ رَٰكِعُونَ
إِنَّمَا
ancak
وَلِيُّكُمُ
sizin veliniz
ٱللَّهُ
Allah(tır)
وَرَسُولُهُۥ
ve Elçisi(dir)
وَٱلَّذِينَ
ve mü'minlerdir
ءَامَنُوا۟
believe
ٱلَّذِينَ
öyle ki
يُقِيمُونَ
kılan
ٱلصَّلَوٰةَ
namazlarını
وَيُؤْتُونَ
ve veren
ٱلزَّكَوٰةَ
zekatlarını
وَهُمْ
ve onlar
رَٰكِعُونَ
rüku'a varan

Yusuf AliYour (real) friends are (no less than) God, His Apostle, and the (fellowship of) believers,- those who establish regular prayers and regular charity, and they bow down humbly (in worship)

Diyanet İşleri MealiSizin dostunuz ancak Allah, O'nun Peygamberi ve namaz kılan, zekat veren ve rüku eden müminlerdir

5:56
وَمَن يَتَوَلَّ ٱللَّهَ وَرَسُولَهُۥ وَٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ فَإِنَّ حِزۡبَ ٱللَّهِ هُمُ ٱلۡغَٰلِبُونَ
وَمَن
ve kim
يَتَوَلَّ
dost tutarsa
ٱللَّهَ
Allah'ı
وَرَسُولَهُۥ
ve Elçisini
وَٱلَّذِينَ
ve kimseleri
ءَامَنُوا۟
mü'minleri
فَإِنَّ
yalnız
حِزْبَ
taraftarlarıdır
ٱللَّهِ
Allah'ın
هُمُ
onlardır
ٱلْغَـٰلِبُونَ
galib gelecek olanlar

Yusuf AliAs to those who turn (for friendship) to God, His Apostle, and the (fellowship of) believers,- it is the fellowship of God that must certainly triumph

Diyanet İşleri MealiKim Allah'ı, Peygamberini ve inananları dost edinirse bilsin ki, şüphesiz Allah'tan yana olanlar üstün gelirler

5:57
يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ لَا تَتَّخِذُواْ ٱلَّذِينَ ٱتَّخَذُواْ دِينَكُمۡ هُزُوࣰ ا وَلَعِبࣰ ا مِّنَ ٱلَّذِينَ أُوتُواْ ٱلۡكِتَٰبَ مِن قَبۡلِكُمۡ وَٱلۡكُفَّارَ أَوۡلِيَآءَۚ وَٱتَّقُواْ ٱللَّهَ إِن كُنتُم مُّؤۡمِنِينَ
يَـٰٓأَيُّهَا
Ey
ٱلَّذِينَ
kimseler
ءَامَنُوا۟
inanan(lar)
لَا
edinmeyin
تَتَّخِذُوا۟
take
ٱلَّذِينَ
kimseleri
ٱتَّخَذُوا۟
edinen(leri)
دِينَكُمْ
dininizi
هُزُوًۭا
eğlence
وَلَعِبًۭا
ve oyun
مِّنَ
kimselerden
ٱلَّذِينَ
those who
أُوتُوا۟
verilenler(den)
ٱلْكِتَـٰبَ
Kitap
مِن
sizden önce
قَبْلِكُمْ
before you
وَٱلْكُفَّارَ
ve kafirlerden
أَوْلِيَآءَ ۚ
dost
وَٱتَّقُوا۟
ve korkun
ٱللَّهَ
Allah'tan
إِن
eğer
كُنتُم
iseniz
مُّؤْمِنِينَ
inanıyor

Yusuf AliO ye who believe! take not for friends and protectors those who take your religion for a mockery or sport,- whether among those who received the Scripture before you, or among those who reject Faith; but fear ye God, if ye have faith (indeed)

Diyanet İşleri MealiEy İnananlar! Kendilerine sizden önce kitap verilenlerden, dininizi alaya ve eğlenceye alanları ve inkarcıları dost olarak benimsemeyin. İnanıyorsanız Allah'tan sakının

5:58
وَإِذَا نَادَيۡتُمۡ إِلَى ٱلصَّلَوٰةِ ٱتَّخَذُوهَا هُزُوࣰ ا وَلَعِبࣰ اۚ ذَٰلِكَ بِأَنَّهُمۡ قَوۡمࣱ لَّا يَعۡقِلُونَ
وَإِذَا
ve zaman
نَادَيْتُمْ
çağırıldığınız
إِلَى
namaza
ٱلصَّلَوٰةِ
the prayer
ٱتَّخَذُوهَا
onu yerine koydular
هُزُوًۭا
eğlence
وَلَعِبًۭا ۚ
ve oyun
ذَٰلِكَ
işte bu
بِأَنَّهُمْ
oldukları içindir
قَوْمٌۭ
bir topluluk
لَّا
düşüncesiz
يَعْقِلُونَ
understand

Yusuf AliWhen ye proclaim your call to prayer they take it (but) as mockery and sport; that is because they are a people without understanding

Diyanet İşleri MealiNamaza çağırdığınızda onu alay ve eğlenceye alırlar. Bu, onların akletmeyen bir topluluk olmasındandır

5:59 📚 5
قُلۡ يَٰٓأَهۡلَ ٱلۡكِتَٰبِ هَلۡ تَنقِمُونَ مِنَّآ إِلَّآ أَنۡ ءَامَنَّا بِٱللَّهِ وَمَآ أُنزِلَ إِلَيۡنَا وَمَآ أُنزِلَ مِن قَبۡلُ وَأَنَّ أَكۡثَرَكُمۡ فَٰسِقُونَ
قُلْ
de ki
يَـٰٓأَهْلَ
Ey ehli
ٱلْكِتَـٰبِ
Kitap
هَلْ
hoşlanmıyorsunuz
تَنقِمُونَ
you resent
مِنَّآ
bizden
إِلَّآ
sadece
أَنْ
diye (mi?)
ءَامَنَّا
iman ediyoruz
بِٱللَّهِ
Allah'a
وَمَآ
ve indirilene
أُنزِلَ
has been revealed
إِلَيْنَا
bize
وَمَآ
ve şeye
أُنزِلَ
indirilen
مِن
bizden önce
قَبْلُ
before
وَأَنَّ
oysa
أَكْثَرَكُمْ
sizin çoğunuz
فَـٰسِقُونَ
yoldan çıkmıştır

Yusuf AliSay: "O people of the Book! Do ye disapprove of us for no other reason than that we believe in God, and the revelation that hath come to us and that which came before (us), and (perhaps) that most of you are rebellious and disobedient

Diyanet İşleri MealiDe ki, "Ey kitap ehli! Allah'a, bize indirilene ve daha önce indirilene inanmamızdan ve çoğunuzun fasık olmasından ötürü mü bizden hoşlanmıyorsunuz

5:60
قُلۡ هَلۡ أُنَبِّئُكُم بِشَرࣲّ مِّن ذَٰلِكَ مَثُوبَةً عِندَ ٱللَّهِۚ مَن لَّعَنَهُ ٱللَّهُ وَغَضِبَ عَلَيۡهِ وَجَعَلَ مِنۡهُمُ ٱلۡقِرَدَةَ وَٱلۡخَنَازِيرَ وَعَبَدَ ٱلطَّٰغُوتَۚ أُوْلَٰٓئِكَ شَرࣱّ مَّكَانࣰ ا وَأَضَلُّ عَن سَوَآءِ ٱلسَّبِيلِ
قُلْ
de ki
هَلْ
size söyleyeyim mi?
أُنَبِّئُكُم
I inform you
بِشَرٍّۢ
daha kötüsünü
مِّن
bundan
ذَٰلِكَ
that
مَثُوبَةً
cezası
عِندَ
katında
ٱللَّهِ ۚ
Allah
مَن
kim(ler)e
لَّعَنَهُ
la'net etmişse
ٱللَّهُ
Allah
وَغَضِبَ
ve gazab etmişse
عَلَيْهِ
onlara
وَجَعَلَ
ve yapmışsa
مِنْهُمُ
kimlerden
ٱلْقِرَدَةَ
maymunlar
وَٱلْخَنَازِيرَ
ve domuzlar
وَعَبَدَ
ve tapanlar
ٱلطَّـٰغُوتَ ۚ
Tâğût'a
أُو۟لَـٰٓئِكَ
işte onların
شَرٌّۭ
daha kötüdür
مَّكَانًۭا
yeri
وَأَضَلُّ
ve daha çok sapmışlardır
عَن
düz
سَوَآءِ
(the) even
ٱلسَّبِيلِ
yoldan

Yusuf AliSay: "Shall I point out to you something much worse than this, (as judged) by the treatment it received from God? those who incurred the curse of God and His wrath, those of whom some He transformed into apes and swine, those who worshipped evil;- these are (many times) worse in rank, and far more astray from the even path

Diyanet İşleri MealiAllah katında bundan daha kötü bir karşılığın bulunduğunu size haber vereyim mi?" de, Allah kime lanet ve gazab ederse, kimlerden maymunlar, domuzlar ve şeytana kullar kılarsa, işte onlar yeri en kötü ve doğru yoldan en çok sapmış olanlardır

5:61
وَإِذَا جَآءُوكُمۡ قَالُوٓاْ ءَامَنَّا وَقَد دَّخَلُواْ بِٱلۡكُفۡرِ وَهُمۡ قَدۡ خَرَجُواْ بِهِۦۚ وَٱللَّهُ أَعۡلَمُ بِمَا كَانُواْ يَكۡتُمُونَ
وَإِذَا
ve zaman
جَآءُوكُمْ
size geldikleri
قَالُوٓا۟
derler ki
ءَامَنَّا
inandık
وَقَد
oysa muhakkak
دَّخَلُوا۟
girmişlerdir
بِٱلْكُفْرِ
küfürle
وَهُمْ
yine onlar
قَدْ
muhakkak
خَرَجُوا۟
çıkmışlardır
بِهِۦ ۚ
onunla
وَٱللَّهُ
Allah
أَعْلَمُ
daha iyi bilir
بِمَا
şeyleri
كَانُوا۟
oldukları
يَكْتُمُونَ
gizliyor

Yusuf AliWhen they come to thee, they say: "We believe": but in fact they enter with a mind against Faith, and they go out with the same but God knoweth fully all that they hide

Diyanet İşleri MealiSize geldiklerinde "İnandık" derler, oysa yanınıza inkarcı olarak girmiş ve yine inkarcı olarak çıkmışlardır. Gizlemekte olduklarını Allah daha iyi bilir

5:62
وَتَرَىٰ كَثِيرࣰ ا مِّنۡهُمۡ يُسَٰرِعُونَ فِي ٱلۡإِثۡمِ وَٱلۡعُدۡوَٰنِ وَأَكۡلِهِمُ ٱلسُّحۡتَۚ لَبِئۡسَ مَا كَانُواْ يَعۡمَلُونَ
وَتَرَىٰ
ve görürsün
كَثِيرًۭا
çoğunun
مِّنْهُمْ
onlardan
يُسَـٰرِعُونَ
(birbirleriyle) yarıştıklarını
فِى
günahta
ٱلْإِثْمِ
[the] sin
وَٱلْعُدْوَٰنِ
ve düşmanlıkta
وَأَكْلِهِمُ
ve yemede
ٱلسُّحْتَ ۚ
haram
لَبِئْسَ
ne kötüdür
مَا
şey
كَانُوا۟
oldukları
يَعْمَلُونَ
yapmakta

Yusuf AliMany of them dost thou see, racing each other in sin and rancour, and their eating of things forbidden. Evil indeed are the things that they do

Diyanet İşleri MealiOnlardan çoğunun günaha, haksızlığa ve haram yemeğe koşuştuklarını görürsün. Yaptıkları ne kötüdür

5:63 📚 6
لَوۡلَا يَنۡهَىٰهُمُ ٱلرَّبَّٰنِيُّونَ وَٱلۡأَحۡبَارُ عَن قَوۡلِهِمُ ٱلۡإِثۡمَ وَأَكۡلِهِمُ ٱلسُّحۡتَۚ لَبِئۡسَ مَا كَانُواْ يَصۡنَعُونَ
لَوْلَا
gerekmez miydi?
يَنْهَىٰهُمُ
menetmeleri
ٱلرَّبَّـٰنِيُّونَ
Rabbanilerin
وَٱلْأَحْبَارُ
ve hahamların
عَن
onlarıv sözlerini
قَوْلِهِمُ
their saying
ٱلْإِثْمَ
günah
وَأَكْلِهِمُ
ve yemelerini;
ٱلسُّحْتَ ۚ
haram
لَبِئْسَ
ne kötüdür
مَا
şey
كَانُوا۟
oldukları
يَصْنَعُونَ
yapmakta

Yusuf AliWhy do not the rabbis and the doctors of Law forbid them from their (habit of) uttering sinful words and eating things forbidden? Evil indeed are their works

Diyanet İşleri MealiRabbe kul olanlar ve bilginlerin onlara günah söz söylemeyi ve haram yemeyi yasak etmeleri gerekmez miydi? Yapmakta oldukları ne kötüdür

5:64 📚 2
وَقَالَتِ ٱلۡيَهُودُ يَدُ ٱللَّهِ مَغۡلُولَةٌۚ غُلَّتۡ أَيۡدِيهِمۡ وَلُعِنُواْ بِمَا قَالُواْۘ بَلۡ يَدَاهُ مَبۡسُوطَتَانِ يُنفِقُ كَيۡفَ يَشَآءُۚ وَلَيَزِيدَنَّ كَثِيرࣰ ا مِّنۡهُم مَّآ أُنزِلَ إِلَيۡكَ مِن رَّبِّكَ طُغۡيَٰنࣰ ا وَكُفۡرࣰ اۚ وَأَلۡقَيۡنَا بَيۡنَهُمُ ٱلۡعَدَٰوَةَ وَٱلۡبَغۡضَآءَ إِلَىٰ يَوۡمِ ٱلۡقِيَٰمَةِۚ كُلَّمَآ أَوۡقَدُواْ نَارࣰ ا لِّلۡحَرۡبِ أَطۡفَأَهَا ٱللَّهُۚ وَيَسۡعَوۡنَ فِي ٱلۡأَرۡضِ فَسَادࣰ اۚ وَٱللَّهُ لَا يُحِبُّ ٱلۡمُفۡسِدِينَ
وَقَالَتِ
ve dediler
ٱلْيَهُودُ
yahudiler
يَدُ
eli
ٱللَّهِ
Allah'ın
مَغْلُولَةٌ ۚ
bağlıdır
غُلَّتْ
bağlandı
أَيْدِيهِمْ
kendi elleri
وَلُعِنُوا۟
ve la'netlendiler
بِمَا
ötürü
قَالُوا۟ ۘ
söylediklerinden
بَلْ
hayır
يَدَاهُ
O'nun iki eli de
مَبْسُوطَتَانِ
açıktır
يُنفِقُ
verir
كَيْفَ
nasıl
يَشَآءُ ۚ
diliyorsa
وَلَيَزِيدَنَّ
ve andolsun artıracaktır
كَثِيرًۭا
çoğunun
مِّنْهُم
onların
مَّآ
şeye
أُنزِلَ
indirilen
إِلَيْكَ
sana
مِن
Rabbinden
رَّبِّكَ
your Lord
طُغْيَـٰنًۭا
azgınlığını
وَكُفْرًۭا ۚ
ve küfrünü
وَأَلْقَيْنَا
biz atmışızdır
بَيْنَهُمُ
onların aralarına
ٱلْعَدَٰوَةَ
düşmanlık
وَٱلْبَغْضَآءَ
ve kin
إِلَىٰ
kadar
يَوْمِ
gününe
ٱلْقِيَـٰمَةِ ۚ
kıyamet
كُلَّمَآ
ne zaman
أَوْقَدُوا۟
yakmışlarsa
نَارًۭا
bir ateş
لِّلْحَرْبِ
savaş için
أَطْفَأَهَا
onu söndürmüştür
ٱللَّهُ ۚ
Allah
وَيَسْعَوْنَ
ve koşarlar
فِى
yeryüzünde
ٱلْأَرْضِ
the earth
فَسَادًۭا ۚ
bozgunculuğa
وَٱللَّهُ
Allah da
لَا
sevmez
يُحِبُّ
love
ٱلْمُفْسِدِينَ
bozguncuları

