☪ Anlam Arayışı

5. Al-Maaida سُورَةُ المَائـِدَةِ

📕 Mushaf görünümünde aç

Kelime kelime meal🎨 Tecvid renkleri
Diyanet İşleri MealiElmalılı Hamdi YazırSüleyman AteşAli BulaçSaheeh InternationalYusuf Ali
Tefsir:YokTefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)Tefsîru'l-KurtubîTefsîru'l-Begavî
5:1 📚 1
يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓاْ أَوۡفُواْ بِٱلۡعُقُودِۚ أُحِلَّتۡ لَكُم بَهِيمَةُ ٱلۡأَنۡعَٰمِ إِلَّا مَا يُتۡلَىٰ عَلَيۡكُمۡ غَيۡرَ مُحِلِّي ٱلصَّيۡدِ وَأَنتُمۡ حُرُمٌۗ إِنَّ ٱللَّهَ يَحۡكُمُ مَا يُرِيدُ
يَـٰٓأَيُّهَا
Ey
ٱلَّذِينَ
kimseler
ءَامَنُوٓا۟
inanan(lar)
أَوْفُوا۟
yerine getirin
بِٱلْعُقُودِ ۚ
akitleri(zi)
أُحِلَّتْ
helal kılındı
لَكُم
sizin için
بَهِيمَةُ
dört ayaklı
ٱلْأَنْعَـٰمِ
hayvanlar
إِلَّا
dışındaki
مَا
oku(nup açıkla)nacak olanların
يُتْلَىٰ
is recited
عَلَيْكُمْ
size
غَيْرَ
helal saymamak şartiyle
مُحِلِّى
being permitted
ٱلصَّيْدِ
avlanmayı
وَأَنتُمْ
siz
حُرُمٌ ۗ
ihramda iken
إِنَّ
şüphesiz
ٱللَّهَ
Allah
يَحْكُمُ
hükmünü verir
مَا
ne
يُرِيدُ
istediği

Diyanet İşleri MealiEy İnananlar! Akidleri yerine getirin. İhramda iken avlanmayı helal görmeksizin, size bildirilecek olanlar dışında, hayvanlar helal kılındı; Allah dilediği hükmü verir

Süleyman AteşEy inananlar, akitleri(zi) yerine getirin. Size oku(nup açıkla)nacak olanların dışında kalan hayvanlar sizin için helal kılındı. Yalnız ihramda iken avı helal saymamak şartiyle. Allah, istediği hükmü verir

5:2 📚 5
يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ لَا تُحِلُّواْ شَعَٰٓئِرَ ٱللَّهِ وَلَا ٱلشَّهۡرَ ٱلۡحَرَامَ وَلَا ٱلۡهَدۡيَ وَلَا ٱلۡقَلَٰٓئِدَ وَلَآ ءَآمِّينَ ٱلۡبَيۡتَ ٱلۡحَرَامَ يَبۡتَغُونَ فَضۡلࣰ ا مِّن رَّبِّهِمۡ وَرِضۡوَٰنࣰ اۚ وَإِذَا حَلَلۡتُمۡ فَٱصۡطَادُواْۚ وَلَا يَجۡرِمَنَّكُمۡ شَنَـَٔانُ قَوۡمٍ أَن صَدُّوكُمۡ عَنِ ٱلۡمَسۡجِدِ ٱلۡحَرَامِ أَن تَعۡتَدُواْۘ وَتَعَاوَنُواْ عَلَى ٱلۡبِرِّ وَٱلتَّقۡوَىٰۖ وَلَا تَعَاوَنُواْ عَلَى ٱلۡإِثۡمِ وَٱلۡعُدۡوَٰنِۚ وَٱتَّقُواْ ٱللَّهَۖ إِنَّ ٱللَّهَ شَدِيدُ ٱلۡعِقَابِ
يَـٰٓأَيُّهَا
Ey
ٱلَّذِينَ
kimseler
ءَامَنُوا۟
inanan(lar)
لَا
saygısızlık etmeyin
تُحِلُّوا۟
violate
شَعَـٰٓئِرَ
işaretlerine
ٱللَّهِ
Allah'ın
وَلَا
ve
ٱلشَّهْرَ
aya
ٱلْحَرَامَ
haram
وَلَا
ve
ٱلْهَدْىَ
kurbana
وَلَا
ve
ٱلْقَلَـٰٓئِدَ
gerdanlık(lı kurban)lara
وَلَآ
ve
ءَآمِّينَ
gelenlere
ٱلْبَيْتَ
Beyt-i
ٱلْحَرَامَ
Haram'a
يَبْتَغُونَ
arzu ederek
فَضْلًۭا
lutfunu
مِّن
Rablerinin
رَّبِّهِمْ
their Lord
وَرِضْوَٰنًۭا ۚ
ve rızasını
وَإِذَا
ve zaman
حَلَلْتُمْ
ihramdan çıktığınız
فَٱصْطَادُوا۟ ۚ
avlanabilirsiniz
وَلَا
sizi itmesin
يَجْرِمَنَّكُمْ
incite you
شَنَـَٔانُ
beslediğiniz kin
قَوْمٍ
bir topluma karşı
أَن
dolayı
صَدُّوكُمْ
sizi çevirdiklerinden
عَنِ
Mescid-i
ٱلْمَسْجِدِ
Al-Masjid
ٱلْحَرَامِ
Haram'dan
أَن
suç işlemeğe
تَعْتَدُوا۟ ۘ
you commit transgression
وَتَعَاوَنُوا۟
ve yardımlaşın
عَلَى
üzerinde
ٱلْبِرِّ
iyilik
وَٱلتَّقْوَىٰ ۖ
ve takva
وَلَا
yardımlaşmayın
تَعَاوَنُوا۟
help one another
عَلَى
üzerinde
ٱلْإِثْمِ
günah
وَٱلْعُدْوَٰنِ ۚ
ve düşmanlık
وَٱتَّقُوا۟
ve korkun
ٱللَّهَ ۖ
Allah'tan
إِنَّ
şüphesiz
ٱللَّهَ
Allah'ın
شَدِيدُ
çetindir
ٱلْعِقَابِ
azabı

Diyanet İşleri MealiEy İnananlar! Allah'ın nişanelerine, hürmet edilen aya, hediye olan kurbanlığa, gerdanlıklar takılan hayvanlara, Rab'lerinden bol nimet ve rıza talep ederek Beyt-i Haram'a gelenlere sakın hürmetsizlik etmeyin. İhramdan çıktığınız zaman avlanabilirsiniz. Sizi Mescid-i Haram'dan menettiği için bir topluluğa olan kininiz, aşırı gitmenize sebep olmasın; iyilikte ve fenalıktan sakınmakta yardımlaşın, günah işlemek ve aşırı gitmekte yardımlaşmayın. Allah'tan sakının, Allah'ın cezası şiddetlidir

Süleyman AteşEy inananlar, ne Allah'ın işaretlerine, ne haram aya, ne kurbana, ne gerdanlık(lı kurban)lara ve ne de Rablerinin lutuf ve rızasını arzu ederek Beyt-i haram'a doğru gelenlere saygısızlık etmeyin. İhramdan çıktığınız zaman avlanabilirsiniz. Sizi Mescid-i haram'dan çevirdiklerinden dolayı bir topluma karşı beslediğiniz kin, sizi suç işlemeğe itmesin. İyilik ve takva üzerinde yardımlaşın, günah ve düşmanlık üzerinde yardımlaşmayın, Allah'tan korkun. Çünkü Allah'ın azabı çetindir

5:3 📚 18
حُرِّمَتۡ عَلَيۡكُمُ ٱلۡمَيۡتَةُ وَٱلدَّمُ وَلَحۡمُ ٱلۡخِنزِيرِ وَمَآ أُهِلَّ لِغَيۡرِ ٱللَّهِ بِهِۦ وَٱلۡمُنۡخَنِقَةُ وَٱلۡمَوۡقُوذَةُ وَٱلۡمُتَرَدِّيَةُ وَٱلنَّطِيحَةُ وَمَآ أَكَلَ ٱلسَّبُعُ إِلَّا مَا ذَكَّيۡتُمۡ وَمَا ذُبِحَ عَلَى ٱلنُّصُبِ وَأَن تَسۡتَقۡسِمُواْ بِٱلۡأَزۡلَٰمِۚ ذَٰلِكُمۡ فِسۡقٌۗ ٱلۡيَوۡمَ يَئِسَ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ مِن دِينِكُمۡ فَلَا تَخۡشَوۡهُمۡ وَٱخۡشَوۡنِۚ ٱلۡيَوۡمَ أَكۡمَلۡتُ لَكُمۡ دِينَكُمۡ وَأَتۡمَمۡتُ عَلَيۡكُمۡ نِعۡمَتِي وَرَضِيتُ لَكُمُ ٱلۡإِسۡلَٰمَ دِينࣰ اۚ فَمَنِ ٱضۡطُرَّ فِي مَخۡمَصَةٍ غَيۡرَ مُتَجَانِفࣲ لِّإِثۡمࣲ فَإِنَّ ٱللَّهَ غَفُورࣱ رَّحِيمࣱ‏
حُرِّمَتْ
haram kılındı
عَلَيْكُمُ
size
ٱلْمَيْتَةُ
leş
وَٱلدَّمُ
ve kan
وَلَحْمُ
ve eti
ٱلْخِنزِيرِ
domuz
وَمَآ
ve şeyler
أُهِلَّ
boğazlanan
لِغَيْرِ
başkası adına
ٱللَّهِ
Allah'tan
بِهِۦ
O'na
وَٱلْمُنْخَنِقَةُ
ve boğulmuş
وَٱلْمَوْقُوذَةُ
ve vurulmuş
وَٱلْمُتَرَدِّيَةُ
ve yukarıdan düşmüş
وَٱلنَّطِيحَةُ
ve boynuzlanmış
وَمَآ
ve şeyler (havyanlar)
أَكَلَ
yediği
ٱلسَّبُعُ
canavarın
إِلَّا
hariç
مَا
sizin kestikleriniz
ذَكَّيْتُمْ
you slaughtered
وَمَا
ve şeyler
ذُبِحَ
boğazlanan
عَلَى
üzerine
ٱلنُّصُبِ
dikili taşlar
وَأَن
ve kısmet (şans) aramanız
تَسْتَقْسِمُوا۟
you seek division
بِٱلْأَزْلَـٰمِ ۚ
fal oklariyle
ذَٰلِكُمْ
bunlar
فِسْقٌ ۗ
fısktır
ٱلْيَوْمَ
bugün artık
يَئِسَ
umudu kesmişlerdir
ٱلَّذِينَ
kimseler
كَفَرُوا۟
inkar eden(ler)
مِن
sizin dininizden
دِينِكُمْ
your religion
فَلَا
onlardan korkmayın
تَخْشَوْهُمْ
fear them
وَٱخْشَوْنِ ۚ
benden korkun
ٱلْيَوْمَ
bugün
أَكْمَلْتُ
olgunlaştırdım
لَكُمْ
sizin için
دِينَكُمْ
dininizi
وَأَتْمَمْتُ
ve tamamladım
عَلَيْكُمْ
size
نِعْمَتِى
ni'metimi
وَرَضِيتُ
ve razı oldum
لَكُمُ
sizin için
ٱلْإِسْلَـٰمَ
İslam'a
دِينًۭا ۚ
din olarak
فَمَنِ
kim
ٱضْطُرَّ
daralırsa
فِى
açlıktan
مَخْمَصَةٍ
hunger
غَيْرَ
istekle yönelmeden
مُتَجَانِفٍۢ
inclining
لِّإِثْمٍۢ ۙ
günaha
فَإِنَّ
doğrusu
ٱللَّهَ
Allah
غَفُورٌۭ
bağışlayandır
رَّحِيمٌۭ
esirgeyendir

Diyanet İşleri MealiLeş, kan, domuz eti, Allah'tan başkası adına kesilenler, -canları çıkmadan önce kesmemişseniz, boğulmuş, bir yerine vurularak öldürülmüş, düşüp yuvarlanmış, başka bir hayvan tarafından süsülmüş, yırtıcı hayvan tarafından yenmiş olanları- dikili taşlar üzerine boğazlananlar ile fal oklarıyla kısmet aramanız size haram kılındı; bunlar fasıklıktır. Bugün, inkar edenler sizi dininizden etmekten umutlarını kesmişlerdir, onlardan korkmayın, Benden korkun. Bugün, size dininizi bütünledim, üzerinize olan nimetimi tamamladım, din olarak sizin için İslam'ı beğendim. Açlıktan darda kalan, günaha kaymaksızın yiyebilir. Doğrusu Allah Bağışlayan'dır, merhametli olandır

Süleyman AteşLeş, kan, domuz eti, Allah'tan başkası adına boğazlanan, boğulmuş, (tahta veya taşla) vurul(arak öldürül)müş, yukarıdan düşmüş, boynuzlanmış ve canavar parçalayarak ölmüş olan havyanlar -henüz canları çıkmadan kestikleriniz hariç- dikili taşlar (putlar) adına boğazlanan hayvanlar ve fal oklariyle kısmet (şans) aramanız size haram kılındı. Bunlar fısktır (insanı yoldan çıkaran kötü şeylerdir). Bugün artık inkar edenler, sizin dininiz(i yok etmek)den umudu kesmişlerdir. Onlardan korkmayın, benden korkun! Bugün sizin için dininizi olgunlaştırdım, size ni'metimi tamamladım ve size din olarak İslam'a razı oldum. Kim açlıktan daralır, günaha istekle yönelmeden bunlardan yemek zorunda kalırsa ona günah yoktur. Doğrusu, Allah bağışlayandır, esirgeyendir

5:4 📚 1
يَسۡـَٔلُونَكَ مَاذَآ أُحِلَّ لَهُمۡۖ قُلۡ أُحِلَّ لَكُمُ ٱلطَّيِّبَٰتُ وَمَا عَلَّمۡتُم مِّنَ ٱلۡجَوَارِحِ مُكَلِّبِينَ تُعَلِّمُونَهُنَّ مِمَّا عَلَّمَكُمُ ٱللَّهُۖ فَكُلُواْ مِمَّآ أَمۡسَكۡنَ عَلَيۡكُمۡ وَٱذۡكُرُواْ ٱسۡمَ ٱللَّهِ عَلَيۡهِۖ وَٱتَّقُواْ ٱللَّهَۚ إِنَّ ٱللَّهَ سَرِيعُ ٱلۡحِسَابِ
يَسْـَٔلُونَكَ
sana soruyarlar
مَاذَآ
neyin
أُحِلَّ
helal kılındığını
لَهُمْ ۖ
kendilerine
قُلْ
de ki
أُحِلَّ
helal kılındı
لَكُمُ
size
ٱلطَّيِّبَـٰتُ ۙ
iyi ve temiz şeyler
وَمَا
yetiştirdiğiniz
عَلَّمْتُم
you have taught
مِّنَ
hayvanların
ٱلْجَوَارِحِ
(your) hunting animals
مُكَلِّبِينَ
avcı
تُعَلِّمُونَهُنَّ
öğreterek
مِمَّا
size öğrettiğinden
عَلَّمَكُمُ
has taught you
ٱللَّهُ ۖ
Allah'ın
فَكُلُوا۟
yeyin
مِمَّآ
şeylerden
أَمْسَكْنَ
tuttukları
عَلَيْكُمْ
sizin için
وَٱذْكُرُوا۟
ve anın
ٱسْمَ
adını
ٱللَّهِ
Allah'ın
عَلَيْهِ ۖ
üzerine
وَٱتَّقُوا۟
korkun
ٱللَّهَ ۚ
Allah'tan
إِنَّ
şüphesiz
ٱللَّهَ
Allah
سَرِيعُ
çabuk görendir
ٱلْحِسَابِ
hesabı

Diyanet İşleri MealiSana, kendilerine neyin helal kılındığını soruyorlar, de ki: Size temiz olanlar helal kılındı; Allah'ın size öğrettiği üzere alıştırıp yetiştirerek öğrettiğiniz avcı hayvanların sizin için tuttuklarını yiyin ve üzerine Allah'ın adını anın. Allah'tan sakının, doğrusu Allah hesabı çabuk görür

Süleyman AteşSana, kendilerine neyin helal kılındığını soruyarlar. De ki: "Size iyi ve temiz şeyler helal kılındı. Allah'ın size öğrettiğinden öğreterek yetiştirdiğiniz avcı hayvanların, sizin için tuttuklarını yeyin ve üzerine Allah'ın adını anın, Allah'tan korkun. Çünkü Allah, hesabı çabuk görendir

5:5
ٱلۡيَوۡمَ أُحِلَّ لَكُمُ ٱلطَّيِّبَٰتُۖ وَطَعَامُ ٱلَّذِينَ أُوتُواْ ٱلۡكِتَٰبَ حِلࣱّ لَّكُمۡ وَطَعَامُكُمۡ حِلࣱّ لَّهُمۡۖ وَٱلۡمُحۡصَنَٰتُ مِنَ ٱلۡمُؤۡمِنَٰتِ وَٱلۡمُحۡصَنَٰتُ مِنَ ٱلَّذِينَ أُوتُواْ ٱلۡكِتَٰبَ مِن قَبۡلِكُمۡ إِذَآ ءَاتَيۡتُمُوهُنَّ أُجُورَهُنَّ مُحۡصِنِينَ غَيۡرَ مُسَٰفِحِينَ وَلَا مُتَّخِذِيٓ أَخۡدَانࣲۗ وَمَن يَكۡفُرۡ بِٱلۡإِيمَٰنِ فَقَدۡ حَبِطَ عَمَلُهُۥ وَهُوَ فِي ٱلۡأٓخِرَةِ مِنَ ٱلۡخَٰسِرِينَ
ٱلْيَوْمَ
bugün
أُحِلَّ
helal kılındı
لَكُمُ
size
ٱلطَّيِّبَـٰتُ ۖ
iyi ve temiz şeyler
وَطَعَامُ
ve yemeği
ٱلَّذِينَ
kendilerine
أُوتُوا۟
verilenlerin
ٱلْكِتَـٰبَ
Kitap
حِلٌّۭ
helal
لَّكُمْ
size
وَطَعَامُكُمْ
sizin yemeğiniz de
حِلٌّۭ
helaldir
لَّهُمْ ۖ
onlara
وَٱلْمُحْصَنَـٰتُ
ve namuslu kadınlar
مِنَ
inanan kadınlardan
ٱلْمُؤْمِنَـٰتِ
the believers
وَٱلْمُحْصَنَـٰتُ
ve namuslu kadınlar
مِنَ
kendilerine
ٱلَّذِينَ
those who
أُوتُوا۟
verilenlerden
ٱلْكِتَـٰبَ
Kitap
مِن
sizden önce
قَبْلِكُمْ
before you
إِذَآ
zaman
ءَاتَيْتُمُوهُنَّ
verdiğiniz
أُجُورَهُنَّ
mehirlerini
مُحْصِنِينَ
iffetli kişiler olarak
غَيْرَ
zinadan kaçınan
مُسَـٰفِحِينَ
being lewd
وَلَا
ve tutmayan
مُتَّخِذِىٓ
ones (who are) taking
أَخْدَانٍۢ ۗ
gizli dost
وَمَن
ve kim
يَكْفُرْ
inkar ederse
بِٱلْإِيمَـٰنِ
imânı
فَقَدْ
muhakkak
حَبِطَ
boşa çıkmıştır
عَمَلُهُۥ
onun ameli
وَهُوَ
ve o
فِى
ahirette
ٱلْـَٔاخِرَةِ
the Hereafter
مِنَ
kaybedenlerdendir
ٱلْخَـٰسِرِينَ
the losers

Diyanet İşleri MealiBugün, size temiz olanlar helal kılındı. Kitap verilenlerin yemeği size helal, sizin yemeğiniz de onlara helaldir. İnanan hür ve iffetli kadınlar ve sizden önce kitap verilenlerin hür ve iffetli kadınları -zina etmeksizin, gizli dost tutmaksızın ve mehirlerini verdiğiniz takdirde- size helaldir. Kim imanı inkar ederse, şüphesiz amelleri boşa gider. O, ahirette de kaybedenlerdendir

Süleyman AteşBugün size iyi ve temiz şeyler helal kılındı. Kendilerine Kitap verilenlerin yemeği, size helal, sizin yemeğiniz de onlara helaldir. İnanan, namuslu, hür kadınlar ve sizden önce kendilerine Kitap verilenlerden namuslu hür kadınlar -zina etmeksizin, gizli dost tutmaksızın, namuslu bir biçimde (evlenmek üzere) mehirlerini verdiğiniz takdirde-size helaldir. Kim inanmayı kabul etmezse, onun ameli boşa çıkmıştır ve o, ahirette kaybedenlerdendir

5:6 📚 20
يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓاْ إِذَا قُمۡتُمۡ إِلَى ٱلصَّلَوٰةِ فَٱغۡسِلُواْ وُجُوهَكُمۡ وَأَيۡدِيَكُمۡ إِلَى ٱلۡمَرَافِقِ وَٱمۡسَحُواْ بِرُءُوسِكُمۡ وَأَرۡجُلَكُمۡ إِلَى ٱلۡكَعۡبَيۡنِۚ وَإِن كُنتُمۡ جُنُبࣰ ا فَٱطَّهَّرُواْۚ وَإِن كُنتُم مَّرۡضَىٰٓ أَوۡ عَلَىٰ سَفَرٍ أَوۡ جَآءَ أَحَدࣱ مِّنكُم مِّنَ ٱلۡغَآئِطِ أَوۡ لَٰمَسۡتُمُ ٱلنِّسَآءَ فَلَمۡ تَجِدُواْ مَآءࣰ فَتَيَمَّمُواْ صَعِيدࣰ ا طَيِّبࣰ ا فَٱمۡسَحُواْ بِوُجُوهِكُمۡ وَأَيۡدِيكُم مِّنۡهُۚ مَا يُرِيدُ ٱللَّهُ لِيَجۡعَلَ عَلَيۡكُم مِّنۡ حَرَجࣲ وَلَٰكِن يُرِيدُ لِيُطَهِّرَكُمۡ وَلِيُتِمَّ نِعۡمَتَهُۥ عَلَيۡكُمۡ لَعَلَّكُمۡ تَشۡكُرُونَ
يَـٰٓأَيُّهَا
Ey
ٱلَّذِينَ
kimseler
ءَامَنُوٓا۟
inanan(lar)
إِذَا
zaman
قُمْتُمْ
dur(mak iste)diğiniz
إِلَى
namaza
ٱلصَّلَوٰةِ
the prayer
فَٱغْسِلُوا۟
yıkayın
وُجُوهَكُمْ
yüzlerinizi
وَأَيْدِيَكُمْ
ve ellerinizi
إِلَى
kadar
ٱلْمَرَافِقِ
dirseklere
وَٱمْسَحُوا۟
ve meshedin
بِرُءُوسِكُمْ
başlarınızı
وَأَرْجُلَكُمْ
ve ayaklarınızı
إِلَى
kadar
ٱلْكَعْبَيْنِ ۚ
topuklara
وَإِن
ve eğer
كُنتُمْ
iseniz
جُنُبًۭا
cünüp
فَٱطَّهَّرُوا۟ ۚ
tam temizlenin
وَإِن
eğer
كُنتُم
iseniz
مَّرْضَىٰٓ
hasta
أَوْ
yahut
عَلَىٰ
üzerinde
سَفَرٍ
seyahat
أَوْ
yahut
جَآءَ
gelmişse
أَحَدٌۭ
biriniz
مِّنكُم
sizden
مِّنَ
tuvaletten
ٱلْغَآئِطِ
the toilet
أَوْ
ya da
لَـٰمَسْتُمُ
dokunmuşsa
ٱلنِّسَآءَ
kadınlara
فَلَمْ
ve
تَجِدُوا۟
bulamamışsanız
مَآءًۭ
su
فَتَيَمَّمُوا۟
teyemmüm edin
صَعِيدًۭا
toprağa
طَيِّبًۭا
temiz
فَٱمْسَحُوا۟
ve sürün
بِوُجُوهِكُمْ
yüzlerinize
وَأَيْدِيكُم
ve ellerinize
مِّنْهُ ۚ
ondan
مَا
istemiyor
يُرِيدُ
intend
ٱللَّهُ
Allah
لِيَجْعَلَ
çıkarmak
عَلَيْكُم
size
مِّنْ
hiçbir
حَرَجٍۢ
güçlük
وَلَـٰكِن
fakat
يُرِيدُ
istiyor
لِيُطَهِّرَكُمْ
sizi temizlemek
وَلِيُتِمَّ
ve tamamlamak
نِعْمَتَهُۥ
ni'metini
عَلَيْكُمْ
size olan
لَعَلَّكُمْ
umulur ki
تَشْكُرُونَ
şükredersiniz

Diyanet İşleri MealiEy İnananlar! Namaza kalktığınızda yüzlerinizi, dirseklere kadar ellerinizi, -başlarınızı meshedip- topuk kemiklerine kadar ayaklarınızı yıkayın. Eğer cünüpseniz yıkanıp temizlenin; şayet hasta veya yolculukta iseniz veya ayak yolundan gelmişseniz yahut kadınlara yaklaşmışsanız ve su bulamamışsanız temiz bir toprağa teyemmüm edin, yüzlerinizi, ellerinizi onunla meshedin. Allah sizi zorlamak istemez, Allah sizi arıtıp üzerinize olan nimetini tamamlamak ister ki şükredesiniz

Süleyman AteşEy inananlar, namaza dur(mak iste)diğiniz zaman yıkayın: yüzlerinizi ve dirseklere kadar ellerizi; meshedin: başlarınızı ve topuklara kadar ayaklarınızı. Eğer cünüp iseniz tam temizlenin. Hasta, yahut yolcu iseniz, yahut biriniz tuvaletten gelmişse, ya da kadınlara dokunmuş da su bulamamışsanız temiz toprağa teyemmüm edin; ondan yüzlerinize ve ellerinize sürün. Allah size güçlük çıkarmak istemiyor, fakat sizi temizlemek ve size olan ni'metini tamamlamak istiyor ki, şükredesiniz

5:7 📚 1
وَٱذۡكُرُواْ نِعۡمَةَ ٱللَّهِ عَلَيۡكُمۡ وَمِيثَٰقَهُ ٱلَّذِي وَاثَقَكُم بِهِۦٓ إِذۡ قُلۡتُمۡ سَمِعۡنَا وَأَطَعۡنَاۖ وَٱتَّقُواْ ٱللَّهَۚ إِنَّ ٱللَّهَ عَلِيمُۢ بِذَاتِ ٱلصُّدُورِ
وَٱذْكُرُوا۟
ve hatırlayın
نِعْمَةَ
ni'metini
ٱللَّهِ
Allah'ın
عَلَيْكُمْ
size olan
وَمِيثَـٰقَهُ
ve sözünü
ٱلَّذِى
öyle ki
وَاثَقَكُم
verdiniz
بِهِۦٓ
O'na
إِذْ
hani
قُلْتُمْ
demiştiniz
سَمِعْنَا
işittik
وَأَطَعْنَا ۖ
ve ita'at ettik
وَٱتَّقُوا۟
korkun
ٱللَّهَ ۚ
Allah'tan
إِنَّ
şüphesiz
ٱللَّهَ
Allah
عَلِيمٌۢ
bilir
بِذَاتِ
özünü
ٱلصُّدُورِ
göğüslerin

Diyanet İşleri MealiAllah'ın size olan nimetini ve "İşittik, itaat ettik" dediğinizde sizi andına bağladığı sözünü anın. Allah'tan sakının, Allah içinizde olanı elbette bilir

Süleyman AteşAllah'ın size olan ni'metini ve O'na verdiğiniz sözü hatırlayın: Hani "İşittik ve ita'at ettik!" demiştiniz. Allah'tan korkun; çünkü Allah, göğüslerin özünü bilir

5:8 📚 5
يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ كُونُواْ قَوَّٰمِينَ لِلَّهِ شُهَدَآءَ بِٱلۡقِسۡطِۖ وَلَا يَجۡرِمَنَّكُمۡ شَنَـَٔانُ قَوۡمٍ عَلَىٰٓ أَلَّا تَعۡدِلُواْۚ ٱعۡدِلُواْ هُوَ أَقۡرَبُ لِلتَّقۡوَىٰۖ وَٱتَّقُواْ ٱللَّهَۚ إِنَّ ٱللَّهَ خَبِيرُۢ بِمَا تَعۡمَلُونَ
يَـٰٓأَيُّهَا
Ey
ٱلَّذِينَ
kimseler
ءَامَنُوا۟
inanan(lar)
كُونُوا۟
olun
قَوَّٰمِينَ
(hakkı) ayakta tutan
لِلَّهِ
Allah için
شُهَدَآءَ
şahidlik edenler
بِٱلْقِسْطِ ۖ
adaletle
وَلَا
sizi saptırmasın
يَجْرِمَنَّكُمْ
prevent you
شَنَـَٔانُ
duyduğunuz kin
قَوْمٍ
bir topluluğa
عَلَىٰٓ
karşı
أَلَّا
adaletten
تَعْدِلُوا۟ ۚ
you do justice
ٱعْدِلُوا۟
adil davranın
هُوَ
bu
أَقْرَبُ
daha yakındır
لِلتَّقْوَىٰ ۖ
takvaya
وَٱتَّقُوا۟
korkun
ٱللَّهَ ۚ
Allah'tan
إِنَّ
kuşkusuz
ٱللَّهَ
Allah
خَبِيرٌۢ
haber almaktadır
بِمَا
şeyleri
تَعْمَلُونَ
yaptıklarınız

Diyanet İşleri MealiEy İnananlar! Allah için adaleti ayakta tutup gözeten şahidler olun. Bir topluluğa olan öfkeniz sizi adaletsizliğe sürüklemesin; adil olun; bu, Allah'a karşı gelmekten sakınmaya daha yakındır. Allah'tan sakının, doğrusu Allah işlediklerinizden Haberdar'dır

Süleyman AteşEy inananlar, Allah için adaletle şahidlik edenler olun. Bir topluluğa karşı duyduğunuz kin, sizi adaletten saptırmasın. Adil davranın, takvaya yakışan budur. Allah'tan korkun, kuşkusuz Allah yaptıklarınızı haber almaktadır

5:9
وَعَدَ ٱللَّهُ ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ وَعَمِلُواْ ٱلصَّٰلِحَٰتِ لَهُم مَّغۡفِرَةࣱ وَأَجۡرٌ عَظِيمࣱ‏
وَعَدَ
va'detmiştir
ٱللَّهُ
Allah
ٱلَّذِينَ
kimselere
ءَامَنُوا۟
inanan(lara)
وَعَمِلُوا۟
ve yapanlara
ٱلصَّـٰلِحَـٰتِ ۙ
iyi işler
لَهُم
onlarındır
مَّغْفِرَةٌۭ
bağışlama
وَأَجْرٌ
ve mükafat
عَظِيمٌۭ
büyük

Diyanet İşleri MealiAllah, inananlara ve yararlı işler işleyenlere mağfiret ve büyük ecir olduğunu vadetmiştir

Süleyman AteşAllah, inanıp iyi işler yapanlara va'detmiştir: Bağışlama ve büyük mükafat onlarındır

5:10
وَٱلَّذِينَ كَفَرُواْ وَكَذَّبُواْ بِـَٔايَٰتِنَآ أُوْلَٰٓئِكَ أَصۡحَٰبُ ٱلۡجَحِيمِ
وَٱلَّذِينَ
kimseler
كَفَرُوا۟
inkar eden(ler)
وَكَذَّبُوا۟
ve yalanlayanlar ise
بِـَٔايَـٰتِنَآ
ayetlerimizi
أُو۟لَـٰٓئِكَ
onlar
أَصْحَـٰبُ
halkıdır
ٱلْجَحِيمِ
cehennemin

Diyanet İşleri Mealiİnkar edenler ve ayetlerimizi yalanlayanlar, işte onlar cehennemliklerdir

Süleyman Ateşİnkar edip ayetlerimizi yalanlayanlara gelince, onlar da cehennemin halkıdır

5:11 📚 4
يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ ٱذۡكُرُواْ نِعۡمَتَ ٱللَّهِ عَلَيۡكُمۡ إِذۡ هَمَّ قَوۡمٌ أَن يَبۡسُطُوٓاْ إِلَيۡكُمۡ أَيۡدِيَهُمۡ فَكَفَّ أَيۡدِيَهُمۡ عَنكُمۡۖ وَٱتَّقُواْ ٱللَّهَۚ وَعَلَى ٱللَّهِ فَلۡيَتَوَكَّلِ ٱلۡمُؤۡمِنُونَ
يَـٰٓأَيُّهَا
Ey
ٱلَّذِينَ
kimseler
ءَامَنُوا۟
inanan(lar)
ٱذْكُرُوا۟
hatırlayın
نِعْمَتَ
ni'metini
ٱللَّهِ
Allah'ın
عَلَيْكُمْ
size olan
إِذْ
hani
هَمَّ
yeltenmişti
قَوْمٌ
bir topluluk
أَن
uzatmağa (saldırmaya)
يَبْسُطُوٓا۟
they stretch
إِلَيْكُمْ
size
أَيْدِيَهُمْ
ellerini
فَكَفَّ
(Allah) çekmişti
أَيْدِيَهُمْ
onların ellerini
عَنكُمْ ۖ
sizden
وَٱتَّقُوا۟
korkun
ٱللَّهَ ۚ
Alah'tan
وَعَلَى
ve
ٱللَّهِ
Allah'a
فَلْيَتَوَكَّلِ
dayansınlar
ٱلْمُؤْمِنُونَ
Mü'minler

Diyanet İşleri MealiEy İnananlar! Allah'ın üzerinize olan nimetini anın: Hani bir topluluk size tecavüze kalkışmıştı da Allah onlara mani olmuştu. Allah'tan sakının, inananlar Allah'a güvensinler

Süleyman AteşEy inananlar, Allah'ın size olan ni'metini hatırlayın: Hani bir topluluk size ellerini uzatmağa (saldırmaya) yeltenmişti de (Allah) Onların ellerini sizden çekmişti. Alah'tan korkun. Mü'minler Allah'a dayansınlar

5:12
۞وَلَقَدۡ أَخَذَ ٱللَّهُ مِيثَٰقَ بَنِيٓ إِسۡرَٰٓءِيلَ وَبَعَثۡنَا مِنۡهُمُ ٱثۡنَيۡ عَشَرَ نَقِيبࣰ اۖ وَقَالَ ٱللَّهُ إِنِّي مَعَكُمۡۖ لَئِنۡ أَقَمۡتُمُ ٱلصَّلَوٰةَ وَءَاتَيۡتُمُ ٱلزَّكَوٰةَ وَءَامَنتُم بِرُسُلِي وَعَزَّرۡتُمُوهُمۡ وَأَقۡرَضۡتُمُ ٱللَّهَ قَرۡضًا حَسَنࣰ ا لَّأُكَفِّرَنَّ عَنكُمۡ سَيِّـَٔاتِكُمۡ وَلَأُدۡخِلَنَّكُمۡ جَنَّٰتࣲ تَجۡرِي مِن تَحۡتِهَا ٱلۡأَنۡهَٰرُۚ فَمَن كَفَرَ بَعۡدَ ذَٰلِكَ مِنكُمۡ فَقَدۡ ضَلَّ سَوَآءَ ٱلسَّبِيلِ
۞ وَلَقَدْ
andolsun
أَخَذَ
almıştı
ٱللَّهُ
Allah
مِيثَـٰقَ
söz
بَنِىٓ
oğullarından
إِسْرَٰٓءِيلَ
İsrail
وَبَعَثْنَا
ve göndermiştik
مِنْهُمُ
içlerinden
ٱثْنَىْ
iki (on iki)
عَشَرَ
on (on iki)
نَقِيبًۭا ۖ
başkan
وَقَالَ
demişti ki
ٱللَّهُ
Allah
إِنِّى
şüphesiz ben
مَعَكُمْ ۖ
sizinle beraberim
لَئِنْ
eğer
أَقَمْتُمُ
kılarsanız
ٱلصَّلَوٰةَ
namazı
وَءَاتَيْتُمُ
ve verirseniz
ٱلزَّكَوٰةَ
zekatı
وَءَامَنتُم
ve inanırsanız
بِرُسُلِى
elçilerime
وَعَزَّرْتُمُوهُمْ
ve onlara yardım ederseniz
وَأَقْرَضْتُمُ
ve borç verirseniz
ٱللَّهَ
Allah'a
قَرْضًا
bir borç
حَسَنًۭا
güzel
لَّأُكَفِّرَنَّ
elbette örterim
عَنكُمْ
sizin
سَيِّـَٔاتِكُمْ
günahlarınızı
وَلَأُدْخِلَنَّكُمْ
ve sizi sokarım
جَنَّـٰتٍۢ
cennetlere
تَجْرِى
akan
مِن
altlarından
تَحْتِهَا
underneath them
ٱلْأَنْهَـٰرُ ۚ
ırmaklar
فَمَن
kim
كَفَرَ
inkar ederse
بَعْدَ
sonra
ذَٰلِكَ
bundan
مِنكُمْ
sizden
فَقَدْ
muhakkak
ضَلَّ
sapmış olur
سَوَآءَ
düz
ٱلسَّبِيلِ
yoldan

Diyanet İşleri MealiAnd olsun ki, Allah, İsrailoğullarından söz almıştı. Onlardan oniki reis seçtik. Allah: "Ben şüphesiz sizinleyim, namaz kılarsanız, zekat verirseniz, peygamberlerime inanır ve onlara yardım ederseniz, Allah uğrunda güzel bir takdimede bulunursanız, and olsun ki kötülüklerinizi örterim. And olsun ki, sizi içlerinden ırmaklar akan cennetlere koyarım. Bundan sonra sizden kim inkar ederse şüphesiz doğru yoldan sapmış olur" dedi

Süleyman AteşAllah, İsrail oğullarından söz almıştı ve içlerinden on iki başkan göndermiştik. Allah demişti ki: "Ben sizinle beraberim, eğer namazı kılar, zekatı verirseniz; elçilerime inanır, onlara yardım eder ve Allah'a güzel borç verirseniz, elbette sizin günahlarınızı örterim ve sizi altlarından ırmaklar akan cennetlere sokarım. Bundan sonra sizden kim nankörlük ederse, düz yoldan sapmış olur

5:13 📚 2
فَبِمَا نَقۡضِهِم مِّيثَٰقَهُمۡ لَعَنَّٰهُمۡ وَجَعَلۡنَا قُلُوبَهُمۡ قَٰسِيَةࣰۖ يُحَرِّفُونَ ٱلۡكَلِمَ عَن مَّوَاضِعِهِۦ وَنَسُواْ حَظࣰّ ا مِّمَّا ذُكِّرُواْ بِهِۦۚ وَلَا تَزَالُ تَطَّلِعُ عَلَىٰ خَآئِنَةࣲ مِّنۡهُمۡ إِلَّا قَلِيلࣰ ا مِّنۡهُمۡۖ فَٱعۡفُ عَنۡهُمۡ وَٱصۡفَحۡۚ إِنَّ ٱللَّهَ يُحِبُّ ٱلۡمُحۡسِنِينَ
فَبِمَا
sebebiyle
نَقْضِهِم
bozmaları
مِّيثَـٰقَهُمْ
sözlerini
لَعَنَّـٰهُمْ
onları la'netledik
وَجَعَلْنَا
ve yaptık
قُلُوبَهُمْ
kalblerini
قَـٰسِيَةًۭ ۖ
kaskatı
يُحَرِّفُونَ
kaydırıyorlar
ٱلْكَلِمَ
kelimeleri
عَن
yerlerinden
مَّوَاضِعِهِۦ ۙ
their places
وَنَسُوا۟
ve unuttular
حَظًّۭا
pay almayı
مِّمَّا
şeyden
ذُكِّرُوا۟
öğütlenen
بِهِۦ ۚ
kendilerine
وَلَا
asla
تَزَالُ
daima
تَطَّلِعُ
muttali olursun
عَلَىٰ
üzerinde (olduklarına)
خَآئِنَةٍۢ
hainlik
مِّنْهُمْ
onlardan
إِلَّا
hariç
قَلِيلًۭا
pek azı
مِّنْهُمْ ۖ
içlerinden
فَٱعْفُ
yine de affet
عَنْهُمْ
onları
وَٱصْفَحْ ۚ
ve aldırma
إِنَّ
şüphesiz
ٱللَّهَ
Allah
يُحِبُّ
sever
ٱلْمُحْسِنِينَ
güzel davrananları

Diyanet İşleri MealiSözlerini bozdukları için onlara lanet ettik, kalblerini katılaştırdık. Onlar sözleri yerlerinden değiştirirler. Kendilerine belletilenin bir kısmını unuttular. İçlerinden pek azından başkasının daima hainliklerini görürsün, onları affet ve geç. Allah iyilik yapanları şüphesiz sever

Süleyman AteşSözlerini bozdukları için onları la'netledik ve kalblerini katılaştırdık. Kelimeleri yerlerinden kaydırıyorlar. Kendilerine öğütlenen şeyden pay almayı unuttular. İçlerinden pek azı hariç, daima onlardan hainlik görürsün. Yine de onları affet, aldırma, çünkü Allah güzel davrananları sever

5:14
وَمِنَ ٱلَّذِينَ قَالُوٓاْ إِنَّا نَصَٰرَىٰٓ أَخَذۡنَا مِيثَٰقَهُمۡ فَنَسُواْ حَظࣰّ ا مِّمَّا ذُكِّرُواْ بِهِۦ فَأَغۡرَيۡنَا بَيۡنَهُمُ ٱلۡعَدَاوَةَ وَٱلۡبَغۡضَآءَ إِلَىٰ يَوۡمِ ٱلۡقِيَٰمَةِۚ وَسَوۡفَ يُنَبِّئُهُمُ ٱللَّهُ بِمَا كَانُواْ يَصۡنَعُونَ
وَمِنَ
ve
ٱلَّذِينَ
kimselerin
قَالُوٓا۟
diyen(lerin)
إِنَّا
biz
نَصَـٰرَىٰٓ
hıristiyanız
أَخَذْنَا
almıştık
مِيثَـٰقَهُمْ
sözünü
فَنَسُوا۟
ama unuttular
حَظًّۭا
pay almayı
مِّمَّا
şeyden
ذُكِّرُوا۟
öğütlenen
بِهِۦ
kendilerine
فَأَغْرَيْنَا
bu yüzden saldık
بَيْنَهُمُ
aralarına
ٱلْعَدَاوَةَ
düşmanlık
وَٱلْبَغْضَآءَ
ve kin
إِلَىٰ
kadar
يَوْمِ
gününe
ٱلْقِيَـٰمَةِ ۚ
kıyamet
وَسَوْفَ
ve yakında
يُنَبِّئُهُمُ
onlara haber verecektir
ٱللَّهُ
Allah
بِمَا
şeyleri
كَانُوا۟
oldukları
يَصْنَعُونَ
yapmakta

Diyanet İşleri MealiBiz hıristiyanız" diyenlerden de söz almıştık; onlar, kendilerine belletilenin bir kısmını unuttular, bu yüzden aralarına kıyamete kadar düşmanlık ve kin saldık. Allah, yapmakta olduklarını kendilerine haber verecektir

Süleyman AteşBiz hıristiyanız diyenlerin de sözünü almıştık, ama Kendilerine öğütlenen şeyden pay almayı unuttular. Bu yüzden kıyamet gününe kadar aralarına düşmanlık ve kin saldık. Yakında Allah, onlara, ne yaptıklarını haber verecektir

5:15
يَٰٓأَهۡلَ ٱلۡكِتَٰبِ قَدۡ جَآءَكُمۡ رَسُولُنَا يُبَيِّنُ لَكُمۡ كَثِيرࣰ ا مِّمَّا كُنتُمۡ تُخۡفُونَ مِنَ ٱلۡكِتَٰبِ وَيَعۡفُواْ عَن كَثِيرࣲۚ قَدۡ جَآءَكُم مِّنَ ٱللَّهِ نُورࣱ وَكِتَٰبࣱ مُّبِينࣱ‏
يَـٰٓأَهْلَ
Ey ehli
ٱلْكِتَـٰبِ
Kitap
قَدْ
muhakkak
جَآءَكُمْ
size geldi
رَسُولُنَا
elçimiz
يُبَيِّنُ
açıklıyor
لَكُمْ
size
كَثِيرًۭا
çoğunu
مِّمَّا
şeylerin
كُنتُمْ
olduğunuz
تُخْفُونَ
gizlemiş
مِنَ
Kitaptan
ٱلْكِتَـٰبِ
the Scripture
وَيَعْفُوا۟
vaz geçiyor
عَن
çoğundan
كَثِيرٍۢ ۚ
much
قَدْ
gerçekten
جَآءَكُم
size gelmiştir
مِّنَ
Allahtan
ٱللَّهِ
Allah
نُورٌۭ
bir nur
وَكِتَـٰبٌۭ
ve bir Kitap
مُّبِينٌۭ
açık

Diyanet İşleri MealiEy Kitap ehli! Kitap'dan gizleyip durduğunuzun çoğunu size açıkça anlatan ve çoğundan da geçiveren peygamberimiz gelmiştir. Doğrusu size Allah'tan bir nur ve apaçık bir Kitap gelmiştir

Süleyman AteşEy Kitap ehli, elçimiz size geldi, Kitaptan gizlediğiniz şeylerin çoğunu size açıklıyor, çoğundan da geçiyor. Gerçekten size Allah'tan bir nur ve açık bir Kitap gelmiştir

5:16
يَهۡدِي بِهِ ٱللَّهُ مَنِ ٱتَّبَعَ رِضۡوَٰنَهُۥ سُبُلَ ٱلسَّلَٰمِ وَيُخۡرِجُهُم مِّنَ ٱلظُّلُمَٰتِ إِلَى ٱلنُّورِ بِإِذۡنِهِۦ وَيَهۡدِيهِمۡ إِلَىٰ صِرَٰطࣲ مُّسۡتَقِيمࣲ‏
يَهْدِى
iletir
بِهِ
onunla
ٱللَّهُ
Allah
مَنِ
kimseleri
ٱتَّبَعَ
uyan
رِضْوَٰنَهُۥ
rızasına
سُبُلَ
yollarına
ٱلسَّلَـٰمِ
esenlik
وَيُخْرِجُهُم
ve onları çıkarır
مِّنَ
karanlıklardan
ٱلظُّلُمَـٰتِ
the darknessess
إِلَى
aydınlığa
ٱلنُّورِ
the light
بِإِذْنِهِۦ
kendi izniyle
وَيَهْدِيهِمْ
ve iletir
إِلَىٰ
bir yola
صِرَٰطٍۢ
(the) way
مُّسْتَقِيمٍۢ
dosdoğru

Diyanet İşleri MealiAllah, rızasını gözetenleri onunla, selamet yollarına eriştirir ve onları, izni ile, karanlıklardan aydınlığa çıkarır. Onları doğru yola iletir

Süleyman AteşAllah, onunla rızasına uyanları esenlik yollarına iletir ve onları kendi izniyle karanlıklardan aydınlığa çıkarıp dosdoğru bir yola iletir

5:17 📚 1
لَّقَدۡ كَفَرَ ٱلَّذِينَ قَالُوٓاْ إِنَّ ٱللَّهَ هُوَ ٱلۡمَسِيحُ ٱبۡنُ مَرۡيَمَۚ قُلۡ فَمَن يَمۡلِكُ مِنَ ٱللَّهِ شَيۡـًٔا إِنۡ أَرَادَ أَن يُهۡلِكَ ٱلۡمَسِيحَ ٱبۡنَ مَرۡيَمَ وَأُمَّهُۥ وَمَن فِي ٱلۡأَرۡضِ جَمِيعࣰ اۗ وَلِلَّهِ مُلۡكُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِ وَمَا بَيۡنَهُمَاۚ يَخۡلُقُ مَا يَشَآءُۚ وَٱللَّهُ عَلَىٰ كُلِّ شَيۡءࣲ قَدِيرࣱ‏
لَّقَدْ
andolsun
كَفَرَ
küfre gitmişlerdir
ٱلَّذِينَ
kimseler
قَالُوٓا۟
diyen(ler)
إِنَّ
şüphesiz
ٱللَّهَ
Allah
هُوَ
o
ٱلْمَسِيحُ
Mesih'tir
ٱبْنُ
oğlu
مَرْيَمَ ۚ
Meryem
قُلْ
de ki
فَمَن
öyle ise kim
يَمْلِكُ
sahipse
مِنَ
karşı
ٱللَّهِ
Allah'a
شَيْـًٔا
bir şeye
إِنْ
eğer
أَرَادَ
isterse
أَن
helak etmek
يُهْلِكَ
destroy
ٱلْمَسِيحَ
Mesih'i
ٱبْنَ
oğlu
مَرْيَمَ
Meryem
وَأُمَّهُۥ
ve annesini
وَمَن
ve kimseleri
فِى
yeryüzündeki
ٱلْأَرْضِ
the earth
جَمِيعًۭا ۗ
hepsini
وَلِلَّهِ
Allah'ındır
مُلْكُ
mülkü
ٱلسَّمَـٰوَٰتِ
göklerde
وَٱلْأَرْضِ
ve yerde
وَمَا
ve bulunanların
بَيْنَهُمَا ۚ
ikisinin arasında
يَخْلُقُ
yaratır
مَا
dilediğini
يَشَآءُ ۚ
He wills
وَٱللَّهُ
Allah
عَلَىٰ
he
كُلِّ
every
شَىْءٍۢ
şeyi
قَدِيرٌۭ
yapabilendir

Diyanet İşleri MealiAllah ancak Meryem oğlu Mesih'tir" diyenler and olsun ki kafir olmuşlardır. De ki: "Allah Meryem oğlu Mesih'i, anasını ve yeryüzünde olanların hepsini yok etmeyi dilerse kim O'na karşı koyabilir?" Göklerin, yerin ve arasındakilerin hükümranlığı Allah'ındır, dilediğini yaratır. Allah her şeye Kadir'dir

Süleyman AteşAllah, Meryem oğlu Mesih'tir. diyenler küfre gitmişlerdir. De ki: "Öyle ise Allah, Meryem oğlu Mesih'i, annesini ve yeryüzünde olanların hepsini helak etmek istese, Allah'a karşı kimin elinde bir şey var?" Göklerde, yerde ve ikisinin arasında bulunan herşey O'nundur. O, dilediğini yaratır, Allah, herşeyi yapabilendir

5:18 📚 7
وَقَالَتِ ٱلۡيَهُودُ وَٱلنَّصَٰرَىٰ نَحۡنُ أَبۡنَٰٓؤُاْ ٱللَّهِ وَأَحِبَّٰٓؤُهُۥۚ قُلۡ فَلِمَ يُعَذِّبُكُم بِذُنُوبِكُمۖ بَلۡ أَنتُم بَشَرࣱ مِّمَّنۡ خَلَقَۚ يَغۡفِرُ لِمَن يَشَآءُ وَيُعَذِّبُ مَن يَشَآءُۚ وَلِلَّهِ مُلۡكُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِ وَمَا بَيۡنَهُمَاۖ وَإِلَيۡهِ ٱلۡمَصِيرُ
وَقَالَتِ
ve dediler
ٱلْيَهُودُ
Yahudiler
وَٱلنَّصَـٰرَىٰ
ve hıristiyanlar
نَحْنُ
biz
أَبْنَـٰٓؤُا۟
oğullarıyız
ٱللَّهِ
Allah'ın
وَأَحِبَّـٰٓؤُهُۥ ۚ
ve sevgilileriyiz
قُلْ
de ki
فَلِمَ
o halde niçin
يُعَذِّبُكُم
size azabediyor
بِذُنُوبِكُم ۖ
günahlarınızdan ötürü
بَلْ
hayır
أَنتُم
siz de
بَشَرٌۭ
birer insansınız
مِّمَّنْ
O'nun yaratıklarından
خَلَقَ ۚ
He created
يَغْفِرُ
bağışlar
لِمَن
kimseyi
يَشَآءُ
dilediği
وَيُعَذِّبُ
ve azabeder
مَن
kimseye
يَشَآءُ ۚ
dilediği
وَلِلَّهِ
Allah'ındır
مُلْكُ
mülkü
ٱلسَّمَـٰوَٰتِ
göklerin
وَٱلْأَرْضِ
ve yerin
وَمَا
bulunan herşeyin
بَيْنَهُمَا ۖ
ve ikisi arasında
وَإِلَيْهِ
O'nadır
ٱلْمَصِيرُ
dönüş de

Diyanet İşleri MealiYahudiler ve hıristiyanlar, "Biz Allah'ın oğulları ve sevgilileriyiz" dediler. "Öyleyse günahlarınızdan ötürü size niçin azabediyor? Bilakis siz O'nun yarattığı insanlarsınız" de, Allah dilediğini bağışlar, dilediğine azab eder. Göklerin, yerin ve ikisinin arasındakilerin hükümranlığı Allah'ındır. Dönüş O'nadır

Süleyman AteşYahudiler ve hıristiyanlar; "Biz Allah'ın oğulları ve sevgilileriyiz." dediler. De ki: "O halde niçin günahlarınızdan ötürü (Allah) size azabediyor?" Hayır, siz de O'nun yaratıklarından birer insansınız. O dilediğini bağışlar, dilediğine azabeder. Göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunan herşeyin mülkü Allah'ındır. Dönüş de O'nadır

5:19 📚 2
يَٰٓأَهۡلَ ٱلۡكِتَٰبِ قَدۡ جَآءَكُمۡ رَسُولُنَا يُبَيِّنُ لَكُمۡ عَلَىٰ فَتۡرَةࣲ مِّنَ ٱلرُّسُلِ أَن تَقُولُواْ مَا جَآءَنَا مِنۢ بَشِيرࣲ وَلَا نَذِيرࣲۖ فَقَدۡ جَآءَكُم بَشِيرࣱ وَنَذِيرࣱۗ وَٱللَّهُ عَلَىٰ كُلِّ شَيۡءࣲ قَدِيرࣱ‏
يَـٰٓأَهْلَ
Ey ehli
ٱلْكِتَـٰبِ
Kitap
قَدْ
muhakkak
جَآءَكُمْ
size geldi
رَسُولُنَا
Elçimiz
يُبَيِّنُ
gerçekleri açıklıyan
لَكُمْ
size
عَلَىٰ
arasının kesildiği sırada
فَتْرَةٍۢ
(after) an interval (of cessation)
مِّنَ
elçilerin
ٱلرُّسُلِ
the Messengers
أَن
demeyesiniz
تَقُولُوا۟
you say
مَا
bize gelmedi
جَآءَنَا
(has) come to us
مِنۢ
bir müjdeleyici
بَشِيرٍۢ
bearer of glad tidings
وَلَا
ve ne de
نَذِيرٍۢ ۖ
bir uyarıcı
فَقَدْ
işte
جَآءَكُم
size geldi
بَشِيرٌۭ
müjdeleyici
وَنَذِيرٌۭ ۗ
ve uyarıcı
وَٱللَّهُ
Allah
عَلَىٰ
her
كُلِّ
every
شَىْءٍۢ
şeye
قَدِيرٌۭ
kadirdir

Diyanet İşleri MealiEy Kitap ehli! Peygamberlerin arası kesildiğinde, "Bize müjdeci ve uyarıcı gelmedi" dersiniz diye, size açıkça anlatacak peygamberimiz geldi. Şüphesiz O, size müjdeci ve uyarıcı olarak gelmiştir. Allah her şeye Kadir'dir

Süleyman AteşEy Kitap ehli, elçilerin arasının kesildiği sırada size Elçimiz geldi, size gerçekleri açıklıyor ki, (yarın kıyamette); "Bize bir müjdeleyici ve uyarıcı gelmedi" demeyesiniz. İşte size müjdeleyici ve uyarıcı geldi. Allah, herşeyi yapabilendir

5:20 📚 1
وَإِذۡ قَالَ مُوسَىٰ لِقَوۡمِهِۦ يَٰقَوۡمِ ٱذۡكُرُواْ نِعۡمَةَ ٱللَّهِ عَلَيۡكُمۡ إِذۡ جَعَلَ فِيكُمۡ أَنۢبِيَآءَ وَجَعَلَكُم مُّلُوكࣰ ا وَءَاتَىٰكُم مَّا لَمۡ يُؤۡتِ أَحَدࣰ ا مِّنَ ٱلۡعَٰلَمِينَ
وَإِذْ
ve hani
قَالَ
demişti
مُوسَىٰ
Musa
لِقَوْمِهِۦ
kavmine
يَـٰقَوْمِ
Ey kavmim
ٱذْكُرُوا۟
hatırlayın
نِعْمَةَ
ni'metini
ٱللَّهِ
Allah'ın
عَلَيْكُمْ
size olan
إِذْ
zira (O)
جَعَلَ
var etti
فِيكُمْ
aranızda
أَنۢبِيَآءَ
peygamberler
وَجَعَلَكُم
ve sizi yaptı
مُّلُوكًۭا
krallar
وَءَاتَىٰكُم
ve size verdi
مَّا
şeyleri
لَمْ
vermediği
يُؤْتِ
He (had) given
أَحَدًۭا
hiç kimseye
مِّنَ
dünyalarda
ٱلْعَـٰلَمِينَ
the worlds

Diyanet İşleri MealiMusa, milletine: "Ey milletim! Allah'ın size olan nimetini anın: içinizden peygamberler çıkarmış ve sizi hükümdar yapmıştır, dünyalarda kimseye vermediğini size vermiştir

Süleyman AteşMusa, kavmine demişti ki: "Ey kavmim, Allah'ın size olan ni'metini hatırlayın; zira (O), aranızda peygamberler var etti, sizi krallar yaptı ve size dünyalarda hiç kimseye vermediğini verdi

5:21
يَٰقَوۡمِ ٱدۡخُلُواْ ٱلۡأَرۡضَ ٱلۡمُقَدَّسَةَ ٱلَّتِي كَتَبَ ٱللَّهُ لَكُمۡ وَلَا تَرۡتَدُّواْ عَلَىٰٓ أَدۡبَارِكُمۡ فَتَنقَلِبُواْ خَٰسِرِينَ
يَـٰقَوْمِ
Ey kavmim
ٱدْخُلُوا۟
girin
ٱلْأَرْضَ
toprağa
ٱلْمُقَدَّسَةَ
Kutsal
ٱلَّتِى
ki
كَتَبَ
yaz(ıp nasibet)diği
ٱللَّهُ
Allah'ın
لَكُمْ
size
وَلَا
dönmeyin
تَرْتَدُّوا۟
turn
عَلَىٰٓ
arkanıza
أَدْبَارِكُمْ
your backs
فَتَنقَلِبُوا۟
yoksa dönersiniz
خَـٰسِرِينَ
kaybedenlere

Diyanet İşleri MealiEy milletim! Allah'ın size yazdığı kutsal yere girin, ardınıza dönmeyin, yoksa kaybedenler olarak dönersiniz" demişti

Süleyman AteşEy kavmim, Allah'ın size yaz(ıp nasibet)diği Kutsal Toprağa girin, arkanıza dönmeyin, yoksa kaybedersiniz

5:22
قَالُواْ يَٰمُوسَىٰٓ إِنَّ فِيهَا قَوۡمࣰ ا جَبَّارِينَ وَإِنَّا لَن نَّدۡخُلَهَا حَتَّىٰ يَخۡرُجُواْ مِنۡهَا فَإِن يَخۡرُجُواْ مِنۡهَا فَإِنَّا دَٰخِلُونَ
قَالُوا۟
dediler ki
يَـٰمُوسَىٰٓ
Ey Musa
إِنَّ
şüphesiz
فِيهَا
orada vardır
قَوْمًۭا
bir millet
جَبَّارِينَ
zorba
وَإِنَّا
ve şüphesiz biz
لَن
oraya girmeyiz
نَّدْخُلَهَا
will enter it
حَتَّىٰ
kadar
يَخْرُجُوا۟
onlar çıkıncaya
مِنْهَا
oradan
فَإِن
eğer
يَخْرُجُوا۟
çıkarlarsa
مِنْهَا
oradan
فَإِنَّا
o zaman biz
دَٰخِلُونَ
gireriz

Diyanet İşleri MealiEy Musa! Orada zorba bir millet vardır, onlar oradan çıkmadıkça biz oraya girmeyeceğiz, eğer çıkarlarsa, biz de gireriz" demişlerdi

Süleyman AteşDediler ki: "Ey Musa, orada zorba bir millet var. Onlar oradan çıkmadıkça biz oraya girmeyiz. Eğer çıkarlarsa, o zaman oraya gireriz

5:23 📚 2
قَالَ رَجُلَانِ مِنَ ٱلَّذِينَ يَخَافُونَ أَنۡعَمَ ٱللَّهُ عَلَيۡهِمَا ٱدۡخُلُواْ عَلَيۡهِمُ ٱلۡبَابَ فَإِذَا دَخَلۡتُمُوهُ فَإِنَّكُمۡ غَٰلِبُونَۚ وَعَلَى ٱللَّهِ فَتَوَكَّلُوٓاْ إِن كُنتُم مُّؤۡمِنِينَ
قَالَ
dedi ki
رَجُلَانِ
iki adam
مِنَ
kimselerden
ٱلَّذِينَ
those who
يَخَافُونَ
korkanlar(dan)
أَنْعَمَ
ni'met verdiği
ٱللَّهُ
Allah'ın
عَلَيْهِمَا
kendilerine
ٱدْخُلُوا۟
girin
عَلَيْهِمُ
onların üzerine
ٱلْبَابَ
kapıdan
فَإِذَا
eğer
دَخَلْتُمُوهُ
girerseniz
فَإِنَّكُمْ
muhakkak ki siz
غَـٰلِبُونَ ۚ
galib gelirsiniz
وَعَلَى
ve
ٱللَّهِ
Allah'a
فَتَوَكَّلُوٓا۟
dayanın
إِن
eğer
كُنتُم
iseniz
مُّؤْمِنِينَ
inanıyor

Diyanet İşleri MealiKorkanlar arasında bulunan, Allah'ın nimete erdirdiği iki adam: "Üstlerine kapıdan yürüyün, oradan girerseniz şüphesiz galip gelirsiniz; eğer inanıyorsanız Allah'a güvenin" demişlerdi

Süleyman Ateş(Allah'tan) korkanlardan Allah'ın ni'met verdiği iki adam dedi ki; "Onların üzerine kapıdan girin, eğer kapıdan girerseniz, muhakkak ki siz galib gelirsiniz. Haydi eğer inanıyorsanız Allah'a dayanın