Yusuf AliThe Jews say: "God's hand is tied up." Be their hands tied up and be they accursed for the (blasphemy) they utter. Nay, both His hands are widely outstretched: He giveth and spendeth (of His bounty) as He pleaseth. But the revelation that cometh to thee from God increaseth in most of them their obstinate rebellion and blasphemy. Amongst them we have placed enmity and hatred till the Day of Judgment. Every time they kindle the fire of war, God doth extinguish it; but they (ever) strive to do mischief on earth. And God loveth not those who do mischief

Diyanet İşleri MealiYahudiler, "Allah'ın eli sıkıdır" dediler; dediklerinden ötürü elleri bağlandı, lanetlendiler. Hayır, O'nun iki eli de açıktır, nasıl dilerse sarfeder. And olsun ki, sana Rabbinden indirilen sözler onların çoğunun azgınlığını ve inkarını artıracaktır. Onların arasına kıyamete kadar sürecek düşmanlık ve kin saldık. Savaş ateşini ne zaman körükleseler Allah onu söndürmüştür. Yeryüzünde bozgunculuğa koşarlar. Allah bozguncuları sevmez

5:65
وَلَوۡ أَنَّ أَهۡلَ ٱلۡكِتَٰبِ ءَامَنُواْ وَٱتَّقَوۡاْ لَكَفَّرۡنَا عَنۡهُمۡ سَيِّـَٔاتِهِمۡ وَلَأَدۡخَلۡنَٰهُمۡ جَنَّٰتِ ٱلنَّعِيمِ
وَلَوْ
eğer
أَنَّ
ki
أَهْلَ
ehli
ٱلْكِتَـٰبِ
Kitap
ءَامَنُوا۟
inansalardı
وَٱتَّقَوْا۟
ve korunsalardı
لَكَفَّرْنَا
örterdik
عَنْهُمْ
onların
سَيِّـَٔاتِهِمْ
kötülüklerini
وَلَأَدْخَلْنَـٰهُمْ
ve onları sokardık
جَنَّـٰتِ
cennetlere
ٱلنَّعِيمِ
ni'meti bol

Yusuf AliIf only the People of the Book had believed and been righteous, We should indeed have blotted out their iniquities and admitted them to gardens of bliss

Diyanet İşleri MealiŞayet kitap ehli inanıp karşı gelmekten sakınsalardı, kötülüklerini örterdik ve onları nimet cennetlerine koyardık

5:66 📚 2
وَلَوۡ أَنَّهُمۡ أَقَامُواْ ٱلتَّوۡرَىٰةَ وَٱلۡإِنجِيلَ وَمَآ أُنزِلَ إِلَيۡهِم مِّن رَّبِّهِمۡ لَأَكَلُواْ مِن فَوۡقِهِمۡ وَمِن تَحۡتِ أَرۡجُلِهِمۚ مِّنۡهُمۡ أُمَّةࣱ مُّقۡتَصِدَةࣱۖ وَكَثِيرࣱ مِّنۡهُمۡ سَآءَ مَا يَعۡمَلُونَ
وَلَوْ
ve eğer
أَنَّهُمْ
onlar
أَقَامُوا۟
gereğince uygulasalardı
ٱلتَّوْرَىٰةَ
Tevrat'ı
وَٱلْإِنجِيلَ
ve İncil'i
وَمَآ
ve ne ki
أُنزِلَ
indirildi
إِلَيْهِم
kendilerine
مِّن
Rablerinden
رَّبِّهِمْ
their Lord
لَأَكَلُوا۟
muhakkak ki yerlerdi
مِن
üstlerinden
فَوْقِهِمْ
above them
وَمِن
ve
تَحْتِ
altından
أَرْجُلِهِم ۚ
ayaklarının
مِّنْهُمْ
içlerinde vardır
أُمَّةٌۭ
bir ümmet
مُّقْتَصِدَةٌۭ ۖ
tutumlu
وَكَثِيرٌۭ
ama çoğu
مِّنْهُمْ
onlardan
سَآءَ
ne kötü
مَا
işler
يَعْمَلُونَ
yapıyorlar

Yusuf AliIf only they had stood fast by the Law, the Gospel, and all the revelation that was sent to them from their Lord, they would have enjoyed happiness from every side. There is from among them a party on the right course: but many of them follow a course that is evil

Diyanet İşleri MealiEğer onlar Tevrat'ı, İncil'i ve Rablerinden kendilerine indirilen Kuran'ı gereğince uygulasalardı, her yönden nimete ermiş olurlardı. İçlerinde orta yolu tutan bir zümre vardı, çoğunun işledikleri ise kötü idi

5:67 📚 7
۞يَٰٓأَيُّهَا ٱلرَّسُولُ بَلِّغۡ مَآ أُنزِلَ إِلَيۡكَ مِن رَّبِّكَۖ وَإِن لَّمۡ تَفۡعَلۡ فَمَا بَلَّغۡتَ رِسَالَتَهُۥۚ وَٱللَّهُ يَعۡصِمُكَ مِنَ ٱلنَّاسِۗ إِنَّ ٱللَّهَ لَا يَهۡدِي ٱلۡقَوۡمَ ٱلۡكَٰفِرِينَ
۞ يَـٰٓأَيُّهَا
Ey
ٱلرَّسُولُ
Elçi
بَلِّغْ
duyur
مَآ
şeyi
أُنزِلَ
indirilen
إِلَيْكَ
sana
مِن
Rabbinden
رَّبِّكَ ۖ
your Lord
وَإِن
ve eğer
لَّمْ
bunu yapmazsan
تَفْعَلْ
you do
فَمَا
duyurmamış olursun
بَلَّغْتَ
you (have) conveyed
رِسَالَتَهُۥ ۚ
O'nun mesajını
وَٱللَّهُ
Allah
يَعْصِمُكَ
seni korur
مِنَ
insanlardan
ٱلنَّاسِ ۗ
the people
إِنَّ
doğrusu
ٱللَّهَ
Allah
لَا
yola iletmez
يَهْدِى
guide
ٱلْقَوْمَ
toplumunu
ٱلْكَـٰفِرِينَ
kafirler

Yusuf AliO Apostle! proclaim the (message) which hath been sent to thee from thy Lord. If thou didst not, thou wouldst not have fulfilled and proclaimed His mission. And God will defend thee from men (who mean mischief). For God guideth not those who reject Faith

Diyanet İşleri MealiEy Peygamber! Rabbinden sana indirileni tebliğ et, eğer bunu yapmazsan O'nun elçiliğini yapmamış olursun. Allah seni insanlardan korur. Doğrusu Allah kafirlere yol göstermez

5:68 📚 2
قُلۡ يَٰٓأَهۡلَ ٱلۡكِتَٰبِ لَسۡتُمۡ عَلَىٰ شَيۡءٍ حَتَّىٰ تُقِيمُواْ ٱلتَّوۡرَىٰةَ وَٱلۡإِنجِيلَ وَمَآ أُنزِلَ إِلَيۡكُم مِّن رَّبِّكُمۡۗ وَلَيَزِيدَنَّ كَثِيرࣰ ا مِّنۡهُم مَّآ أُنزِلَ إِلَيۡكَ مِن رَّبِّكَ طُغۡيَٰنࣰ ا وَكُفۡرࣰ اۖ فَلَا تَأۡسَ عَلَى ٱلۡقَوۡمِ ٱلۡكَٰفِرِينَ
قُلْ
de ki
يَـٰٓأَهْلَ
Ey ehli
ٱلْكِتَـٰبِ
Kitap
لَسْتُمْ
siz değilsiniz
عَلَىٰ
üzerinde
شَىْءٍ
bir şey (esas)
حَتَّىٰ
kadar
تُقِيمُوا۟
uygulayıncaya
ٱلتَّوْرَىٰةَ
Tevrat'ı
وَٱلْإِنجِيلَ
ve İncil'i
وَمَآ
ve şeyi
أُنزِلَ
indirilen
إِلَيْكُم
size
مِّن
Rabbi'nizden
رَّبِّكُمْ ۗ
your Lord
وَلَيَزِيدَنَّ
ve artıracaktır
كَثِيرًۭا
çoğunun
مِّنْهُم
onlardan
مَّآ
şey
أُنزِلَ
indirilen
إِلَيْكَ
sana
مِن
Rabbinden
رَّبِّكَ
your Lord
طُغْيَـٰنًۭا
azgınlık
وَكُفْرًۭا ۖ
ve inkarını
فَلَا
sen üzülme
تَأْسَ
grieve
عَلَى
için
ٱلْقَوْمِ
toplumu
ٱلْكَـٰفِرِينَ
o kafirler

Yusuf AliSay: "O People of the Book! ye have no ground to stand upon unless ye stand fast by the Law, the Gospel, and all the revelation that has come to you from your Lord." It is the revelation that cometh to thee from thy Lord, that increaseth in most of them their obstinate rebellion and blasphemy. But sorrow thou not over (these) people without Faith

Diyanet İşleri MealiEy Kitap ehli! Tevrat'ı, İncil'i ve Rabbinizden size indirileni gereğince uygulamadıkça bir temeliniz olmaz" de. And olsun ki Rabbinden sana indirilen, Kuran, onlardan çoğunun azgınlık ve küfrünü artırır. Öyleyse kafirler için tasalanma

5:69
إِنَّ ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ وَٱلَّذِينَ هَادُواْ وَٱلصَّٰبِـُٔونَ وَٱلنَّصَٰرَىٰ مَنۡ ءَامَنَ بِٱللَّهِ وَٱلۡيَوۡمِ ٱلۡأٓخِرِ وَعَمِلَ صَٰلِحࣰ ا فَلَا خَوۡفٌ عَلَيۡهِمۡ وَلَا هُمۡ يَحۡزَنُونَ
إِنَّ
şüphesiz
ٱلَّذِينَ
kimseler
ءَامَنُوا۟
inanan(lar)
وَٱلَّذِينَ
ve kimseler
هَادُوا۟
yahudiler(den)
وَٱلصَّـٰبِـُٔونَ
ve sabiiler(den)
وَٱلنَّصَـٰرَىٰ
ve hıristiyanlar(dan)
مَنْ
kimseler
ءَامَنَ
inanan
بِٱللَّهِ
Allah'a
وَٱلْيَوْمِ
ve gününe
ٱلْـَٔاخِرِ
ahiret
وَعَمِلَ
ve yapanlara
صَـٰلِحًۭا
iyi işler
فَلَا
yoktur
خَوْفٌ
korku
عَلَيْهِمْ
onlara
وَلَا
ve yoktur
هُمْ
onlara
يَحْزَنُونَ
üzüntü

Yusuf AliThose who believe (in the Qur'an), those who follow the Jewish (scriptures), and the Sabians and the Christians,- any who believe in God and the Last Day, and work righteousness,- on them shall be no fear, nor shall they grieve

Diyanet İşleri MealiDoğrusu inananlar, yahudiler, sabiiler ve hıristiyanlardan Allah'a ve ahiret gününe inanan, yararlı iş yapan kimselere korku yoktur, onlar üzülmeyeceklerdir

5:70
لَقَدۡ أَخَذۡنَا مِيثَٰقَ بَنِيٓ إِسۡرَٰٓءِيلَ وَأَرۡسَلۡنَآ إِلَيۡهِمۡ رُسُلࣰ اۖ كُلَّمَا جَآءَهُمۡ رَسُولُۢ بِمَا لَا تَهۡوَىٰٓ أَنفُسُهُمۡ فَرِيقࣰ ا كَذَّبُواْ وَفَرِيقࣰ ا يَقۡتُلُونَ
لَقَدْ
andolsun
أَخَذْنَا
biz almıştık
مِيثَـٰقَ
söz
بَنِىٓ
oğullarından
إِسْرَٰٓءِيلَ
İsrail
وَأَرْسَلْنَآ
ve göndermiştik
إِلَيْهِمْ
onlara
رُسُلًۭا ۖ
elçiler
كُلَّمَا
ne zaman
جَآءَهُمْ
onlara getirdiyse
رَسُولٌۢ
bir elçi
بِمَا
bir şey
لَا
istemediği
تَهْوَىٰٓ
desired
أَنفُسُهُمْ
canlarının
فَرِيقًۭا
bir kısmını
كَذَّبُوا۟
yalanladılar
وَفَرِيقًۭا
ve bir kısmını da
يَقْتُلُونَ
öldürüyorlardı

Yusuf AliWe took the covenant of the Children of Israel and sent them apostles, every time, there came to them an apostle with what they themselves desired not - some (of these) they called impostors, and some they (go so far as to) slay

Diyanet İşleri MealiAnd olsun ki İsrailoğullarından söz aldık ve onlara peygamberler gönderdik. Nefislerinin hoşlanmadığı bir şeyle onlara her peygamber gelişte, bir kısmını yalanlarlar ve bir kısmını da öldürürlerdi

5:71
وَحَسِبُوٓاْ أَلَّا تَكُونَ فِتۡنَةࣱ فَعَمُواْ وَصَمُّواْ ثُمَّ تَابَ ٱللَّهُ عَلَيۡهِمۡ ثُمَّ عَمُواْ وَصَمُّواْ كَثِيرࣱ مِّنۡهُمۡۚ وَٱللَّهُ بَصِيرُۢ بِمَا يَعۡمَلُونَ
وَحَسِبُوٓا۟
ve sandılar
أَلَّا
olmayacak
تَكُونَ
will be (for them)
فِتْنَةٌۭ
bir fitne
فَعَمُوا۟
kör oldular
وَصَمُّوا۟
ve sağır kesildiler
ثُمَّ
sonra
تَابَ
tevbesini kabul etti
ٱللَّهُ
Allah
عَلَيْهِمْ
onların
ثُمَّ
sonra yine
عَمُوا۟
kör
وَصَمُّوا۟
ve sağır kesildiler
كَثِيرٌۭ
çokları
مِّنْهُمْ ۚ
onlardan
وَٱللَّهُ
Allah
بَصِيرٌۢ
görüyor
بِمَا
ne ki
يَعْمَلُونَ
yapıyorlar

Yusuf AliThey thought there would be no trial (or punishment); so they became blind and deaf; yet God (in mercy) turned to them; yet again many of them became blind and deaf. But God sees well all that they do

Diyanet İşleri MealiBir fitne kopmayacağını sandılar, körleştiler, sağırlaştılar; sonra Allah tevbelerini kabul etti, yine de çoğu körleştiler ve sağırlaştılar. Allah, işlediklerini görür