5:24
قَالُواْ يَٰمُوسَىٰٓ إِنَّا لَن نَّدۡخُلَهَآ أَبَدࣰ ا مَّا دَامُواْ فِيهَا فَٱذۡهَبۡ أَنتَ وَرَبُّكَ فَقَٰتِلَآ إِنَّا هَٰهُنَا قَٰعِدُونَ
قَالُوا۟
dediler ki
يَـٰمُوسَىٰٓ
Ey Musa
إِنَّا
şüphesiz biz
لَن
oraya girmeyiz
نَّدْخُلَهَآ
will enter it
أَبَدًۭا
asla
مَّا
onlar olduğu sürece
دَامُوا۟
as long as they are
فِيهَا ۖ
orada
فَٱذْهَبْ
gidin
أَنتَ
sen
وَرَبُّكَ
ve Rabbin
فَقَـٰتِلَآ
savaşın
إِنَّا
şüphesiz biz
هَـٰهُنَا
burada
قَـٰعِدُونَ
oturuyoruz

Diyanet İşleri MealiEy Musa! Onlar orada oldukça biz asla oraya girmeyeceğiz. Sen ve Rabbin gidin savaşın, doğrusu biz burada oturacağız" demişlerdi

Süleyman AteşDediler ki: "Ey Musa, onlar orada olduğu sürece biz oraya asla girmeyiz. Sen ve Rabbin, gidin, savaşın, biz burada oturuyoruz

5:25
قَالَ رَبِّ إِنِّي لَآ أَمۡلِكُ إِلَّا نَفۡسِي وَأَخِيۖ فَٱفۡرُقۡ بَيۡنَنَا وَبَيۡنَ ٱلۡقَوۡمِ ٱلۡفَٰسِقِينَ
قَالَ
dedi
رَبِّ
Ya Rabbi
إِنِّى
elbette ben
لَآ
malik değilim
أَمْلِكُ
(have) power
إِلَّا
başkasına
نَفْسِى
kendimden
وَأَخِى ۖ
ve kardeşimden
فَٱفْرُقْ
ayır
بَيْنَنَا
aramızı
وَبَيْنَ
ve arasını
ٱلْقَوْمِ
toplumun
ٱلْفَـٰسِقِينَ
yoldan çıkmış

Diyanet İşleri MealiMusa: "Rabbim! Ben ancak kendime ve kardeşime söz geçirebiliyorum; artık bizimle bu yoldan çıkmış milletin arasını ayır" dedi

Süleyman Ateş(Musa), "Ya Rabbi, dedi, ben kendimden ve kardeşimden başkasına malik değilim. Bizimle, o yoldan çıkmış toplumun arasını ayır

5:26
قَالَ فَإِنَّهَا مُحَرَّمَةٌ عَلَيۡهِمۡۛ أَرۡبَعِينَ سَنَةࣰۛ يَتِيهُونَ فِي ٱلۡأَرۡضِۚ فَلَا تَأۡسَ عَلَى ٱلۡقَوۡمِ ٱلۡفَٰسِقِينَ
قَالَ
(Allah) buyurdu ki
فَإِنَّهَا
şüphesiz orası
مُحَرَّمَةٌ
yasaklandı
عَلَيْهِمْ ۛ
onlara
أَرْبَعِينَ
kırk
سَنَةًۭ ۛ
yıl
يَتِيهُونَ
şaşkın şaşkın dolaşacaklar
فِى
o yerde
ٱلْأَرْضِ ۚ
the earth
فَلَا
sen üzülme
تَأْسَ
grieve
عَلَى
üzerine
ٱلْقَوْمِ
toplum
ٱلْفَـٰسِقِينَ
yoldan çıkmış

Diyanet İşleri MealiAllah: "Orası onlara kırk yıl haram kılındı; yeryüzünde şaşkın şaşkın dolaşacaklar. Sen, yoldan çıkmış millet için tasalanma" dedi

Süleyman Ateş(Allah) buyurdu ki: "Orası onlara kırk yıl yasaklandı. O yerde şaşkın şaşkın dolaşacaklar. Sen, yoldan çıkmış o toplum için üzülme

5:27 📚 2
۞وَٱتۡلُ عَلَيۡهِمۡ نَبَأَ ٱبۡنَيۡ ءَادَمَ بِٱلۡحَقِّ إِذۡ قَرَّبَا قُرۡبَانࣰ ا فَتُقُبِّلَ مِنۡ أَحَدِهِمَا وَلَمۡ يُتَقَبَّلۡ مِنَ ٱلۡأٓخَرِ قَالَ لَأَقۡتُلَنَّكَۖ قَالَ إِنَّمَا يَتَقَبَّلُ ٱللَّهُ مِنَ ٱلۡمُتَّقِينَ
۞ وَٱتْلُ
oku
عَلَيْهِمْ
onlara
نَبَأَ
haberini
ٱبْنَىْ
iki oğlunun
ءَادَمَ
Adem
بِٱلْحَقِّ
gerçek olarak
إِذْ
hani
قَرَّبَا
sunmuşlardı
قُرْبَانًۭا
birer kurban
فَتُقُبِّلَ
kabul edilmiş
مِنْ
birinden
أَحَدِهِمَا
one of them
وَلَمْ
kabul edilmemişti
يُتَقَبَّلْ
was accepted
مِنَ
ötekinden
ٱلْـَٔاخَرِ
the other
قَالَ
demişti
لَأَقْتُلَنَّكَ ۖ
seni öldüreceğim
قَالَ
dedi
إِنَّمَا
sadece
يَتَقَبَّلُ
kabul eder
ٱللَّهُ
Allah
مِنَ
korunanlardan
ٱلْمُتَّقِينَ
the God fearing

Diyanet İşleri MealiOnlara, Adem'in iki oğlunun kıssasını doğru olarak anlat: İkisi birer kurban sunmuşlar, birininki kabul edilmiş, diğerininki edilmemişti. Kabul edilmeyen, "And olsun seni öldüreceğim" deyince, kardeşi: "Allah ancak sakınanların takdimesini kabul eder" demişti

Süleyman AteşOnlara iki Adem oğlunun haberini gerçek olarak oku: Hani her biri birer kurban sunmuşlardı, (kurban) birinden kabul edilmiş, ötekinden kabul edilmemişti. (Kurbanı kabul edilmeyen, kabul edilene): "Seni öldüreceğim" demişti. (O da); "Allah, sadece korunanlardan kabul eder" dedi

5:28
لَئِنۢ بَسَطتَ إِلَيَّ يَدَكَ لِتَقۡتُلَنِي مَآ أَنَا۠ بِبَاسِطࣲ يَدِيَ إِلَيۡكَ لِأَقۡتُلَكَۖ إِنِّيٓ أَخَافُ ٱللَّهَ رَبَّ ٱلۡعَٰلَمِينَ
لَئِنۢ
andolsun eğer
بَسَطتَ
sen uzatırsan
إِلَىَّ
bana
يَدَكَ
elini
لِتَقْتُلَنِى
beni öldürmek için
مَآ
ben
أَنَا۠
will I
بِبَاسِطٍۢ
uzatmam
يَدِىَ
elimi
إِلَيْكَ
sana
لِأَقْتُلَكَ ۖ
seni öldürmek için
إِنِّىٓ
çünkü ben
أَخَافُ
korkarım
ٱللَّهَ
Allah'tan
رَبَّ
Rabbi
ٱلْعَـٰلَمِينَ
alemlerin

Diyanet İşleri MealiBeni öldürmek üzere elini bana uzatırsan, ben seni öldürmek için sana elimi uzatmam, çünkü ben, Alemlerin Rabbi olan Allah'tan korkarım

Süleyman AteşAndolsun, eğer sen beni öldürmek için bana elini uzatırsan, ben seni öldürmek için sana elimi uzatmam. Çünkü ben alemlerin Rabbinden korkarım

5:29
إِنِّيٓ أُرِيدُ أَن تَبُوٓأَ بِإِثۡمِي وَإِثۡمِكَ فَتَكُونَ مِنۡ أَصۡحَٰبِ ٱلنَّارِۚ وَذَٰلِكَ جَزَٰٓؤُاْ ٱلظَّٰلِمِينَ
إِنِّىٓ
ben
أُرِيدُ
isterim ki
أَن
sen yüklenip
تَبُوٓأَ
you be laden
بِإِثْمِى
benim günahımı
وَإِثْمِكَ
ve kendi günahını
فَتَكُونَ
olasın
مِنْ
halkından
أَصْحَـٰبِ
(the) companions
ٱلنَّارِ ۚ
ateş
وَذَٰلِكَ
ve budur
جَزَٰٓؤُا۟
cezası
ٱلظَّـٰلِمِينَ
zalimlerin

Diyanet İşleri MealiBen, hem benim hem de kendi günahını yüklenip cehennemliklerden olmanı isterim, zulmedenlerin cezası budur

Süleyman AteşBen isterim ki sen, benim günahımı da, senin günahını da yüklenip ateş halkından olasın! zalimlerin cezası budur

5:30 📚 2
فَطَوَّعَتۡ لَهُۥ نَفۡسُهُۥ قَتۡلَ أَخِيهِ فَقَتَلَهُۥ فَأَصۡبَحَ مِنَ ٱلۡخَٰسِرِينَ
فَطَوَّعَتْ
çağırdı
لَهُۥ
onu
نَفْسُهُۥ
nefsi
قَتْلَ
öldürmeye
أَخِيهِ
kardeşini
فَقَتَلَهُۥ
ve onu öldürdü
فَأَصْبَحَ
böylece oldu
مِنَ
ziyana uğrayanlardan
ٱلْخَـٰسِرِينَ
the losers

Diyanet İşleri MealiBunun üzerine, kardeşini öldürmekte nefsine uydu ve onu öldürerek, zarara uğrayanlardan oldu

Süleyman AteşNefsi, onu kardeşini öldürmeye çağırdı, (o da nefsine uyarak) onu öldürdü, ziyana uğrayanlardan oldu

5:31
فَبَعَثَ ٱللَّهُ غُرَابࣰ ا يَبۡحَثُ فِي ٱلۡأَرۡضِ لِيُرِيَهُۥ كَيۡفَ يُوَٰرِي سَوۡءَةَ أَخِيهِۚ قَالَ يَٰوَيۡلَتَىٰٓ أَعَجَزۡتُ أَنۡ أَكُونَ مِثۡلَ هَٰذَا ٱلۡغُرَابِ فَأُوَٰرِيَ سَوۡءَةَ أَخِيۖ فَأَصۡبَحَ مِنَ ٱلنَّٰدِمِينَ
فَبَعَثَ
derken gönderdi
ٱللَّهُ
Allah
غُرَابًۭا
bir karga
يَبْحَثُ
eşeleyen
فِى
yeri
ٱلْأَرْضِ
the earth
لِيُرِيَهُۥ
ona göstermek için
كَيْفَ
nasıl
يُوَٰرِى
gömeceğini
سَوْءَةَ
cesedini
أَخِيهِ ۚ
kardeşinin
قَالَ
dedi
يَـٰوَيْلَتَىٰٓ
ey! yazık bana
أَعَجَزْتُ
aciz miyim
أَنْ
ben olmaya
أَكُونَ
I can be
مِثْلَ
gibi
هَـٰذَا
şu
ٱلْغُرَابِ
karga
فَأُوَٰرِىَ
gömmekten
سَوْءَةَ
cesedini
أَخِى ۖ
kardeşimin
فَأَصْبَحَ
ve oldu
مِنَ
pişman olanlardan
ٱلنَّـٰدِمِينَ
the regretful

Diyanet İşleri MealiAllah, kardeşinin ölüsünü nasıl gömeceğini göstermek üzere, ona yeri eşeleyen bir karga gönderdi. "Bana yazıklar olsun! Kardeşimin ölüsünü örtmek için bu karga kadar olmaktan aciz kaldım" dedi de ettiğine yananlardan oldu

Süleyman AteşDerken Allah, ona kardeşinin cesedini nasıl gömeceğini göstermek için yeri eşeleyen bir karga gönderdi. (Karganın yaptığını görünce); "Yazık bana, şu karga kadar olup da kardeşimin cesedini gömmekten aciz miyin (ben?)" dedi ve pişman olanlardan oldu

5:32 📚 5
مِنۡ أَجۡلِ ذَٰلِكَ كَتَبۡنَا عَلَىٰ بَنِيٓ إِسۡرَٰٓءِيلَ أَنَّهُۥ مَن قَتَلَ نَفۡسَۢا بِغَيۡرِ نَفۡسٍ أَوۡ فَسَادࣲ فِي ٱلۡأَرۡضِ فَكَأَنَّمَا قَتَلَ ٱلنَّاسَ جَمِيعࣰ ا وَمَنۡ أَحۡيَاهَا فَكَأَنَّمَآ أَحۡيَا ٱلنَّاسَ جَمِيعࣰ اۚ وَلَقَدۡ جَآءَتۡهُمۡ رُسُلُنَا بِٱلۡبَيِّنَٰتِ ثُمَّ إِنَّ كَثِيرࣰ ا مِّنۡهُم بَعۡدَ ذَٰلِكَ فِي ٱلۡأَرۡضِ لَمُسۡرِفُونَ
مِنْ
sebeple
أَجْلِ
time
ذَٰلِكَ
işte bu
كَتَبْنَا
yazdık
عَلَىٰ
üzerine
بَنِىٓ
oğullarına
إِسْرَٰٓءِيلَ
İsrail
أَنَّهُۥ
şüphesiz
مَن
kim
قَتَلَ
öldürürse
نَفْسًۢا
bir canı
بِغَيْرِ
olmaksızın
نَفْسٍ
bir cana karşılık
أَوْ
ya da
فَسَادٍۢ
bozgunculuğa karşı
فِى
yeryüzünde
ٱلْأَرْضِ
the earth
فَكَأَنَّمَا
sanki gibidir
قَتَلَ
öldürmüş
ٱلنَّاسَ
insanları
جَمِيعًۭا
bütün
وَمَنْ
ve kim de
أَحْيَاهَا
onu yaşatırsa
فَكَأَنَّمَآ
gibi olur
أَحْيَا
yaşatmış
ٱلنَّاسَ
insanları
جَمِيعًۭا ۚ
bütün
وَلَقَدْ
ve andolsun
جَآءَتْهُمْ
onlara getirdiler
رُسُلُنَا
elçilerimiz
بِٱلْبَيِّنَـٰتِ
açık deliller
ثُمَّ
ama
إِنَّ
muhakkak
كَثِيرًۭا
çoğu
مِّنْهُم
onlardan
بَعْدَ
sonra da
ذَٰلِكَ
bundan
فِى
yeryüzünde
ٱلْأَرْضِ
the earth
لَمُسْرِفُونَ
israf etmektedirler

Diyanet İşleri MealiBunun için İsrailoğullarına şöyle yazdık: "Kim bir kimseyi bir kimseye veya yeryüzünde bozgunculuğa karşılık olmadan öldürürse, bütün insanları öldürmüş gibi olur. Kim de onu diriltirse (ölümden kurtarırsa) bütün insanları diriltmiş gibi olur". And olsun ki, onlara belgelerle peygamberlerimiz geldi, sonra buna rağmen, onların çoğu yeryüzünde taşkınlık edenler oldu

Süleyman AteşBundan dolayı İsrail oğullarına şöyle yazdık: Kim, bir cana kıymamış, ya da yeryüzünde bozgunculuk yapmamış olan bir canı öldürürse, sanki bütün insanları öldürmüş gibidir. Kim de onu(n hayatını kurtarmak suretiyle) yaşatırsa, bütün insanları yaşatmış gibi olur. Andolsun elçilerimiz onlara açık deliller getirdiler, ama bundan sonra da onlardan çoğu, yine yeryüzünde israf etmekte(aşırı gitmekte)dirler

5:33 📚 3
إِنَّمَا جَزَٰٓؤُاْ ٱلَّذِينَ يُحَارِبُونَ ٱللَّهَ وَرَسُولَهُۥ وَيَسۡعَوۡنَ فِي ٱلۡأَرۡضِ فَسَادًا أَن يُقَتَّلُوٓاْ أَوۡ يُصَلَّبُوٓاْ أَوۡ تُقَطَّعَ أَيۡدِيهِمۡ وَأَرۡجُلُهُم مِّنۡ خِلَٰفٍ أَوۡ يُنفَوۡاْ مِنَ ٱلۡأَرۡضِۚ ذَٰلِكَ لَهُمۡ خِزۡيࣱ فِي ٱلدُّنۡيَاۖ وَلَهُمۡ فِي ٱلۡأٓخِرَةِ عَذَابٌ عَظِيمٌ
إِنَّمَا
şüphesiz
جَزَٰٓؤُا۟
cezası
ٱلَّذِينَ
kimselerin
يُحَارِبُونَ
savaşanların;
ٱللَّهَ
Allah
وَرَسُولَهُۥ
ve elçisiyle
وَيَسْعَوْنَ
ve çalışanların
فِى
yeryüzünde
ٱلْأَرْضِ
the earth
فَسَادًا
bozgunculuk yapmağa
أَن
öldürülmeleri
يُقَتَّلُوٓا۟
they be killed
أَوْ
veya
يُصَلَّبُوٓا۟
asılmaları
أَوْ
yada
تُقَطَّعَ
kesilmesi
أَيْدِيهِمْ
ellerinin
وَأَرْجُلُهُم
ve ayaklarının
مِّنْ
çapraz
خِلَـٰفٍ
opposite sides
أَوْ
veya
يُنفَوْا۟
sürülmeleridir
مِنَ
bulundukları yerden
ٱلْأَرْضِ ۚ
the land
ذَٰلِكَ
bu
لَهُمْ
onlar için
خِزْىٌۭ
bir rezilliktir
فِى
dünyada
ٱلدُّنْيَا ۖ
the world
وَلَهُمْ
onlara vardır
فِى
Âhirette ise
ٱلْـَٔاخِرَةِ
the Hereafter
عَذَابٌ
bir azab
عَظِيمٌ
büyük

Diyanet İşleri MealiAllah ve Peygamberiyle savaşanların ve yeryüzünde bozgunculuğa uğraşanların cezası öldürülmek veya asılmak yahut çapraz olarak el ve ayakları kesilmek ya da yerlerinden sürülmektir. Bu onlara dünyada bir rezilliktir. Onlara ahirette büyük azab vardır

Süleyman AteşAllah ve elçisiyle savaşanların ve yeryüzünde bozgunculuk yapmağa çalışanların cezası: (ya) öldürülmeleri, ya asılmaları, ya ellerinin, ayaklarının çapraz kesilmesi veya bulundukları yerden sürülmeleridir. Bu, onların dünyada çekecekleri rezilliktir. Âhirette ise onlara büyük bir azab vardır

5:34 📚 4
إِلَّا ٱلَّذِينَ تَابُواْ مِن قَبۡلِ أَن تَقۡدِرُواْ عَلَيۡهِمۡۖ فَٱعۡلَمُوٓاْ أَنَّ ٱللَّهَ غَفُورࣱ رَّحِيمࣱ‏
إِلَّا
hariç
ٱلَّذِينَ
kimseler
تَابُوا۟
tevbe eden(ler)
مِن
önce
قَبْلِ
before
أَن
ele geçirmenizden
تَقْدِرُوا۟
you overpower
عَلَيْهِمْ ۖ
onları
فَٱعْلَمُوٓا۟
bilin ki
أَنَّ
muhakkak
ٱللَّهَ
Allah
غَفُورٌۭ
bağışlayandır
رَّحِيمٌۭ
esirgeyendir

Diyanet İşleri MealiAncak, onları yakalamanızdan önce tevbe edenler bunun dışındadır. Biliniz ki Allah, bağışlar ve merhamet eder

Süleyman AteşAncak sizin onları (yenip) ele geçirmenizden önce tevbe edenler olursa bilin ki Allah, bağışlayandır, esirgeyendir (tevbe edenleri affeder)

5:35
يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ ٱتَّقُواْ ٱللَّهَ وَٱبۡتَغُوٓاْ إِلَيۡهِ ٱلۡوَسِيلَةَ وَجَٰهِدُواْ فِي سَبِيلِهِۦ لَعَلَّكُمۡ تُفۡلِحُونَ
يَـٰٓأَيُّهَا
Ey
ٱلَّذِينَ
kimseler
ءَامَنُوا۟
inanan(lar)
ٱتَّقُوا۟
korkun
ٱللَّهَ
Allah'tan
وَٱبْتَغُوٓا۟
ve arayın
إِلَيْهِ
O'na
ٱلْوَسِيلَةَ
yol
وَجَـٰهِدُوا۟
ve cihadedin
فِى
O'nun yolunda
سَبِيلِهِۦ
His way
لَعَلَّكُمْ
umulur ki
تُفْلِحُونَ
kurtuluşa erersiniz

Diyanet İşleri MealiEy İnananlar! Allah'tan sakının, O'na ulaşmaya yol arayın, yolunda cihad edin ki kurtulasınız

Süleyman AteşEy inananlar, Allah'tan korkun, O'na (yaklaşmağa) yol arayın ve O'nun yolunda cihadedin ki, kurtuluşa eresiniz

5:36 📚 2
إِنَّ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ لَوۡ أَنَّ لَهُم مَّا فِي ٱلۡأَرۡضِ جَمِيعࣰ ا وَمِثۡلَهُۥ مَعَهُۥ لِيَفۡتَدُواْ بِهِۦ مِنۡ عَذَابِ يَوۡمِ ٱلۡقِيَٰمَةِ مَا تُقُبِّلَ مِنۡهُمۡۖ وَلَهُمۡ عَذَابٌ أَلِيمࣱ‏
إِنَّ
şüphesiz
ٱلَّذِينَ
kimseler
كَفَرُوا۟
inkar eden(ler)
لَوْ
eğer
أَنَّ
şüphesiz
لَهُم
kendilerinin olsa
مَّا
olanların
فِى
yeryüzünde
ٱلْأَرْضِ
the earth
جَمِيعًۭا
hepsi
وَمِثْلَهُۥ
ve onun bir katı daha
مَعَهُۥ
onunla beraber
لِيَفْتَدُوا۟
fidye verseler
بِهِۦ
onu
مِنْ
azabına karşılık
عَذَابِ
(the) punishment
يَوْمِ
gününün
ٱلْقِيَـٰمَةِ
kıyamet
مَا
kabul edilmez
تُقُبِّلَ
will be accepted
مِنْهُمْ ۖ
kendilerinden
وَلَهُمْ
ve onlar için vardır
عَذَابٌ
bir azab
أَلِيمٌۭ
acıklı

Diyanet İşleri MealiDoğrusu, yeryüzünde olan bütün şeyler ve onların bir katı daha kafirlerin olsa da, kıyamet gününün azabından kurtulmak için fidye verseler kabul edilmez. Onlara elem verici azab vardır

Süleyman AteşO inkar edenler var ya, eğer yeryüzünde olanların hepsi ve onun bir katı daha kendilerinin olsa da, kıyamet gününün azabından kurtulmak için (bunları) fidye verseler, kendilerinden kabul edilmez. Onlar için acı bir azab vardır

5:37
يُرِيدُونَ أَن يَخۡرُجُواْ مِنَ ٱلنَّارِ وَمَا هُم بِخَٰرِجِينَ مِنۡهَاۖ وَلَهُمۡ عَذَابࣱ مُّقِيمࣱ‏
يُرِيدُونَ
isterler
أَن
çıkmak
يَخْرُجُوا۟
they come out
مِنَ
ateşten
ٱلنَّارِ
the Fire
وَمَا
ve değillerdir
هُم
onlar
بِخَـٰرِجِينَ
çıkacak
مِنْهَا ۖ
oradan
وَلَهُمْ
ve onlar için vardır
عَذَابٌۭ
bir azab
مُّقِيمٌۭ
sürekli

Diyanet İşleri MealiAteşten çıkmak isterler, çıkamazlar. Onlara sürekli azab vardır

Süleyman AteşAteşten çıkmak isterler ama oradan çıkacak değillerdir. Onlar için sürekli bir azab vardır

5:38 📚 4
وَٱلسَّارِقُ وَٱلسَّارِقَةُ فَٱقۡطَعُوٓاْ أَيۡدِيَهُمَا جَزَآءَۢ بِمَا كَسَبَا نَكَٰلࣰ ا مِّنَ ٱللَّهِۗ وَٱللَّهُ عَزِيزٌ حَكِيمࣱ‏
وَٱلسَّارِقُ
ve hırsızlık eden erkeğin
وَٱلسَّارِقَةُ
ve hırsızlık eden kadının
فَٱقْطَعُوٓا۟
kesin
أَيْدِيَهُمَا
ellerini
جَزَآءًۢ
bir ceza olarak
بِمَا
karşılık
كَسَبَا
yaptıklarına
نَكَـٰلًۭا
ibret verici
مِّنَ
Allahtan
ٱللَّهِ ۗ
Allah
وَٱللَّهُ
ve Allah
عَزِيزٌ
daima üstündür
حَكِيمٌۭ
hüküm ve hikmet sahibidir

Diyanet İşleri MealiErkek hırsız ve kadın hırsızın, yaptıklarından ötürü Allah tarafından ibret verici bir ceza olarak, ellerini kesin. Allah Güçlü'dür, Hakim'dir

Süleyman AteşHırsızlık eden erkek ve kadının, yaptıklarına karşılık Allah'tan bir ceza olarak ellerini kesin! Allah daima üstündür, hüküm ve hikmet sahibidir

5:39
فَمَن تَابَ مِنۢ بَعۡدِ ظُلۡمِهِۦ وَأَصۡلَحَ فَإِنَّ ٱللَّهَ يَتُوبُ عَلَيۡهِۚ إِنَّ ٱللَّهَ غَفُورࣱ رَّحِيمٌ
فَمَن
kim
تَابَ
tevbe eder
مِنۢ
sonra
بَعْدِ
after
ظُلْمِهِۦ
yaptığı haksızlıktan
وَأَصْلَحَ
ve uslanırsa
فَإِنَّ
şüphesiz
ٱللَّهَ
Allah
يَتُوبُ
tevbesini kabul eder
عَلَيْهِ ۗ
onun
إِنَّ
şüphesiz
ٱللَّهَ
Allah
غَفُورٌۭ
bağışlayan
رَّحِيمٌ
acıyandır

Diyanet İşleri MealiEttiği zulümden sonra tevbe edip düzelen kimse, bilsin ki Allah onun tevbesini kabul eder. Allah şüphesiz Bağışlayan'dır, merhametli olandır

Süleyman AteşKim yaptığı haksızlıktan sonra tevbe eder, uslanırsa, şüphesiz Allah, onun tevbesini kabul eder. Çünkü Allah bağışlayan, acıyandır

5:40 📚 2
أَلَمۡ تَعۡلَمۡ أَنَّ ٱللَّهَ لَهُۥ مُلۡكُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِ يُعَذِّبُ مَن يَشَآءُ وَيَغۡفِرُ لِمَن يَشَآءُۗ وَٱللَّهُ عَلَىٰ كُلِّ شَيۡءࣲ قَدِيرࣱ‏
أَلَمْ
bilmez misin ki
تَعْلَمْ
you know
أَنَّ
şüphesiz
ٱللَّهَ
Allah'a
لَهُۥ
aittir
مُلْكُ
mülkü
ٱلسَّمَـٰوَٰتِ
göklerin
وَٱلْأَرْضِ
ve yerin
يُعَذِّبُ
azabeder
مَن
kimseye
يَشَآءُ
dilediği
وَيَغْفِرُ
ve bağışlar
لِمَن
kimseyi
يَشَآءُ ۗ
dilediği
وَٱللَّهُ
Allah
عَلَىٰ
üzerine
كُلِّ
her
شَىْءٍۢ
şey
قَدِيرٌۭ
kadirdir

Diyanet İşleri MealiGöklerin ve yerin hükümranlığının Allah'ın olduğunu bilmiyor musun? Dilediğine azabeder, dilediğini bağışlar. Allah her şeye Kadir'dir

Süleyman AteşGöklerin ve yerin mülkünün Allah'a aidolduğunu bilmedin mi? (O), dilediğine azabeder, dilediğini bağışlar. Allah herşeye kadirdir

5:41 📚 3
۞يَٰٓأَيُّهَا ٱلرَّسُولُ لَا يَحۡزُنكَ ٱلَّذِينَ يُسَٰرِعُونَ فِي ٱلۡكُفۡرِ مِنَ ٱلَّذِينَ قَالُوٓاْ ءَامَنَّا بِأَفۡوَٰهِهِمۡ وَلَمۡ تُؤۡمِن قُلُوبُهُمۡۛ وَمِنَ ٱلَّذِينَ هَادُواْۛ سَمَّٰعُونَ لِلۡكَذِبِ سَمَّٰعُونَ لِقَوۡمٍ ءَاخَرِينَ لَمۡ يَأۡتُوكَۖ يُحَرِّفُونَ ٱلۡكَلِمَ مِنۢ بَعۡدِ مَوَاضِعِهِۦۖ يَقُولُونَ إِنۡ أُوتِيتُمۡ هَٰذَا فَخُذُوهُ وَإِن لَّمۡ تُؤۡتَوۡهُ فَٱحۡذَرُواْۚ وَمَن يُرِدِ ٱللَّهُ فِتۡنَتَهُۥ فَلَن تَمۡلِكَ لَهُۥ مِنَ ٱللَّهِ شَيۡـًٔاۚ أُوْلَٰٓئِكَ ٱلَّذِينَ لَمۡ يُرِدِ ٱللَّهُ أَن يُطَهِّرَ قُلُوبَهُمۡۚ لَهُمۡ فِي ٱلدُّنۡيَا خِزۡيࣱۖ وَلَهُمۡ فِي ٱلۡأٓخِرَةِ عَذَابٌ عَظِيمࣱ‏
۞ يَـٰٓأَيُّهَا
Ey
ٱلرَّسُولُ
Elçi
لَا
seni üzmesin
يَحْزُنكَ
grieve you
ٱلَّذِينَ
kimseler
يُسَـٰرِعُونَ
yarış eden(ler)
فِى
küfürde
ٱلْكُفْرِ
[the] disbelief
مِنَ
onlar ki
ٱلَّذِينَ
those who
قَالُوٓا۟
derler
ءَامَنَّا
inandık
بِأَفْوَٰهِهِمْ
ağızlariyle
وَلَمْ
inanmamış iken
تُؤْمِن
believe
قُلُوبُهُمْ ۛ
kalbleri
وَمِنَ
ve arasında
ٱلَّذِينَ
olanlar
هَادُوا۟ ۛ
yahudi(ler)
سَمَّـٰعُونَ
kulak verirler
لِلْكَذِبِ
yalana
سَمَّـٰعُونَ
kulak verirler
لِقَوْمٍ
bir kavme
ءَاخَرِينَ
başka
لَمْ
sana gelmemiş olan
يَأْتُوكَ ۖ
come to you
يُحَرِّفُونَ
onlar kaydırırlar
ٱلْكَلِمَ
kelimeleri
مِنۢ
bazısının
بَعْدِ
after
مَوَاضِعِهِۦ ۖ
yerlerinden
يَقُولُونَ
derler
إِنْ
eğer
أُوتِيتُمْ
size verilirse
هَـٰذَا
bu
فَخُذُوهُ
alın
وَإِن
ve eğer
لَّمْ
verilmezse
تُؤْتَوْهُ
you are given it
فَٱحْذَرُوا۟ ۚ
sakının
وَمَن
ve birini
يُرِدِ
isterse
ٱللَّهُ
Allah
فِتْنَتَهُۥ
şaşırtmak
فَلَن
sen yapamazsın
تَمْلِكَ
will you have power
لَهُۥ
onun için
مِنَ
karşı
ٱللَّهِ
Allah'a
شَيْـًٔا ۚ
hiçbir şey
أُو۟لَـٰٓئِكَ
işte onlar
ٱلَّذِينَ
o kimseler ki
لَمْ
istememiştir
يُرِدِ
will intend
ٱللَّهُ
Allah
أَن
temizlemesini
يُطَهِّرَ
He purifies
قُلُوبَهُمْ ۚ
kalblerini
لَهُمْ
onlar için vardır
فِى
dünyada
ٱلدُّنْيَا
the world
خِزْىٌۭ ۖ
rezillik
وَلَهُمْ
ve onlar için vardır
فِى
ahirette de
ٱلْـَٔاخِرَةِ
the Hereafter
عَذَابٌ
bir azab
عَظِيمٌۭ
büyük