5:72 📚 4
لَقَدۡ كَفَرَ ٱلَّذِينَ قَالُوٓاْ إِنَّ ٱللَّهَ هُوَ ٱلۡمَسِيحُ ٱبۡنُ مَرۡيَمَۖ وَقَالَ ٱلۡمَسِيحُ يَٰبَنِيٓ إِسۡرَٰٓءِيلَ ٱعۡبُدُواْ ٱللَّهَ رَبِّي وَرَبَّكُمۡۖ إِنَّهُۥ مَن يُشۡرِكۡ بِٱللَّهِ فَقَدۡ حَرَّمَ ٱللَّهُ عَلَيۡهِ ٱلۡجَنَّةَ وَمَأۡوَىٰهُ ٱلنَّارُۖ وَمَا لِلظَّٰلِمِينَ مِنۡ أَنصَارࣲ‏
لَقَدْ
andolsun
كَفَرَ
kafir olmuşlardır
ٱلَّذِينَ
kimseler
قَالُوٓا۟
diyen(ler)
إِنَّ
ancak
ٱللَّهَ
Allah
هُوَ
o
ٱلْمَسِيحُ
Mesih'tir
ٱبْنُ
oğlu
مَرْيَمَ ۖ
Meryem
وَقَالَ
halbuki demişti ki
ٱلْمَسِيحُ
Mesih
يَـٰبَنِىٓ
Ey oğulları
إِسْرَٰٓءِيلَ
İsrail
ٱعْبُدُوا۟
kulluk edin
ٱللَّهَ
Allah'a
رَبِّى
benim Rabbim
وَرَبَّكُمْ ۖ
ve sizin Rabbiniz olan
إِنَّهُۥ
zira
مَن
kim
يُشْرِكْ
ortak koşarsa
بِٱللَّهِ
Allah'a
فَقَدْ
muhakkak ki
حَرَّمَ
haram etmiştir
ٱللَّهُ
Allah
عَلَيْهِ
ona
ٱلْجَنَّةَ
cenneti
وَمَأْوَىٰهُ
ve onun varacağı yer
ٱلنَّارُ ۖ
ateştir
وَمَا
ve yoktur
لِلظَّـٰلِمِينَ
zalimlerin
مِنْ
hiç
أَنصَارٍۢ
yardımcıları

Yusuf AliThey do blaspheme who say: "God is Christ the son of Mary." But said Christ: "O Children of Israel! worship God, my Lord and your Lord." Whoever joins other gods with God,- God will forbid him the garden, and the Fire will be his abode. There will for the wrong-doers be no one to help

Diyanet İşleri MealiAnd olsun ki, "Allah ancak Meryem oğlu Mesih'tir" diyenler kafir oldular. Oysa Mesih, "Ey İsrailoğulları! Rabbim ve Rabbiniz olan Allah'a kulluk edin; kim Allah'a ortak koşarsa muhakkak Allah ona cenneti haram eder, varacağı yer ateştir, zulmedenlerin yardımcıları yoktur" dedi

5:73 📚 2
لَّقَدۡ كَفَرَ ٱلَّذِينَ قَالُوٓاْ إِنَّ ٱللَّهَ ثَالِثُ ثَلَٰثَةࣲۘ وَمَا مِنۡ إِلَٰهٍ إِلَّآ إِلَٰهࣱ وَٰحِدࣱۚ وَإِن لَّمۡ يَنتَهُواْ عَمَّا يَقُولُونَ لَيَمَسَّنَّ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ مِنۡهُمۡ عَذَابٌ أَلِيمٌ
لَّقَدْ
elbette
كَفَرَ
kafir olmuşlardır
ٱلَّذِينَ
kimseler
قَالُوٓا۟
diyen(ler)
إِنَّ
şüphesiz
ٱللَّهَ
Allah
ثَالِثُ
üçüncüsüdür
ثَلَـٰثَةٍۢ ۘ
üçün
وَمَا
oysa yoktur
مِنْ
hiçbir
إِلَـٰهٍ
ilah
إِلَّآ
başka
إِلَـٰهٌۭ
ilahtan
وَٰحِدٌۭ ۚ
bir olan
وَإِن
eğer
لَّمْ
vazgeçmezlerse
يَنتَهُوا۟
they desist
عَمَّا
şeylerden
يَقُولُونَ
dedikleri
لَيَمَسَّنَّ
elbette dokunacaktır
ٱلَّذِينَ
kimselere
كَفَرُوا۟
inkar eden(lere)
مِنْهُمْ
onlardan
عَذَابٌ
bir azab
أَلِيمٌ
acıklı

Yusuf AliThey do blaspheme who say: God is one of three in a Trinity: for there is no god except One God. If they desist not from their word (of blasphemy), verily a grievous penalty will befall the blasphemers among them

Diyanet İşleri MealiAnd olsun ki, "Allah üçten biridir" diyenler kafir olmuştur; oysa tanrı ancak bir tek Tanrı'dır. Dediklerinden vazgeçmezlerse, and olsun onlardan inkar edenler elem verici bir azaba uğrayacaktır

5:74
أَفَلَا يَتُوبُونَ إِلَى ٱللَّهِ وَيَسۡتَغۡفِرُونَهُۥۚ وَٱللَّهُ غَفُورࣱ رَّحِيمࣱ‏
أَفَلَا
hala tevbe etmiyorlar mı?
يَتُوبُونَ
they turn in repentance
إِلَى
Allah'a
ٱللَّهِ
Allah
وَيَسْتَغْفِرُونَهُۥ ۚ
O'ndan af dilemiyorlar mı?
وَٱللَّهُ
Allah
غَفُورٌۭ
bağışlayandır
رَّحِيمٌۭ
esirgeyendir

Yusuf AliWhy turn they not to God, and seek His forgiveness? For God is Oft- forgiving, Most Merciful

Diyanet İşleri MealiAllah'a tevbe etmezler, O'ndan mağfiret dilemezler mi? Oysa Allah Bağışlayan'dır, merhamet edendir

5:75 📚 7
مَّا ٱلۡمَسِيحُ ٱبۡنُ مَرۡيَمَ إِلَّا رَسُولࣱ قَدۡ خَلَتۡ مِن قَبۡلِهِ ٱلرُّسُلُ وَأُمُّهُۥ صِدِّيقَةࣱۖ كَانَا يَأۡكُلَانِ ٱلطَّعَامَۗ ٱنظُرۡ كَيۡفَ نُبَيِّنُ لَهُمُ ٱلۡأٓيَٰتِ ثُمَّ ٱنظُرۡ أَنَّىٰ يُؤۡفَكُونَ
مَّا
değildir
ٱلْمَسِيحُ
Mesih
ٱبْنُ
oğlu
مَرْيَمَ
Meryem
إِلَّا
ancak
رَسُولٌۭ
bir elçidir
قَدْ
muhakkak
خَلَتْ
gelip geçmiştir
مِن
ondan önce de
قَبْلِهِ
before him
ٱلرُّسُلُ
elçiler
وَأُمُّهُۥ
ve annesi de
صِدِّيقَةٌۭ ۖ
dosdoğruydu
كَانَا
ikisi de
يَأْكُلَانِ
yerlerdi
ٱلطَّعَامَ ۗ
yemek
ٱنظُرْ
bak
كَيْفَ
nasıl
نُبَيِّنُ
açıklıyoruz
لَهُمُ
onlara
ٱلْـَٔايَـٰتِ
ayetleri
ثُمَّ
sonra
ٱنظُرْ
bak
أَنَّىٰ
nasıl
يُؤْفَكُونَ
çevriliyorlar

Yusuf AliChrist the son of Mary was no more than an apostle; many were the apostles that passed away before him. His mother was a woman of truth. They had both to eat their (daily) food. See how God doth make His signs clear to them; yet see in what ways they are deluded away from the truth

Diyanet İşleri MealiMeryem oğlu Mesih sadece peygamberdir, -ondan önce de peygamberler geçmiştir- onun annesi dosdoğrudur, her ikisi de yemek yerlerdi. Onlara ayetleri nasıl açıkladığımıza bir bak, sonra da bak ki nasıl yüz çeviriyorlar

5:76 📚 1
قُلۡ أَتَعۡبُدُونَ مِن دُونِ ٱللَّهِ مَا لَا يَمۡلِكُ لَكُمۡ ضَرࣰّ ا وَلَا نَفۡعࣰ اۚ وَٱللَّهُ هُوَ ٱلسَّمِيعُ ٱلۡعَلِيمُ
قُلْ
de ki
أَتَعْبُدُونَ
mi tapıyorsunuz?
مِن
bırakıp
دُونِ
besides
ٱللَّهِ
Allah'ı
مَا
şeylere
لَا
gücü yetmeyen
يَمْلِكُ
has power
لَكُمْ
size
ضَرًّۭا
zarar vermeye
وَلَا
ve
نَفْعًۭا ۚ
fayda vermeğe
وَٱللَّهُ
Allah
هُوَ
odur ki
ٱلسَّمِيعُ
işitendir
ٱلْعَلِيمُ
bilendir

Yusuf AliSay: "Will ye worship, besides God, something which hath no power either to harm or benefit you? But God,- He it is that heareth and knoweth all things

Diyanet İşleri MealiSize zarar da fayda da veremeyecek, Allah'tan başka birine mi kulluk ediyorsunuz?" de. Allah hem işitir, hem bilir

5:77 📚 1
قُلۡ يَٰٓأَهۡلَ ٱلۡكِتَٰبِ لَا تَغۡلُواْ فِي دِينِكُمۡ غَيۡرَ ٱلۡحَقِّ وَلَا تَتَّبِعُوٓاْ أَهۡوَآءَ قَوۡمࣲ قَدۡ ضَلُّواْ مِن قَبۡلُ وَأَضَلُّواْ كَثِيرࣰ ا وَضَلُّواْ عَن سَوَآءِ ٱلسَّبِيلِ
قُلْ
de ki
يَـٰٓأَهْلَ
Ey ehli
ٱلْكِتَـٰبِ
Kitap
لَا
aşırılığa dalmayın
تَغْلُوا۟
exceed
فِى
dininizde
دِينِكُمْ
your religion
غَيْرَ
haksız yere
ٱلْحَقِّ
the truth
وَلَا
ve uymayın
تَتَّبِعُوٓا۟
follow
أَهْوَآءَ
keyiflerine
قَوْمٍۢ
bir milletin
قَدْ
kesin olarak
ضَلُّوا۟
sapmış
مِن
önceden
قَبْلُ
before
وَأَضَلُّوا۟
ve saptırmış
كَثِيرًۭا
birçoğunu da
وَضَلُّوا۟
ve şaşmış
عَن
doğrusundan
سَوَآءِ
(the) right
ٱلسَّبِيلِ
yolun

Yusuf AliSay: "O people of the Book! exceed not in your religion the bounds (of what is proper), trespassing beyond the truth, nor follow the vain desires of people who went wrong in times gone by,- who misled many, and strayed (themselves) from the even way

Diyanet İşleri MealiEy Kitap ehli! Haksız olarak dininizde taşkınlık etmeyin. Daha önce sapıtan, çoğunu saptıran ve doğru yoldan ayrılan bir milletin heveslerine uymayın" de

5:78 📚 4
لُعِنَ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ مِنۢ بَنِيٓ إِسۡرَٰٓءِيلَ عَلَىٰ لِسَانِ دَاوُۥدَ وَعِيسَى ٱبۡنِ مَرۡيَمَۚ ذَٰلِكَ بِمَا عَصَواْ وَّكَانُواْ يَعۡتَدُونَ
لُعِنَ
la'net edilmiştir
ٱلَّذِينَ
kimselere
كَفَرُوا۟
inkar eden
مِنۢ
oğullarından
بَنِىٓ
(the) Children
إِسْرَٰٓءِيلَ
İsrail
عَلَىٰ
ile
لِسَانِ
dili
دَاوُۥدَ
Davud
وَعِيسَى
ve Îsa
ٱبْنِ
oğlu
مَرْيَمَ ۚ
Meryem
ذَٰلِكَ
bu
بِمَا
sebebiyledir
عَصَوا۟
isyan etmeleri
وَّكَانُوا۟
ve (sebebiyledir)
يَعْتَدُونَ
saldırmaları

Yusuf AliCurses were pronounced on those among the Children of Israel who rejected Faith, by the tongue of David and of Jesus the son of Mary: because they disobeyed and persisted in excesses

Diyanet İşleri Mealiİsrailoğullarından inkar edenler, Davud'un ve Meryem oğlu İsa'nın diliyle lanetlenmişlerdi. Bu, baş kaldırmaları ve aşırı gitmelerindendi

5:79 📚 5
كَانُواْ لَا يَتَنَاهَوۡنَ عَن مُّنكَرࣲ فَعَلُوهُۚ لَبِئۡسَ مَا كَانُواْ يَفۡعَلُونَ
كَانُوا۟
idiler
لَا
vazgeçmiyorlar
يَتَنَاهَوْنَ
forbidding each other
عَن
kötülükten
مُّنكَرٍۢ
wrongdoing
فَعَلُوهُ ۚ
yaptıkları
لَبِئْسَ
ne kötü
مَا
işler
كَانُوا۟
idiler
يَفْعَلُونَ
yapıyorlar

Yusuf AliNor did they (usually) forbid one another the iniquities which they committed: evil indeed were the deeds which they did

Diyanet İşleri MealiBirbirlerinin yaptıkları fenalıklara mani olmuyorlardı. Yapmakta oldukları ne kötü idi

5:80
تَرَىٰ كَثِيرࣰ ا مِّنۡهُمۡ يَتَوَلَّوۡنَ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْۚ لَبِئۡسَ مَا قَدَّمَتۡ لَهُمۡ أَنفُسُهُمۡ أَن سَخِطَ ٱللَّهُ عَلَيۡهِمۡ وَفِي ٱلۡعَذَابِ هُمۡ خَٰلِدُونَ
تَرَىٰ
görürsün
كَثِيرًۭا
çoğunun
مِّنْهُمْ
onlardan
يَتَوَلَّوْنَ
dostluk ettiklerini
ٱلَّذِينَ
kimselerle
كَفَرُوا۟ ۚ
inkar edenlerle
لَبِئْسَ
ne kötüdür
مَا
(yapıp) gönderdiği
قَدَّمَتْ
sent forth
لَهُمْ
kendileri için
أَنفُسُهُمْ
nefislerinin
أَن
gazabetmiştir
سَخِطَ
became angry
ٱللَّهُ
Allah
عَلَيْهِمْ
onlara
وَفِى
ve içinde
ٱلْعَذَابِ
azab
هُمْ
onlar
خَـٰلِدُونَ
sürekli kalacaklardır

Yusuf AliThou seest many of them turning in friendship to the Unbelievers. Evil indeed are (the works) which their souls have sent forward before them (with the result), that God's wrath is on them, and in torment will they abide

Diyanet İşleri MealiÇoğunun inkar edenleri dost edindiklerini görürsün. Nefislerinin önlerine sürdüğü ne kötüdür! Allah onlara gazabetmiştir, onlar azabta temellidirler

5:81
وَلَوۡ كَانُواْ يُؤۡمِنُونَ بِٱللَّهِ وَٱلنَّبِيِّ وَمَآ أُنزِلَ إِلَيۡهِ مَا ٱتَّخَذُوهُمۡ أَوۡلِيَآءَ وَلَٰكِنَّ كَثِيرࣰ ا مِّنۡهُمۡ فَٰسِقُونَ
وَلَوْ
eğer
كَانُوا۟
olsalardı
يُؤْمِنُونَ
inanıyor
بِٱللَّهِ
Allah'a
وَٱلنَّبِىِّ
Peygambere
وَمَآ
ve şeye
أُنزِلَ
indirilen
إِلَيْهِ
ona
مَا
onları edinmezlerdi
ٱتَّخَذُوهُمْ
they (would have) taken them
أَوْلِيَآءَ
veli
وَلَـٰكِنَّ
ama
كَثِيرًۭا
çoğu
مِّنْهُمْ
onlardan
فَـٰسِقُونَ
yoldan çıkmışlardır

Yusuf AliIf only they had believed in God, in the Apostle, and in what hath been revealed to him, never would they have taken them for friends and protectors, but most of them are rebellious wrong-doers

Diyanet İşleri MealiEğer Allah'a, Peygambere ve ona indirilen Kuran'a inanmış olsalardı, onları dost edinmezlerdi, fakat onların çoğu fasıktır

5:82
۞لَتَجِدَنَّ أَشَدَّ ٱلنَّاسِ عَدَٰوَةࣰ لِّلَّذِينَ ءَامَنُواْ ٱلۡيَهُودَ وَٱلَّذِينَ أَشۡرَكُواْۖ وَلَتَجِدَنَّ أَقۡرَبَهُم مَّوَدَّةࣰ لِّلَّذِينَ ءَامَنُواْ ٱلَّذِينَ قَالُوٓاْ إِنَّا نَصَٰرَىٰۚ ذَٰلِكَ بِأَنَّ مِنۡهُمۡ قِسِّيسِينَ وَرُهۡبَانࣰ ا وَأَنَّهُمۡ لَا يَسۡتَكۡبِرُونَ
۞ لَتَجِدَنَّ
elbette bulursun
أَشَدَّ
en yaman
ٱلنَّاسِ
insanlar içerisinde
عَدَٰوَةًۭ
düşman olarak
لِّلَّذِينَ
kimselere
ءَامَنُوا۟
inanan(lara)
ٱلْيَهُودَ
yahudileri
وَٱلَّذِينَ
kimseleri
أَشْرَكُوا۟ ۖ
ve inkar eden(leri)
وَلَتَجِدَنَّ
ve bulursun
أَقْرَبَهُم
en yakınları da
مَّوَدَّةًۭ
sevgice
لِّلَّذِينَ
kimselere
ءَامَنُوا۟
inanan(lara)
ٱلَّذِينَ
kimseleri
قَالُوٓا۟
diyenleri
إِنَّا
biz
نَصَـٰرَىٰ ۚ
hıristiyanlarız
ذَٰلِكَ
çünkü
بِأَنَّ
şüphesiz
مِنْهُمْ
onların içlerinde vardır
قِسِّيسِينَ
keşişler
وَرُهْبَانًۭا
ve rahipler
وَأَنَّهُمْ
ve onlar
لَا
büyüklük taslamazlar
يَسْتَكْبِرُونَ
arrogant

Yusuf AliStrongest among men in enmity to the believers wilt thou find the Jews and Pagans; and nearest among them in love to the believers wilt thou find those who say, "We are Christians": because amongst these are men devoted to learning and men who have renounced the world, and they are not arrogant

Diyanet İşleri Mealiİnananlara en şiddetli düşman olarak, insanlardan yahudileri ve Allah'a eş koşanları bulursun. Onlardan, inananlara sevgice en yakın "Biz hıristiyanız" diyenleri bulursun. Bu, onların içinde bilginler ve rahibler bulunmasından ve büyüklük taslamamalarındandır

5:83 📚 8
وَإِذَا سَمِعُواْ مَآ أُنزِلَ إِلَى ٱلرَّسُولِ تَرَىٰٓ أَعۡيُنَهُمۡ تَفِيضُ مِنَ ٱلدَّمۡعِ مِمَّا عَرَفُواْ مِنَ ٱلۡحَقِّۖ يَقُولُونَ رَبَّنَآ ءَامَنَّا فَٱكۡتُبۡنَا مَعَ ٱلشَّٰهِدِينَ
وَإِذَا
ve zaman
سَمِعُوا۟
dinledikleri
مَآ
şeyi
أُنزِلَ
indirilen
إِلَى
Elçi'ye
ٱلرَّسُولِ
the Messenger
تَرَىٰٓ
görürsün
أَعْيُنَهُمْ
gözlerinin
تَفِيضُ
dolup taştığını
مِنَ
yaşla
ٱلدَّمْعِ
the tears
مِمَّا
dolayı
عَرَفُوا۟
tanımalarından
مِنَ
gerçekleri
ٱلْحَقِّ ۖ
the truth
يَقُولُونَ
derler ki
رَبَّنَآ
Rabbimiz
ءَامَنَّا
inandık
فَٱكْتُبْنَا
bizi yaz
مَعَ
beraber
ٱلشَّـٰهِدِينَ
şahidlerle

Yusuf AliAnd when they listen to the revelation received by the Apostle, thou wilt see their eyes overflowing with tears, for they recognise the truth: they pray: "Our Lord! we believe; write us down among the witnesses

Diyanet İşleri MealiPeygambere indirilen Kuran'ı işittiklerinde, gerçeği öğrenmelerinden gözlerinin yaşla dolarak, "Rabbimiz! İnandık, bizi de şahidlerden yaz. Rabbimizin bizi iyi milletle birlikte bulundurmasını umarken niçin Allah'a ve bize gelen gerçeğe inanmayalım?" dediklerini görürsün

5:84 📚 1
وَمَا لَنَا لَا نُؤۡمِنُ بِٱللَّهِ وَمَا جَآءَنَا مِنَ ٱلۡحَقِّ وَنَطۡمَعُ أَن يُدۡخِلَنَا رَبُّنَا مَعَ ٱلۡقَوۡمِ ٱلصَّٰلِحِينَ
وَمَا
ve neden?
لَنَا
biz
لَا
inanmayalım
نُؤْمِنُ
we believe
بِٱللَّهِ
Allah'a
وَمَا
ve neden?
جَآءَنَا
bize gelen
مِنَ
gerçeğe
ٱلْحَقِّ
the truth
وَنَطْمَعُ
umarken
أَن
bizi katmasını
يُدْخِلَنَا
will admit us
رَبُّنَا
Rabbimizin
مَعَ
arasına
ٱلْقَوْمِ
toplumlar
ٱلصَّـٰلِحِينَ
iyi

Yusuf AliWhat cause can we have not to believe in God and the truth which has come to us, seeing that we long for our Lord to admit us to the company of the righteous

Diyanet İşleri MealiPeygambere indirilen Kuran'ı işittiklerinde, gerçeği öğrenmelerinden gözlerinin yaşla dolarak, "Rabbimiz! İnandık, bizi de şahidlerden yaz. Rabbimizin bizi iyi milletle birlikte bulundurmasını umarken niçin Allah'a ve bize gelen gerçeğe inanmayalım?" dediklerini görürsün

5:85
فَأَثَٰبَهُمُ ٱللَّهُ بِمَا قَالُواْ جَنَّٰتࣲ تَجۡرِي مِن تَحۡتِهَا ٱلۡأَنۡهَٰرُ خَٰلِدِينَ فِيهَاۚ وَذَٰلِكَ جَزَآءُ ٱلۡمُحۡسِنِينَ
فَأَثَـٰبَهُمُ
onlara verdi
ٱللَّهُ
Allah
بِمَا
dolayı
قَالُوا۟
sözlerinden
جَنَّـٰتٍۢ
cennetler
تَجْرِى
akan
مِن
altlarından
تَحْتِهَا
underneath them
ٱلْأَنْهَـٰرُ
ırmaklar
خَـٰلِدِينَ
ebedi kalacakları
فِيهَا ۚ
içinde
وَذَٰلِكَ
işte budur
جَزَآءُ
mükafatı
ٱلْمُحْسِنِينَ
güzel davrananların

Yusuf AliAnd for this their prayer hath God rewarded them with gardens, with rivers flowing underneath,- their eternal home. Such is the recompense of those who do good

Diyanet İşleri MealiAllah onlara, dediklerine karşılık, temelli kalacakları, altından ırmaklar akan cennetler verdi. Bu, iyi davrananların mükafatıdır

5:86
وَٱلَّذِينَ كَفَرُواْ وَكَذَّبُواْ بِـَٔايَٰتِنَآ أُوْلَٰٓئِكَ أَصۡحَٰبُ ٱلۡجَحِيمِ
وَٱلَّذِينَ
ve kimseler
كَفَرُوا۟
inkar eden(ler)
وَكَذَّبُوا۟
ve yalanlayanlar
بِـَٔايَـٰتِنَآ
ayetlerimizi
أُو۟لَـٰٓئِكَ
işte onlar
أَصْحَـٰبُ
halkıdır
ٱلْجَحِيمِ
cehennem

Yusuf AliBut those who reject Faith and belie our Signs,- they shall be companions of Hell-fire

Diyanet İşleri Mealiİnkar edip ayetlerimizi yalanlayanlar, işte onlar cehennemliklerdir

5:87 📚 2
يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ لَا تُحَرِّمُواْ طَيِّبَٰتِ مَآ أَحَلَّ ٱللَّهُ لَكُمۡ وَلَا تَعۡتَدُوٓاْۚ إِنَّ ٱللَّهَ لَا يُحِبُّ ٱلۡمُعۡتَدِينَ
يَـٰٓأَيُّهَا
Ey
ٱلَّذِينَ
kimseler
ءَامَنُوا۟
inanan(lar)
لَا
haram etmeyin
تُحَرِّمُوا۟
make unlawful
طَيِّبَـٰتِ
güzel ve temiz şeyleri
مَآ
ne ki
أَحَلَّ
helal kıldı
ٱللَّهُ
Allah
لَكُمْ
size
وَلَا
ve
تَعْتَدُوٓا۟ ۚ
sınırı aşmayın
إِنَّ
şüphesiz
ٱللَّهَ
Allah
لَا
sevmez
يُحِبُّ
love
ٱلْمُعْتَدِينَ
sınırı aşanları

Yusuf AliO ye who believe! make not unlawful the good things which God hath made lawful for you, but commit no excess: for God loveth not those given to excess

Diyanet İşleri MealiEy İnananlar! Allah'ın size helal ettiği temiz şeyleri haram kılmayın, hududu da aşmayın, doğrusu Allah aşırı gidenleri sevmez

5:88
وَكُلُواْ مِمَّا رَزَقَكُمُ ٱللَّهُ حَلَٰلࣰ ا طَيِّبࣰ اۚ وَٱتَّقُواْ ٱللَّهَ ٱلَّذِيٓ أَنتُم بِهِۦ مُؤۡمِنُونَ
وَكُلُوا۟
ve yeyin
مِمَّا
size verdiği rızıklardan
رَزَقَكُمُ
has provided you
ٱللَّهُ
Allah'ın
حَلَـٰلًۭا
helal
طَيِّبًۭا ۚ
(ve) temiz olarak
وَٱتَّقُوا۟
korkun
ٱللَّهَ
Allah'tan
ٱلَّذِىٓ
o ki
أَنتُم
siz
بِهِۦ
kendisine
مُؤْمِنُونَ
inanıyorsunuz

Yusuf AliEat of the things which God hath provided for you, lawful and good; but fear God, in Whom ye believe

Diyanet İşleri MealiAllah'ın size verdiği rızıktan temiz ve helal olarak yiyin. İnandığınız Allah'tan sakının

5:89 📚 6
لَا يُؤَاخِذُكُمُ ٱللَّهُ بِٱللَّغۡوِ فِيٓ أَيۡمَٰنِكُمۡ وَلَٰكِن يُؤَاخِذُكُم بِمَا عَقَّدتُّمُ ٱلۡأَيۡمَٰنَۖ فَكَفَّٰرَتُهُۥٓ إِطۡعَامُ عَشَرَةِ مَسَٰكِينَ مِنۡ أَوۡسَطِ مَا تُطۡعِمُونَ أَهۡلِيكُمۡ أَوۡ كِسۡوَتُهُمۡ أَوۡ تَحۡرِيرُ رَقَبَةࣲۖ فَمَن لَّمۡ يَجِدۡ فَصِيَامُ ثَلَٰثَةِ أَيَّامࣲۚ ذَٰلِكَ كَفَّٰرَةُ أَيۡمَٰنِكُمۡ إِذَا حَلَفۡتُمۡۚ وَٱحۡفَظُوٓاْ أَيۡمَٰنَكُمۡۚ كَذَٰلِكَ يُبَيِّنُ ٱللَّهُ لَكُمۡ ءَايَٰتِهِۦ لَعَلَّكُمۡ تَشۡكُرُونَ
لَا
sizi sorumlu tutmaz
يُؤَاخِذُكُمُ
will call you to account
ٱللَّهُ
Allah
بِٱللَّغْوِ
lağvdan ötürü
فِىٓ
yeminlerinizdeki
أَيْمَـٰنِكُمْ
your oaths
وَلَـٰكِن
fakat
يُؤَاخِذُكُم
sizi sorumlu tutar
بِمَا
ötürü
عَقَّدتُّمُ
bilerek yaptığınız
ٱلْأَيْمَـٰنَ ۖ
yeminlerden
فَكَفَّـٰرَتُهُۥٓ
bunun keffareti
إِطْعَامُ
yedirmektir
عَشَرَةِ
on
مَسَـٰكِينَ
fakiri
مِنْ
orta derecesinden
أَوْسَطِ
average
مَا
ne ki
تُطْعِمُونَ
yediriyorsunuz
أَهْلِيكُمْ
ailenize
أَوْ
yahut
كِسْوَتُهُمْ
onları giydirmektir
أَوْ
ya da
تَحْرِيرُ
hürriyete kavuşturmaktır
رَقَبَةٍۢ ۖ
bir köleyi
فَمَن
kimse ise
لَّمْ
bulamayan
يَجِدْ
find
فَصِيَامُ
oruç tutsun
ثَلَـٰثَةِ
üç
أَيَّامٍۢ ۚ
gün
ذَٰلِكَ
işte budur
كَفَّـٰرَةُ
keffareti
أَيْمَـٰنِكُمْ
yeminlerinizin
إِذَا
zaman
حَلَفْتُمْ ۚ
(yemini) bozduğunuz
وَٱحْفَظُوٓا۟
ve koruyun
أَيْمَـٰنَكُمْ ۚ
yeminlerinizi
كَذَٰلِكَ
böylece
يُبَيِّنُ
açıklıyor
ٱللَّهُ
Allah
لَكُمْ
size
ءَايَـٰتِهِۦ
ayetlerini
لَعَلَّكُمْ
umulur ki
تَشْكُرُونَ
şükredersiniz

Yusuf AliGod will not call you to account for what is futile in your oaths, but He will call you to account for your deliberate oaths: for expiation, feed ten indigent persons, on a scale of the average for the food of your families; or clothe them; or give a slave his freedom. If that is beyond your means, fast for three days. That is the expiation for the oaths ye have sworn. But keep to your oaths. Thus doth God make clear to you His signs, that ye may be grateful

Diyanet İşleri MealiAllah size rasgele yeminlerinizden dolayı değil, bile bile ettiğiniz yeminlerden ötürü hesap sorar. Yeminin keffareti, ailenize yedirdiğinizin ortalamasından on düşkünü yedirmek yahut giydirmek ya da bir köle azad etmektir. Bulamayan üç gün oruç tutmalıdır; yeminlerinizin keffareti budur. Yemin ettiğinizde yeminlerinizi tutun. Şükredesiniz diye Allah size böylece ayetlerini açıklıyor

5:90
يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓاْ إِنَّمَا ٱلۡخَمۡرُ وَٱلۡمَيۡسِرُ وَٱلۡأَنصَابُ وَٱلۡأَزۡلَٰمُ رِجۡسࣱ مِّنۡ عَمَلِ ٱلشَّيۡطَٰنِ فَٱجۡتَنِبُوهُ لَعَلَّكُمۡ تُفۡلِحُونَ
يَـٰٓأَيُّهَا
Ey
ٱلَّذِينَ
kimseler
ءَامَنُوٓا۟
inanan(lar)
إِنَّمَا
şüphesiz
ٱلْخَمْرُ
şarap
وَٱلْمَيْسِرُ
ve kumar
وَٱلْأَنصَابُ
ve dikili taşlar
وَٱلْأَزْلَـٰمُ
ve şans okları
رِجْسٌۭ
(birer) pisliktir
مِّنْ
işi
عَمَلِ
(the) work
ٱلشَّيْطَـٰنِ
şeytan
فَٱجْتَنِبُوهُ
bunlardan kaçının
لَعَلَّكُمْ
umulur ki
تُفْلِحُونَ
kurtuluşa eresiniz