Diyanet İşleri MealiKalbleri inanmamışken, ağızlarıyla, "İnandık" diyenler, yahudilerden yalana kulak verenler ve başka bir topluluk hesabına casusluk edenlerden inkara koşanlar seni üzmesin. Sözleri asıl yerlerinden değiştirirler de, "Böyle bir fetva size verilirse alın, verilmezse kaçının" derler. Allah'ın fitneye düşmesini dilediği kimse için Allah'a karşı senin elinden bir şey gelmez. İşte onlar Allah'ın, kalblerini arıtmak istemediği kimselerdir. Dünyada rezillik onlaradır. Onlara ahirette de büyük azab vardır

Süleyman AteşEy Elçi, ağızlariyle "inandık" dedikleri halde kalbleri inanmamış olanlar arasında küfürde yarış edenler seni üzmesin. yahudiler arasında da yalana kulak veren, sana gelmemiş olan bir kavme kulak verenler vardır. Onlar kelimeleri yerlerinden kaydırırlar: "Eğer size bu verilirse alın, bu verilmezse sakının!" derler. Allah birini şaşırtmak isterse, sen onun için Allah'a karşı hiçbir şey yapamazsın. Onlar, Allah'ın, kalblerini temizlemek istemediği kimselerdir. Onlar için dünyada rezillik var ve yine onlar için ahirette de büyük bir azab vardır

5:42 📚 9
سَمَّٰعُونَ لِلۡكَذِبِ أَكَّٰلُونَ لِلسُّحۡتِۚ فَإِن جَآءُوكَ فَٱحۡكُم بَيۡنَهُمۡ أَوۡ أَعۡرِضۡ عَنۡهُمۡۖ وَإِن تُعۡرِضۡ عَنۡهُمۡ فَلَن يَضُرُّوكَ شَيۡـࣰٔ اۖ وَإِنۡ حَكَمۡتَ فَٱحۡكُم بَيۡنَهُم بِٱلۡقِسۡطِۚ إِنَّ ٱللَّهَ يُحِبُّ ٱلۡمُقۡسِطِينَ
سَمَّـٰعُونَ
kulak verirler
لِلْكَذِبِ
yalana
أَكَّـٰلُونَ
yerler
لِلسُّحْتِ ۚ
haram
فَإِن
eğer
جَآءُوكَ
sana gelirlerse
فَٱحْكُم
hüküm ver
بَيْنَهُمْ
aralarında
أَوْ
yada
أَعْرِضْ
yüz çevir
عَنْهُمْ ۖ
onlardan
وَإِن
eğer
تُعْرِضْ
yüz çevirirsen
عَنْهُمْ
onlardan
فَلَن
asla
يَضُرُّوكَ
sana zarar veremezler
شَيْـًۭٔا ۖ
hiçbir
وَإِنْ
ve eğer
حَكَمْتَ
hüküm verirsen
فَٱحْكُم
hüküm ver
بَيْنَهُم
aralarında
بِٱلْقِسْطِ ۚ
adaletle
إِنَّ
şüphesiz
ٱللَّهَ
Allah
يُحِبُّ
sever
ٱلْمُقْسِطِينَ
adalet yapanları

Diyanet İşleri MealiOnlar yalana kulak verirler, haram yerler. Eğer sana gelirlerse aralarında hükmet, yahut onlardan yüz çevir; yüz çevirirsen sana bir zarar veremezler. Eğer hükmedersen aralarında adaletle hüküm ver. Allah adil olanları sever

Süleyman AteşYalana kulak verirler, haram yerler. Sana gelirlerse, ister aralarında hüküm ver, ister onlardan yüz çevir; eğer onlardan yüz çevirirsen, sana hiçbir zarar veremezler. Ve eğer hüküm verirsen, aralarında adaletle hüküm ver. Çünkü Allah, adalet yapanları sever

5:43
وَكَيۡفَ يُحَكِّمُونَكَ وَعِندَهُمُ ٱلتَّوۡرَىٰةُ فِيهَا حُكۡمُ ٱللَّهِ ثُمَّ يَتَوَلَّوۡنَ مِنۢ بَعۡدِ ذَٰلِكَۚ وَمَآ أُوْلَٰٓئِكَ بِٱلۡمُؤۡمِنِينَ
وَكَيْفَ
ve nasıl
يُحَكِّمُونَكَ
seni hakem yapıyorlar
وَعِندَهُمُ
yanlarında dururken
ٱلتَّوْرَىٰةُ
Tevrat
فِيهَا
içinde bulunan
حُكْمُ
hükmü
ٱللَّهِ
Allah'ın
ثُمَّ
sonra
يَتَوَلَّوْنَ
dönüyorlar
مِنۢ
sonra da
بَعْدِ
after
ذَٰلِكَ ۚ
ondan
وَمَآ
değillerdir
أُو۟لَـٰٓئِكَ
onlar
بِٱلْمُؤْمِنِينَ
inanıyor

Diyanet İşleri MealiAllah'ın hükmünün bulunduğu Tevrat yanlarında iken, ne yüzle seni hakem tayin ediyorlar da sonra bundan yüz çeviriyorlar? İşte onlar inanmış değillerdir

Süleyman Ateşİçinde Allah'ın hükmü bulunan Tevrat yanlarında dururken seni nasıl hakem yapıyorlar, ondan sonra da (verdiğin hükümden) dönüyorlar. Onlar inanıcı değillerdir

5:44 📚 8
إِنَّآ أَنزَلۡنَا ٱلتَّوۡرَىٰةَ فِيهَا هُدࣰ ى وَنُورࣱۚ يَحۡكُمُ بِهَا ٱلنَّبِيُّونَ ٱلَّذِينَ أَسۡلَمُواْ لِلَّذِينَ هَادُواْ وَٱلرَّبَّٰنِيُّونَ وَٱلۡأَحۡبَارُ بِمَا ٱسۡتُحۡفِظُواْ مِن كِتَٰبِ ٱللَّهِ وَكَانُواْ عَلَيۡهِ شُهَدَآءَۚ فَلَا تَخۡشَوُاْ ٱلنَّاسَ وَٱخۡشَوۡنِ وَلَا تَشۡتَرُواْ بِـَٔايَٰتِي ثَمَنࣰ ا قَلِيلࣰ اۚ وَمَن لَّمۡ يَحۡكُم بِمَآ أَنزَلَ ٱللَّهُ فَأُوْلَٰٓئِكَ هُمُ ٱلۡكَٰفِرُونَ
إِنَّآ
gerçekten
أَنزَلْنَا
biz indirdik
ٱلتَّوْرَىٰةَ
Tevrat'ı
فِيهَا
onda vardır
هُدًۭى
yol gösterme
وَنُورٌۭ ۚ
ve nur
يَحْكُمُ
hüküm verirlerdi
بِهَا
onunla
ٱلنَّبِيُّونَ
peygamberler
ٱلَّذِينَ
öyle ki
أَسْلَمُوا۟
İslam olmuş
لِلَّذِينَ
kimselere
هَادُوا۟
yahudi(lere)
وَٱلرَّبَّـٰنِيُّونَ
ve Rabbanilere
وَٱلْأَحْبَارُ
ve alimlere
بِمَا
dolayı
ٱسْتُحْفِظُوا۟
korumakla görevlendirildiklerinden
مِن
Kitabını
كِتَـٰبِ
(the) Book
ٱللَّهِ
Allah'ın
وَكَانُوا۟
idiler
عَلَيْهِ
onun üzerine
شُهَدَآءَ ۚ
şahitler
فَلَا
korkmayın
تَخْشَوُا۟
fear
ٱلنَّاسَ
insanlardan
وَٱخْشَوْنِ
benden korkun
وَلَا
ve satmayın
تَشْتَرُوا۟
sell
بِـَٔايَـٰتِى
benim ayetlerimi
ثَمَنًۭا
bir paraya
قَلِيلًۭا ۚ
azıcık
وَمَن
ve kim
لَّمْ
hükmetmezse
يَحْكُم
judge
بِمَآ
ile
أَنزَلَ
indirdiği
ٱللَّهُ
Allah'ın
فَأُو۟لَـٰٓئِكَ
işte
هُمُ
onlar
ٱلْكَـٰفِرُونَ
kafirlerdir

Diyanet İşleri MealiDoğrusu Biz yol gösterici olarak Tevrat'ı indirdik. Kendisini Allah'a teslim etmiş peygamberler, yahudi olanlara onunla ve Rabbe kul olanlar, bilginler de Allah'ın Kitap'ından elde mahfuz kalanla hükmederlerdi. Tevrat'a şahiddiler. O halde insanlardan korkmayın, benden korkun, ayetlerimi hiçbir değerle değiştirmeyin; Allah'ın indirdiği ile hükmetmeyenler, işte onlar kafirlerdir

Süleyman AteşGerçekten Tevrat'ı biz indirdik, onda yol gösterme ve nur vardır. İslam olmuş peygamberler, onunla yahudilere hüküm verirlerdi, kendilerini Tanrıya vermiş zahidler ve alimler de "Allah'ın Kitabını korumakla görevlendirildiklerinden onunla (hüküm verirlerdi) ve onu gözetip kollarlardı. (Ey hİkimler), insanlardan korkmayın, benden korkun ve benim ayetlerimi az bir paraya satmayın! Kim Allah'ın indirdiği ile hükmetmezse işte kafirler onlardır

5:45 📚 13
وَكَتَبۡنَا عَلَيۡهِمۡ فِيهَآ أَنَّ ٱلنَّفۡسَ بِٱلنَّفۡسِ وَٱلۡعَيۡنَ بِٱلۡعَيۡنِ وَٱلۡأَنفَ بِٱلۡأَنفِ وَٱلۡأُذُنَ بِٱلۡأُذُنِ وَٱلسِّنَّ بِٱلسِّنِّ وَٱلۡجُرُوحَ قِصَاصࣱۚ فَمَن تَصَدَّقَ بِهِۦ فَهُوَ كَفَّارَةࣱ لَّهُۥۚ وَمَن لَّمۡ يَحۡكُم بِمَآ أَنزَلَ ٱللَّهُ فَأُوْلَٰٓئِكَ هُمُ ٱلظَّٰلِمُونَ
وَكَتَبْنَا
ve yazdık
عَلَيْهِمْ
onlara
فِيهَآ
onda
أَنَّ
mukakkak
ٱلنَّفْسَ
cana
بِٱلنَّفْسِ
can
وَٱلْعَيْنَ
ve göze
بِٱلْعَيْنِ
göz
وَٱلْأَنفَ
ve buruna
بِٱلْأَنفِ
burun
وَٱلْأُذُنَ
ve kulağa
بِٱلْأُذُنِ
kulak
وَٱلسِّنَّ
ve dişe
بِٱلسِّنِّ
diş
وَٱلْجُرُوحَ
ve yaralara
قِصَاصٌۭ ۚ
kısas
فَمَن
kim
تَصَدَّقَ
bağışlarsa
بِهِۦ
bunu
فَهُوَ
o
كَفَّارَةٌۭ
keffaret olur
لَّهُۥ ۚ
kendisi için
وَمَن
ve kim
لَّمْ
hükmetmezse
يَحْكُم
judge
بِمَآ
ile
أَنزَلَ
indirdiği
ٱللَّهُ
Allah'ın
فَأُو۟لَـٰٓئِكَ
işte
هُمُ
onlar
ٱلظَّـٰلِمُونَ
zalimlerdir

Diyanet İşleri MealiOrada onlara cana can, göze göz, buruna burun, kulağa kulak, dişe dişle ve yaralara karşılıklı ödeşme yazdık. Kim hakkından vazgeçerse bu, onun günahlarına keffaret olur. Allah'ın indirdiği ile hükmetmeyenler, işte onlar zalimlerdir

Süleyman AteşO(Hak Kitabı)nda onlara, cana can, göze göz, buruna burun, kulağa kulak, dişe diş ve yaralara karşılıklı kısas (ödeşme) yazdık. Kim bunu bağışlar(kısas hakkından vazgeçer)se o, kendisi için keffaret olur. Ve kim Allah'ın indirdiğiyle hükmetmezse, işte zalimler onlardır

5:46
وَقَفَّيۡنَا عَلَىٰٓ ءَاثَٰرِهِم بِعِيسَى ٱبۡنِ مَرۡيَمَ مُصَدِّقࣰ ا لِّمَا بَيۡنَ يَدَيۡهِ مِنَ ٱلتَّوۡرَىٰةِۖ وَءَاتَيۡنَٰهُ ٱلۡإِنجِيلَ فِيهِ هُدࣰ ى وَنُورࣱ وَمُصَدِّقࣰ ا لِّمَا بَيۡنَ يَدَيۡهِ مِنَ ٱلتَّوۡرَىٰةِ وَهُدࣰ ى وَمَوۡعِظَةࣰ لِّلۡمُتَّقِينَ
وَقَفَّيْنَا
ve gönderdik
عَلَىٰٓ
üzerine
ءَاثَـٰرِهِم
onların ardından
بِعِيسَى
Îsa'yı
ٱبْنِ
oğlu
مَرْيَمَ
Meryem
مُصَدِّقًۭا
doğrulayıcı olarak
لِّمَا
olan
بَيْنَ
ellerinde
يَدَيْهِ
his hands
مِنَ
Tevrat'ı
ٱلتَّوْرَىٰةِ ۖ
the Taurat
وَءَاتَيْنَـٰهُ
ve ona verdik
ٱلْإِنجِيلَ
İncil'i
فِيهِ
içinde bulunan
هُدًۭى
yol gösterme
وَنُورٌۭ
ve nur
وَمُصَدِّقًۭا
ve doğrulayan
لِّمَا
olan
بَيْنَ
ellerinde
يَدَيْهِ
his hands
مِنَ
Tevrat'ı
ٱلتَّوْرَىٰةِ
the Taurat
وَهُدًۭى
ve yol gösterici
وَمَوْعِظَةًۭ
ve öğüt
لِّلْمُتَّقِينَ
korunanlar için

Diyanet İşleri MealiOnların izi üzerine arkalarından Meryem oğlu İsa'yı, ondan önce gelmiş bulunan Tevrat'ı doğrulayarak gönderdik. Ona, yol gösterici, aydınlatıcı olan ve önünde bulunan Tevrat'ı doğrulayan İncil'i sakınanlara öğüt ve yol gösterici olarak verdik

Süleyman AteşOnların ardından, yanlarındaki Tevrat'ı doğrulayıcı olarak Meryem oğlu Îsa'yı gönderdik ve ona, içinde yol gösterme ve nur bulunan, önündeki Tevrat'ı doğrulayan, korunanlar için yol gösterici ve öğüt olan İncil'i verdik

5:47 📚 8
وَلۡيَحۡكُمۡ أَهۡلُ ٱلۡإِنجِيلِ بِمَآ أَنزَلَ ٱللَّهُ فِيهِۚ وَمَن لَّمۡ يَحۡكُم بِمَآ أَنزَلَ ٱللَّهُ فَأُوْلَٰٓئِكَ هُمُ ٱلۡفَٰسِقُونَ
وَلْيَحْكُمْ
hükmetsinler
أَهْلُ
sahipleri
ٱلْإِنجِيلِ
İncil
بِمَآ
ile
أَنزَلَ
indirdiği
ٱللَّهُ
Allah'ın
فِيهِ ۚ
onda
وَمَن
ve kim
لَّمْ
hükmetmezse
يَحْكُم
judge
بِمَآ
ilr
أَنزَلَ
indirdiği
ٱللَّهُ
Allah'ın
فَأُو۟لَـٰٓئِكَ
işte
هُمُ
onlar
ٱلْفَـٰسِقُونَ
fasıklardır

Diyanet İşleri Mealiİncil sahibleri Allah'ın onda indirdikleri ile hükmetsinler. Allah'ın indirdiği ile hükmetmeyenler, işte onlar fasık olanlardır

Süleyman Ateşİncil sahipleri, Allah'ın onda indirdiği ile hükmetsinler. Kim Allah'ın indirdiğiyle hükmetmezse işte onlar, yoldan çıkmışlardır

5:48 📚 8
وَأَنزَلۡنَآ إِلَيۡكَ ٱلۡكِتَٰبَ بِٱلۡحَقِّ مُصَدِّقࣰ ا لِّمَا بَيۡنَ يَدَيۡهِ مِنَ ٱلۡكِتَٰبِ وَمُهَيۡمِنًا عَلَيۡهِۖ فَٱحۡكُم بَيۡنَهُم بِمَآ أَنزَلَ ٱللَّهُۖ وَلَا تَتَّبِعۡ أَهۡوَآءَهُمۡ عَمَّا جَآءَكَ مِنَ ٱلۡحَقِّۚ لِكُلࣲّ جَعَلۡنَا مِنكُمۡ شِرۡعَةࣰ وَمِنۡهَاجࣰ اۚ وَلَوۡ شَآءَ ٱللَّهُ لَجَعَلَكُمۡ أُمَّةࣰ وَٰحِدَةࣰ وَلَٰكِن لِّيَبۡلُوَكُمۡ فِي مَآ ءَاتَىٰكُمۡۖ فَٱسۡتَبِقُواْ ٱلۡخَيۡرَٰتِۚ إِلَى ٱللَّهِ مَرۡجِعُكُمۡ جَمِيعࣰ ا فَيُنَبِّئُكُم بِمَا كُنتُمۡ فِيهِ تَخۡتَلِفُونَ
وَأَنزَلْنَآ
ve indirdik
إِلَيْكَ
sana
ٱلْكِتَـٰبَ
Kitabı
بِٱلْحَقِّ
gerçekle
مُصَدِّقًۭا
doğrulayıcı
لِّمَا
bulunan
بَيْنَ
ellerinde
يَدَيْهِ
his hands
مِنَ
Kitabı
ٱلْكِتَـٰبِ
the Book
وَمُهَيْمِنًا
ve kollayıp koruyucu olarak
عَلَيْهِ ۖ
onu
فَٱحْكُم
artık hükmet
بَيْنَهُم
onların aralarında
بِمَآ
ile
أَنزَلَ
indirdiği
ٱللَّهُ ۖ
Allah'ın
وَلَا
ve uyma
تَتَّبِعْ
follow
أَهْوَآءَهُمْ
onların keyiflerine
عَمَّا
sana gelen
جَآءَكَ
has come to you
مِنَ
gerçek(ten ayrılıp)
ٱلْحَقِّ ۚ
the truth
لِكُلٍّۢ
her biriniz için
جَعَلْنَا
belirledik
مِنكُمْ
sizden
شِرْعَةًۭ
bir şeri'at
وَمِنْهَاجًۭا ۚ
ve bir yol
وَلَوْ
ve eğer
شَآءَ
isteseydi
ٱللَّهُ
Allah
لَجَعَلَكُمْ
hepinizi yapardı
أُمَّةًۭ
ümmet
وَٰحِدَةًۭ
bir tek
وَلَـٰكِن
fakat
لِّيَبْلُوَكُمْ
sizi sınamak istedi
فِى
ile
مَآ
what
ءَاتَىٰكُمْ ۖ
size verdiği
فَٱسْتَبِقُوا۟
öyleyse koşun
ٱلْخَيْرَٰتِ ۚ
hayır işlerine
إِلَى
Allah'adır
ٱللَّهِ
Allah
مَرْجِعُكُمْ
dönüşü
جَمِيعًۭا
hepinizin
فَيُنَبِّئُكُم
O size haber verecektir
بِمَا
şeyleri
كُنتُمْ
olduğunuz
فِيهِ
onda
تَخْتَلِفُونَ
ayrılığa düşmüş

Diyanet İşleri MealiKuran'ı, önce gelen Kitap'ı tasdik ederek ve ona şahid olarak gerçekle sana indirdik. Allah'ın indirdiği ile aralarında hükmet; gerçek olan sana gelmiş bulunduğuna göre, onların heveslerine uyma! Her biriniz için bir yol ve bir yöntem kıldık; eğer Allah dileseydi sizi bir tek ümmet yapardı, fakat bu, verdikleriyle sizi denemesi içindir; o halde iyiliklere koşuşun, hepinizin dönüşü Allah'adır. O, ayrılığa düştüğünüz şeyleri size bildirir

Süleyman AteşSana da kendinden önceki Kitabı doğrulayıcı ve onu kollayıp koruyucu olarak Kitabı gerçekle indirdik. Artık onların aralarında Allah'ın indirdiğiyle hükmet ve sana gelen gerçekten ayrılıp onların keyiflerine uyma! Sizden her biriniz için bir şeri'atve bir yol belirledik. Allah isteseydi, hepinizi bir tek ümmet yapardı, fakat size verdiğ(i ni'met)ler(i) içinde sizi sınamak istedi. Öyleyse hayır işlerine koşun, hepinizin dönüşü Allah'adır. O size ayrılığa düştüğünüz şeyler(in hakikatin)i haber verecektir

5:49 📚 15
وَأَنِ ٱحۡكُم بَيۡنَهُم بِمَآ أَنزَلَ ٱللَّهُ وَلَا تَتَّبِعۡ أَهۡوَآءَهُمۡ وَٱحۡذَرۡهُمۡ أَن يَفۡتِنُوكَ عَنۢ بَعۡضِ مَآ أَنزَلَ ٱللَّهُ إِلَيۡكَۖ فَإِن تَوَلَّوۡاْ فَٱعۡلَمۡ أَنَّمَا يُرِيدُ ٱللَّهُ أَن يُصِيبَهُم بِبَعۡضِ ذُنُوبِهِمۡۗ وَإِنَّ كَثِيرࣰ ا مِّنَ ٱلنَّاسِ لَفَٰسِقُونَ
وَأَنِ
ve
ٱحْكُم
hükmet
بَيْنَهُم
aralarında
بِمَآ
ile
أَنزَلَ
indirdiği
ٱللَّهُ
Allah'ın
وَلَا
uyma
تَتَّبِعْ
follow
أَهْوَآءَهُمْ
onların keyiflerine
وَٱحْذَرْهُمْ
ve onlardan sakın
أَن
seni şaşırtmalarından
يَفْتِنُوكَ
they tempt you away
عَنۢ
bir kısmından
بَعْضِ
some
مَآ
şeylerin
أَنزَلَ
indirdiği
ٱللَّهُ
Allah'ın
إِلَيْكَ ۖ
sana
فَإِن
eğer
تَوَلَّوْا۟
dönerlerse
فَٱعْلَمْ
bil ki
أَنَّمَا
şüphesiz
يُرِيدُ
istiyor
ٱللَّهُ
Allah
أَن
onları felakete uğratmak
يُصِيبَهُم
afflict them
بِبَعْضِ
bazı
ذُنُوبِهِمْ ۗ
günahları yüzünden
وَإِنَّ
ve şüphesiz
كَثِيرًۭا
çoğu
مِّنَ
insanlardan
ٱلنَّاسِ
the people
لَفَـٰسِقُونَ
yoldan çıkmışlardır

Diyanet İşleri MealiO halde, Allah'ın indirdiği Kitap ile aralarında hükmet, Allah'ın sana indirdiği Kuran'ın bir kısmından seni vazgeçirmelerinden sakın, heveslerine uyma; eğer yüz çevirirlerse bil ki, Allah bir kısım günahları yüzünden onları cezalandırmak istiyor. İnsanların çoğu gerçekten fasıktırlar

Süleyman AteşAralarında Allah'ın indirdiğiyle hükmet, onların keyiflerine uyma ve onların, Allah'ın indirdiği şeylerin bir kısmından seni şaşırtmalarından sakın! Eğer dönerlerse bil ki Allah, bazı günahları yüzünden onları felakete uğratmak istiyordur. Zaten insanlardan çoğu, yoldan çıkmışlardır

5:50
أَفَحُكۡمَ ٱلۡجَٰهِلِيَّةِ يَبۡغُونَۚ وَمَنۡ أَحۡسَنُ مِنَ ٱللَّهِ حُكۡمࣰ ا لِّقَوۡمࣲ يُوقِنُونَ
أَفَحُكْمَ
hükmünü mü?
ٱلْجَـٰهِلِيَّةِ
cahiliyye
يَبْغُونَ ۚ
arıyorlar
وَمَنْ
kim olabilir?
أَحْسَنُ
daha güzel
مِنَ
Allahtan
ٱللَّهِ
Allah
حُكْمًۭا
hüküm veren
لِّقَوْمٍۢ
bir toplum için
يُوقِنُونَ
iyi bilen

Diyanet İşleri MealiCahiliye devri hükmünü mü istiyorlar? Yakinen bilen bir millet için Allah'tan daha iyi hüküm veren kim vardır

Süleyman AteşYoksa cahiliyye hükmünü mü arıyorlar? İyi bilen bir toplum için Allah'tan daha güzel hüküm veren kim olabilir

5:51 📚 1
۞يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ لَا تَتَّخِذُواْ ٱلۡيَهُودَ وَٱلنَّصَٰرَىٰٓ أَوۡلِيَآءَۘ بَعۡضُهُمۡ أَوۡلِيَآءُ بَعۡضࣲۚ وَمَن يَتَوَلَّهُم مِّنكُمۡ فَإِنَّهُۥ مِنۡهُمۡۗ إِنَّ ٱللَّهَ لَا يَهۡدِي ٱلۡقَوۡمَ ٱلظَّٰلِمِينَ
۞ يَـٰٓأَيُّهَا
Ey
ٱلَّذِينَ
kimseler
ءَامَنُوا۟
inanan(lar)
لَا
edinmeyin
تَتَّخِذُوا۟
take
ٱلْيَهُودَ
yahudileri
وَٱلنَّصَـٰرَىٰٓ
ve hıristiyanları
أَوْلِيَآءَ ۘ
veliler
بَعْضُهُمْ
onların bır kısmı
أَوْلِيَآءُ
velileridir
بَعْضٍۢ ۚ
bir kısmının
وَمَن
ve kim
يَتَوَلَّهُم
onları kendine veli yaparsa
مِّنكُمْ
sizden
فَإِنَّهُۥ
mukakkak o
مِنْهُمْ ۗ
onlardandır
إِنَّ
şüphesiz
ٱللَّهَ
Allah
لَا
doğru yola iletmez
يَهْدِى
guide
ٱلْقَوْمَ
toplumu
ٱلظَّـٰلِمِينَ
zalim

Diyanet İşleri MealiEy İnananlar! Yahudileri ve hıristiyanları dost olarak benimsemeyin, onlar birbirlerinin dostudurlar. Sizden kim onlara dost olursa o da onlardandır. Allah zulmeden kimseleri doğru yola eriştirmez

Süleyman AteşEy inananlar, yahudileri ve hıristiyanları veliler edinmeyin! Onlar, birbirlerinin velileridir. Sizden kim onları kendine veli yaparsa, o onlardandır. Şüphesiz Allah, zalim toplumu doğru yola iletmez

5:52 📚 2
فَتَرَى ٱلَّذِينَ فِي قُلُوبِهِم مَّرَضࣱ يُسَٰرِعُونَ فِيهِمۡ يَقُولُونَ نَخۡشَىٰٓ أَن تُصِيبَنَا دَآئِرَةࣱۚ فَعَسَى ٱللَّهُ أَن يَأۡتِيَ بِٱلۡفَتۡحِ أَوۡ أَمۡرࣲ مِّنۡ عِندِهِۦ فَيُصۡبِحُواْ عَلَىٰ مَآ أَسَرُّواْ فِيٓ أَنفُسِهِمۡ نَٰدِمِينَ
فَتَرَى
görürsün
ٱلَّذِينَ
bulunanların
فِى
in
قُلُوبِهِم
kalblerinde
مَّرَضٌۭ
hastalık
يُسَـٰرِعُونَ
koştuklarını
فِيهِمْ
onların arasına
يَقُولُونَ
diyerek
نَخْشَىٰٓ
korkuyoruz
أَن
bize gelmesinden
تُصِيبَنَا
(may) strike us
دَآئِرَ ةٌۭ ۚ
bir felaket
فَعَسَى
belki
ٱللَّهُ
Allah
أَن
getirir de
يَأْتِىَ
will bring
بِٱلْفَتْحِ
fetih
أَوْ
ya da
أَمْرٍۢ
bir iş
مِّنْ
kendi katından
عِندِهِۦ
(of) Him
فَيُصْبِحُوا۟
onlar olurlar
عَلَىٰ
üzerine
مَآ
şeyler
أَسَرُّوا۟
gizledikleri
فِىٓ
içinde
أَنفُسِهِمْ
nefisleri
نَـٰدِمِينَ
pişmanlık

Diyanet İşleri MealiKalblerinde hastalık olanların, "Bize bir felaket gelmesinden korkuyoruz" diyerek onlara koştuğunu görürsün. Olur ki Allah bir zafer verir veya katından bir emir getirir de kalblerinde gizlediklerine içleri yananlara dönerler

Süleyman AteşKalblerinde hastalık bulunanların: "Bize bir felaket gelmesinden korkuyoruz!" diyerek onların arasına koştuklarını görürsün. Belki Allah fetih ya da kendi katından bir iş getirir de onlar, içlerinde gizlediklerine pişman olurlar

5:53
وَيَقُولُ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓاْ أَهَٰٓؤُلَآءِ ٱلَّذِينَ أَقۡسَمُواْ بِٱللَّهِ جَهۡدَ أَيۡمَٰنِهِمۡ إِنَّهُمۡ لَمَعَكُمۡۚ حَبِطَتۡ أَعۡمَٰلُهُمۡ فَأَصۡبَحُواْ خَٰسِرِينَ
وَيَقُولُ
ve derler
ٱلَّذِينَ
kimseler
ءَامَنُوٓا۟
inanan(lar)
أَهَـٰٓؤُلَآءِ
bunlar mı o
ٱلَّذِينَ
kimseler
أَقْسَمُوا۟
yemin edenler
بِٱللَّهِ
Allah'a
جَهْدَ
güçlü
أَيْمَـٰنِهِمْ ۙ
yeminleriyle
إِنَّهُمْ
kesinlikle
لَمَعَكُمْ ۚ
sizinle beraber olduklarına
حَبِطَتْ
boşa çıkmıştır
أَعْمَـٰلُهُمْ
bütün çabaları
فَأَصْبَحُوا۟
olmuşlardır
خَـٰسِرِينَ
kaybedenlerden

Diyanet İşleri Mealiİnananlar, "Sizinle beraber olduklarına bütün güçleriyle Allah'a yemin edenler bunlar mıdır?" derler. Onların amelleri boşa gitmiş ve kaybeden kimseler olmuşlardır

Süleyman Ateş(O zaman) inananlar, "Bunlar mı o, bütün güçleriyle sizinle beraber olduklarına yemin edenler?" derler. Bütün çabaları boşa çıkmış, kaybedenlerden olmuşlardır