Yusuf AliO ye who believe! Intoxicants and gambling, (dedication of) stones, and (divination by) arrows, are an abomination,- of Satan's handwork: eschew such (abomination), that ye may prosper

Diyanet İşleri MealiEy İnananlar! İçki, kumar, putlar ve fal okları şüphesiz şeytan işi pisliklerdir, bunlardan kaçının ki saadete eresiniz

5:91 📚 1
إِنَّمَا يُرِيدُ ٱلشَّيۡطَٰنُ أَن يُوقِعَ بَيۡنَكُمُ ٱلۡعَدَٰوَةَ وَٱلۡبَغۡضَآءَ فِي ٱلۡخَمۡرِ وَٱلۡمَيۡسِرِ وَيَصُدَّكُمۡ عَن ذِكۡرِ ٱللَّهِ وَعَنِ ٱلصَّلَوٰةِۖ فَهَلۡ أَنتُم مُّنتَهُونَ
إِنَّمَا
şüphesiz
يُرِيدُ
istiyor
ٱلشَّيْطَـٰنُ
şeytan
أَن
sokmak
يُوقِعَ
cause
بَيْنَكُمُ
aranıza
ٱلْعَدَٰوَةَ
düşmanlık
وَٱلْبَغْضَآءَ
ve kin
فِى
şarap ile
ٱلْخَمْرِ
intoxicants
وَٱلْمَيْسِرِ
ve kumar ile
وَيَصُدَّكُمْ
ve sizi alakoymak
عَن
anmaktan
ذِكْرِ
(the) remembrance
ٱللَّهِ
Allah'ı
وَعَنِ
ve namazdan
ٱلصَّلَوٰةِ ۖ
the prayer
فَهَلْ
artık değil mi?
أَنتُم
siz
مُّنتَهُونَ
vazgeçtiniz

Yusuf AliSatan's plan is (but) to excite enmity and hatred between you, with intoxicants and gambling, and hinder you from the remembrance of God, and from prayer: will ye not then abstain

Diyanet İşleri MealiŞeytan şüphesiz içki ve kumar yüzünden aranıza düşmanlık ve kin sokmak ve sizi Allah'ı anmaktan, namazdan alıkoymak ister. Artık bunlardan vazgeçersiniz değil mi

5:92
وَأَطِيعُواْ ٱللَّهَ وَأَطِيعُواْ ٱلرَّسُولَ وَٱحۡذَرُواْۚ فَإِن تَوَلَّيۡتُمۡ فَٱعۡلَمُوٓاْ أَنَّمَا عَلَىٰ رَسُولِنَا ٱلۡبَلَٰغُ ٱلۡمُبِينُ
وَأَطِيعُوا۟
ve ita'at edin
ٱللَّهَ
Allah'a
وَأَطِيعُوا۟
ve ita'at edin
ٱلرَّسُولَ
Elçi'ye
وَٱحْذَرُوا۟ ۚ
ve sakının
فَإِن
eğer
تَوَلَّيْتُمْ
dönerseniz
فَٱعْلَمُوٓا۟
bilin ki
أَنَّمَا
şüphesiz
عَلَىٰ
düşen
رَسُولِنَا
elçimize
ٱلْبَلَـٰغُ
duyurmaktır
ٱلْمُبِينُ
açıkça

Yusuf AliObey God, and obey the Apostle, and beware (of evil): if ye do turn back, know ye that it is Our Apostle's duty to proclaim (the message) in the clearest manner

Diyanet İşleri MealiAllah'a itaat edin, Peygambere itaat edin, karşı gelmekten çekinin; eğer yüz çevirirseniz bilin ki, peygamberimize düşen sadece açıkça tebliğ etmektir

5:93 📚 3
لَيۡسَ عَلَى ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ وَعَمِلُواْ ٱلصَّٰلِحَٰتِ جُنَاحࣱ فِيمَا طَعِمُوٓاْ إِذَا مَا ٱتَّقَواْ وَّءَامَنُواْ وَعَمِلُواْ ٱلصَّٰلِحَٰتِ ثُمَّ ٱتَّقَواْ وَّءَامَنُواْ ثُمَّ ٱتَّقَواْ وَّأَحۡسَنُواْۚ وَٱللَّهُ يُحِبُّ ٱلۡمُحۡسِنِينَ
لَيْسَ
yoktur
عَلَى
üzerine
ٱلَّذِينَ
kimseler
ءَامَنُوا۟
inananlar
وَعَمِلُوا۟
ve yapanlara
ٱلصَّـٰلِحَـٰتِ
iyi işler
جُنَاحٌۭ
bir günah
فِيمَا
ötürü
طَعِمُوٓا۟
yediklerinden
إِذَا
bundan böyle
مَا
takdirde
ٱتَّقَوا۟
korundukları
وَّءَامَنُوا۟
ve inandıkları
وَعَمِلُوا۟
ve yaptıkları
ٱلصَّـٰلِحَـٰتِ
iyi işler
ثُمَّ
sonra (yine)
ٱتَّقَوا۟
korundukları
وَّءَامَنُوا۟
ve inandıkları
ثُمَّ
ve yine
ٱتَّقَوا۟
korundukları
وَّأَحْسَنُوا۟ ۗ
ve iyilik ettikleri
وَٱللَّهُ
Allah
يُحِبُّ
sever
ٱلْمُحْسِنِينَ
güzel davrananları

Yusuf AliOn those who believe and do deeds of righteousness there is no blame for what they ate (in the past), when they guard themselves from evil, and believe, and do deeds of righteousness,- (or) again, guard themselves from evil and believe,- (or) again, guard themselves from evil and do good. For God loveth those who do good

Diyanet İşleri Mealiİnananlara ve yararlı iş işleyenlere, -sakınırlar, inanırlar, yararlı işler işlerler, sonra haramdan sakınıp inanırlar ve sonra isyandan sakınıp iyilik yaparlarsa- daha önceleri tatmış olduklarından dolayı bir sorumluluk yoktur. Allah iyi davrananları sever

5:94 📚 2
يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ لَيَبۡلُوَنَّكُمُ ٱللَّهُ بِشَيۡءࣲ مِّنَ ٱلصَّيۡدِ تَنَالُهُۥٓ أَيۡدِيكُمۡ وَرِمَاحُكُمۡ لِيَعۡلَمَ ٱللَّهُ مَن يَخَافُهُۥ بِٱلۡغَيۡبِۚ فَمَنِ ٱعۡتَدَىٰ بَعۡدَ ذَٰلِكَ فَلَهُۥ عَذَابٌ أَلِيمࣱ‏
يَـٰٓأَيُّهَا
Ey
ٱلَّذِينَ
kimseler
ءَامَنُوا۟
inanan(lar)
لَيَبْلُوَنَّكُمُ
sizi dener
ٱللَّهُ
Allah
بِشَىْءٍۢ
bir kısım
مِّنَ
av'la
ٱلصَّيْدِ
the game
تَنَالُهُۥٓ
erişeceği
أَيْدِيكُمْ
ellerinizin
وَرِمَاحُكُمْ
ve mızraklarınızın
لِيَعْلَمَ
bilmek için
ٱللَّهُ
Allah
مَن
kimin
يَخَافُهُۥ
kendisiden korktuğunu
بِٱلْغَيْبِ ۚ
gizlide
فَمَنِ
kim ki
ٱعْتَدَىٰ
saldırıda bulunursa
بَعْدَ
sonra
ذَٰلِكَ
bundan
فَلَهُۥ
onun için vardır
عَذَابٌ
bir azab
أَلِيمٌۭ
acıklı

Yusuf AliO ye who believe! God doth but make a trial of you in a little matter of game well within reach of game well within reach of your hands and your lances, that He may test who feareth him unseen: any who transgress thereafter, will have a grievous penalty

Diyanet İşleri MealiEy İnananlar! Gıyabında Kendisinden, kimin korktuğunu ortaya koymak için, (ihramlıyken) elinizin ve mızraklarınızın ulaştığı avdan bir şeyle Allah and olsun ki sizi dener. Bundan sonra kim haddi aşarsa ona elem verici azab vardır

5:95 📚 32
يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ لَا تَقۡتُلُواْ ٱلصَّيۡدَ وَأَنتُمۡ حُرُمࣱۚ وَمَن قَتَلَهُۥ مِنكُم مُّتَعَمِّدࣰ ا فَجَزَآءࣱ مِّثۡلُ مَا قَتَلَ مِنَ ٱلنَّعَمِ يَحۡكُمُ بِهِۦ ذَوَا عَدۡلࣲ مِّنكُمۡ هَدۡيَۢا بَٰلِغَ ٱلۡكَعۡبَةِ أَوۡ كَفَّٰرَةࣱ طَعَامُ مَسَٰكِينَ أَوۡ عَدۡلُ ذَٰلِكَ صِيَامࣰ ا لِّيَذُوقَ وَبَالَ أَمۡرِهِۦۗ عَفَا ٱللَّهُ عَمَّا سَلَفَۚ وَمَنۡ عَادَ فَيَنتَقِمُ ٱللَّهُ مِنۡهُۚ وَٱللَّهُ عَزِيزࣱ ذُو ٱنتِقَامٍ
يَـٰٓأَيُّهَا
Ey
ٱلَّذِينَ
kimseler
ءَامَنُوا۟
inanan(lar)
لَا
öldürmeyin
تَقْتُلُوا۟
kill
ٱلصَّيْدَ
av
وَأَنتُمْ
ve siz
حُرُمٌۭ ۚ
ihramlı (iken)
وَمَن
ve kim
قَتَلَهُۥ
onu öldürürse
مِنكُم
sizden
مُّتَعَمِّدًۭا
kasden
فَجَزَآءٌۭ
cezası vardır
مِّثْلُ
dengi olan
مَا
öldürdüğü
قَتَلَ
he killed
مِنَ
hayvandan
ٱلنَّعَمِ
the cattle
يَحْكُمُ
karar vereceği
بِهِۦ
ona
ذَوَا
iki kişinin
عَدْلٍۢ
adil
مِّنكُمْ
içinizden
هَدْيًۢا
bir kurban
بَـٰلِغَ
varacak
ٱلْكَعْبَةِ
Ka'be'ye
أَوْ
yahut
كَفَّـٰرَةٌۭ
keffareti
طَعَامُ
yedirme
مَسَـٰكِينَ
yoksullara
أَوْ
ya da
عَدْلُ
denk
ذَٰلِكَ
buna
صِيَامًۭا
oruçtur
لِّيَذُوقَ
tatması için
وَبَالَ
vebalini
أَمْرِهِۦ ۗ
yaptığı işin
عَفَا
affetmiştir
ٱللَّهُ
Allah
عَمَّا
olanı
سَلَفَ ۚ
geçmişte
وَمَنْ
ve kim
عَادَ
düşmanlık ederse
فَيَنتَقِمُ
öc alır
ٱللَّهُ
Allah
مِنْهُ ۗ
ondan
وَٱللَّهُ
Allah
عَزِيزٌۭ
daima galiptir
ذُو
sahibidir
ٱنتِقَامٍ
intikam

Yusuf AliO ye who believe! Kill not game while in the sacred precincts or in pilgrim garb. If any of you doth so intentionally, the compensation is an offering, brought to the Ka'ba, of a domestic animal equivalent to the one he killed, as adjudged by two just men among you; or by way of atonement, the feeding of the indigent; or its equivalent in fasts: that he may taste of the penalty of his deed. God forgives what is past: for repetition God will exact from him the penalty. For God is Exalted, and Lord of Retribution

Diyanet İşleri MealiEy İnananlar! İhramlı iken avı öldürmeyin. Sizden bile bile onu öldürene, ehli hayvanlardan öldürdüğü kadar olduğuna içinizden iki adil kimsenin hükmedeceği, Kabe'ye ulaşacak bir kurbanı ödeme, yahut düşkünlere yemek yedirme şeklinde keffaret ya da yaptığının ağırlığını tatmak üzere bunlara denk oruç tutma vardır. Allah geçmiştekileri affetmiştir, kim tekrar yaparsa Allah ondan öç alır. Allah Güçlü'dür, Öçalıcı'dır

5:96 📚 9
أُحِلَّ لَكُمۡ صَيۡدُ ٱلۡبَحۡرِ وَطَعَامُهُۥ مَتَٰعࣰ ا لَّكُمۡ وَلِلسَّيَّارَةِۖ وَحُرِّمَ عَلَيۡكُمۡ صَيۡدُ ٱلۡبَرِّ مَا دُمۡتُمۡ حُرُمࣰ اۗ وَٱتَّقُواْ ٱللَّهَ ٱلَّذِيٓ إِلَيۡهِ تُحۡشَرُونَ
أُحِلَّ
helal kılındı
لَكُمْ
size
صَيْدُ
avı
ٱلْبَحْرِ
deniz;
وَطَعَامُهُۥ
ve yiyeceği
مَتَـٰعًۭا
geçimlik olarak
لَّكُمْ
size
وَلِلسَّيَّارَةِ ۖ
ve yolculara
وَحُرِّمَ
ve yasaklandı
عَلَيْكُمْ
size
صَيْدُ
avı
ٱلْبَرِّ
kara
مَا
olduğunuz sürece
دُمْتُمْ
long as you
حُرُمًۭا ۗ
ihramlı
وَٱتَّقُوا۟
korkun
ٱللَّهَ
Allah'tan
ٱلَّذِىٓ
o ki
إِلَيْهِ
huzuruna
تُحْشَرُونَ
toplanacaksınız

Yusuf AliLawful to you is the pursuit of water-game and its use for food,- for the benefit of yourselves and those who travel; but forbidden is the pursuit of land-game;- as long as ye are in the sacred precincts or in pilgrim garb. And fear God, to Whom ye shall be gathered back

Diyanet İşleri MealiDeniz avı ve onu yemek size de, yolculara da, geçimlik olarak helal kılınmıştır. İhramlı bulunduğunuz sürece kara avı size haram kılınmıştır. Huzuruna toplanacağınız Allah'tan sakının

5:97 📚 1
۞جَعَلَ ٱللَّهُ ٱلۡكَعۡبَةَ ٱلۡبَيۡتَ ٱلۡحَرَامَ قِيَٰمࣰ ا لِّلنَّاسِ وَٱلشَّهۡرَ ٱلۡحَرَامَ وَٱلۡهَدۡيَ وَٱلۡقَلَٰٓئِدَۚ ذَٰلِكَ لِتَعۡلَمُوٓاْ أَنَّ ٱللَّهَ يَعۡلَمُ مَا فِي ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَمَا فِي ٱلۡأَرۡضِ وَأَنَّ ٱللَّهَ بِكُلِّ شَيۡءٍ عَلِيمٌ
۞ جَعَلَ
kıldı
ٱللَّهُ
Allah
ٱلْكَعْبَةَ
Ka'be'yi
ٱلْبَيْتَ
Beyt-i
ٱلْحَرَامَ
Haram'ı
قِيَـٰمًۭا
bir durak
لِّلنَّاسِ
insanlar için
وَٱلشَّهْرَ
ve ayı (kıldı)
ٱلْحَرَامَ
haram
وَٱلْهَدْىَ
ve kurbanı
وَٱلْقَلَـٰٓئِدَ ۚ
ve tasmalı kurbanlıkları
ذَٰلِكَ
böylece
لِتَعْلَمُوٓا۟
anlayasınız diye
أَنَّ
şüphesiz
ٱللَّهَ
Allah'ın
يَعْلَمُ
bildiğini
مَا
olanları
فِى
göklerde
ٱلسَّمَـٰوَٰتِ
the heavens
وَمَا
ve olanları
فِى
yerde
ٱلْأَرْضِ
the earth
وَأَنَّ
ve şüphesiz
ٱللَّهَ
Allah'ın
بِكُلِّ
her
شَىْءٍ
şeyi
عَلِيمٌ
bildiğini

Yusuf AliGod made the Ka'ba, the Sacred House, an asylum of security for men, as also the Sacred Months, the animals for offerings, and the garlands that mark them: That ye may know that God hath knowledge of what is in the heavens and on earth and that God is well acquainted with all things

Diyanet İşleri MealiAllah, hürmetli ev Kabe'yi, hürmetli ayı, kurbanı, boynu tasmalı kurbanlıkları insanların faydası için ortaya koydu. Bu, Allah'ın göklerde ve yerde olanları bildiğini ve Allah'ın şüphesiz her şeyi Bilen olduğunu bilmeniz içindir

5:98 📚 1
ٱعۡلَمُوٓاْ أَنَّ ٱللَّهَ شَدِيدُ ٱلۡعِقَابِ وَأَنَّ ٱللَّهَ غَفُورࣱ رَّحِيمࣱ‏
ٱعْلَمُوٓا۟
iyi bilin ki
أَنَّ
şüphesiz
ٱللَّهَ
Allah'ın
شَدِيدُ
çetindir
ٱلْعِقَابِ
cezası
وَأَنَّ
ve şüphesiz
ٱللَّهَ
Allah
غَفُورٌۭ
bağışlayandır
رَّحِيمٌۭ
esirgeyendir

Yusuf AliKnow ye that God is strict in punishment and that God is Oft-forgiving, Most Merciful

Diyanet İşleri MealiAllah'ın azabının şiddetli olduğunu ve Allah'ın Bağışlayan, merhamet eden olduğunu bilin

5:99 📚 1
مَّا عَلَى ٱلرَّسُولِ إِلَّا ٱلۡبَلَٰغُۗ وَٱللَّهُ يَعۡلَمُ مَا تُبۡدُونَ وَمَا تَكۡتُمُونَ
مَّا
üzerine düşen
عَلَى
on
ٱلرَّسُولِ
Elçi'nin
إِلَّا
sadece
ٱلْبَلَـٰغُ ۗ
duyurmaktır
وَٱللَّهُ
Allah
يَعْلَمُ
bilir
مَا
şeyleri
تُبْدُونَ
açığa vurduğunuz
وَمَا
ve şeyleri
تَكْتُمُونَ
gizlediğiniz

Yusuf AliThe Apostle's duty is but to proclaim (the message). But God knoweth all that ye reveal and ye conceal

Diyanet İşleri MealiPeygamberin görevi sadece tebliğ etmektir. Allah, sizin açıkladıklarınızı da gizlediklerinizi de bilir

5:100 📚 2
قُل لَّا يَسۡتَوِي ٱلۡخَبِيثُ وَٱلطَّيِّبُ وَلَوۡ أَعۡجَبَكَ كَثۡرَةُ ٱلۡخَبِيثِۚ فَٱتَّقُواْ ٱللَّهَ يَٰٓأُوْلِي ٱلۡأَلۡبَٰبِ لَعَلَّكُمۡ تُفۡلِحُونَ
قُل
de ki
لَّا
olmaz
يَسْتَوِى
eşit
ٱلْخَبِيثُ
murdar ile
وَٱلطَّيِّبُ
temiz
وَلَوْ
ve şayet
أَعْجَبَكَ
hoşuna gitse de
كَثْرَةُ
çokluğu
ٱلْخَبِيثِ ۚ
murdarın
فَٱتَّقُوا۟
o halde korkun
ٱللَّهَ
Allah'tan
يَـٰٓأُو۟لِى
ey sahipleri
ٱلْأَلْبَـٰبِ
sağduyu
لَعَلَّكُمْ
umulur ki
تُفْلِحُونَ
kurtuluşa erersiniz

Yusuf AliSay: "Not equal are things that are bad and things that are good, even though the abundance of the bad may dazzle thee; so fear God, O ye that understand; that (so) ye may prosper

Diyanet İşleri MealiDe ki: "Helal ile haram, haram şeylerin çokluğundan hoşlansan bile, eşit değildir". Ey akıl sahibleri, Allah'tan sakının ki kurtuluşa eresiniz

5:101
يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ لَا تَسۡـَٔلُواْ عَنۡ أَشۡيَآءَ إِن تُبۡدَ لَكُمۡ تَسُؤۡكُمۡ وَإِن تَسۡـَٔلُواْ عَنۡهَا حِينَ يُنَزَّلُ ٱلۡقُرۡءَانُ تُبۡدَ لَكُمۡ عَفَا ٱللَّهُ عَنۡهَاۗ وَٱللَّهُ غَفُورٌ حَلِيمࣱ‏
يَـٰٓأَيُّهَا
Ey
ٱلَّذِينَ
kimseler
ءَامَنُوا۟
inanan(lar)
لَا
sormayın
تَسْـَٔلُوا۟
ask
عَنْ
hakkında
أَشْيَآءَ
şeyler
إِن
eğer
تُبْدَ
açıklandığında
لَكُمْ
size
تَسُؤْكُمْ
hoşunuza gitmeyecek
وَإِن
ve eğer
تَسْـَٔلُوا۟
sorarsanız
عَنْهَا
onları
حِينَ
vakit
يُنَزَّلُ
indirildiği
ٱلْقُرْءَانُ
Kur'an
تُبْدَ
açıklanır
لَكُمْ
size
عَفَا
affetmiştir
ٱللَّهُ
Allah
عَنْهَا ۗ
onları
وَٱللَّهُ
Allah
غَفُورٌ
bağışlayandır
حَلِيمٌۭ
halimdir

Yusuf AliO ye who believe! Ask not questions about things which, if made plain to you, may cause you trouble. But if ye ask about things when the Qur'an is being revealed, they will be made plain to you, God will forgive those: for God is Oft- forgiving, Most Forbearing

Diyanet İşleri MealiEy İnananlar! Size açıklanınca hoşunuza gitmeyecek şeyleri sormayın. Kuran indirilirken onları sorarsanız size açıklanır (ama üzülürsünüz). Allah sorduğunuz şeyleri affetmiştir. Allah Bağışlayan'dır, Halim'dir

5:102
قَدۡ سَأَلَهَا قَوۡمࣱ مِّن قَبۡلِكُمۡ ثُمَّ أَصۡبَحُواْ بِهَا كَٰفِرِينَ
قَدْ
muhakkak
سَأَلَهَا
onları sormuştu
قَوْمٌۭ
bir toplum
مِّن
sizden önce gelen
قَبْلِكُمْ
before you
ثُمَّ
sonra
أَصْبَحُوا۟
olmuşlardı
بِهَا
onları
كَـٰفِرِينَ
inkar edenler

Yusuf AliSome people before you did ask such questions, and on that account lost their faith

Diyanet İşleri MealiSizden önce bir millet onları sormuştu, sonra da onları inkar etmişlerdi

5:103 📚 9
مَا جَعَلَ ٱللَّهُ مِنۢ بَحِيرَةࣲ وَلَا سَآئِبَةࣲ وَلَا وَصِيلَةࣲ وَلَا حَامࣲ وَلَٰكِنَّ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ يَفۡتَرُونَ عَلَى ٱللَّهِ ٱلۡكَذِبَۖ وَأَكۡثَرُهُمۡ لَا يَعۡقِلُونَ
مَا
yapmamıştır
جَعَلَ
has (been) made
ٱللَّهُ
Allah
مِنۢ
ne
بَحِيرَةٍۢ
bahîre
وَلَا
ve ne
سَآئِبَةٍۢ
sâibe
وَلَا
ve ne
وَصِيلَةٍۢ
vasîle
وَلَا
ve ne
حَامٍۢ ۙ
ham
وَلَـٰكِنَّ
fakat
ٱلَّذِينَ
kimseler
كَفَرُوا۟
inkar eden(ler)
يَفْتَرُونَ
uyduruyorlar
عَلَى
karşı
ٱللَّهِ
Allah'a
ٱلْكَذِبَ ۖ
yalan
وَأَكْثَرُهُمْ
ve çokları da
لَا
akıl erdiremiyorlar
يَعْقِلُونَ
use reason

Yusuf AliIt was not God who instituted (superstitions like those of) a slit-ear she- camel, or a she-camel let loose for free pasture, or idol sacrifices for twin-births in animals, or stallion-camels freed from work: It is blasphemers who invent a lie against God; but most of them lack wisdom

Diyanet İşleri MealiAllah, kulağı çentilen, salıverilen, erkek dişi ikizler doğuran, on defa yavrulamasından ötürü yük vurulmayan hayvanların adanmasını emretmemiştir; fakat inkar edenler Allah'a karşı yalan uydururlar ve çoğu da akletmezler

5:104
وَإِذَا قِيلَ لَهُمۡ تَعَالَوۡاْ إِلَىٰ مَآ أَنزَلَ ٱللَّهُ وَإِلَى ٱلرَّسُولِ قَالُواْ حَسۡبُنَا مَا وَجَدۡنَا عَلَيۡهِ ءَابَآءَنَآۚ أَوَلَوۡ كَانَ ءَابَآؤُهُمۡ لَا يَعۡلَمُونَ شَيۡـࣰٔ ا وَلَا يَهۡتَدُونَ
وَإِذَا
ve zaman
قِيلَ
dendiği
لَهُمْ
onlara
تَعَالَوْا۟
gelin
إِلَىٰ
şeye
مَآ
what
أَنزَلَ
indirdiği
ٱللَّهُ
Allah'ın
وَإِلَى
ve
ٱلرَّسُولِ
Elçi'ye
قَالُوا۟
derler ki
حَسْبُنَا
bize yeter
مَا
şey
وَجَدْنَا
bulduğumuz
عَلَيْهِ
üzerinde
ءَابَآءَنَآ ۚ
babalarımızı
أَوَلَوْ
olsa da mı?
كَانَ
babaları
ءَابَآؤُهُمْ
their forefathers
لَا
bilmeyen
يَعْلَمُونَ
knowing
شَيْـًۭٔا
hiçbir şey
وَلَا
ve
يَهْتَدُونَ
doğru yolu bulamayan

Yusuf AliWhen it is said to them: "Come to what God hath revealed; come to the Apostle": They say: "Enough for us are the ways we found our fathers following." what! even though their fathers were void of knowledge and guidance

Diyanet İşleri MealiOnlara, "Gelin Allah'ın indirdiği Kitap'a ve peygambere uyun" dendiğinde, "Atalarımızı üzerinde bulduğumuz yol bize yeter" derler; ya ataları bir şey bilmeyen ve doğru yolda olmayan kimseler idiyseler

5:105 📚 12
يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ عَلَيۡكُمۡ أَنفُسَكُمۡۖ لَا يَضُرُّكُم مَّن ضَلَّ إِذَا ٱهۡتَدَيۡتُمۡۚ إِلَى ٱللَّهِ مَرۡجِعُكُمۡ جَمِيعࣰ ا فَيُنَبِّئُكُم بِمَا كُنتُمۡ تَعۡمَلُونَ
يَـٰٓأَيُّهَا
Ey
ٱلَّذِينَ
kimseler
ءَامَنُوا۟
inanan(lar)
عَلَيْكُمْ
siz (bakın)
أَنفُسَكُمْ ۖ
kendinize
لَا
size zarar vermez
يَضُرُّكُم
will harm you
مَّن
kimse
ضَلَّ
sapan
إِذَا
takdirde
ٱهْتَدَيْتُمْ ۚ
siz doğru yolda olduğunuz
إِلَى
Allah'adır
ٱللَّهِ
Allah
مَرْجِعُكُمْ
dönüşünüz
جَمِيعًۭا
hepinizin
فَيُنَبِّئُكُم
O size haber verecektir
بِمَا
şeyi
كُنتُمْ
olduğunuz
تَعْمَلُونَ
yapmış

Yusuf AliO ye who believe! Guard your own souls: If ye follow (right) guidance, no hurt can come to you from those who stray. the goal of you all is to God: it is He that will show you the truth of all that ye do

Diyanet İşleri MealiEy İnananlar! Siz kendinize bakın; doğru yolda iseniz sapıtan kimse size zarar veremez. Hepinizin dönüşü Allah'adır, işlemekte olduklarınızı size haber verecektir

5:106 📚 10
يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ شَهَٰدَةُ بَيۡنِكُمۡ إِذَا حَضَرَ أَحَدَكُمُ ٱلۡمَوۡتُ حِينَ ٱلۡوَصِيَّةِ ٱثۡنَانِ ذَوَا عَدۡلࣲ مِّنكُمۡ أَوۡ ءَاخَرَانِ مِنۡ غَيۡرِكُمۡ إِنۡ أَنتُمۡ ضَرَبۡتُمۡ فِي ٱلۡأَرۡضِ فَأَصَٰبَتۡكُم مُّصِيبَةُ ٱلۡمَوۡتِۚ تَحۡبِسُونَهُمَا مِنۢ بَعۡدِ ٱلصَّلَوٰةِ فَيُقۡسِمَانِ بِٱللَّهِ إِنِ ٱرۡتَبۡتُمۡ لَا نَشۡتَرِي بِهِۦ ثَمَنࣰ ا وَلَوۡ كَانَ ذَا قُرۡبَىٰ وَلَا نَكۡتُمُ شَهَٰدَةَ ٱللَّهِ إِنَّآ إِذࣰ ا لَّمِنَ ٱلۡأٓثِمِينَ
يَـٰٓأَيُّهَا
Ey
ٱلَّذِينَ
kimseler
ءَامَنُوا۟
inananlar
شَهَـٰدَةُ
şahidlik etsin
بَيْنِكُمْ
aranızda
إِذَا
zaman
حَضَرَ
geldiği
أَحَدَكُمُ
birinize
ٱلْمَوْتُ
ölüm
حِينَ
sırasında
ٱلْوَصِيَّةِ
vasiyyet
ٱثْنَانِ
iki
ذَوَا
kişi
عَدْلٍۢ
adil
مِّنكُمْ
içinizden
أَوْ
ya da
ءَاخَرَانِ
diğer iki kişi (şahidlik etsin)
مِنْ
sizden olmayan
غَيْرِكُمْ
other than you
إِنْ
eğer
أَنتُمْ
siz
ضَرَبْتُمْ
yolculuk ederken
فِى
yeryüzünde
ٱلْأَرْضِ
the earth
فَأَصَـٰبَتْكُم
ve başınıza gelmişse
مُّصِيبَةُ
musibeti
ٱلْمَوْتِ ۚ
ölüm
تَحْبِسُونَهُمَا
onları tutarsınız
مِنۢ
sonra
بَعْدِ
after
ٱلصَّلَوٰةِ
namazdan
فَيُقْسِمَانِ
yemin etsinler
بِٱللَّهِ
Allah'a
إِنِ
eğer
ٱرْتَبْتُمْ
kuşkulanırsanız
لَا
satmayacağız
نَشْتَرِى
we will exchange
بِهِۦ
onu (yeminimizi)
ثَمَنًۭا
hiçbir paraya
وَلَوْ
ve eğer
كَانَ
olsa
ذَا
akraba da
قُرْبَىٰ ۙ
a near relative
وَلَا
ve
نَكْتُمُ
gizlemeyeceğiz
شَهَـٰدَةَ
şahidliğini
ٱللَّهِ
Allah'ın
إِنَّآ
yoksa biz elbette
إِذًۭا
o zaman
لَّمِنَ
kimselerden oluruz
ٱلْـَٔاثِمِينَ
günahkar