5:54 📚 9
يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ مَن يَرۡتَدَّ مِنكُمۡ عَن دِينِهِۦ فَسَوۡفَ يَأۡتِي ٱللَّهُ بِقَوۡمࣲ يُحِبُّهُمۡ وَيُحِبُّونَهُۥٓ أَذِلَّةٍ عَلَى ٱلۡمُؤۡمِنِينَ أَعِزَّةٍ عَلَى ٱلۡكَٰفِرِينَ يُجَٰهِدُونَ فِي سَبِيلِ ٱللَّهِ وَلَا يَخَافُونَ لَوۡمَةَ لَآئِمࣲۚ ذَٰلِكَ فَضۡلُ ٱللَّهِ يُؤۡتِيهِ مَن يَشَآءُۚ وَٱللَّهُ وَٰسِعٌ عَلِيمٌ
يَـٰٓأَيُّهَا
Ey
ٱلَّذِينَ
kimseler
ءَامَنُوا۟
inanan(lar)
مَن
kim
يَرْتَدَّ
dönerse
مِنكُمْ
sizden
عَن
dininden
دِينِهِۦ
his religion
فَسَوْفَ
yakında
يَأْتِى
getirecektir
ٱللَّهُ
Allah
بِقَوْمٍۢ
bir toplumu
يُحِبُّهُمْ
onları seven
وَيُحِبُّونَهُۥٓ
onlar da O'nu severler
أَذِلَّةٍ
alçak gönüllüdürler
عَلَى
karşı
ٱلْمُؤْمِنِينَ
Mü'minlere
أَعِزَّةٍ
onurlu ve şiddetlidirler
عَلَى
karşı
ٱلْكَـٰفِرِينَ
kafirlere
يُجَـٰهِدُونَ
cihad ederler
فِى
yolunda
سَبِيلِ
(the) way
ٱللَّهِ
Allah
وَلَا
korkmazlar
يَخَافُونَ
fearing
لَوْمَةَ
kınamasından
لَآئِمٍۢ ۚ
hiçbir kınayıcının
ذَٰلِكَ
bu
فَضْلُ
bir lutfudur
ٱللَّهِ
Allah'ın
يُؤْتِيهِ
onu verir
مَن
kimseye
يَشَآءُ ۚ
dilediği
وَٱللَّهُ
Allah'(ın)
وَٰسِعٌ
(lutfu) geniştir
عَلِيمٌ
bilendir

Diyanet İşleri MealiEy İnananlar! Aranızda dininden kim dönerse bilsin ki, Allah, sevdiği ve onların O'nu sevdiği, inananlara karşı alçak gönüllü, inkarcılara karşı güçlü, Allah yolunda cihad eden, yerenin yermesinden korkmayan bir millet getirir. Bu, Allah'ın dilediğine verdiği bol nimetidir. Allah her şeyi kaplar ve bilir

Süleyman AteşEy inananlar, sizden kim dininden dönerse (bilsin ki) Allah, yakında öyle bir toplum getirecek ki (O) onları sever, onlar da O'nu severler. Mü'minlere karşı alçak gönüllü, kafirlere karşı onurlu ve şiddetlidirler. Allah yolunda cihad ederler, hiçbir kınayıcının kınamasından korkmazlar. Bu, Allah'ın bir lutfudur, onu dilediğine verir. Allah'(ın lutfu) geniştir, (O), bilendir

5:55
إِنَّمَا وَلِيُّكُمُ ٱللَّهُ وَرَسُولُهُۥ وَٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ ٱلَّذِينَ يُقِيمُونَ ٱلصَّلَوٰةَ وَيُؤۡتُونَ ٱلزَّكَوٰةَ وَهُمۡ رَٰكِعُونَ
إِنَّمَا
ancak
وَلِيُّكُمُ
sizin veliniz
ٱللَّهُ
Allah(tır)
وَرَسُولُهُۥ
ve Elçisi(dir)
وَٱلَّذِينَ
ve mü'minlerdir
ءَامَنُوا۟
believe
ٱلَّذِينَ
öyle ki
يُقِيمُونَ
kılan
ٱلصَّلَوٰةَ
namazlarını
وَيُؤْتُونَ
ve veren
ٱلزَّكَوٰةَ
zekatlarını
وَهُمْ
ve onlar
رَٰكِعُونَ
rüku'a varan

Diyanet İşleri MealiSizin dostunuz ancak Allah, O'nun Peygamberi ve namaz kılan, zekat veren ve rüku eden müminlerdir

Süleyman AteşSizin veliniz, ancak Allah, Elçisi ve namazlarını kılan, zekatlarını veren, rüku'a varan mü'minlerdir

5:56
وَمَن يَتَوَلَّ ٱللَّهَ وَرَسُولَهُۥ وَٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ فَإِنَّ حِزۡبَ ٱللَّهِ هُمُ ٱلۡغَٰلِبُونَ
وَمَن
ve kim
يَتَوَلَّ
dost tutarsa
ٱللَّهَ
Allah'ı
وَرَسُولَهُۥ
ve Elçisini
وَٱلَّذِينَ
ve kimseleri
ءَامَنُوا۟
mü'minleri
فَإِنَّ
yalnız
حِزْبَ
taraftarlarıdır
ٱللَّهِ
Allah'ın
هُمُ
onlardır
ٱلْغَـٰلِبُونَ
galib gelecek olanlar

Diyanet İşleri MealiKim Allah'ı, Peygamberini ve inananları dost edinirse bilsin ki, şüphesiz Allah'tan yana olanlar üstün gelirler

Süleyman AteşKim Allah'ı, Elçisini ve mü'minleri dost tutarsa (bilsin ki) galib gelecek olanlar, yalnız Allah'ın taraftarlarıdır

5:57
يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ لَا تَتَّخِذُواْ ٱلَّذِينَ ٱتَّخَذُواْ دِينَكُمۡ هُزُوࣰ ا وَلَعِبࣰ ا مِّنَ ٱلَّذِينَ أُوتُواْ ٱلۡكِتَٰبَ مِن قَبۡلِكُمۡ وَٱلۡكُفَّارَ أَوۡلِيَآءَۚ وَٱتَّقُواْ ٱللَّهَ إِن كُنتُم مُّؤۡمِنِينَ
يَـٰٓأَيُّهَا
Ey
ٱلَّذِينَ
kimseler
ءَامَنُوا۟
inanan(lar)
لَا
edinmeyin
تَتَّخِذُوا۟
take
ٱلَّذِينَ
kimseleri
ٱتَّخَذُوا۟
edinen(leri)
دِينَكُمْ
dininizi
هُزُوًۭا
eğlence
وَلَعِبًۭا
ve oyun
مِّنَ
kimselerden
ٱلَّذِينَ
those who
أُوتُوا۟
verilenler(den)
ٱلْكِتَـٰبَ
Kitap
مِن
sizden önce
قَبْلِكُمْ
before you
وَٱلْكُفَّارَ
ve kafirlerden
أَوْلِيَآءَ ۚ
dost
وَٱتَّقُوا۟
ve korkun
ٱللَّهَ
Allah'tan
إِن
eğer
كُنتُم
iseniz
مُّؤْمِنِينَ
inanıyor

Diyanet İşleri MealiEy İnananlar! Kendilerine sizden önce kitap verilenlerden, dininizi alaya ve eğlenceye alanları ve inkarcıları dost olarak benimsemeyin. İnanıyorsanız Allah'tan sakının

Süleyman AteşEy inananlar, sizden önce Kitap verilmiş olanlardan ve kafirlerden dininizi eğlence ve oyun yerine koyanları dost tutmayın; inanıyorsanız Allah'tan korkun

5:58
وَإِذَا نَادَيۡتُمۡ إِلَى ٱلصَّلَوٰةِ ٱتَّخَذُوهَا هُزُوࣰ ا وَلَعِبࣰ اۚ ذَٰلِكَ بِأَنَّهُمۡ قَوۡمࣱ لَّا يَعۡقِلُونَ
وَإِذَا
ve zaman
نَادَيْتُمْ
çağırıldığınız
إِلَى
namaza
ٱلصَّلَوٰةِ
the prayer
ٱتَّخَذُوهَا
onu yerine koydular
هُزُوًۭا
eğlence
وَلَعِبًۭا ۚ
ve oyun
ذَٰلِكَ
işte bu
بِأَنَّهُمْ
oldukları içindir
قَوْمٌۭ
bir topluluk
لَّا
düşüncesiz
يَعْقِلُونَ
understand

Diyanet İşleri MealiNamaza çağırdığınızda onu alay ve eğlenceye alırlar. Bu, onların akletmeyen bir topluluk olmasındandır

Süleyman AteşNamaza çağırıldığınız zaman onu eğlence ve oyun yerine koydular. Düşüncesiz bir topluluk oldukları için böyle yaptılar

5:59 📚 5
قُلۡ يَٰٓأَهۡلَ ٱلۡكِتَٰبِ هَلۡ تَنقِمُونَ مِنَّآ إِلَّآ أَنۡ ءَامَنَّا بِٱللَّهِ وَمَآ أُنزِلَ إِلَيۡنَا وَمَآ أُنزِلَ مِن قَبۡلُ وَأَنَّ أَكۡثَرَكُمۡ فَٰسِقُونَ
قُلْ
de ki
يَـٰٓأَهْلَ
Ey ehli
ٱلْكِتَـٰبِ
Kitap
هَلْ
hoşlanmıyorsunuz
تَنقِمُونَ
you resent
مِنَّآ
bizden
إِلَّآ
sadece
أَنْ
diye (mi?)
ءَامَنَّا
iman ediyoruz
بِٱللَّهِ
Allah'a
وَمَآ
ve indirilene
أُنزِلَ
has been revealed
إِلَيْنَا
bize
وَمَآ
ve şeye
أُنزِلَ
indirilen
مِن
bizden önce
قَبْلُ
before
وَأَنَّ
oysa
أَكْثَرَكُمْ
sizin çoğunuz
فَـٰسِقُونَ
yoldan çıkmıştır

Diyanet İşleri MealiDe ki, "Ey kitap ehli! Allah'a, bize indirilene ve daha önce indirilene inanmamızdan ve çoğunuzun fasık olmasından ötürü mü bizden hoşlanmıyorsunuz

Süleyman AteşDe ki: "Ey Kitap ehli, Allah'a, bize indirilene ve bizden önce indirilene inandığımız için mi bizden hoşlanmıyorsunuz? Oysa sizin çoğunuz yoldan çıkmıştır

5:60
قُلۡ هَلۡ أُنَبِّئُكُم بِشَرࣲّ مِّن ذَٰلِكَ مَثُوبَةً عِندَ ٱللَّهِۚ مَن لَّعَنَهُ ٱللَّهُ وَغَضِبَ عَلَيۡهِ وَجَعَلَ مِنۡهُمُ ٱلۡقِرَدَةَ وَٱلۡخَنَازِيرَ وَعَبَدَ ٱلطَّٰغُوتَۚ أُوْلَٰٓئِكَ شَرࣱّ مَّكَانࣰ ا وَأَضَلُّ عَن سَوَآءِ ٱلسَّبِيلِ
قُلْ
de ki
هَلْ
size söyleyeyim mi?
أُنَبِّئُكُم
I inform you
بِشَرٍّۢ
daha kötüsünü
مِّن
bundan
ذَٰلِكَ
that
مَثُوبَةً
cezası
عِندَ
katında
ٱللَّهِ ۚ
Allah
مَن
kim(ler)e
لَّعَنَهُ
la'net etmişse
ٱللَّهُ
Allah
وَغَضِبَ
ve gazab etmişse
عَلَيْهِ
onlara
وَجَعَلَ
ve yapmışsa
مِنْهُمُ
kimlerden
ٱلْقِرَدَةَ
maymunlar
وَٱلْخَنَازِيرَ
ve domuzlar
وَعَبَدَ
ve tapanlar
ٱلطَّـٰغُوتَ ۚ
Tâğût'a
أُو۟لَـٰٓئِكَ
işte onların
شَرٌّۭ
daha kötüdür
مَّكَانًۭا
yeri
وَأَضَلُّ
ve daha çok sapmışlardır
عَن
düz
سَوَآءِ
(the) even
ٱلسَّبِيلِ
yoldan

Diyanet İşleri MealiAllah katında bundan daha kötü bir karşılığın bulunduğunu size haber vereyim mi?" de, Allah kime lanet ve gazab ederse, kimlerden maymunlar, domuzlar ve şeytana kullar kılarsa, işte onlar yeri en kötü ve doğru yoldan en çok sapmış olanlardır

Süleyman AteşDe ki: "Allah katında yeri bundan daha kötü olanı size söyleyeyim mi? Allah kim(ler)e la'net ve gazab etmiş, kimlerden maymunlar, domuzlar ve şeytana tapanlar yapmışsa, işte onların yeri daha kötüdür ve onlar düz yoldan daha çok sapmışlardır

5:61
وَإِذَا جَآءُوكُمۡ قَالُوٓاْ ءَامَنَّا وَقَد دَّخَلُواْ بِٱلۡكُفۡرِ وَهُمۡ قَدۡ خَرَجُواْ بِهِۦۚ وَٱللَّهُ أَعۡلَمُ بِمَا كَانُواْ يَكۡتُمُونَ
وَإِذَا
ve zaman
جَآءُوكُمْ
size geldikleri
قَالُوٓا۟
derler ki
ءَامَنَّا
inandık
وَقَد
oysa muhakkak
دَّخَلُوا۟
girmişlerdir
بِٱلْكُفْرِ
küfürle
وَهُمْ
yine onlar
قَدْ
muhakkak
خَرَجُوا۟
çıkmışlardır
بِهِۦ ۚ
onunla
وَٱللَّهُ
Allah
أَعْلَمُ
daha iyi bilir
بِمَا
şeyleri
كَانُوا۟
oldukları
يَكْتُمُونَ
gizliyor

Diyanet İşleri MealiSize geldiklerinde "İnandık" derler, oysa yanınıza inkarcı olarak girmiş ve yine inkarcı olarak çıkmışlardır. Gizlemekte olduklarını Allah daha iyi bilir

Süleyman Ateş(Onlar) size geldiklerinde "inandık" derler. Oysa küfürle (yanınıza) girmişler, yine onunla (yanınızdan) çıkmışlardır. Allah onların (içlerinde) gizlediklerini daha iyi bilir

5:62
وَتَرَىٰ كَثِيرࣰ ا مِّنۡهُمۡ يُسَٰرِعُونَ فِي ٱلۡإِثۡمِ وَٱلۡعُدۡوَٰنِ وَأَكۡلِهِمُ ٱلسُّحۡتَۚ لَبِئۡسَ مَا كَانُواْ يَعۡمَلُونَ
وَتَرَىٰ
ve görürsün
كَثِيرًۭا
çoğunun
مِّنْهُمْ
onlardan
يُسَـٰرِعُونَ
(birbirleriyle) yarıştıklarını
فِى
günahta
ٱلْإِثْمِ
[the] sin
وَٱلْعُدْوَٰنِ
ve düşmanlıkta
وَأَكْلِهِمُ
ve yemede
ٱلسُّحْتَ ۚ
haram
لَبِئْسَ
ne kötüdür
مَا
şey
كَانُوا۟
oldukları
يَعْمَلُونَ
yapmakta

Diyanet İşleri MealiOnlardan çoğunun günaha, haksızlığa ve haram yemeğe koşuştuklarını görürsün. Yaptıkları ne kötüdür

Süleyman AteşOnlardan çoğunun günah, düşmanlık ve haram yemede birbirleriyle yarıştıklarını görürsün. Yaptıkları şey ne kötüdür

5:63 📚 6
لَوۡلَا يَنۡهَىٰهُمُ ٱلرَّبَّٰنِيُّونَ وَٱلۡأَحۡبَارُ عَن قَوۡلِهِمُ ٱلۡإِثۡمَ وَأَكۡلِهِمُ ٱلسُّحۡتَۚ لَبِئۡسَ مَا كَانُواْ يَصۡنَعُونَ
لَوْلَا
gerekmez miydi?
يَنْهَىٰهُمُ
menetmeleri
ٱلرَّبَّـٰنِيُّونَ
Rabbanilerin
وَٱلْأَحْبَارُ
ve hahamların
عَن
onlarıv sözlerini
قَوْلِهِمُ
their saying
ٱلْإِثْمَ
günah
وَأَكْلِهِمُ
ve yemelerini;
ٱلسُّحْتَ ۚ
haram
لَبِئْسَ
ne kötüdür
مَا
şey
كَانُوا۟
oldukları
يَصْنَعُونَ
yapmakta

Diyanet İşleri MealiRabbe kul olanlar ve bilginlerin onlara günah söz söylemeyi ve haram yemeyi yasak etmeleri gerekmez miydi? Yapmakta oldukları ne kötüdür

Süleyman AteşRabbanilerin ve hahamların, onları günah söz söylemekten, haram yemekten menetmeleri gerekmezmiydi? Yaptıkları şey ne kötüdür

5:64 📚 2
وَقَالَتِ ٱلۡيَهُودُ يَدُ ٱللَّهِ مَغۡلُولَةٌۚ غُلَّتۡ أَيۡدِيهِمۡ وَلُعِنُواْ بِمَا قَالُواْۘ بَلۡ يَدَاهُ مَبۡسُوطَتَانِ يُنفِقُ كَيۡفَ يَشَآءُۚ وَلَيَزِيدَنَّ كَثِيرࣰ ا مِّنۡهُم مَّآ أُنزِلَ إِلَيۡكَ مِن رَّبِّكَ طُغۡيَٰنࣰ ا وَكُفۡرࣰ اۚ وَأَلۡقَيۡنَا بَيۡنَهُمُ ٱلۡعَدَٰوَةَ وَٱلۡبَغۡضَآءَ إِلَىٰ يَوۡمِ ٱلۡقِيَٰمَةِۚ كُلَّمَآ أَوۡقَدُواْ نَارࣰ ا لِّلۡحَرۡبِ أَطۡفَأَهَا ٱللَّهُۚ وَيَسۡعَوۡنَ فِي ٱلۡأَرۡضِ فَسَادࣰ اۚ وَٱللَّهُ لَا يُحِبُّ ٱلۡمُفۡسِدِينَ
وَقَالَتِ
ve dediler
ٱلْيَهُودُ
yahudiler
يَدُ
eli
ٱللَّهِ
Allah'ın
مَغْلُولَةٌ ۚ
bağlıdır
غُلَّتْ
bağlandı
أَيْدِيهِمْ
kendi elleri
وَلُعِنُوا۟
ve la'netlendiler
بِمَا
ötürü
قَالُوا۟ ۘ
söylediklerinden
بَلْ
hayır
يَدَاهُ
O'nun iki eli de
مَبْسُوطَتَانِ
açıktır
يُنفِقُ
verir
كَيْفَ
nasıl
يَشَآءُ ۚ
diliyorsa
وَلَيَزِيدَنَّ
ve andolsun artıracaktır
كَثِيرًۭا
çoğunun
مِّنْهُم
onların
مَّآ
şeye
أُنزِلَ
indirilen
إِلَيْكَ
sana
مِن
Rabbinden
رَّبِّكَ
your Lord
طُغْيَـٰنًۭا
azgınlığını
وَكُفْرًۭا ۚ
ve küfrünü
وَأَلْقَيْنَا
biz atmışızdır
بَيْنَهُمُ
onların aralarına
ٱلْعَدَٰوَةَ
düşmanlık
وَٱلْبَغْضَآءَ
ve kin
إِلَىٰ
kadar
يَوْمِ
gününe
ٱلْقِيَـٰمَةِ ۚ
kıyamet
كُلَّمَآ
ne zaman
أَوْقَدُوا۟
yakmışlarsa
نَارًۭا
bir ateş
لِّلْحَرْبِ
savaş için
أَطْفَأَهَا
onu söndürmüştür
ٱللَّهُ ۚ
Allah
وَيَسْعَوْنَ
ve koşarlar
فِى
yeryüzünde
ٱلْأَرْضِ
the earth
فَسَادًۭا ۚ
bozgunculuğa
وَٱللَّهُ
Allah da
لَا
sevmez
يُحِبُّ
love
ٱلْمُفْسِدِينَ
bozguncuları

Diyanet İşleri MealiYahudiler, "Allah'ın eli sıkıdır" dediler; dediklerinden ötürü elleri bağlandı, lanetlendiler. Hayır, O'nun iki eli de açıktır, nasıl dilerse sarfeder. And olsun ki, sana Rabbinden indirilen sözler onların çoğunun azgınlığını ve inkarını artıracaktır. Onların arasına kıyamete kadar sürecek düşmanlık ve kin saldık. Savaş ateşini ne zaman körükleseler Allah onu söndürmüştür. Yeryüzünde bozgunculuğa koşarlar. Allah bozguncuları sevmez

Süleyman AteşYahudiler "Allah'ın eli bağlıdır (Allah cimridir)". dediler. Kendi elleri bağlandı ve söyledikleri sözden ötürü la'netlendiler. Hayır, Allah'ın iki eli de açıktır, dilediği gibi verir. Andolsun, Rabbinden sana indirilen, onların çoğunun azgınlığını ve küfrünü artıracaktır. Biz onların aralarına ta kıyamet gününe kadar düşmanlık ve kin atmışızdır. Ne zaman savaş için bir ateş yakmışlarsa Allah onu söndürmüştür. (Onlar) yeryüzünde bozgunculuğa koşarlar. Allah da bozguncuları sevmez

5:65
وَلَوۡ أَنَّ أَهۡلَ ٱلۡكِتَٰبِ ءَامَنُواْ وَٱتَّقَوۡاْ لَكَفَّرۡنَا عَنۡهُمۡ سَيِّـَٔاتِهِمۡ وَلَأَدۡخَلۡنَٰهُمۡ جَنَّٰتِ ٱلنَّعِيمِ
وَلَوْ
eğer
أَنَّ
ki
أَهْلَ
ehli
ٱلْكِتَـٰبِ
Kitap
ءَامَنُوا۟
inansalardı
وَٱتَّقَوْا۟
ve korunsalardı
لَكَفَّرْنَا
örterdik
عَنْهُمْ
onların
سَيِّـَٔاتِهِمْ
kötülüklerini
وَلَأَدْخَلْنَـٰهُمْ
ve onları sokardık
جَنَّـٰتِ
cennetlere
ٱلنَّعِيمِ
ni'meti bol

Diyanet İşleri MealiŞayet kitap ehli inanıp karşı gelmekten sakınsalardı, kötülüklerini örterdik ve onları nimet cennetlerine koyardık

Süleyman AteşEğer Kitap ehli inanıp (Allah'ın azabından) korunsalardı, onların kötülüklerinden geçerdik ve onları ni'meti bol cennetlere sokardık

5:66 📚 2
وَلَوۡ أَنَّهُمۡ أَقَامُواْ ٱلتَّوۡرَىٰةَ وَٱلۡإِنجِيلَ وَمَآ أُنزِلَ إِلَيۡهِم مِّن رَّبِّهِمۡ لَأَكَلُواْ مِن فَوۡقِهِمۡ وَمِن تَحۡتِ أَرۡجُلِهِمۚ مِّنۡهُمۡ أُمَّةࣱ مُّقۡتَصِدَةࣱۖ وَكَثِيرࣱ مِّنۡهُمۡ سَآءَ مَا يَعۡمَلُونَ
وَلَوْ
ve eğer
أَنَّهُمْ
onlar
أَقَامُوا۟
gereğince uygulasalardı
ٱلتَّوْرَىٰةَ
Tevrat'ı
وَٱلْإِنجِيلَ
ve İncil'i
وَمَآ
ve ne ki
أُنزِلَ
indirildi
إِلَيْهِم
kendilerine
مِّن
Rablerinden
رَّبِّهِمْ
their Lord
لَأَكَلُوا۟
muhakkak ki yerlerdi
مِن
üstlerinden
فَوْقِهِمْ
above them
وَمِن
ve
تَحْتِ
altından
أَرْجُلِهِم ۚ
ayaklarının
مِّنْهُمْ
içlerinde vardır
أُمَّةٌۭ
bir ümmet
مُّقْتَصِدَةٌۭ ۖ
tutumlu
وَكَثِيرٌۭ
ama çoğu
مِّنْهُمْ
onlardan
سَآءَ
ne kötü
مَا
işler
يَعْمَلُونَ
yapıyorlar

Diyanet İşleri MealiEğer onlar Tevrat'ı, İncil'i ve Rablerinden kendilerine indirilen Kuran'ı gereğince uygulasalardı, her yönden nimete ermiş olurlardı. İçlerinde orta yolu tutan bir zümre vardı, çoğunun işledikleri ise kötü idi

Süleyman AteşEğer onlar Tevrat'ı, İncil'i ve Rablerinden kendilerine indirileni gereğince uygulasalardı, muhakkak ki üstlerinde(ki ağaçların meyvelerinde)n ve ayaklarının altın(daki ürünler)den yerlerdi. İçlerinde tutumlu (ılımlı) bir ümmet var, ama onlardan çoğu, ne kötü işler yapıyorlar

5:67 📚 7
۞يَٰٓأَيُّهَا ٱلرَّسُولُ بَلِّغۡ مَآ أُنزِلَ إِلَيۡكَ مِن رَّبِّكَۖ وَإِن لَّمۡ تَفۡعَلۡ فَمَا بَلَّغۡتَ رِسَالَتَهُۥۚ وَٱللَّهُ يَعۡصِمُكَ مِنَ ٱلنَّاسِۗ إِنَّ ٱللَّهَ لَا يَهۡدِي ٱلۡقَوۡمَ ٱلۡكَٰفِرِينَ
۞ يَـٰٓأَيُّهَا
Ey
ٱلرَّسُولُ
Elçi
بَلِّغْ
duyur
مَآ
şeyi
أُنزِلَ
indirilen
إِلَيْكَ
sana
مِن
Rabbinden
رَّبِّكَ ۖ
your Lord
وَإِن
ve eğer
لَّمْ
bunu yapmazsan
تَفْعَلْ
you do
فَمَا
duyurmamış olursun
بَلَّغْتَ
you (have) conveyed
رِسَالَتَهُۥ ۚ
O'nun mesajını
وَٱللَّهُ
Allah
يَعْصِمُكَ
seni korur
مِنَ
insanlardan
ٱلنَّاسِ ۗ
the people
إِنَّ
doğrusu
ٱللَّهَ
Allah
لَا
yola iletmez
يَهْدِى
guide
ٱلْقَوْمَ
toplumunu
ٱلْكَـٰفِرِينَ
kafirler

Diyanet İşleri MealiEy Peygamber! Rabbinden sana indirileni tebliğ et, eğer bunu yapmazsan O'nun elçiliğini yapmamış olursun. Allah seni insanlardan korur. Doğrusu Allah kafirlere yol göstermez

Süleyman AteşEy Elçi, Rabbinden sana indirileni duyur; eğer bunu yapmazsan, O'nun mesajını duyurmamış olursun. Allah seni insanlardan korur. Doğrusu Allah, kafirler toplumunu yola iletmez

5:68 📚 2
قُلۡ يَٰٓأَهۡلَ ٱلۡكِتَٰبِ لَسۡتُمۡ عَلَىٰ شَيۡءٍ حَتَّىٰ تُقِيمُواْ ٱلتَّوۡرَىٰةَ وَٱلۡإِنجِيلَ وَمَآ أُنزِلَ إِلَيۡكُم مِّن رَّبِّكُمۡۗ وَلَيَزِيدَنَّ كَثِيرࣰ ا مِّنۡهُم مَّآ أُنزِلَ إِلَيۡكَ مِن رَّبِّكَ طُغۡيَٰنࣰ ا وَكُفۡرࣰ اۖ فَلَا تَأۡسَ عَلَى ٱلۡقَوۡمِ ٱلۡكَٰفِرِينَ
قُلْ
de ki
يَـٰٓأَهْلَ
Ey ehli
ٱلْكِتَـٰبِ
Kitap
لَسْتُمْ
siz değilsiniz
عَلَىٰ
üzerinde
شَىْءٍ
bir şey (esas)
حَتَّىٰ
kadar
تُقِيمُوا۟
uygulayıncaya
ٱلتَّوْرَىٰةَ
Tevrat'ı
وَٱلْإِنجِيلَ
ve İncil'i
وَمَآ
ve şeyi
أُنزِلَ
indirilen
إِلَيْكُم
size
مِّن
Rabbi'nizden
رَّبِّكُمْ ۗ
your Lord
وَلَيَزِيدَنَّ
ve artıracaktır
كَثِيرًۭا
çoğunun
مِّنْهُم
onlardan
مَّآ
şey
أُنزِلَ
indirilen
إِلَيْكَ
sana
مِن
Rabbinden
رَّبِّكَ
your Lord
طُغْيَـٰنًۭا
azgınlık
وَكُفْرًۭا ۖ
ve inkarını
فَلَا
sen üzülme
تَأْسَ
grieve
عَلَى
için
ٱلْقَوْمِ
toplumu
ٱلْكَـٰفِرِينَ
o kafirler

Diyanet İşleri MealiEy Kitap ehli! Tevrat'ı, İncil'i ve Rabbinizden size indirileni gereğince uygulamadıkça bir temeliniz olmaz" de. And olsun ki Rabbinden sana indirilen, Kuran, onlardan çoğunun azgınlık ve küfrünü artırır. Öyleyse kafirler için tasalanma

Süleyman AteşDe ki: Ey Kitap ehli, siz Tevrat'ı, İncil'i ve Rabbi'nizden size indirileni uygulamadıkça bir esas üzerinde değilsiniz. (Ey Muhammed), Rabbinden sana indirilen, onlardan çoğunun azgınlık ve inkarını artıracaktır. Sen o kafirler toplumu için üzülme

5:69
إِنَّ ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ وَٱلَّذِينَ هَادُواْ وَٱلصَّٰبِـُٔونَ وَٱلنَّصَٰرَىٰ مَنۡ ءَامَنَ بِٱللَّهِ وَٱلۡيَوۡمِ ٱلۡأٓخِرِ وَعَمِلَ صَٰلِحࣰ ا فَلَا خَوۡفٌ عَلَيۡهِمۡ وَلَا هُمۡ يَحۡزَنُونَ
إِنَّ
şüphesiz
ٱلَّذِينَ
kimseler
ءَامَنُوا۟
inanan(lar)
وَٱلَّذِينَ
ve kimseler
هَادُوا۟
yahudiler(den)
وَٱلصَّـٰبِـُٔونَ
ve sabiiler(den)
وَٱلنَّصَـٰرَىٰ
ve hıristiyanlar(dan)
مَنْ
kimseler
ءَامَنَ
inanan
بِٱللَّهِ
Allah'a
وَٱلْيَوْمِ
ve gününe
ٱلْـَٔاخِرِ
ahiret
وَعَمِلَ
ve yapanlara
صَـٰلِحًۭا
iyi işler
فَلَا
yoktur
خَوْفٌ
korku
عَلَيْهِمْ
onlara
وَلَا
ve yoktur
هُمْ
onlara
يَحْزَنُونَ
üzüntü

Diyanet İşleri MealiDoğrusu inananlar, yahudiler, sabiiler ve hıristiyanlardan Allah'a ve ahiret gününe inanan, yararlı iş yapan kimselere korku yoktur, onlar üzülmeyeceklerdir

Süleyman Ateşİnananlar, yahudiler, sabiiler ve hıristiyanlar(dan) Allah'a ve ahiret gününe inanan ve iyi işler yapanlara korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir

5:70
لَقَدۡ أَخَذۡنَا مِيثَٰقَ بَنِيٓ إِسۡرَٰٓءِيلَ وَأَرۡسَلۡنَآ إِلَيۡهِمۡ رُسُلࣰ اۖ كُلَّمَا جَآءَهُمۡ رَسُولُۢ بِمَا لَا تَهۡوَىٰٓ أَنفُسُهُمۡ فَرِيقࣰ ا كَذَّبُواْ وَفَرِيقࣰ ا يَقۡتُلُونَ
لَقَدْ
andolsun
أَخَذْنَا
biz almıştık
مِيثَـٰقَ
söz
بَنِىٓ
oğullarından
إِسْرَٰٓءِيلَ
İsrail
وَأَرْسَلْنَآ
ve göndermiştik
إِلَيْهِمْ
onlara
رُسُلًۭا ۖ
elçiler
كُلَّمَا
ne zaman
جَآءَهُمْ
onlara getirdiyse
رَسُولٌۢ
bir elçi
بِمَا
bir şey
لَا
istemediği
تَهْوَىٰٓ
desired
أَنفُسُهُمْ
canlarının
فَرِيقًۭا
bir kısmını
كَذَّبُوا۟
yalanladılar
وَفَرِيقًۭا
ve bir kısmını da
يَقْتُلُونَ
öldürüyorlardı

Diyanet İşleri MealiAnd olsun ki İsrailoğullarından söz aldık ve onlara peygamberler gönderdik. Nefislerinin hoşlanmadığı bir şeyle onlara her peygamber gelişte, bir kısmını yalanlarlar ve bir kısmını da öldürürlerdi

Süleyman AteşAndolsun, biz İsrail oğullarından söz almış ve onlara elçiler göndermiştik. Ne zaman bir elçi onlara canlarının istemediği bir şey getirdiyse (gelen elçilerin) bir kısmını yalanladılar, bir kısmını da öldürüyorlardı

5:71
وَحَسِبُوٓاْ أَلَّا تَكُونَ فِتۡنَةࣱ فَعَمُواْ وَصَمُّواْ ثُمَّ تَابَ ٱللَّهُ عَلَيۡهِمۡ ثُمَّ عَمُواْ وَصَمُّواْ كَثِيرࣱ مِّنۡهُمۡۚ وَٱللَّهُ بَصِيرُۢ بِمَا يَعۡمَلُونَ
وَحَسِبُوٓا۟
ve sandılar
أَلَّا
olmayacak
تَكُونَ
will be (for them)
فِتْنَةٌۭ
bir fitne
فَعَمُوا۟
kör oldular
وَصَمُّوا۟
ve sağır kesildiler
ثُمَّ
sonra
تَابَ
tevbesini kabul etti
ٱللَّهُ
Allah
عَلَيْهِمْ
onların
ثُمَّ
sonra yine
عَمُوا۟
kör
وَصَمُّوا۟
ve sağır kesildiler
كَثِيرٌۭ
çokları
مِّنْهُمْ ۚ
onlardan
وَٱللَّهُ
Allah
بَصِيرٌۢ
görüyor
بِمَا
ne ki
يَعْمَلُونَ
yapıyorlar

Diyanet İşleri MealiBir fitne kopmayacağını sandılar, körleştiler, sağırlaştılar; sonra Allah tevbelerini kabul etti, yine de çoğu körleştiler ve sağırlaştılar. Allah, işlediklerini görür

Süleyman AteşBir fitne kopmayacak sandılar, kör oldular, sağır kesildiler. Sonra Allah onların tevbesini kabul etti. Sonra yine çokları kör, sağır kesildiler. Allah yaptıklarını görüyor

5:72 📚 4
لَقَدۡ كَفَرَ ٱلَّذِينَ قَالُوٓاْ إِنَّ ٱللَّهَ هُوَ ٱلۡمَسِيحُ ٱبۡنُ مَرۡيَمَۖ وَقَالَ ٱلۡمَسِيحُ يَٰبَنِيٓ إِسۡرَٰٓءِيلَ ٱعۡبُدُواْ ٱللَّهَ رَبِّي وَرَبَّكُمۡۖ إِنَّهُۥ مَن يُشۡرِكۡ بِٱللَّهِ فَقَدۡ حَرَّمَ ٱللَّهُ عَلَيۡهِ ٱلۡجَنَّةَ وَمَأۡوَىٰهُ ٱلنَّارُۖ وَمَا لِلظَّٰلِمِينَ مِنۡ أَنصَارࣲ‏
لَقَدْ
andolsun
كَفَرَ
kafir olmuşlardır
ٱلَّذِينَ
kimseler
قَالُوٓا۟
diyen(ler)
إِنَّ
ancak
ٱللَّهَ
Allah
هُوَ
o
ٱلْمَسِيحُ
Mesih'tir
ٱبْنُ
oğlu
مَرْيَمَ ۖ
Meryem
وَقَالَ
halbuki demişti ki
ٱلْمَسِيحُ
Mesih
يَـٰبَنِىٓ
Ey oğulları
إِسْرَٰٓءِيلَ
İsrail
ٱعْبُدُوا۟
kulluk edin
ٱللَّهَ
Allah'a
رَبِّى
benim Rabbim
وَرَبَّكُمْ ۖ
ve sizin Rabbiniz olan
إِنَّهُۥ
zira
مَن
kim
يُشْرِكْ
ortak koşarsa
بِٱللَّهِ
Allah'a
فَقَدْ
muhakkak ki
حَرَّمَ
haram etmiştir
ٱللَّهُ
Allah
عَلَيْهِ
ona
ٱلْجَنَّةَ
cenneti
وَمَأْوَىٰهُ
ve onun varacağı yer
ٱلنَّارُ ۖ
ateştir
وَمَا
ve yoktur
لِلظَّـٰلِمِينَ
zalimlerin
مِنْ
hiç
أَنصَارٍۢ
yardımcıları

Diyanet İşleri MealiAnd olsun ki, "Allah ancak Meryem oğlu Mesih'tir" diyenler kafir oldular. Oysa Mesih, "Ey İsrailoğulları! Rabbim ve Rabbiniz olan Allah'a kulluk edin; kim Allah'a ortak koşarsa muhakkak Allah ona cenneti haram eder, varacağı yer ateştir, zulmedenlerin yardımcıları yoktur" dedi

Süleyman AteşAndolsun, "Allah, ancak Meryem oğlu Mesih'tir." diyenler elbette kafir olmuşlardır. Halbuki Mesih demişti ki: "Ey İsrail oğulları, benim Rabbim ve sizin Rabbiniz olan Allah'a kulluk edin. Zira kim Allah'a ortak koşarsa muhakkak ki, Allah ona cenneti haram etmiştir ve onun varacağı yer ateştir; zalimlerin yardımcıları yoktur

5:73 📚 2
لَّقَدۡ كَفَرَ ٱلَّذِينَ قَالُوٓاْ إِنَّ ٱللَّهَ ثَالِثُ ثَلَٰثَةࣲۘ وَمَا مِنۡ إِلَٰهٍ إِلَّآ إِلَٰهࣱ وَٰحِدࣱۚ وَإِن لَّمۡ يَنتَهُواْ عَمَّا يَقُولُونَ لَيَمَسَّنَّ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ مِنۡهُمۡ عَذَابٌ أَلِيمٌ
لَّقَدْ
elbette
كَفَرَ
kafir olmuşlardır
ٱلَّذِينَ
kimseler
قَالُوٓا۟
diyen(ler)
إِنَّ
şüphesiz
ٱللَّهَ
Allah
ثَالِثُ
üçüncüsüdür
ثَلَـٰثَةٍۢ ۘ
üçün
وَمَا
oysa yoktur
مِنْ
hiçbir
إِلَـٰهٍ
ilah
إِلَّآ
başka
إِلَـٰهٌۭ
ilahtan
وَٰحِدٌۭ ۚ
bir olan
وَإِن
eğer
لَّمْ
vazgeçmezlerse
يَنتَهُوا۟
they desist
عَمَّا
şeylerden
يَقُولُونَ
dedikleri
لَيَمَسَّنَّ
elbette dokunacaktır
ٱلَّذِينَ
kimselere
كَفَرُوا۟
inkar eden(lere)
مِنْهُمْ
onlardan
عَذَابٌ
bir azab
أَلِيمٌ
acıklı

Diyanet İşleri MealiAnd olsun ki, "Allah üçten biridir" diyenler kafir olmuştur; oysa tanrı ancak bir tek Tanrı'dır. Dediklerinden vazgeçmezlerse, and olsun onlardan inkar edenler elem verici bir azaba uğrayacaktır

Süleyman AteşAllah, üçün üçüncüsüdür diyenler elbette kafir olmuşlardır. Oysa yalnız bir tek tanrı vardır, başka tanrı yoktur. Bu dediklerinden vazgeçmezlerse elbette onlardan inkar edenlere acı bir azab dokunacaktır

5:74
أَفَلَا يَتُوبُونَ إِلَى ٱللَّهِ وَيَسۡتَغۡفِرُونَهُۥۚ وَٱللَّهُ غَفُورࣱ رَّحِيمࣱ‏
أَفَلَا
hala tevbe etmiyorlar mı?
يَتُوبُونَ
they turn in repentance
إِلَى
Allah'a
ٱللَّهِ
Allah
وَيَسْتَغْفِرُونَهُۥ ۚ
O'ndan af dilemiyorlar mı?
وَٱللَّهُ
Allah
غَفُورٌۭ
bağışlayandır
رَّحِيمٌۭ
esirgeyendir

Diyanet İşleri MealiAllah'a tevbe etmezler, O'ndan mağfiret dilemezler mi? Oysa Allah Bağışlayan'dır, merhamet edendir

Süleyman AteşHala Allah'a tevbe edip O'ndan af dilemiyorlar mı? Allah bağışlayandır, esirgeyendir

5:75 📚 7
مَّا ٱلۡمَسِيحُ ٱبۡنُ مَرۡيَمَ إِلَّا رَسُولࣱ قَدۡ خَلَتۡ مِن قَبۡلِهِ ٱلرُّسُلُ وَأُمُّهُۥ صِدِّيقَةࣱۖ كَانَا يَأۡكُلَانِ ٱلطَّعَامَۗ ٱنظُرۡ كَيۡفَ نُبَيِّنُ لَهُمُ ٱلۡأٓيَٰتِ ثُمَّ ٱنظُرۡ أَنَّىٰ يُؤۡفَكُونَ
مَّا
değildir
ٱلْمَسِيحُ
Mesih
ٱبْنُ
oğlu
مَرْيَمَ
Meryem
إِلَّا
ancak
رَسُولٌۭ
bir elçidir
قَدْ
muhakkak
خَلَتْ
gelip geçmiştir
مِن
ondan önce de
قَبْلِهِ
before him
ٱلرُّسُلُ
elçiler
وَأُمُّهُۥ
ve annesi de
صِدِّيقَةٌۭ ۖ
dosdoğruydu
كَانَا
ikisi de
يَأْكُلَانِ
yerlerdi
ٱلطَّعَامَ ۗ
yemek
ٱنظُرْ
bak
كَيْفَ
nasıl
نُبَيِّنُ
açıklıyoruz
لَهُمُ
onlara
ٱلْـَٔايَـٰتِ
ayetleri
ثُمَّ
sonra
ٱنظُرْ
bak
أَنَّىٰ
nasıl
يُؤْفَكُونَ
çevriliyorlar

Diyanet İşleri MealiMeryem oğlu Mesih sadece peygamberdir, -ondan önce de peygamberler geçmiştir- onun annesi dosdoğrudur, her ikisi de yemek yerlerdi. Onlara ayetleri nasıl açıkladığımıza bir bak, sonra da bak ki nasıl yüz çeviriyorlar

Süleyman AteşMeryem oğlu Mesih, bir elçiden başka bir şey değildir. Ondan önce de elçiler gelip geçmiştir. Annesi de dosdoğruydu. İkisi de yemek yerlerdi. (Yaşamak için yemeğe muhtaç olan nasıl tanrı olabilir?) Bak, onlara nasıl ayetleri açıklıyoruz, sonra bak nasıl (haktan) çevriliyorlar

5:76 📚 1
قُلۡ أَتَعۡبُدُونَ مِن دُونِ ٱللَّهِ مَا لَا يَمۡلِكُ لَكُمۡ ضَرࣰّ ا وَلَا نَفۡعࣰ اۚ وَٱللَّهُ هُوَ ٱلسَّمِيعُ ٱلۡعَلِيمُ
قُلْ
de ki
أَتَعْبُدُونَ
mi tapıyorsunuz?
مِن
bırakıp
دُونِ
besides
ٱللَّهِ
Allah'ı
مَا
şeylere
لَا
gücü yetmeyen
يَمْلِكُ
has power
لَكُمْ
size
ضَرًّۭا
zarar vermeye
وَلَا
ve
نَفْعًۭا ۚ
fayda vermeğe
وَٱللَّهُ
Allah
هُوَ
odur ki
ٱلسَّمِيعُ
işitendir
ٱلْعَلِيمُ
bilendir

Diyanet İşleri MealiSize zarar da fayda da veremeyecek, Allah'tan başka birine mi kulluk ediyorsunuz?" de. Allah hem işitir, hem bilir

Süleyman AteşDe ki: "Allah'ı bırakıp size ne zarar, ne de yarar vermeğe gücü yetmeyen şeylere mi tapıyorsunuz? Oysa Allah, işiten, bilendir (O'na tapmanız gerekmez mi)

5:77 📚 1
قُلۡ يَٰٓأَهۡلَ ٱلۡكِتَٰبِ لَا تَغۡلُواْ فِي دِينِكُمۡ غَيۡرَ ٱلۡحَقِّ وَلَا تَتَّبِعُوٓاْ أَهۡوَآءَ قَوۡمࣲ قَدۡ ضَلُّواْ مِن قَبۡلُ وَأَضَلُّواْ كَثِيرࣰ ا وَضَلُّواْ عَن سَوَآءِ ٱلسَّبِيلِ
قُلْ
de ki
يَـٰٓأَهْلَ
Ey ehli
ٱلْكِتَـٰبِ
Kitap
لَا
aşırılığa dalmayın
تَغْلُوا۟
exceed
فِى
dininizde
دِينِكُمْ
your religion
غَيْرَ
haksız yere
ٱلْحَقِّ
the truth
وَلَا
ve uymayın
تَتَّبِعُوٓا۟
follow
أَهْوَآءَ
keyiflerine
قَوْمٍۢ
bir milletin
قَدْ
kesin olarak
ضَلُّوا۟
sapmış
مِن
önceden
قَبْلُ
before
وَأَضَلُّوا۟
ve saptırmış
كَثِيرًۭا
birçoğunu da
وَضَلُّوا۟
ve şaşmış
عَن
doğrusundan
سَوَآءِ
(the) right
ٱلسَّبِيلِ
yolun

Diyanet İşleri MealiEy Kitap ehli! Haksız olarak dininizde taşkınlık etmeyin. Daha önce sapıtan, çoğunu saptıran ve doğru yoldan ayrılan bir milletin heveslerine uymayın" de

Süleyman AteşDe ki: "Ey Kitap ehli, dininizde haksız yere aşırılığa dalmayın ve önceden sapmış, birçoğunu da saptırmış, düz yoldan şaşmış bir milletin keyiflerine uymayın

5:78 📚 4
لُعِنَ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ مِنۢ بَنِيٓ إِسۡرَٰٓءِيلَ عَلَىٰ لِسَانِ دَاوُۥدَ وَعِيسَى ٱبۡنِ مَرۡيَمَۚ ذَٰلِكَ بِمَا عَصَواْ وَّكَانُواْ يَعۡتَدُونَ
لُعِنَ
la'net edilmiştir
ٱلَّذِينَ
kimselere
كَفَرُوا۟
inkar eden
مِنۢ
oğullarından
بَنِىٓ
(the) Children
إِسْرَٰٓءِيلَ
İsrail
عَلَىٰ
ile
لِسَانِ
dili
دَاوُۥدَ
Davud
وَعِيسَى
ve Îsa
ٱبْنِ
oğlu
مَرْيَمَ ۚ
Meryem
ذَٰلِكَ
bu
بِمَا
sebebiyledir
عَصَوا۟
isyan etmeleri
وَّكَانُوا۟
ve (sebebiyledir)
يَعْتَدُونَ
saldırmaları

Diyanet İşleri Mealiİsrailoğullarından inkar edenler, Davud'un ve Meryem oğlu İsa'nın diliyle lanetlenmişlerdi. Bu, baş kaldırmaları ve aşırı gitmelerindendi

Süleyman Ateşİsrail oğullarının nankörlerine, Davud ve Meryem oğlu Îsa diliyle la'net edilmiştir. Çünkü (onlar) isyan etmişlerdi ve saldırıyorlardı

5:79 📚 5
كَانُواْ لَا يَتَنَاهَوۡنَ عَن مُّنكَرࣲ فَعَلُوهُۚ لَبِئۡسَ مَا كَانُواْ يَفۡعَلُونَ
كَانُوا۟
idiler
لَا
vazgeçmiyorlar
يَتَنَاهَوْنَ
forbidding each other
عَن
kötülükten
مُّنكَرٍۢ
wrongdoing
فَعَلُوهُ ۚ
yaptıkları
لَبِئْسَ
ne kötü
مَا
işler
كَانُوا۟
idiler
يَفْعَلُونَ
yapıyorlar

Diyanet İşleri MealiBirbirlerinin yaptıkları fenalıklara mani olmuyorlardı. Yapmakta oldukları ne kötü idi

Süleyman AteşYaptıkları kötülükten vazgeçmiyorlardı. Ne kötü işler yapıyorlardı

5:80
تَرَىٰ كَثِيرࣰ ا مِّنۡهُمۡ يَتَوَلَّوۡنَ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْۚ لَبِئۡسَ مَا قَدَّمَتۡ لَهُمۡ أَنفُسُهُمۡ أَن سَخِطَ ٱللَّهُ عَلَيۡهِمۡ وَفِي ٱلۡعَذَابِ هُمۡ خَٰلِدُونَ
تَرَىٰ
görürsün
كَثِيرًۭا
çoğunun
مِّنْهُمْ
onlardan
يَتَوَلَّوْنَ
dostluk ettiklerini
ٱلَّذِينَ
kimselerle
كَفَرُوا۟ ۚ
inkar edenlerle
لَبِئْسَ
ne kötüdür
مَا
(yapıp) gönderdiği
قَدَّمَتْ
sent forth
لَهُمْ
kendileri için
أَنفُسُهُمْ
nefislerinin
أَن
gazabetmiştir
سَخِطَ
became angry
ٱللَّهُ
Allah
عَلَيْهِمْ
onlara
وَفِى
ve içinde
ٱلْعَذَابِ
azab
هُمْ
onlar
خَـٰلِدُونَ
sürekli kalacaklardır

Diyanet İşleri MealiÇoğunun inkar edenleri dost edindiklerini görürsün. Nefislerinin önlerine sürdüğü ne kötüdür! Allah onlara gazabetmiştir, onlar azabta temellidirler

Süleyman AteşOnlardan çoğunun, inkar edenlerle dostluk ettiklerini görürsün. Gerçekten nefislerinin, kendileri için yapıp gönderdiği ne kötüdür (ki o yüzden) Allah onlara gazabetmiştir ve azabda sürekli kalacaklardır

5:81
وَلَوۡ كَانُواْ يُؤۡمِنُونَ بِٱللَّهِ وَٱلنَّبِيِّ وَمَآ أُنزِلَ إِلَيۡهِ مَا ٱتَّخَذُوهُمۡ أَوۡلِيَآءَ وَلَٰكِنَّ كَثِيرࣰ ا مِّنۡهُمۡ فَٰسِقُونَ
وَلَوْ
eğer
كَانُوا۟
olsalardı
يُؤْمِنُونَ
inanıyor
بِٱللَّهِ
Allah'a
وَٱلنَّبِىِّ
Peygambere
وَمَآ
ve şeye
أُنزِلَ
indirilen
إِلَيْهِ
ona
مَا
onları edinmezlerdi
ٱتَّخَذُوهُمْ
they (would have) taken them
أَوْلِيَآءَ
veli
وَلَـٰكِنَّ
ama
كَثِيرًۭا
çoğu
مِّنْهُمْ
onlardan
فَـٰسِقُونَ
yoldan çıkmışlardır

Diyanet İşleri MealiEğer Allah'a, Peygambere ve ona indirilen Kuran'a inanmış olsalardı, onları dost edinmezlerdi, fakat onların çoğu fasıktır

Süleyman AteşEğer Allah'a, Peygambere ve ona indirilene inansalardı, o(inkar ede)nleri veli yapmazlardı. Ama onlardan çoğu yoldan çıkmış insanlardır

5:82
۞لَتَجِدَنَّ أَشَدَّ ٱلنَّاسِ عَدَٰوَةࣰ لِّلَّذِينَ ءَامَنُواْ ٱلۡيَهُودَ وَٱلَّذِينَ أَشۡرَكُواْۖ وَلَتَجِدَنَّ أَقۡرَبَهُم مَّوَدَّةࣰ لِّلَّذِينَ ءَامَنُواْ ٱلَّذِينَ قَالُوٓاْ إِنَّا نَصَٰرَىٰۚ ذَٰلِكَ بِأَنَّ مِنۡهُمۡ قِسِّيسِينَ وَرُهۡبَانࣰ ا وَأَنَّهُمۡ لَا يَسۡتَكۡبِرُونَ
۞ لَتَجِدَنَّ
elbette bulursun
أَشَدَّ
en yaman
ٱلنَّاسِ
insanlar içerisinde
عَدَٰوَةًۭ
düşman olarak
لِّلَّذِينَ
kimselere
ءَامَنُوا۟
inanan(lara)
ٱلْيَهُودَ
yahudileri
وَٱلَّذِينَ
kimseleri
أَشْرَكُوا۟ ۖ
ve inkar eden(leri)
وَلَتَجِدَنَّ
ve bulursun
أَقْرَبَهُم
en yakınları da
مَّوَدَّةًۭ
sevgice
لِّلَّذِينَ
kimselere
ءَامَنُوا۟
inanan(lara)
ٱلَّذِينَ
kimseleri
قَالُوٓا۟
diyenleri
إِنَّا
biz
نَصَـٰرَىٰ ۚ
hıristiyanlarız
ذَٰلِكَ
çünkü
بِأَنَّ
şüphesiz
مِنْهُمْ
onların içlerinde vardır
قِسِّيسِينَ
keşişler
وَرُهْبَانًۭا
ve rahipler
وَأَنَّهُمْ
ve onlar
لَا
büyüklük taslamazlar
يَسْتَكْبِرُونَ
arrogant

Diyanet İşleri Mealiİnananlara en şiddetli düşman olarak, insanlardan yahudileri ve Allah'a eş koşanları bulursun. Onlardan, inananlara sevgice en yakın "Biz hıristiyanız" diyenleri bulursun. Bu, onların içinde bilginler ve rahibler bulunmasından ve büyüklük taslamamalarındandır

Süleyman Ateşİnsanlar içerisinde, inananlara en yaman düşman olarak yahudileri ve (Allah'a) ortak koşanları bulursun. İnananlara sevgice en yakınları da "Biz hıristiyanlarız." diyenleri bulursun. Çünkü onların içlerinde keşişler ve rahipler vardır ve onlar büyüklük taslamazlar

5:83 📚 8
وَإِذَا سَمِعُواْ مَآ أُنزِلَ إِلَى ٱلرَّسُولِ تَرَىٰٓ أَعۡيُنَهُمۡ تَفِيضُ مِنَ ٱلدَّمۡعِ مِمَّا عَرَفُواْ مِنَ ٱلۡحَقِّۖ يَقُولُونَ رَبَّنَآ ءَامَنَّا فَٱكۡتُبۡنَا مَعَ ٱلشَّٰهِدِينَ
وَإِذَا
ve zaman
سَمِعُوا۟
dinledikleri
مَآ
şeyi
أُنزِلَ
indirilen
إِلَى
Elçi'ye
ٱلرَّسُولِ
the Messenger
تَرَىٰٓ
görürsün
أَعْيُنَهُمْ
gözlerinin
تَفِيضُ
dolup taştığını
مِنَ
yaşla
ٱلدَّمْعِ
the tears
مِمَّا
dolayı
عَرَفُوا۟
tanımalarından
مِنَ
gerçekleri
ٱلْحَقِّ ۖ
the truth
يَقُولُونَ
derler ki
رَبَّنَآ
Rabbimiz
ءَامَنَّا
inandık
فَٱكْتُبْنَا
bizi yaz
مَعَ
beraber
ٱلشَّـٰهِدِينَ
şahidlerle

Diyanet İşleri MealiPeygambere indirilen Kuran'ı işittiklerinde, gerçeği öğrenmelerinden gözlerinin yaşla dolarak, "Rabbimiz! İnandık, bizi de şahidlerden yaz. Rabbimizin bizi iyi milletle birlikte bulundurmasını umarken niçin Allah'a ve bize gelen gerçeğe inanmayalım?" dediklerini görürsün

Süleyman AteşElçi'ye indirilen(Kur'an)ı dinledikleri zaman, tanıdıkları gerçekten dolayı gözlerinin yaşla dolup taştığını görürsün. Derler ki: "Rabbimiz, inandık, bizi şahidlerle beraber yaz

5:84 📚 1
وَمَا لَنَا لَا نُؤۡمِنُ بِٱللَّهِ وَمَا جَآءَنَا مِنَ ٱلۡحَقِّ وَنَطۡمَعُ أَن يُدۡخِلَنَا رَبُّنَا مَعَ ٱلۡقَوۡمِ ٱلصَّٰلِحِينَ
وَمَا
ve neden?
لَنَا
biz
لَا
inanmayalım
نُؤْمِنُ
we believe
بِٱللَّهِ
Allah'a
وَمَا
ve neden?
جَآءَنَا
bize gelen
مِنَ
gerçeğe
ٱلْحَقِّ
the truth
وَنَطْمَعُ
umarken
أَن
bizi katmasını
يُدْخِلَنَا
will admit us
رَبُّنَا
Rabbimizin
مَعَ
arasına
ٱلْقَوْمِ
toplumlar
ٱلصَّـٰلِحِينَ
iyi

Diyanet İşleri MealiPeygambere indirilen Kuran'ı işittiklerinde, gerçeği öğrenmelerinden gözlerinin yaşla dolarak, "Rabbimiz! İnandık, bizi de şahidlerden yaz. Rabbimizin bizi iyi milletle birlikte bulundurmasını umarken niçin Allah'a ve bize gelen gerçeğe inanmayalım?" dediklerini görürsün

Süleyman AteşBiz, Rabbimizin bizi iyiler arasına katmasını umarken neden Allah'a ve bize gelen gerçeğe inanmayalım

5:85
فَأَثَٰبَهُمُ ٱللَّهُ بِمَا قَالُواْ جَنَّٰتࣲ تَجۡرِي مِن تَحۡتِهَا ٱلۡأَنۡهَٰرُ خَٰلِدِينَ فِيهَاۚ وَذَٰلِكَ جَزَآءُ ٱلۡمُحۡسِنِينَ
فَأَثَـٰبَهُمُ
onlara verdi
ٱللَّهُ
Allah
بِمَا
dolayı
قَالُوا۟
sözlerinden
جَنَّـٰتٍۢ
cennetler
تَجْرِى
akan
مِن
altlarından
تَحْتِهَا
underneath them
ٱلْأَنْهَـٰرُ
ırmaklar
خَـٰلِدِينَ
ebedi kalacakları
فِيهَا ۚ
içinde
وَذَٰلِكَ
işte budur
جَزَآءُ
mükafatı
ٱلْمُحْسِنِينَ
güzel davrananların

Diyanet İşleri MealiAllah onlara, dediklerine karşılık, temelli kalacakları, altından ırmaklar akan cennetler verdi. Bu, iyi davrananların mükafatıdır

Süleyman AteşBu sözlerinden dolayı Allah onlara, altlarından ırmaklar akan, içinde ebedi kalacakları cennetler verdi. Güzel davrananların mükafatı işte budur

5:86
وَٱلَّذِينَ كَفَرُواْ وَكَذَّبُواْ بِـَٔايَٰتِنَآ أُوْلَٰٓئِكَ أَصۡحَٰبُ ٱلۡجَحِيمِ
وَٱلَّذِينَ
ve kimseler
كَفَرُوا۟
inkar eden(ler)
وَكَذَّبُوا۟
ve yalanlayanlar
بِـَٔايَـٰتِنَآ
ayetlerimizi
أُو۟لَـٰٓئِكَ
işte onlar
أَصْحَـٰبُ
halkıdır
ٱلْجَحِيمِ
cehennem

Diyanet İşleri Mealiİnkar edip ayetlerimizi yalanlayanlar, işte onlar cehennemliklerdir

Süleyman Ateşİnkar edip ayetlerimizi yalanlayanlar da cehennem halkıdır

5:87 📚 2
يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ لَا تُحَرِّمُواْ طَيِّبَٰتِ مَآ أَحَلَّ ٱللَّهُ لَكُمۡ وَلَا تَعۡتَدُوٓاْۚ إِنَّ ٱللَّهَ لَا يُحِبُّ ٱلۡمُعۡتَدِينَ
يَـٰٓأَيُّهَا
Ey
ٱلَّذِينَ
kimseler
ءَامَنُوا۟
inanan(lar)
لَا
haram etmeyin
تُحَرِّمُوا۟
make unlawful
طَيِّبَـٰتِ
güzel ve temiz şeyleri
مَآ
ne ki
أَحَلَّ
helal kıldı
ٱللَّهُ
Allah
لَكُمْ
size
وَلَا
ve
تَعْتَدُوٓا۟ ۚ
sınırı aşmayın
إِنَّ
şüphesiz
ٱللَّهَ
Allah
لَا
sevmez
يُحِبُّ
love
ٱلْمُعْتَدِينَ
sınırı aşanları

Diyanet İşleri MealiEy İnananlar! Allah'ın size helal ettiği temiz şeyleri haram kılmayın, hududu da aşmayın, doğrusu Allah aşırı gidenleri sevmez

Süleyman AteşEy inananlar, Allah'ın size helal kıldığı güzel ve temiz şeyleri haram etmeyin, sınırı aşmayın. Çünkü Allah, sınırı aşanları sevmez

5:88
وَكُلُواْ مِمَّا رَزَقَكُمُ ٱللَّهُ حَلَٰلࣰ ا طَيِّبࣰ اۚ وَٱتَّقُواْ ٱللَّهَ ٱلَّذِيٓ أَنتُم بِهِۦ مُؤۡمِنُونَ
وَكُلُوا۟
ve yeyin
مِمَّا
size verdiği rızıklardan
رَزَقَكُمُ
has provided you
ٱللَّهُ
Allah'ın
حَلَـٰلًۭا
helal
طَيِّبًۭا ۚ
(ve) temiz olarak
وَٱتَّقُوا۟
korkun
ٱللَّهَ
Allah'tan
ٱلَّذِىٓ
o ki
أَنتُم
siz
بِهِۦ
kendisine
مُؤْمِنُونَ
inanıyorsunuz

Diyanet İşleri MealiAllah'ın size verdiği rızıktan temiz ve helal olarak yiyin. İnandığınız Allah'tan sakının

Süleyman AteşAllah'ın size verdiği rızıklardan helal ve temiz olarak yeyin ve inandığınız Allah'tan korkun