Yusuf AliO ye who believe! When death approaches any of you, (take) witnesses among yourselves when making bequests,- two just men of your own (brotherhood) or others from outside if ye are journeying through the earth, and the chance of death befalls you (thus). If ye doubt (their truth), detain them both after prayer, and let them both swear by God: "We wish not in this for any worldly gain, even though the (beneficiary) be our near relation: we shall hide not the evidence before God: if we do, th en behold! the sin be upon us

Diyanet İşleri MealiEy İnananlar! Ölüm birinize geldiği zaman vasiyet ederken içinizden iki adil kimseyi; şayet yolculukta olup başınıza da ölüm musibeti gelmişse, namazdan sonra alıkoyacağınız, şüpheleniyorsanız, "Akraba bile olsa yeminle hiçbir değeri değiştirmeyeceğiz, Allah'ın şahidliğini gizlemeyeceğiz, yoksa şüphesiz günahkarlardan oluruz" diye yemin eden sizden olmayan iki kişiyi şahid tutun

5:107 📚 2
فَإِنۡ عُثِرَ عَلَىٰٓ أَنَّهُمَا ٱسۡتَحَقَّآ إِثۡمࣰ ا فَـَٔاخَرَانِ يَقُومَانِ مَقَامَهُمَا مِنَ ٱلَّذِينَ ٱسۡتَحَقَّ عَلَيۡهِمُ ٱلۡأَوۡلَيَٰنِ فَيُقۡسِمَانِ بِٱللَّهِ لَشَهَٰدَتُنَآ أَحَقُّ مِن شَهَٰدَتِهِمَا وَمَا ٱعۡتَدَيۡنَآ إِنَّآ إِذࣰ ا لَّمِنَ ٱلظَّٰلِمِينَ
فَإِنْ
eğer
عُثِرَ
anlaşılırsa
عَلَىٰٓ
onların
أَنَّهُمَا
that the two
ٱسْتَحَقَّآ
işledikleri
إِثْمًۭا
bir günah
فَـَٔاخَرَانِ
başka iki kişi
يَقُومَانِ
geçer
مَقَامَهُمَا
onların yerine
مِنَ
kendisine
ٱلَّذِينَ
those who
ٱسْتَحَقَّ
haksızlık edilenlerden
عَلَيْهِمُ
onların üzerine
ٱلْأَوْلَيَـٰنِ
daha layık
فَيُقْسِمَانِ
yemin ederler
بِٱللَّهِ
Allah'a
لَشَهَـٰدَتُنَآ
mutlaka bizim şahidliğimiz
أَحَقُّ
daha doğrudur
مِن
onların şahidliğinden
شَهَـٰدَتِهِمَا
testimony of the other two
وَمَا
biz (hakka) tecavüz etmedik
ٱعْتَدَيْنَآ
we have transgressed
إِنَّآ
yoksa biz elbette
إِذًۭا
o zaman
لَّمِنَ
oluruz
ٱلظَّـٰلِمِينَ
zalimlerden

Yusuf AliBut if it gets known that these two were guilty of the sin (of perjury), let two others stand forth in their places,- nearest in kin from among those who claim a lawful right: let them swear by God: "We affirm that our witness is truer than that of those two, and that we have not trespassed (beyond the truth): if we did, behold! the wrong be upon us

Diyanet İşleri MealiEğer bu şahidlerin günah işlemiş oldukları ortaya çıkarsa ölene daha yakın hak sahibi diğer iki kişi bunların yerine geçer ve "Bizim şahidliğimiz ikisininkinden de daha doğrudur, biz aşırı gitmedik, yoksa şüphesiz zulmedenlerden oluruz" diye Allah'a yemin ederler

5:108
ذَٰلِكَ أَدۡنَىٰٓ أَن يَأۡتُواْ بِٱلشَّهَٰدَةِ عَلَىٰ وَجۡهِهَآ أَوۡ يَخَافُوٓاْ أَن تُرَدَّ أَيۡمَٰنُۢ بَعۡدَ أَيۡمَٰنِهِمۡۗ وَٱتَّقُواْ ٱللَّهَ وَٱسۡمَعُواْۗ وَٱللَّهُ لَا يَهۡدِي ٱلۡقَوۡمَ ٱلۡفَٰسِقِينَ
ذَٰلِكَ
budur
أَدْنَىٰٓ
en uygun olan
أَن
yapmalarına
يَأْتُوا۟
they will give
بِٱلشَّهَـٰدَةِ
şahidliği
عَلَىٰ
üzerine
وَجْهِهَآ
gereği
أَوْ
yahut
يَخَافُوٓا۟
korkmalarına
أَن
reddedilmesinden
تُرَدَّ
will be refuted
أَيْمَـٰنٌۢ
yeminlerin
بَعْدَ
sonra
أَيْمَـٰنِهِمْ ۗ
yeminlerinden
وَٱتَّقُوا۟
korkun
ٱللَّهَ
Allah'tan
وَٱسْمَعُوا۟ ۗ
ve iyi dinleyin
وَٱللَّهُ
Allah
لَا
doğru yola iletmez
يَهْدِى
guide
ٱلْقَوْمَ
topluluğu
ٱلْفَـٰسِقِينَ
yoldan çıkan

Yusuf AliThat is most suitable: that they may give the evidence in its true nature and shape, or else they would fear that other oaths would be taken after their oaths. But fear God, and listen (to His counsel): for God guideth not a rebellious people

Diyanet İşleri MealiBu, şahidliği gerektiği gibi yapmalarını veya yeminlerinden sonra yeminlerin kabul edilmemesinden korkmalarını daha iyi sağlar. Allah'tan sakının, dinleyin. Allah fasık kimselere yol göstermez

5:109 📚 6
۞يَوۡمَ يَجۡمَعُ ٱللَّهُ ٱلرُّسُلَ فَيَقُولُ مَاذَآ أُجِبۡتُمۡۖ قَالُواْ لَا عِلۡمَ لَنَآۖ إِنَّكَ أَنتَ عَلَّٰمُ ٱلۡغُيُوبِ
۞ يَوْمَ
gün
يَجْمَعُ
toplayacağı
ٱللَّهُ
Allah
ٱلرُّسُلَ
Elçileri
فَيَقُولُ
derler
مَاذَآ
ne?
أُجِبْتُمْ ۖ
size cevap verildi
قَالُوا۟
derler
لَا
bilgimiz yok
عِلْمَ
knowledge
لَنَآ ۖ
bizim
إِنَّكَ
yalnız sensin
أَنتَ
sen
عَلَّـٰمُ
bilen
ٱلْغُيُوبِ
gizlileri

Yusuf AliOne day will God gather the apostles together, and ask: "What was the response ye received (from men to your teaching)?" They will say: "We have no knowledge: it is Thou Who knowest in full all that is hidden

Diyanet İşleri MealiAllah peygamberleri topladığı gün, "Size ne cevap verildi?" der; onlar, "Bizim bir bildiğimiz yoktur, doğrusu görülmeyenleri bilen ancak Sen'sin" derler

5:110
إِذۡ قَالَ ٱللَّهُ يَٰعِيسَى ٱبۡنَ مَرۡيَمَ ٱذۡكُرۡ نِعۡمَتِي عَلَيۡكَ وَعَلَىٰ وَٰلِدَتِكَ إِذۡ أَيَّدتُّكَ بِرُوحِ ٱلۡقُدُسِ تُكَلِّمُ ٱلنَّاسَ فِي ٱلۡمَهۡدِ وَكَهۡلࣰ اۖ وَإِذۡ عَلَّمۡتُكَ ٱلۡكِتَٰبَ وَٱلۡحِكۡمَةَ وَٱلتَّوۡرَىٰةَ وَٱلۡإِنجِيلَۖ وَإِذۡ تَخۡلُقُ مِنَ ٱلطِّينِ كَهَيۡـَٔةِ ٱلطَّيۡرِ بِإِذۡنِي فَتَنفُخُ فِيهَا فَتَكُونُ طَيۡرَۢا بِإِذۡنِيۖ وَتُبۡرِئُ ٱلۡأَكۡمَهَ وَٱلۡأَبۡرَصَ بِإِذۡنِيۖ وَإِذۡ تُخۡرِجُ ٱلۡمَوۡتَىٰ بِإِذۡنِيۖ وَإِذۡ كَفَفۡتُ بَنِيٓ إِسۡرَٰٓءِيلَ عَنكَ إِذۡ جِئۡتَهُم بِٱلۡبَيِّنَٰتِ فَقَالَ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ مِنۡهُمۡ إِنۡ هَٰذَآ إِلَّا سِحۡرࣱ مُّبِينࣱ‏
إِذْ
hani
قَالَ
demişti ki
ٱللَّهُ
Allah
يَـٰعِيسَى
Ey Îsa
ٱبْنَ
oğlu
مَرْيَمَ
Meryem
ٱذْكُرْ
hatırla
نِعْمَتِى
ni'metimi
عَلَيْكَ
sana olan
وَعَلَىٰ
ve olan
وَٰلِدَتِكَ
annene
إِذْ
hani
أَيَّدتُّكَ
seni desteklemiştim
بِرُوحِ
Ruh ile
ٱلْقُدُسِ
l-Kudüs
تُكَلِّمُ
konuşuyordun
ٱلنَّاسَ
insanlarla
فِى
beşikte iken
ٱلْمَهْدِ
the cradle
وَكَهْلًۭا ۖ
ve yetişkin iken
وَإِذْ
hani
عَلَّمْتُكَ
sana öğrettim
ٱلْكِتَـٰبَ
Kitabı
وَٱلْحِكْمَةَ
ve hikmeti
وَٱلتَّوْرَىٰةَ
ve Tevrat'ı
وَٱلْإِنجِيلَ ۖ
ve İncil'i
وَإِذْ
hani
تَخْلُقُ
yaratıyor
مِنَ
çamurdan
ٱلطِّينِ
the clay
كَهَيْـَٔةِ
şeklinde bir şey
ٱلطَّيْرِ
kuş
بِإِذْنِى
benim iznimle
فَتَنفُخُ
üflüyordun
فِيهَا
içine
فَتَكُونُ
oluyordu
طَيْرًۢا
kuş
بِإِذْنِى ۖ
benim iznimle
وَتُبْرِئُ
ve iyileştiriyordun
ٱلْأَكْمَهَ
anadan doğma körü
وَٱلْأَبْرَصَ
ve alacalıyı
بِإِذْنِى ۖ
benim iznimle
وَإِذْ
ve hani
تُخْرِجُ
çıkarıyordun
ٱلْمَوْتَىٰ
ölüleri
بِإِذْنِى ۖ
benim iznimle
وَإِذْ
ve hani
كَفَفْتُ
savmıştım
بَنِىٓ
oğullarını
إِسْرَٰٓءِيلَ
İsrail
عَنكَ
senden
إِذْ
zaman
جِئْتَهُم
sen onlara getirdiğin
بِٱلْبَيِّنَـٰتِ
açık deliller
فَقَالَ
demişti
ٱلَّذِينَ
kimseler
كَفَرُوا۟
inkar eden(ler)
مِنْهُمْ
içlerinden
إِنْ
bu
هَـٰذَآ
(is) this
إِلَّا
başka bir şey değil
سِحْرٌۭ
bir büyüden
مُّبِينٌۭ
apaçık

Yusuf AliThen will God say: "O Jesus the son of Mary! Recount My favour to thee and to thy mother. Behold! I strengthened thee with the holy spirit, so that thou didst speak to the people in childhood and in maturity. Behold! I taught thee the Book and Wisdom, the Law and the Gospel and behold! thou makest out of clay, as it were, the figure of a bird, by My leave, and thou breathest into it and it becometh a bird by My leave, and thou healest those born blind, and the lepers, by My leave. And behold ! thou bringest forth the dead by My leave. And behold! I did restrain the Children of Israel from (violence to) thee when thou didst show them the clear Signs, and the unbelievers among them said: 'This is nothing but evident magic

Diyanet İşleri MealiAllah, "Ey Meryem oğlu İsa! Sana ve anana olan nimetimi an" demişti, "Seni Ruhul Kudüs ile desteklemiştim; beşikte ve yetişkin iken insanlarla konuşuyordun; sana Kitap'ı, hikmeti, Tevrat'ı ve İncil'i öğretmiştim. Sen iznimle, çamurdan kuş gibi bir şey yapmış ona üflemiştin de iznimle kuş olmuştu; anadan doğma körü, alacalıyı iznimle iyi etmiştin. Ölüleri iznimle diriltiyordun. İsrailoğullarına belgelerle geldiğinde, onlardan inkar edenler, 'Bu apaçık bir büyüdür' demişlerdi de Ben onların sana zarar vermelerini önlemiştim

5:111
وَإِذۡ أَوۡحَيۡتُ إِلَى ٱلۡحَوَارِيِّـۧنَ أَنۡ ءَامِنُواْ بِي وَبِرَسُولِي قَالُوٓاْ ءَامَنَّا وَٱشۡهَدۡ بِأَنَّنَا مُسۡلِمُونَ
وَإِذْ
ve hani
أَوْحَيْتُ
vahyetmiştim
إِلَى
Havarilere
ٱلْحَوَارِيِّـۧنَ
the disciples
أَنْ
inanmalarını
ءَامِنُوا۟
believe
بِى
bana
وَبِرَسُولِى
ve elçime
قَالُوٓا۟
demişlerdi
ءَامَنَّا
inandık
وَٱشْهَدْ
şahid ol
بِأَنَّنَا
bizim
مُسْلِمُونَ
müslümanlar olduğumuza

Yusuf AliAnd behold! I inspired the disciples to have faith in Me and Mine Apostle: they said, 'We have faith, and do thou bear witness that we bow to God as Muslims

Diyanet İşleri MealiHavarilere, "Bana ve peygamberime inanın" diye bildirmiştim, "İnandık, bizim müslimler olduğumuza şahid ol" demişlerdi

5:112 📚 1
إِذۡ قَالَ ٱلۡحَوَارِيُّونَ يَٰعِيسَى ٱبۡنَ مَرۡيَمَ هَلۡ يَسۡتَطِيعُ رَبُّكَ أَن يُنَزِّلَ عَلَيۡنَا مَآئِدَةࣰ مِّنَ ٱلسَّمَآءِۖ قَالَ ٱتَّقُواْ ٱللَّهَ إِن كُنتُم مُّؤۡمِنِينَ
إِذْ
hani
قَالَ
demişlerdi ki
ٱلْحَوَارِيُّونَ
Havariler
يَـٰعِيسَى
Ey Îsa
ٱبْنَ
oğlu
مَرْيَمَ
Meryem
هَلْ
gücü yetermi?
يَسْتَطِيعُ
able
رَبُّكَ
Rabbinin
أَن
indirmeye
يُنَزِّلَ
send down
عَلَيْنَا
bize
مَآئِدَةًۭ
bir sofra
مِّنَ
gökten
ٱلسَّمَآءِ ۖ
the heaven
قَالَ
(Îsa) dedi
ٱتَّقُوا۟
korkun
ٱللَّهَ
Allah'tan
إِن
eğer
كُنتُم
iseniz
مُّؤْمِنِينَ
inanıyor

Yusuf AliBehold! the disciples, said: "O Jesus the son of Mary! can thy Lord send down to us a table set (with viands) from heaven?" Said Jesus: "Fear God, if ye have faith

Diyanet İşleri MealiHavariler, "Ey Meryem oğlu İsa! Rabbin bize gökten bir sofra indirebilir mi?" demişlerdi de, "İnanıyorsanız Allah'tan sakının" demişti

5:113
قَالُواْ نُرِيدُ أَن نَّأۡكُلَ مِنۡهَا وَتَطۡمَئِنَّ قُلُوبُنَا وَنَعۡلَمَ أَن قَدۡ صَدَقۡتَنَا وَنَكُونَ عَلَيۡهَا مِنَ ٱلشَّٰهِدِينَ
قَالُوا۟
dediler
نُرِيدُ
istiyoruz
أَن
yemeyi
نَّأْكُلَ
we eat
مِنْهَا
ondan
وَتَطْمَئِنَّ
ve iyice yatışmasını
قُلُوبُنَا
kalblerimizin
وَنَعْلَمَ
ve bilmeyi
أَن
kesinlikle
قَدْ
certainly
صَدَقْتَنَا
bize doğru söylediğini
وَنَكُونَ
ve olmayı
عَلَيْهَا
buna
مِنَ
bizzat şahit
ٱلشَّـٰهِدِينَ
the witnesses

Yusuf AliThey said: "We only wish to eat thereof and satisfy our hearts, and to know that thou hast indeed told us the truth; and that we ourselves may be witnesses to the miracle

Diyanet İşleri MealiOndan yemeyi, kalblerimizin kanmasını ve senin bize doğru söylediğini bilmeyi, ona şahid olmayı istiyoruz" dediler

5:114
قَالَ عِيسَى ٱبۡنُ مَرۡيَمَ ٱللَّهُمَّ رَبَّنَآ أَنزِلۡ عَلَيۡنَا مَآئِدَةࣰ مِّنَ ٱلسَّمَآءِ تَكُونُ لَنَا عِيدࣰ ا لِّأَوَّلِنَا وَءَاخِرِنَا وَءَايَةࣰ مِّنكَۖ وَٱرۡزُقۡنَا وَأَنتَ خَيۡرُ ٱلرَّٰزِقِينَ
قَالَ
dedi
عِيسَى
Îsa
ٱبْنُ
oğlu
مَرْيَمَ
Meryem
ٱللَّهُمَّ
Allah'ım
رَبَّنَآ
Rabbimiz
أَنزِلْ
indir
عَلَيْنَا
bizim üzerimize
مَآئِدَةًۭ
bir sofra
مِّنَ
gökten
ٱلسَّمَآءِ
the heaven
تَكُونُ
olsun
لَنَا
bizim için
عِيدًۭا
bir bayram
لِّأَوَّلِنَا
öncemiz için
وَءَاخِرِنَا
ve sonramız için
وَءَايَةًۭ
ve bir mu'cize (olsun)
مِّنكَ ۖ
Senden
وَٱرْزُقْنَا
bizi rızıklandır
وَأَنتَ
ve sen
خَيْرُ
en hayırlısısın
ٱلرَّٰزِقِينَ
rızık verenlerin

Yusuf AliSaid Jesus the son of Mary: "O God our Lord! Send us from heaven a table set (with viands), that there may be for us - for the first and the last of us - a solemn festival and a sign from thee; and provide for our sustenance, for thou art the best Sustainer (of our needs)

Diyanet İşleri MealiMeryem oğlu İsa, "Allahım! Rabbimiz! Bize ve bizden sonra geleceklere bayram ve Sen'den bir delil olarak gökten bir sofra indir, bizi rızıklandır, Sen rızık verenlerin en hayırlısısın" dedi

5:115
قَالَ ٱللَّهُ إِنِّي مُنَزِّلُهَا عَلَيۡكُمۡۖ فَمَن يَكۡفُرۡ بَعۡدُ مِنكُمۡ فَإِنِّيٓ أُعَذِّبُهُۥ عَذَابࣰ ا لَّآ أُعَذِّبُهُۥٓ أَحَدࣰ ا مِّنَ ٱلۡعَٰلَمِينَ
قَالَ
buyurdu ki
ٱللَّهُ
Allah
إِنِّى
ben
مُنَزِّلُهَا
onu indireceğim
عَلَيْكُمْ ۖ
sizin üzerinize
فَمَن
ama kim
يَكْفُرْ
inkar ederse
بَعْدُ
ondan sonra
مِنكُمْ
sizden
فَإِنِّىٓ
ben
أُعَذِّبُهُۥ
ona azab ederim
عَذَابًۭا
bir azapla
لَّآ
azab etmediğim
أُعَذِّبُهُۥٓ
I have punished
أَحَدًۭا
hiç kimseye
مِّنَ
dünyalarda
ٱلْعَـٰلَمِينَ
the worlds

Yusuf AliGod said: "I will send it down unto you: But if any of you after that resisteth faith, I will punish him with a penalty such as I have not inflicted on any one among all the peoples

Diyanet İşleri MealiAllah, "Ben onu size indireceğim; bundan sonra içinizden kim inkar ederse, dünyalarda kimseye azabetmiyeceğim şekilde ona azabedeceğim" dedi

5:116 📚 12
وَإِذۡ قَالَ ٱللَّهُ يَٰعِيسَى ٱبۡنَ مَرۡيَمَ ءَأَنتَ قُلۡتَ لِلنَّاسِ ٱتَّخِذُونِي وَأُمِّيَ إِلَٰهَيۡنِ مِن دُونِ ٱللَّهِۖ قَالَ سُبۡحَٰنَكَ مَا يَكُونُ لِيٓ أَنۡ أَقُولَ مَا لَيۡسَ لِي بِحَقٍّۚ إِن كُنتُ قُلۡتُهُۥ فَقَدۡ عَلِمۡتَهُۥۚ تَعۡلَمُ مَا فِي نَفۡسِي وَلَآ أَعۡلَمُ مَا فِي نَفۡسِكَۚ إِنَّكَ أَنتَ عَلَّٰمُ ٱلۡغُيُوبِ
وَإِذْ
ve yine
قَالَ
demişti ki
ٱللَّهُ
Allah
يَـٰعِيسَى
Ey Îsa
ٱبْنَ
oğlu
مَرْيَمَ
Meryem
ءَأَنتَ
sen mi?
قُلْتَ
dedin
لِلنَّاسِ
insanlara
ٱتَّخِذُونِى
beni edinin
وَأُمِّىَ
ve annemi
إِلَـٰهَيْنِ
iki tanrı
مِن
başka
دُونِ
besides
ٱللَّهِ ۖ
Allah'tan
قَالَ
dedi ki
سُبْحَـٰنَكَ
sen yücesin
مَا
değildir
يَكُونُ
was
لِىٓ
benim (haddime)
أَنْ
söylemek
أَقُولَ
I say
مَا
bir şeyi
لَيْسَ
olmayan
لِى
benim için
بِحَقٍّ ۚ
gerçek
إِن
eğer
كُنتُ
olsaydım
قُلْتُهُۥ
demiş
فَقَدْ
muhakkak
عَلِمْتَهُۥ ۚ
sen bunu bilirdin
تَعْلَمُ
sen bilirsin
مَا
olanı
فِى
benim nefsimde
نَفْسِى
myself
وَلَآ
ve
أَعْلَمُ
ben bilmem
مَا
olanı
فِى
senin nefsinde
نَفْسِكَ ۚ
Yourself
إِنَّكَ
şüphesiz sen
أَنتَ
sensin
عَلَّـٰمُ
bilen
ٱلْغُيُوبِ
gizlileri

Yusuf AliAnd behold! God will say: "O Jesus the son of Mary! Didst thou say unto men, worship me and my mother as gods in derogation of God'?" He will say: "Glory to Thee! never could I say what I had no right (to say). Had I said such a thing, thou wouldst indeed have known it. Thou knowest what is in my heart, Thou I know not what is in Thine. For Thou knowest in full all that is hidden

Diyanet İşleri MealiAllah, "Ey Meryem oğlu İsa! Sen mi insanlara Beni ve annemi Allah'tan başka iki tanrı olarak benimseyin dedin?" demişti de, "Haşa, hak olmayan sözü söylemek bana yaraşmaz; eğer söylemişsem, şüphesiz Sen onu bilirsin; Sen, benim içimde olanı bilirsin; ben Senin içinde olanı bilmem; doğrusu görülmeyeni bilen ancak Sensin" demişti, "Ben onlara sadece 'Rabbim ve Rabbiniz olan Allah'a kulluk edin' diye bana emrettiğini söyledim. Aralarında bulunduğum müddetce onlar hakkında şahiddim, beni aralarından aldığında onları Sen gözlüyordun. Sen her şeye şahidsin

5:117 📚 6
مَا قُلۡتُ لَهُمۡ إِلَّا مَآ أَمَرۡتَنِي بِهِۦٓ أَنِ ٱعۡبُدُواْ ٱللَّهَ رَبِّي وَرَبَّكُمۡۚ وَكُنتُ عَلَيۡهِمۡ شَهِيدࣰ ا مَّا دُمۡتُ فِيهِمۡۖ فَلَمَّا تَوَفَّيۡتَنِي كُنتَ أَنتَ ٱلرَّقِيبَ عَلَيۡهِمۡۚ وَأَنتَ عَلَىٰ كُلِّ شَيۡءࣲ شَهِيدٌ
مَا
ben söylemedim
قُلْتُ
I said
لَهُمْ
onlara
إِلَّا
başka
مَآ
şeyden
أَمَرْتَنِى
bana emrettiğin
بِهِۦٓ
onu
أَنِ
kulluk edin
ٱعْبُدُوا۟
You worship
ٱللَّهَ
Allah'a
رَبِّى
benim Rabbim
وَرَبَّكُمْ ۚ
ve sizin Rabbiniz olan
وَكُنتُ
idim
عَلَيْهِمْ
onlar üzerine
شَهِيدًۭا
şahid
مَّا
olduğum sürece
دُمْتُ
as long as I
فِيهِمْ ۖ
onların içinde
فَلَمَّا
fakat
تَوَفَّيْتَنِى
sen beni vefat ettirince
كُنتَ
sen oldun
أَنتَ
sen
ٱلرَّقِيبَ
gözetleyen
عَلَيْهِمْ ۚ
onları
وَأَنتَ
ve sen
عَلَىٰ
üzerine
كُلِّ
her
شَىْءٍۢ
şey
شَهِيدٌ
şahitsin

Yusuf AliNever said I to them aught except what Thou didst command me to say, to wit, 'worship God, my Lord and your Lord'; and I was a witness over them whilst I dwelt amongst them; when Thou didst take me up Thou wast the Watcher over them, and Thou art a witness to all things

Diyanet İşleri MealiAllah, "Ey Meryem oğlu İsa! Sen mi insanlara Beni ve annemi Allah'tan başka iki tanrı olarak benimseyin dedin?" demişti de, "Haşa, hak olmayan sözü söylemek bana yaraşmaz; eğer söylemişsem, şüphesiz Sen onu bilirsin; Sen, benim içimde olanı bilirsin; ben Senin içinde olanı bilmem; doğrusu görülmeyeni bilen ancak Sensin" demişti, "Ben onlara sadece 'Rabbim ve Rabbiniz olan Allah'a kulluk edin' diye bana emrettiğini söyledim. Aralarında bulunduğum müddetce onlar hakkında şahiddim, beni aralarından aldığında onları Sen gözlüyordun. Sen her şeye şahidsin

5:118 📚 9
إِن تُعَذِّبۡهُمۡ فَإِنَّهُمۡ عِبَادُكَۖ وَإِن تَغۡفِرۡ لَهُمۡ فَإِنَّكَ أَنتَ ٱلۡعَزِيزُ ٱلۡحَكِيمُ
إِن
eğer
تُعَذِّبْهُمْ
onlara azabedersen
فَإِنَّهُمْ
şüphesiz onlar
عِبَادُكَ ۖ
senin kullarındır
وَإِن
ve eğer
تَغْفِرْ
bağışlarsan
لَهُمْ
onları
فَإِنَّكَ
şüphesiz sen
أَنتَ
yalnız sen
ٱلْعَزِيزُ
daima üstünsün
ٱلْحَكِيمُ
hüküm ve hikmet sahibisin

Yusuf AliIf Thou dost punish them, they are Thy servant: If Thou dost forgive them, Thou art the Exalted in power, the Wise

Diyanet İşleri MealiOnlara azabedersen, doğrusu onlar Senin kullarındır; onları bağışlarsan, Güçlü olan, Hakim olan şüphesiz ancak Sensin

5:119 📚 7
قَالَ ٱللَّهُ هَٰذَا يَوۡمُ يَنفَعُ ٱلصَّٰدِقِينَ صِدۡقُهُمۡۚ لَهُمۡ جَنَّٰتࣱ تَجۡرِي مِن تَحۡتِهَا ٱلۡأَنۡهَٰرُ خَٰلِدِينَ فِيهَآ أَبَدࣰ اۖ رَّضِيَ ٱللَّهُ عَنۡهُمۡ وَرَضُواْ عَنۡهُۚ ذَٰلِكَ ٱلۡفَوۡزُ ٱلۡعَظِيمُ
قَالَ
buyurdu
ٱللَّهُ
Allah
هَـٰذَا
bu
يَوْمُ
gündür
يَنفَعُ
fayda sağlayacağı
ٱلصَّـٰدِقِينَ
sadıklara
صِدْقُهُمْ ۚ
doğruluklarının
لَهُمْ
onlar için vardır
جَنَّـٰتٌۭ
cennetler
تَجْرِى
akan
مِن
altlarından
تَحْتِهَا
underneath it
ٱلْأَنْهَـٰرُ
ırmaklar
خَـٰلِدِينَ
kalacakları
فِيهَآ
içinde
أَبَدًۭا ۚ
ebediyyen
رَّضِىَ
razı olmuştur
ٱللَّهُ
Allah
عَنْهُمْ
onlardan
وَرَضُوا۟
onlar da razı olmuşlardır
عَنْهُ ۚ
O'ndan
ذَٰلِكَ
işte budur
ٱلْفَوْزُ
başarı
ٱلْعَظِيمُ
büyük

Yusuf AliGod will say: "This is a day on which the truthful will profit from their truth: theirs are gardens, with rivers flowing beneath,- their eternal Home: God well-pleased with them, and they with God: That is the great salvation, (the fulfilment of all desires)

Diyanet İşleri MealiAllah, "Bu, doğrulara doğruluklarının fayda verdiği gündür; ebedi ve temelli kalacakları, altlarından ırmaklar akan cennetler onlarındır. Allah onlardan hoşnud olmuştur, onlar da Allah'tan hoşnud olmuşlardır, bu büyük kurtuluştur" dedi

5:120 📚 1
لِلَّهِ مُلۡكُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِ وَمَا فِيهِنَّۚ وَهُوَ عَلَىٰ كُلِّ شَيۡءࣲ قَدِيرُۢ
لِلَّهِ
Allah'ındır
مُلْكُ
mülkü
ٱلسَّمَـٰوَٰتِ
göklerin
وَٱلْأَرْضِ
ve yerin
وَمَا
ve ne varsa
فِيهِنَّ ۚ
bunlarda bulunan
وَهُوَ
ve O
عَلَىٰ
üzerine
كُلِّ
her
شَىْءٍۢ
şey
قَدِيرٌۢ
kadirdir

Yusuf AliTo God doth belong the dominion of the heavens and the earth, and all that is therein, and it is He Who hath power over all things

Diyanet İşleri MealiGöklerin, yerin ve onlarda bulunanların hükümranlığı Allah'ındır, Allah her şeye Kadir'dir

← Önceki Sonraki →

5. Al-Maaida Suresi | Anlam Arayışı