5:89 📚 6
لَا يُؤَاخِذُكُمُ ٱللَّهُ بِٱللَّغۡوِ فِيٓ أَيۡمَٰنِكُمۡ وَلَٰكِن يُؤَاخِذُكُم بِمَا عَقَّدتُّمُ ٱلۡأَيۡمَٰنَۖ فَكَفَّٰرَتُهُۥٓ إِطۡعَامُ عَشَرَةِ مَسَٰكِينَ مِنۡ أَوۡسَطِ مَا تُطۡعِمُونَ أَهۡلِيكُمۡ أَوۡ كِسۡوَتُهُمۡ أَوۡ تَحۡرِيرُ رَقَبَةࣲۖ فَمَن لَّمۡ يَجِدۡ فَصِيَامُ ثَلَٰثَةِ أَيَّامࣲۚ ذَٰلِكَ كَفَّٰرَةُ أَيۡمَٰنِكُمۡ إِذَا حَلَفۡتُمۡۚ وَٱحۡفَظُوٓاْ أَيۡمَٰنَكُمۡۚ كَذَٰلِكَ يُبَيِّنُ ٱللَّهُ لَكُمۡ ءَايَٰتِهِۦ لَعَلَّكُمۡ تَشۡكُرُونَ
لَا
sizi sorumlu tutmaz
يُؤَاخِذُكُمُ
will call you to account
ٱللَّهُ
Allah
بِٱللَّغْوِ
lağvdan ötürü
فِىٓ
yeminlerinizdeki
أَيْمَـٰنِكُمْ
your oaths
وَلَـٰكِن
fakat
يُؤَاخِذُكُم
sizi sorumlu tutar
بِمَا
ötürü
عَقَّدتُّمُ
bilerek yaptığınız
ٱلْأَيْمَـٰنَ ۖ
yeminlerden
فَكَفَّـٰرَتُهُۥٓ
bunun keffareti
إِطْعَامُ
yedirmektir
عَشَرَةِ
on
مَسَـٰكِينَ
fakiri
مِنْ
orta derecesinden
أَوْسَطِ
average
مَا
ne ki
تُطْعِمُونَ
yediriyorsunuz
أَهْلِيكُمْ
ailenize
أَوْ
yahut
كِسْوَتُهُمْ
onları giydirmektir
أَوْ
ya da
تَحْرِيرُ
hürriyete kavuşturmaktır
رَقَبَةٍۢ ۖ
bir köleyi
فَمَن
kimse ise
لَّمْ
bulamayan
يَجِدْ
find
فَصِيَامُ
oruç tutsun
ثَلَـٰثَةِ
üç
أَيَّامٍۢ ۚ
gün
ذَٰلِكَ
işte budur
كَفَّـٰرَةُ
keffareti
أَيْمَـٰنِكُمْ
yeminlerinizin
إِذَا
zaman
حَلَفْتُمْ ۚ
(yemini) bozduğunuz
وَٱحْفَظُوٓا۟
ve koruyun
أَيْمَـٰنَكُمْ ۚ
yeminlerinizi
كَذَٰلِكَ
böylece
يُبَيِّنُ
açıklıyor
ٱللَّهُ
Allah
لَكُمْ
size
ءَايَـٰتِهِۦ
ayetlerini
لَعَلَّكُمْ
umulur ki
تَشْكُرُونَ
şükredersiniz

Diyanet İşleri MealiAllah size rasgele yeminlerinizden dolayı değil, bile bile ettiğiniz yeminlerden ötürü hesap sorar. Yeminin keffareti, ailenize yedirdiğinizin ortalamasından on düşkünü yedirmek yahut giydirmek ya da bir köle azad etmektir. Bulamayan üç gün oruç tutmalıdır; yeminlerinizin keffareti budur. Yemin ettiğinizde yeminlerinizi tutun. Şükredesiniz diye Allah size böylece ayetlerini açıklıyor

Süleyman AteşAllah sizi, yeminlerinizdeki lağv(kasıtsız olarak yaptığınız yeminler)den ötürü sorumlu tutmaz. Fakat bilerek yaptığınız yeminlerden ötürü sizi sorumlu tutar. Bu(geleceğe bağlı yemini bozma)nın keffareti: ailenize yedirdiğinizin orta derecesinden on fakiri yedir(ip doyur)mak, yahut onları giydirmek, ya da bir boyun(köley)i hürriyete kavuşturmaktır. Bunu bulamayan kimse, üç gün oruç tutsun. İşte yemin ettiğiniz zaman, yeminleriniz(i bozman)ın keffareti budur. yeminlerinizi koruyun. Allah, ayetlerini size böyle açıklıyor ki, şükredesiniz

5:90
يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓاْ إِنَّمَا ٱلۡخَمۡرُ وَٱلۡمَيۡسِرُ وَٱلۡأَنصَابُ وَٱلۡأَزۡلَٰمُ رِجۡسࣱ مِّنۡ عَمَلِ ٱلشَّيۡطَٰنِ فَٱجۡتَنِبُوهُ لَعَلَّكُمۡ تُفۡلِحُونَ
يَـٰٓأَيُّهَا
Ey
ٱلَّذِينَ
kimseler
ءَامَنُوٓا۟
inanan(lar)
إِنَّمَا
şüphesiz
ٱلْخَمْرُ
şarap
وَٱلْمَيْسِرُ
ve kumar
وَٱلْأَنصَابُ
ve dikili taşlar
وَٱلْأَزْلَـٰمُ
ve şans okları
رِجْسٌۭ
(birer) pisliktir
مِّنْ
işi
عَمَلِ
(the) work
ٱلشَّيْطَـٰنِ
şeytan
فَٱجْتَنِبُوهُ
bunlardan kaçının
لَعَلَّكُمْ
umulur ki
تُفْلِحُونَ
kurtuluşa eresiniz

Diyanet İşleri MealiEy İnananlar! İçki, kumar, putlar ve fal okları şüphesiz şeytan işi pisliklerdir, bunlardan kaçının ki saadete eresiniz

Süleyman AteşEy inananlar, şarap, kumar, dikili taşlar, şans okları şeytan işi birer pisliktir. Bunlardan kaçının ki kurtuluşa eresiniz

5:91 📚 1
إِنَّمَا يُرِيدُ ٱلشَّيۡطَٰنُ أَن يُوقِعَ بَيۡنَكُمُ ٱلۡعَدَٰوَةَ وَٱلۡبَغۡضَآءَ فِي ٱلۡخَمۡرِ وَٱلۡمَيۡسِرِ وَيَصُدَّكُمۡ عَن ذِكۡرِ ٱللَّهِ وَعَنِ ٱلصَّلَوٰةِۖ فَهَلۡ أَنتُم مُّنتَهُونَ
إِنَّمَا
şüphesiz
يُرِيدُ
istiyor
ٱلشَّيْطَـٰنُ
şeytan
أَن
sokmak
يُوقِعَ
cause
بَيْنَكُمُ
aranıza
ٱلْعَدَٰوَةَ
düşmanlık
وَٱلْبَغْضَآءَ
ve kin
فِى
şarap ile
ٱلْخَمْرِ
intoxicants
وَٱلْمَيْسِرِ
ve kumar ile
وَيَصُدَّكُمْ
ve sizi alakoymak
عَن
anmaktan
ذِكْرِ
(the) remembrance
ٱللَّهِ
Allah'ı
وَعَنِ
ve namazdan
ٱلصَّلَوٰةِ ۖ
the prayer
فَهَلْ
artık değil mi?
أَنتُم
siz
مُّنتَهُونَ
vazgeçtiniz

Diyanet İşleri MealiŞeytan şüphesiz içki ve kumar yüzünden aranıza düşmanlık ve kin sokmak ve sizi Allah'ı anmaktan, namazdan alıkoymak ister. Artık bunlardan vazgeçersiniz değil mi

Süleyman AteşŞeytan, şarap ve kumar ile aranıza düşmanlık ve kin sokmak, sizi Allah'ı anmaktan ve namazdan alakoymak istiyor. Artık (bunlardan) vazgeçecek misiniz

5:92
وَأَطِيعُواْ ٱللَّهَ وَأَطِيعُواْ ٱلرَّسُولَ وَٱحۡذَرُواْۚ فَإِن تَوَلَّيۡتُمۡ فَٱعۡلَمُوٓاْ أَنَّمَا عَلَىٰ رَسُولِنَا ٱلۡبَلَٰغُ ٱلۡمُبِينُ
وَأَطِيعُوا۟
ve ita'at edin
ٱللَّهَ
Allah'a
وَأَطِيعُوا۟
ve ita'at edin
ٱلرَّسُولَ
Elçi'ye
وَٱحْذَرُوا۟ ۚ
ve sakının
فَإِن
eğer
تَوَلَّيْتُمْ
dönerseniz
فَٱعْلَمُوٓا۟
bilin ki
أَنَّمَا
şüphesiz
عَلَىٰ
düşen
رَسُولِنَا
elçimize
ٱلْبَلَـٰغُ
duyurmaktır
ٱلْمُبِينُ
açıkça

Diyanet İşleri MealiAllah'a itaat edin, Peygambere itaat edin, karşı gelmekten çekinin; eğer yüz çevirirseniz bilin ki, peygamberimize düşen sadece açıkça tebliğ etmektir

Süleyman AteşAllah'a ita'at edin, Elçi'ye ita'at edin, (kötü şeylerden) sakının! Eğer (kabul etmez) dönerseniz, bilin ki elçimize düşen, açıkça duyurmaktır

5:93 📚 3
لَيۡسَ عَلَى ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ وَعَمِلُواْ ٱلصَّٰلِحَٰتِ جُنَاحࣱ فِيمَا طَعِمُوٓاْ إِذَا مَا ٱتَّقَواْ وَّءَامَنُواْ وَعَمِلُواْ ٱلصَّٰلِحَٰتِ ثُمَّ ٱتَّقَواْ وَّءَامَنُواْ ثُمَّ ٱتَّقَواْ وَّأَحۡسَنُواْۚ وَٱللَّهُ يُحِبُّ ٱلۡمُحۡسِنِينَ
لَيْسَ
yoktur
عَلَى
üzerine
ٱلَّذِينَ
kimseler
ءَامَنُوا۟
inananlar
وَعَمِلُوا۟
ve yapanlara
ٱلصَّـٰلِحَـٰتِ
iyi işler
جُنَاحٌۭ
bir günah
فِيمَا
ötürü
طَعِمُوٓا۟
yediklerinden
إِذَا
bundan böyle
مَا
takdirde
ٱتَّقَوا۟
korundukları
وَّءَامَنُوا۟
ve inandıkları
وَعَمِلُوا۟
ve yaptıkları
ٱلصَّـٰلِحَـٰتِ
iyi işler
ثُمَّ
sonra (yine)
ٱتَّقَوا۟
korundukları
وَّءَامَنُوا۟
ve inandıkları
ثُمَّ
ve yine
ٱتَّقَوا۟
korundukları
وَّأَحْسَنُوا۟ ۗ
ve iyilik ettikleri
وَٱللَّهُ
Allah
يُحِبُّ
sever
ٱلْمُحْسِنِينَ
güzel davrananları

Diyanet İşleri Mealiİnananlara ve yararlı iş işleyenlere, -sakınırlar, inanırlar, yararlı işler işlerler, sonra haramdan sakınıp inanırlar ve sonra isyandan sakınıp iyilik yaparlarsa- daha önceleri tatmış olduklarından dolayı bir sorumluluk yoktur. Allah iyi davrananları sever

Süleyman Ateşİnanıp iyi işler yapanlara -bundan böyle (kötülüklerden) korunup inandıkları ve iyi işler yaptıkları, sonra (yasaklardan) korunup (onların yasaklığına) inandıkları ve yine korunup iyilik ettikleri takdirde (daha önce) yediklerinden ötürü bir günah yoktur. Allah güzel davrananları sever

5:94 📚 2
يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ لَيَبۡلُوَنَّكُمُ ٱللَّهُ بِشَيۡءࣲ مِّنَ ٱلصَّيۡدِ تَنَالُهُۥٓ أَيۡدِيكُمۡ وَرِمَاحُكُمۡ لِيَعۡلَمَ ٱللَّهُ مَن يَخَافُهُۥ بِٱلۡغَيۡبِۚ فَمَنِ ٱعۡتَدَىٰ بَعۡدَ ذَٰلِكَ فَلَهُۥ عَذَابٌ أَلِيمࣱ‏
يَـٰٓأَيُّهَا
Ey
ٱلَّذِينَ
kimseler
ءَامَنُوا۟
inanan(lar)
لَيَبْلُوَنَّكُمُ
sizi dener
ٱللَّهُ
Allah
بِشَىْءٍۢ
bir kısım
مِّنَ
av'la
ٱلصَّيْدِ
the game
تَنَالُهُۥٓ
erişeceği
أَيْدِيكُمْ
ellerinizin
وَرِمَاحُكُمْ
ve mızraklarınızın
لِيَعْلَمَ
bilmek için
ٱللَّهُ
Allah
مَن
kimin
يَخَافُهُۥ
kendisiden korktuğunu
بِٱلْغَيْبِ ۚ
gizlide
فَمَنِ
kim ki
ٱعْتَدَىٰ
saldırıda bulunursa
بَعْدَ
sonra
ذَٰلِكَ
bundan
فَلَهُۥ
onun için vardır
عَذَابٌ
bir azab
أَلِيمٌۭ
acıklı

Diyanet İşleri MealiEy İnananlar! Gıyabında Kendisinden, kimin korktuğunu ortaya koymak için, (ihramlıyken) elinizin ve mızraklarınızın ulaştığı avdan bir şeyle Allah and olsun ki sizi dener. Bundan sonra kim haddi aşarsa ona elem verici azab vardır

Süleyman AteşEy inananlar, Allah sizi, ellerinizin ve mızraklarınızın erişeceği bir av'la dener ki, gizlide kendisiden kimin korktuğunu bilsin (görmeden Alah'a inanıp O'ndan korkanlar ortaya çıksın, bilinsin). Kim bundan sonra saldırıda bulunursa onun için acı bir azab vardır

5:95 📚 32
يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ لَا تَقۡتُلُواْ ٱلصَّيۡدَ وَأَنتُمۡ حُرُمࣱۚ وَمَن قَتَلَهُۥ مِنكُم مُّتَعَمِّدࣰ ا فَجَزَآءࣱ مِّثۡلُ مَا قَتَلَ مِنَ ٱلنَّعَمِ يَحۡكُمُ بِهِۦ ذَوَا عَدۡلࣲ مِّنكُمۡ هَدۡيَۢا بَٰلِغَ ٱلۡكَعۡبَةِ أَوۡ كَفَّٰرَةࣱ طَعَامُ مَسَٰكِينَ أَوۡ عَدۡلُ ذَٰلِكَ صِيَامࣰ ا لِّيَذُوقَ وَبَالَ أَمۡرِهِۦۗ عَفَا ٱللَّهُ عَمَّا سَلَفَۚ وَمَنۡ عَادَ فَيَنتَقِمُ ٱللَّهُ مِنۡهُۚ وَٱللَّهُ عَزِيزࣱ ذُو ٱنتِقَامٍ
يَـٰٓأَيُّهَا
Ey
ٱلَّذِينَ
kimseler
ءَامَنُوا۟
inanan(lar)
لَا
öldürmeyin
تَقْتُلُوا۟
kill
ٱلصَّيْدَ
av
وَأَنتُمْ
ve siz
حُرُمٌۭ ۚ
ihramlı (iken)
وَمَن
ve kim
قَتَلَهُۥ
onu öldürürse
مِنكُم
sizden
مُّتَعَمِّدًۭا
kasden
فَجَزَآءٌۭ
cezası vardır
مِّثْلُ
dengi olan
مَا
öldürdüğü
قَتَلَ
he killed
مِنَ
hayvandan
ٱلنَّعَمِ
the cattle
يَحْكُمُ
karar vereceği
بِهِۦ
ona
ذَوَا
iki kişinin
عَدْلٍۢ
adil
مِّنكُمْ
içinizden
هَدْيًۢا
bir kurban
بَـٰلِغَ
varacak
ٱلْكَعْبَةِ
Ka'be'ye
أَوْ
yahut
كَفَّـٰرَةٌۭ
keffareti
طَعَامُ
yedirme
مَسَـٰكِينَ
yoksullara
أَوْ
ya da
عَدْلُ
denk
ذَٰلِكَ
buna
صِيَامًۭا
oruçtur
لِّيَذُوقَ
tatması için
وَبَالَ
vebalini
أَمْرِهِۦ ۗ
yaptığı işin
عَفَا
affetmiştir
ٱللَّهُ
Allah
عَمَّا
olanı
سَلَفَ ۚ
geçmişte
وَمَنْ
ve kim
عَادَ
düşmanlık ederse
فَيَنتَقِمُ
öc alır
ٱللَّهُ
Allah
مِنْهُ ۗ
ondan
وَٱللَّهُ
Allah
عَزِيزٌۭ
daima galiptir
ذُو
sahibidir
ٱنتِقَامٍ
intikam

Diyanet İşleri MealiEy İnananlar! İhramlı iken avı öldürmeyin. Sizden bile bile onu öldürene, ehli hayvanlardan öldürdüğü kadar olduğuna içinizden iki adil kimsenin hükmedeceği, Kabe'ye ulaşacak bir kurbanı ödeme, yahut düşkünlere yemek yedirme şeklinde keffaret ya da yaptığının ağırlığını tatmak üzere bunlara denk oruç tutma vardır. Allah geçmiştekileri affetmiştir, kim tekrar yaparsa Allah ondan öç alır. Allah Güçlü'dür, Öçalıcı'dır

Süleyman AteşEy inananlar, ihramda iken av öldürmeyin. Sizden kim kasden onu öldürürse, öldürdüğünün dengi olan bir hayvan cezası vardır ki (bu, öldürülene denk olduğuna) içinizden iki adil kişinin karar vereceği, Ka'be'ye varacak bir kurban; yahut yoksullara yedirme şeklinde keffaret; ya da buna denk oruçtur. Ta ki böylece (o insan), yaptığı işin vebalini tadsın. Allah, geçmişi affetmiştir. Kim düşmanlık ederse Allah ondan öc alır. Allah, daima galiptir, öc alandır

5:96 📚 9
أُحِلَّ لَكُمۡ صَيۡدُ ٱلۡبَحۡرِ وَطَعَامُهُۥ مَتَٰعࣰ ا لَّكُمۡ وَلِلسَّيَّارَةِۖ وَحُرِّمَ عَلَيۡكُمۡ صَيۡدُ ٱلۡبَرِّ مَا دُمۡتُمۡ حُرُمࣰ اۗ وَٱتَّقُواْ ٱللَّهَ ٱلَّذِيٓ إِلَيۡهِ تُحۡشَرُونَ
أُحِلَّ
helal kılındı
لَكُمْ
size
صَيْدُ
avı
ٱلْبَحْرِ
deniz;
وَطَعَامُهُۥ
ve yiyeceği
مَتَـٰعًۭا
geçimlik olarak
لَّكُمْ
size
وَلِلسَّيَّارَةِ ۖ
ve yolculara
وَحُرِّمَ
ve yasaklandı
عَلَيْكُمْ
size
صَيْدُ
avı
ٱلْبَرِّ
kara
مَا
olduğunuz sürece
دُمْتُمْ
long as you
حُرُمًۭا ۗ
ihramlı
وَٱتَّقُوا۟
korkun
ٱللَّهَ
Allah'tan
ٱلَّذِىٓ
o ki
إِلَيْهِ
huzuruna
تُحْشَرُونَ
toplanacaksınız

Diyanet İşleri MealiDeniz avı ve onu yemek size de, yolculara da, geçimlik olarak helal kılınmıştır. İhramlı bulunduğunuz sürece kara avı size haram kılınmıştır. Huzuruna toplanacağınız Allah'tan sakının

Süleyman AteşHem kendinize, hem de yolculara bir geçimlik olmak üzere deniz avı ve yiyeceği, size helal kılındı. İhramda olduğunuz sürece size kara avı yasaklandı. Huzuruna toplanacağınız Allah'tan korkun

5:97 📚 1
۞جَعَلَ ٱللَّهُ ٱلۡكَعۡبَةَ ٱلۡبَيۡتَ ٱلۡحَرَامَ قِيَٰمࣰ ا لِّلنَّاسِ وَٱلشَّهۡرَ ٱلۡحَرَامَ وَٱلۡهَدۡيَ وَٱلۡقَلَٰٓئِدَۚ ذَٰلِكَ لِتَعۡلَمُوٓاْ أَنَّ ٱللَّهَ يَعۡلَمُ مَا فِي ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَمَا فِي ٱلۡأَرۡضِ وَأَنَّ ٱللَّهَ بِكُلِّ شَيۡءٍ عَلِيمٌ
۞ جَعَلَ
kıldı
ٱللَّهُ
Allah
ٱلْكَعْبَةَ
Ka'be'yi
ٱلْبَيْتَ
Beyt-i
ٱلْحَرَامَ
Haram'ı
قِيَـٰمًۭا
bir durak
لِّلنَّاسِ
insanlar için
وَٱلشَّهْرَ
ve ayı (kıldı)
ٱلْحَرَامَ
haram
وَٱلْهَدْىَ
ve kurbanı
وَٱلْقَلَـٰٓئِدَ ۚ
ve tasmalı kurbanlıkları
ذَٰلِكَ
böylece
لِتَعْلَمُوٓا۟
anlayasınız diye
أَنَّ
şüphesiz
ٱللَّهَ
Allah'ın
يَعْلَمُ
bildiğini
مَا
olanları
فِى
göklerde
ٱلسَّمَـٰوَٰتِ
the heavens
وَمَا
ve olanları
فِى
yerde
ٱلْأَرْضِ
the earth
وَأَنَّ
ve şüphesiz
ٱللَّهَ
Allah'ın
بِكُلِّ
her
شَىْءٍ
şeyi
عَلِيمٌ
bildiğini

Diyanet İşleri MealiAllah, hürmetli ev Kabe'yi, hürmetli ayı, kurbanı, boynu tasmalı kurbanlıkları insanların faydası için ortaya koydu. Bu, Allah'ın göklerde ve yerde olanları bildiğini ve Allah'ın şüphesiz her şeyi Bilen olduğunu bilmeniz içindir

Süleyman AteşAllah Ka'be'yi, o saygıdeğer evi, insanlar için (hayat ve güven) durağı yaptı. O saygıdeğer ayı, kurbanı, tasmalı kurbanlıkları da (böyle yaptı) ki Allah'ın göklerde ve yerde olanları bildiğini ve Allah'ın herşeyi bilici olduğunu anlayasınız

5:98 📚 1
ٱعۡلَمُوٓاْ أَنَّ ٱللَّهَ شَدِيدُ ٱلۡعِقَابِ وَأَنَّ ٱللَّهَ غَفُورࣱ رَّحِيمࣱ‏
ٱعْلَمُوٓا۟
iyi bilin ki
أَنَّ
şüphesiz
ٱللَّهَ
Allah'ın
شَدِيدُ
çetindir
ٱلْعِقَابِ
cezası
وَأَنَّ
ve şüphesiz
ٱللَّهَ
Allah
غَفُورٌۭ
bağışlayandır
رَّحِيمٌۭ
esirgeyendir

Diyanet İşleri MealiAllah'ın azabının şiddetli olduğunu ve Allah'ın Bağışlayan, merhamet eden olduğunu bilin

Süleyman Ateşİyi bilin ki Allah'ın cezası çetindir ve Allah bağışlayandır, esirgeyendir

5:99 📚 1
مَّا عَلَى ٱلرَّسُولِ إِلَّا ٱلۡبَلَٰغُۗ وَٱللَّهُ يَعۡلَمُ مَا تُبۡدُونَ وَمَا تَكۡتُمُونَ
مَّا
üzerine düşen
عَلَى
on
ٱلرَّسُولِ
Elçi'nin
إِلَّا
sadece
ٱلْبَلَـٰغُ ۗ
duyurmaktır
وَٱللَّهُ
Allah
يَعْلَمُ
bilir
مَا
şeyleri
تُبْدُونَ
açığa vurduğunuz
وَمَا
ve şeyleri
تَكْتُمُونَ
gizlediğiniz

Diyanet İşleri MealiPeygamberin görevi sadece tebliğ etmektir. Allah, sizin açıkladıklarınızı da gizlediklerinizi de bilir

Süleyman AteşElçi'ye düşen, sadece duyurmaktır. Allah, gizlediğiniz ve açığa vurduğunuz şeyleri bilir

5:100 📚 2
قُل لَّا يَسۡتَوِي ٱلۡخَبِيثُ وَٱلطَّيِّبُ وَلَوۡ أَعۡجَبَكَ كَثۡرَةُ ٱلۡخَبِيثِۚ فَٱتَّقُواْ ٱللَّهَ يَٰٓأُوْلِي ٱلۡأَلۡبَٰبِ لَعَلَّكُمۡ تُفۡلِحُونَ
قُل
de ki
لَّا
olmaz
يَسْتَوِى
eşit
ٱلْخَبِيثُ
murdar ile
وَٱلطَّيِّبُ
temiz
وَلَوْ
ve şayet
أَعْجَبَكَ
hoşuna gitse de
كَثْرَةُ
çokluğu
ٱلْخَبِيثِ ۚ
murdarın
فَٱتَّقُوا۟
o halde korkun
ٱللَّهَ
Allah'tan
يَـٰٓأُو۟لِى
ey sahipleri
ٱلْأَلْبَـٰبِ
sağduyu
لَعَلَّكُمْ
umulur ki
تُفْلِحُونَ
kurtuluşa erersiniz

Diyanet İşleri MealiDe ki: "Helal ile haram, haram şeylerin çokluğundan hoşlansan bile, eşit değildir". Ey akıl sahibleri, Allah'tan sakının ki kurtuluşa eresiniz

Süleyman AteşDe ki:"Murdarla temiz bir olmaz. Murdarın çokluğu hoşuna gitse de. O halde ey sağduyu sahipleri, Allah'tan korkun ki kurtuluşa eresiniz

5:101
يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ لَا تَسۡـَٔلُواْ عَنۡ أَشۡيَآءَ إِن تُبۡدَ لَكُمۡ تَسُؤۡكُمۡ وَإِن تَسۡـَٔلُواْ عَنۡهَا حِينَ يُنَزَّلُ ٱلۡقُرۡءَانُ تُبۡدَ لَكُمۡ عَفَا ٱللَّهُ عَنۡهَاۗ وَٱللَّهُ غَفُورٌ حَلِيمࣱ‏
يَـٰٓأَيُّهَا
Ey
ٱلَّذِينَ
kimseler
ءَامَنُوا۟
inanan(lar)
لَا
sormayın
تَسْـَٔلُوا۟
ask
عَنْ
hakkında
أَشْيَآءَ
şeyler
إِن
eğer
تُبْدَ
açıklandığında
لَكُمْ
size
تَسُؤْكُمْ
hoşunuza gitmeyecek
وَإِن
ve eğer
تَسْـَٔلُوا۟
sorarsanız
عَنْهَا
onları
حِينَ
vakit
يُنَزَّلُ
indirildiği
ٱلْقُرْءَانُ
Kur'an
تُبْدَ
açıklanır
لَكُمْ
size
عَفَا
affetmiştir
ٱللَّهُ
Allah
عَنْهَا ۗ
onları
وَٱللَّهُ
Allah
غَفُورٌ
bağışlayandır
حَلِيمٌۭ
halimdir

Diyanet İşleri MealiEy İnananlar! Size açıklanınca hoşunuza gitmeyecek şeyleri sormayın. Kuran indirilirken onları sorarsanız size açıklanır (ama üzülürsünüz). Allah sorduğunuz şeyleri affetmiştir. Allah Bağışlayan'dır, Halim'dir

Süleyman AteşEy inananlar, açıklandığı zaman hoşunuza gitmeyecek şeyleri sormayın. Eğer Kur'an indirilirken onları sorarsanız, size açıklanır. Halbuki Allah onlardan geçmiştir. Allah bağışlayandır, halimdir

5:102
قَدۡ سَأَلَهَا قَوۡمࣱ مِّن قَبۡلِكُمۡ ثُمَّ أَصۡبَحُواْ بِهَا كَٰفِرِينَ
قَدْ
muhakkak
سَأَلَهَا
onları sormuştu
قَوْمٌۭ
bir toplum
مِّن
sizden önce gelen
قَبْلِكُمْ
before you
ثُمَّ
sonra
أَصْبَحُوا۟
olmuşlardı
بِهَا
onları
كَـٰفِرِينَ
inkar edenler

Diyanet İşleri MealiSizden önce bir millet onları sormuştu, sonra da onları inkar etmişlerdi

Süleyman AteşSizden önce gelen bir toplum da onları sormuştu da sonra onları tanımaz olmuşlardı

5:103 📚 9
مَا جَعَلَ ٱللَّهُ مِنۢ بَحِيرَةࣲ وَلَا سَآئِبَةࣲ وَلَا وَصِيلَةࣲ وَلَا حَامࣲ وَلَٰكِنَّ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ يَفۡتَرُونَ عَلَى ٱللَّهِ ٱلۡكَذِبَۖ وَأَكۡثَرُهُمۡ لَا يَعۡقِلُونَ
مَا
yapmamıştır
جَعَلَ
has (been) made
ٱللَّهُ
Allah
مِنۢ
ne
بَحِيرَةٍۢ
bahîre
وَلَا
ve ne
سَآئِبَةٍۢ
sâibe
وَلَا
ve ne
وَصِيلَةٍۢ
vasîle
وَلَا
ve ne
حَامٍۢ ۙ
ham
وَلَـٰكِنَّ
fakat
ٱلَّذِينَ
kimseler
كَفَرُوا۟
inkar eden(ler)
يَفْتَرُونَ
uyduruyorlar
عَلَى
karşı
ٱللَّهِ
Allah'a
ٱلْكَذِبَ ۖ
yalan
وَأَكْثَرُهُمْ
ve çokları da
لَا
akıl erdiremiyorlar
يَعْقِلُونَ
use reason

Diyanet İşleri MealiAllah, kulağı çentilen, salıverilen, erkek dişi ikizler doğuran, on defa yavrulamasından ötürü yük vurulmayan hayvanların adanmasını emretmemiştir; fakat inkar edenler Allah'a karşı yalan uydururlar ve çoğu da akletmezler

Süleyman AteşAllah, bahire, saibe, vasile ve ham diye bir şey yapmamıştır. Fakat inkar edenler, Allah'a yalan uyduruyorlar ve çokları da akıl erdiremiyorlar

5:104
وَإِذَا قِيلَ لَهُمۡ تَعَالَوۡاْ إِلَىٰ مَآ أَنزَلَ ٱللَّهُ وَإِلَى ٱلرَّسُولِ قَالُواْ حَسۡبُنَا مَا وَجَدۡنَا عَلَيۡهِ ءَابَآءَنَآۚ أَوَلَوۡ كَانَ ءَابَآؤُهُمۡ لَا يَعۡلَمُونَ شَيۡـࣰٔ ا وَلَا يَهۡتَدُونَ
وَإِذَا
ve zaman
قِيلَ
dendiği
لَهُمْ
onlara
تَعَالَوْا۟
gelin
إِلَىٰ
şeye
مَآ
what
أَنزَلَ
indirdiği
ٱللَّهُ
Allah'ın
وَإِلَى
ve
ٱلرَّسُولِ
Elçi'ye
قَالُوا۟
derler ki
حَسْبُنَا
bize yeter
مَا
şey
وَجَدْنَا
bulduğumuz
عَلَيْهِ
üzerinde
ءَابَآءَنَآ ۚ
babalarımızı
أَوَلَوْ
olsa da mı?
كَانَ
babaları
ءَابَآؤُهُمْ
their forefathers
لَا
bilmeyen
يَعْلَمُونَ
knowing
شَيْـًۭٔا
hiçbir şey
وَلَا
ve
يَهْتَدُونَ
doğru yolu bulamayan

Diyanet İşleri MealiOnlara, "Gelin Allah'ın indirdiği Kitap'a ve peygambere uyun" dendiğinde, "Atalarımızı üzerinde bulduğumuz yol bize yeter" derler; ya ataları bir şey bilmeyen ve doğru yolda olmayan kimseler idiyseler

Süleyman AteşOnlara: "Allah'ın indirdiğine ve Elçi'ye gelin!" dense, "Babalarımızı üzerinde bulduğumuz şey bize yeter!" derler. Babaları hiçbir şey bilmeyen, doğru yolu bulamayan kimseler olsa da mı

5:105 📚 12
يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ عَلَيۡكُمۡ أَنفُسَكُمۡۖ لَا يَضُرُّكُم مَّن ضَلَّ إِذَا ٱهۡتَدَيۡتُمۡۚ إِلَى ٱللَّهِ مَرۡجِعُكُمۡ جَمِيعࣰ ا فَيُنَبِّئُكُم بِمَا كُنتُمۡ تَعۡمَلُونَ
يَـٰٓأَيُّهَا
Ey
ٱلَّذِينَ
kimseler
ءَامَنُوا۟
inanan(lar)
عَلَيْكُمْ
siz (bakın)
أَنفُسَكُمْ ۖ
kendinize
لَا
size zarar vermez
يَضُرُّكُم
will harm you
مَّن
kimse
ضَلَّ
sapan
إِذَا
takdirde
ٱهْتَدَيْتُمْ ۚ
siz doğru yolda olduğunuz
إِلَى
Allah'adır
ٱللَّهِ
Allah
مَرْجِعُكُمْ
dönüşünüz
جَمِيعًۭا
hepinizin
فَيُنَبِّئُكُم
O size haber verecektir
بِمَا
şeyi
كُنتُمْ
olduğunuz
تَعْمَلُونَ
yapmış

Diyanet İşleri MealiEy İnananlar! Siz kendinize bakın; doğru yolda iseniz sapıtan kimse size zarar veremez. Hepinizin dönüşü Allah'adır, işlemekte olduklarınızı size haber verecektir

Süleyman AteşEy inananlar, siz kendinize bakın, siz doğru yolda olduğunuz takdirde sapan kimse size zarar vermez. Hepinizin dönüşü Allah'adır. O size ne yaptığınızı haber verecektir

5:106 📚 10
يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ شَهَٰدَةُ بَيۡنِكُمۡ إِذَا حَضَرَ أَحَدَكُمُ ٱلۡمَوۡتُ حِينَ ٱلۡوَصِيَّةِ ٱثۡنَانِ ذَوَا عَدۡلࣲ مِّنكُمۡ أَوۡ ءَاخَرَانِ مِنۡ غَيۡرِكُمۡ إِنۡ أَنتُمۡ ضَرَبۡتُمۡ فِي ٱلۡأَرۡضِ فَأَصَٰبَتۡكُم مُّصِيبَةُ ٱلۡمَوۡتِۚ تَحۡبِسُونَهُمَا مِنۢ بَعۡدِ ٱلصَّلَوٰةِ فَيُقۡسِمَانِ بِٱللَّهِ إِنِ ٱرۡتَبۡتُمۡ لَا نَشۡتَرِي بِهِۦ ثَمَنࣰ ا وَلَوۡ كَانَ ذَا قُرۡبَىٰ وَلَا نَكۡتُمُ شَهَٰدَةَ ٱللَّهِ إِنَّآ إِذࣰ ا لَّمِنَ ٱلۡأٓثِمِينَ
يَـٰٓأَيُّهَا
Ey
ٱلَّذِينَ
kimseler
ءَامَنُوا۟
inananlar
شَهَـٰدَةُ
şahidlik etsin
بَيْنِكُمْ
aranızda
إِذَا
zaman
حَضَرَ
geldiği
أَحَدَكُمُ
birinize
ٱلْمَوْتُ
ölüm
حِينَ
sırasında
ٱلْوَصِيَّةِ
vasiyyet
ٱثْنَانِ
iki
ذَوَا
kişi
عَدْلٍۢ
adil
مِّنكُمْ
içinizden
أَوْ
ya da
ءَاخَرَانِ
diğer iki kişi (şahidlik etsin)
مِنْ
sizden olmayan
غَيْرِكُمْ
other than you
إِنْ
eğer
أَنتُمْ
siz
ضَرَبْتُمْ
yolculuk ederken
فِى
yeryüzünde
ٱلْأَرْضِ
the earth
فَأَصَـٰبَتْكُم
ve başınıza gelmişse
مُّصِيبَةُ
musibeti
ٱلْمَوْتِ ۚ
ölüm
تَحْبِسُونَهُمَا
onları tutarsınız
مِنۢ
sonra
بَعْدِ
after
ٱلصَّلَوٰةِ
namazdan
فَيُقْسِمَانِ
yemin etsinler
بِٱللَّهِ
Allah'a
إِنِ
eğer
ٱرْتَبْتُمْ
kuşkulanırsanız
لَا
satmayacağız
نَشْتَرِى
we will exchange
بِهِۦ
onu (yeminimizi)
ثَمَنًۭا
hiçbir paraya
وَلَوْ
ve eğer
كَانَ
olsa
ذَا
akraba da
قُرْبَىٰ ۙ
a near relative
وَلَا
ve
نَكْتُمُ
gizlemeyeceğiz
شَهَـٰدَةَ
şahidliğini
ٱللَّهِ
Allah'ın
إِنَّآ
yoksa biz elbette
إِذًۭا
o zaman
لَّمِنَ
kimselerden oluruz
ٱلْـَٔاثِمِينَ
günahkar

Diyanet İşleri MealiEy İnananlar! Ölüm birinize geldiği zaman vasiyet ederken içinizden iki adil kimseyi; şayet yolculukta olup başınıza da ölüm musibeti gelmişse, namazdan sonra alıkoyacağınız, şüpheleniyorsanız, "Akraba bile olsa yeminle hiçbir değeri değiştirmeyeceğiz, Allah'ın şahidliğini gizlemeyeceğiz, yoksa şüphesiz günahkarlardan oluruz" diye yemin eden sizden olmayan iki kişiyi şahid tutun

Süleyman AteşEy inananlar, birinize ölüm gelince vasiyyet sırasında içinizden iki adil kişi, aranızda şahidlik etsin. Ya da yeryüzünde yolculuk ederken başınıza ölüm musibeti gelmişse, sizden olmayan iki kişi (şahidlik etsin). Kuşkulanırsanız, namazdan sonra onları tutar(yemin ettirir)siniz: "Akraba da olsa yeminimizi hiçbir paraya satmayacağız, Allah'ın (üzerimizde bir borç olarak bulunan) şahidliğini gizlemeyeceğiz, yoksa biz, elbette günahkarlardan oluruz,"diye Allah'a yemin ederler

5:107 📚 2
فَإِنۡ عُثِرَ عَلَىٰٓ أَنَّهُمَا ٱسۡتَحَقَّآ إِثۡمࣰ ا فَـَٔاخَرَانِ يَقُومَانِ مَقَامَهُمَا مِنَ ٱلَّذِينَ ٱسۡتَحَقَّ عَلَيۡهِمُ ٱلۡأَوۡلَيَٰنِ فَيُقۡسِمَانِ بِٱللَّهِ لَشَهَٰدَتُنَآ أَحَقُّ مِن شَهَٰدَتِهِمَا وَمَا ٱعۡتَدَيۡنَآ إِنَّآ إِذࣰ ا لَّمِنَ ٱلظَّٰلِمِينَ
فَإِنْ
eğer
عُثِرَ
anlaşılırsa
عَلَىٰٓ
onların
أَنَّهُمَا
that the two
ٱسْتَحَقَّآ
işledikleri
إِثْمًۭا
bir günah
فَـَٔاخَرَانِ
başka iki kişi
يَقُومَانِ
geçer
مَقَامَهُمَا
onların yerine
مِنَ
kendisine
ٱلَّذِينَ
those who
ٱسْتَحَقَّ
haksızlık edilenlerden
عَلَيْهِمُ
onların üzerine
ٱلْأَوْلَيَـٰنِ
daha layık
فَيُقْسِمَانِ
yemin ederler
بِٱللَّهِ
Allah'a
لَشَهَـٰدَتُنَآ
mutlaka bizim şahidliğimiz
أَحَقُّ
daha doğrudur
مِن
onların şahidliğinden
شَهَـٰدَتِهِمَا
testimony of the other two
وَمَا
biz (hakka) tecavüz etmedik
ٱعْتَدَيْنَآ
we have transgressed
إِنَّآ
yoksa biz elbette
إِذًۭا
o zaman
لَّمِنَ
oluruz
ٱلظَّـٰلِمِينَ
zalimlerden

Diyanet İşleri MealiEğer bu şahidlerin günah işlemiş oldukları ortaya çıkarsa ölene daha yakın hak sahibi diğer iki kişi bunların yerine geçer ve "Bizim şahidliğimiz ikisininkinden de daha doğrudur, biz aşırı gitmedik, yoksa şüphesiz zulmedenlerden oluruz" diye Allah'a yemin ederler

Süleyman AteşEğer onların bir günah işledikleri (yalan söyleyip hakkı gizledikleri) anlaşılırsa; (o iki şahidin), haklarına tecavüz etmek istediği kimselerden (mirasçılardan, ölüye yakınlıklarından ve durumu daha iyi bildiklerinden dolayı şahidliğe) daha layık olan iki kişi, onların yerine geçer. Allah'a (şöyle) yemin ederler: "Mutlaka bizim şahidliğimiz, onların şahidliğinden daha doğrudur, biz (hakka) tecavüz etmedik, yoksa biz elbette zalimlerden oluruz" (derler)

5:108
ذَٰلِكَ أَدۡنَىٰٓ أَن يَأۡتُواْ بِٱلشَّهَٰدَةِ عَلَىٰ وَجۡهِهَآ أَوۡ يَخَافُوٓاْ أَن تُرَدَّ أَيۡمَٰنُۢ بَعۡدَ أَيۡمَٰنِهِمۡۗ وَٱتَّقُواْ ٱللَّهَ وَٱسۡمَعُواْۗ وَٱللَّهُ لَا يَهۡدِي ٱلۡقَوۡمَ ٱلۡفَٰسِقِينَ
ذَٰلِكَ
budur
أَدْنَىٰٓ
en uygun olan
أَن
yapmalarına
يَأْتُوا۟
they will give
بِٱلشَّهَـٰدَةِ
şahidliği
عَلَىٰ
üzerine
وَجْهِهَآ
gereği
أَوْ
yahut
يَخَافُوٓا۟
korkmalarına
أَن
reddedilmesinden
تُرَدَّ
will be refuted
أَيْمَـٰنٌۢ
yeminlerin
بَعْدَ
sonra
أَيْمَـٰنِهِمْ ۗ
yeminlerinden
وَٱتَّقُوا۟
korkun
ٱللَّهَ
Allah'tan
وَٱسْمَعُوا۟ ۗ
ve iyi dinleyin
وَٱللَّهُ
Allah
لَا
doğru yola iletmez
يَهْدِى
guide
ٱلْقَوْمَ
topluluğu
ٱلْفَـٰسِقِينَ
yoldan çıkan

Diyanet İşleri MealiBu, şahidliği gerektiği gibi yapmalarını veya yeminlerinden sonra yeminlerin kabul edilmemesinden korkmalarını daha iyi sağlar. Allah'tan sakının, dinleyin. Allah fasık kimselere yol göstermez

Süleyman AteşŞahidliği gereği gibi yapmalarına, yahut yemin(etme)lerinden sonra yeminlerin(in) reddedilmesinden korkmalarına en uygun olan budur. Allah'tan korkun ve iyi dinleyin: Allah, yoldan çıkan topluluğu doğru yola iletmez

5:109 📚 6
۞يَوۡمَ يَجۡمَعُ ٱللَّهُ ٱلرُّسُلَ فَيَقُولُ مَاذَآ أُجِبۡتُمۡۖ قَالُواْ لَا عِلۡمَ لَنَآۖ إِنَّكَ أَنتَ عَلَّٰمُ ٱلۡغُيُوبِ
۞ يَوْمَ
gün
يَجْمَعُ
toplayacağı
ٱللَّهُ
Allah
ٱلرُّسُلَ
Elçileri
فَيَقُولُ
derler
مَاذَآ
ne?
أُجِبْتُمْ ۖ
size cevap verildi
قَالُوا۟
derler
لَا
bilgimiz yok
عِلْمَ
knowledge
لَنَآ ۖ
bizim
إِنَّكَ
yalnız sensin
أَنتَ
sen
عَلَّـٰمُ
bilen
ٱلْغُيُوبِ
gizlileri

Diyanet İşleri MealiAllah peygamberleri topladığı gün, "Size ne cevap verildi?" der; onlar, "Bizim bir bildiğimiz yoktur, doğrusu görülmeyenleri bilen ancak Sen'sin" derler

Süleyman AteşAllah, Elçileri toplayacağı gün: "Size ne cevap verildi?" der. "Bizim bilgimiz yok, derler, gizlileri bilen yalnız sensin, sen

5:110
إِذۡ قَالَ ٱللَّهُ يَٰعِيسَى ٱبۡنَ مَرۡيَمَ ٱذۡكُرۡ نِعۡمَتِي عَلَيۡكَ وَعَلَىٰ وَٰلِدَتِكَ إِذۡ أَيَّدتُّكَ بِرُوحِ ٱلۡقُدُسِ تُكَلِّمُ ٱلنَّاسَ فِي ٱلۡمَهۡدِ وَكَهۡلࣰ اۖ وَإِذۡ عَلَّمۡتُكَ ٱلۡكِتَٰبَ وَٱلۡحِكۡمَةَ وَٱلتَّوۡرَىٰةَ وَٱلۡإِنجِيلَۖ وَإِذۡ تَخۡلُقُ مِنَ ٱلطِّينِ كَهَيۡـَٔةِ ٱلطَّيۡرِ بِإِذۡنِي فَتَنفُخُ فِيهَا فَتَكُونُ طَيۡرَۢا بِإِذۡنِيۖ وَتُبۡرِئُ ٱلۡأَكۡمَهَ وَٱلۡأَبۡرَصَ بِإِذۡنِيۖ وَإِذۡ تُخۡرِجُ ٱلۡمَوۡتَىٰ بِإِذۡنِيۖ وَإِذۡ كَفَفۡتُ بَنِيٓ إِسۡرَٰٓءِيلَ عَنكَ إِذۡ جِئۡتَهُم بِٱلۡبَيِّنَٰتِ فَقَالَ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ مِنۡهُمۡ إِنۡ هَٰذَآ إِلَّا سِحۡرࣱ مُّبِينࣱ‏
إِذْ
hani
قَالَ
demişti ki
ٱللَّهُ
Allah
يَـٰعِيسَى
Ey Îsa
ٱبْنَ
oğlu
مَرْيَمَ
Meryem
ٱذْكُرْ
hatırla
نِعْمَتِى
ni'metimi
عَلَيْكَ
sana olan
وَعَلَىٰ
ve olan
وَٰلِدَتِكَ
annene
إِذْ
hani
أَيَّدتُّكَ
seni desteklemiştim
بِرُوحِ
Ruh ile
ٱلْقُدُسِ
l-Kudüs
تُكَلِّمُ
konuşuyordun
ٱلنَّاسَ
insanlarla
فِى
beşikte iken
ٱلْمَهْدِ
the cradle
وَكَهْلًۭا ۖ
ve yetişkin iken
وَإِذْ
hani
عَلَّمْتُكَ
sana öğrettim
ٱلْكِتَـٰبَ
Kitabı
وَٱلْحِكْمَةَ
ve hikmeti
وَٱلتَّوْرَىٰةَ
ve Tevrat'ı
وَٱلْإِنجِيلَ ۖ
ve İncil'i
وَإِذْ
hani
تَخْلُقُ
yaratıyor
مِنَ
çamurdan
ٱلطِّينِ
the clay
كَهَيْـَٔةِ
şeklinde bir şey
ٱلطَّيْرِ
kuş
بِإِذْنِى
benim iznimle
فَتَنفُخُ
üflüyordun
فِيهَا
içine
فَتَكُونُ
oluyordu
طَيْرًۢا
kuş
بِإِذْنِى ۖ
benim iznimle
وَتُبْرِئُ
ve iyileştiriyordun
ٱلْأَكْمَهَ
anadan doğma körü
وَٱلْأَبْرَصَ
ve alacalıyı
بِإِذْنِى ۖ
benim iznimle
وَإِذْ
ve hani
تُخْرِجُ
çıkarıyordun
ٱلْمَوْتَىٰ
ölüleri
بِإِذْنِى ۖ
benim iznimle
وَإِذْ
ve hani
كَفَفْتُ
savmıştım
بَنِىٓ
oğullarını
إِسْرَٰٓءِيلَ
İsrail
عَنكَ
senden
إِذْ
zaman
جِئْتَهُم
sen onlara getirdiğin
بِٱلْبَيِّنَـٰتِ
açık deliller
فَقَالَ
demişti
ٱلَّذِينَ
kimseler
كَفَرُوا۟
inkar eden(ler)
مِنْهُمْ
içlerinden
إِنْ
bu
هَـٰذَآ
(is) this
إِلَّا
başka bir şey değil
سِحْرٌۭ
bir büyüden
مُّبِينٌۭ
apaçık

Diyanet İşleri MealiAllah, "Ey Meryem oğlu İsa! Sana ve anana olan nimetimi an" demişti, "Seni Ruhul Kudüs ile desteklemiştim; beşikte ve yetişkin iken insanlarla konuşuyordun; sana Kitap'ı, hikmeti, Tevrat'ı ve İncil'i öğretmiştim. Sen iznimle, çamurdan kuş gibi bir şey yapmış ona üflemiştin de iznimle kuş olmuştu; anadan doğma körü, alacalıyı iznimle iyi etmiştin. Ölüleri iznimle diriltiyordun. İsrailoğullarına belgelerle geldiğinde, onlardan inkar edenler, 'Bu apaçık bir büyüdür' demişlerdi de Ben onların sana zarar vermelerini önlemiştim

Süleyman AteşAllah demişti ki: "Ey Meryem oğlu Îsa, sana ve annene olan ni'metimi hatırla, hani seni Ruhu'l-Kudüs ile desteklemiştim; beşikte ve yetişkin iken insanlarla konuşuyordun; sana Kitabı, hikmeti, Tevrat'ı ve İncil'i öğrettim. Benim iznimle çamurdan kuş şeklinde bir şey yaratıyor, içine üflüyordun, benim iznimle kuş oluyordu; anadan doğma körü ve alacalıyı benim iznimle iyileştiriyordun; benim iznimle ölüleri (diriltip kabirlerden) çıkarıyordun ve İsrail oğullarını da senden savmıştım; hani sen onlara açık deliller getirdiğin zaman, içlerinden inkar edenler: "Bu açık bir büyüden başka bir şey değil!" demişti

5:111
وَإِذۡ أَوۡحَيۡتُ إِلَى ٱلۡحَوَارِيِّـۧنَ أَنۡ ءَامِنُواْ بِي وَبِرَسُولِي قَالُوٓاْ ءَامَنَّا وَٱشۡهَدۡ بِأَنَّنَا مُسۡلِمُونَ
وَإِذْ
ve hani
أَوْحَيْتُ
vahyetmiştim
إِلَى
Havarilere
ٱلْحَوَارِيِّـۧنَ
the disciples
أَنْ
inanmalarını
ءَامِنُوا۟
believe
بِى
bana
وَبِرَسُولِى
ve elçime
قَالُوٓا۟
demişlerdi
ءَامَنَّا
inandık
وَٱشْهَدْ
şahid ol
بِأَنَّنَا
bizim
مُسْلِمُونَ
müslümanlar olduğumuza

Diyanet İşleri MealiHavarilere, "Bana ve peygamberime inanın" diye bildirmiştim, "İnandık, bizim müslimler olduğumuza şahid ol" demişlerdi

Süleyman AteşHavarilere: "Bana ve elçime inanın!" diye vahyetmiştim (kalblerine bu düşünceyi atmıştım); "İnandık, bizim müslümanlar olduğumuza şahidol!" demişlerdi

5:112 📚 1
إِذۡ قَالَ ٱلۡحَوَارِيُّونَ يَٰعِيسَى ٱبۡنَ مَرۡيَمَ هَلۡ يَسۡتَطِيعُ رَبُّكَ أَن يُنَزِّلَ عَلَيۡنَا مَآئِدَةࣰ مِّنَ ٱلسَّمَآءِۖ قَالَ ٱتَّقُواْ ٱللَّهَ إِن كُنتُم مُّؤۡمِنِينَ
إِذْ
hani
قَالَ
demişlerdi ki
ٱلْحَوَارِيُّونَ
Havariler
يَـٰعِيسَى
Ey Îsa
ٱبْنَ
oğlu
مَرْيَمَ
Meryem
هَلْ
gücü yetermi?
يَسْتَطِيعُ
able
رَبُّكَ
Rabbinin
أَن
indirmeye
يُنَزِّلَ
send down
عَلَيْنَا
bize
مَآئِدَةًۭ
bir sofra
مِّنَ
gökten
ٱلسَّمَآءِ ۖ
the heaven
قَالَ
(Îsa) dedi
ٱتَّقُوا۟
korkun
ٱللَّهَ
Allah'tan
إِن
eğer
كُنتُم
iseniz
مُّؤْمِنِينَ
inanıyor

Diyanet İşleri MealiHavariler, "Ey Meryem oğlu İsa! Rabbin bize gökten bir sofra indirebilir mi?" demişlerdi de, "İnanıyorsanız Allah'tan sakının" demişti

Süleyman AteşHavariler demişlerdi ki: "Ey Meryem oğlu Îsa, Rabbin bize gökten bir sofra indirebilir mi? (Îsa): "İnanıyorsanız Allah'tan korkun!" dedi

5:113
قَالُواْ نُرِيدُ أَن نَّأۡكُلَ مِنۡهَا وَتَطۡمَئِنَّ قُلُوبُنَا وَنَعۡلَمَ أَن قَدۡ صَدَقۡتَنَا وَنَكُونَ عَلَيۡهَا مِنَ ٱلشَّٰهِدِينَ
قَالُوا۟
dediler
نُرِيدُ
istiyoruz
أَن
yemeyi
نَّأْكُلَ
we eat
مِنْهَا
ondan
وَتَطْمَئِنَّ
ve iyice yatışmasını
قُلُوبُنَا
kalblerimizin
وَنَعْلَمَ
ve bilmeyi
أَن
kesinlikle
قَدْ
certainly
صَدَقْتَنَا
bize doğru söylediğini
وَنَكُونَ
ve olmayı
عَلَيْهَا
buna
مِنَ
bizzat şahit
ٱلشَّـٰهِدِينَ
the witnesses

Diyanet İşleri MealiOndan yemeyi, kalblerimizin kanmasını ve senin bize doğru söylediğini bilmeyi, ona şahid olmayı istiyoruz" dediler

Süleyman Ateşİstiyoruz ki, ondan yiyelim, kalblerimiz iyice yatışsın, senin bize doğru söylediğini bilelim ve buna bizzat tanık olalım. dediler

5:114
قَالَ عِيسَى ٱبۡنُ مَرۡيَمَ ٱللَّهُمَّ رَبَّنَآ أَنزِلۡ عَلَيۡنَا مَآئِدَةࣰ مِّنَ ٱلسَّمَآءِ تَكُونُ لَنَا عِيدࣰ ا لِّأَوَّلِنَا وَءَاخِرِنَا وَءَايَةࣰ مِّنكَۖ وَٱرۡزُقۡنَا وَأَنتَ خَيۡرُ ٱلرَّٰزِقِينَ
قَالَ
dedi
عِيسَى
Îsa
ٱبْنُ
oğlu
مَرْيَمَ
Meryem
ٱللَّهُمَّ
Allah'ım
رَبَّنَآ
Rabbimiz
أَنزِلْ
indir
عَلَيْنَا
bizim üzerimize
مَآئِدَةًۭ
bir sofra
مِّنَ
gökten
ٱلسَّمَآءِ
the heaven
تَكُونُ
olsun
لَنَا
bizim için
عِيدًۭا
bir bayram
لِّأَوَّلِنَا
öncemiz için
وَءَاخِرِنَا
ve sonramız için
وَءَايَةًۭ
ve bir mu'cize (olsun)
مِّنكَ ۖ
Senden
وَٱرْزُقْنَا
bizi rızıklandır
وَأَنتَ
ve sen
خَيْرُ
en hayırlısısın
ٱلرَّٰزِقِينَ
rızık verenlerin

Diyanet İşleri MealiMeryem oğlu İsa, "Allahım! Rabbimiz! Bize ve bizden sonra geleceklere bayram ve Sen'den bir delil olarak gökten bir sofra indir, bizi rızıklandır, Sen rızık verenlerin en hayırlısısın" dedi

Süleyman AteşMeryem oğlu Îsa da: "Allah'ım, Rabbimiz, bizim üzerimize gökten bir sofra indir ki bizim için, önce ve sonra gelenlerimiz için (o gün) bir bayram olsun ve (o olay) Senden de bir mu'cize olsun. Bizi rızıklandır, Sen rızık verenlerin en hayırlısısın!"dedi

5:115
قَالَ ٱللَّهُ إِنِّي مُنَزِّلُهَا عَلَيۡكُمۡۖ فَمَن يَكۡفُرۡ بَعۡدُ مِنكُمۡ فَإِنِّيٓ أُعَذِّبُهُۥ عَذَابࣰ ا لَّآ أُعَذِّبُهُۥٓ أَحَدࣰ ا مِّنَ ٱلۡعَٰلَمِينَ
قَالَ
buyurdu ki
ٱللَّهُ
Allah
إِنِّى
ben
مُنَزِّلُهَا
onu indireceğim
عَلَيْكُمْ ۖ
sizin üzerinize
فَمَن
ama kim
يَكْفُرْ
inkar ederse
بَعْدُ
ondan sonra
مِنكُمْ
sizden
فَإِنِّىٓ
ben
أُعَذِّبُهُۥ
ona azab ederim
عَذَابًۭا
bir azapla
لَّآ
azab etmediğim
أُعَذِّبُهُۥٓ
I have punished
أَحَدًۭا
hiç kimseye
مِّنَ
dünyalarda
ٱلْعَـٰلَمِينَ
the worlds

Diyanet İşleri MealiAllah, "Ben onu size indireceğim; bundan sonra içinizden kim inkar ederse, dünyalarda kimseye azabetmiyeceğim şekilde ona azabedeceğim" dedi

Süleyman AteşAllah buyurdu ki: "Ben onu sizin üzerinize indireceğim, ama ondan sonra sizden kim inkar ederse ben ona dünyalarda hiç kimseye yapmayacağım azabı yaparım

5:116 📚 12
وَإِذۡ قَالَ ٱللَّهُ يَٰعِيسَى ٱبۡنَ مَرۡيَمَ ءَأَنتَ قُلۡتَ لِلنَّاسِ ٱتَّخِذُونِي وَأُمِّيَ إِلَٰهَيۡنِ مِن دُونِ ٱللَّهِۖ قَالَ سُبۡحَٰنَكَ مَا يَكُونُ لِيٓ أَنۡ أَقُولَ مَا لَيۡسَ لِي بِحَقٍّۚ إِن كُنتُ قُلۡتُهُۥ فَقَدۡ عَلِمۡتَهُۥۚ تَعۡلَمُ مَا فِي نَفۡسِي وَلَآ أَعۡلَمُ مَا فِي نَفۡسِكَۚ إِنَّكَ أَنتَ عَلَّٰمُ ٱلۡغُيُوبِ
وَإِذْ
ve yine
قَالَ
demişti ki
ٱللَّهُ
Allah
يَـٰعِيسَى
Ey Îsa
ٱبْنَ
oğlu
مَرْيَمَ
Meryem
ءَأَنتَ
sen mi?
قُلْتَ
dedin
لِلنَّاسِ
insanlara
ٱتَّخِذُونِى
beni edinin
وَأُمِّىَ
ve annemi
إِلَـٰهَيْنِ
iki tanrı
مِن
başka
دُونِ
besides
ٱللَّهِ ۖ
Allah'tan
قَالَ
dedi ki
سُبْحَـٰنَكَ
sen yücesin
مَا
değildir
يَكُونُ
was
لِىٓ
benim (haddime)
أَنْ
söylemek
أَقُولَ
I say
مَا
bir şeyi
لَيْسَ
olmayan
لِى
benim için
بِحَقٍّ ۚ
gerçek
إِن
eğer
كُنتُ
olsaydım
قُلْتُهُۥ
demiş
فَقَدْ
muhakkak
عَلِمْتَهُۥ ۚ
sen bunu bilirdin
تَعْلَمُ
sen bilirsin
مَا
olanı
فِى
benim nefsimde
نَفْسِى
myself
وَلَآ
ve
أَعْلَمُ
ben bilmem
مَا
olanı
فِى
senin nefsinde
نَفْسِكَ ۚ
Yourself
إِنَّكَ
şüphesiz sen
أَنتَ
sensin
عَلَّـٰمُ
bilen
ٱلْغُيُوبِ
gizlileri

Diyanet İşleri MealiAllah, "Ey Meryem oğlu İsa! Sen mi insanlara Beni ve annemi Allah'tan başka iki tanrı olarak benimseyin dedin?" demişti de, "Haşa, hak olmayan sözü söylemek bana yaraşmaz; eğer söylemişsem, şüphesiz Sen onu bilirsin; Sen, benim içimde olanı bilirsin; ben Senin içinde olanı bilmem; doğrusu görülmeyeni bilen ancak Sensin" demişti, "Ben onlara sadece 'Rabbim ve Rabbiniz olan Allah'a kulluk edin' diye bana emrettiğini söyledim. Aralarında bulunduğum müddetce onlar hakkında şahiddim, beni aralarından aldığında onları Sen gözlüyordun. Sen her şeye şahidsin

Süleyman AteşVe yine Allah demişti ki: "Ey Meryem oğlu Îsa sen mi insanlara 'Beni ve annemi, Allah'tan başka iki tanrı edinin' dedin?". Haşa, dedi, Sen yücesin, benim için gerçek olmayan bir şeyi söylemek benim haddime değildir! Eğer demiş olsaydım, sen bunu bilirdin, sen benim nefsimde olanı bilirsin, ben senin nefsinde olanı bilmem, çünkü gizlileri bilen yalnız sensin, sen

5:117 📚 6
مَا قُلۡتُ لَهُمۡ إِلَّا مَآ أَمَرۡتَنِي بِهِۦٓ أَنِ ٱعۡبُدُواْ ٱللَّهَ رَبِّي وَرَبَّكُمۡۚ وَكُنتُ عَلَيۡهِمۡ شَهِيدࣰ ا مَّا دُمۡتُ فِيهِمۡۖ فَلَمَّا تَوَفَّيۡتَنِي كُنتَ أَنتَ ٱلرَّقِيبَ عَلَيۡهِمۡۚ وَأَنتَ عَلَىٰ كُلِّ شَيۡءࣲ شَهِيدٌ
مَا
ben söylemedim
قُلْتُ
I said
لَهُمْ
onlara
إِلَّا
başka
مَآ
şeyden
أَمَرْتَنِى
bana emrettiğin
بِهِۦٓ
onu
أَنِ
kulluk edin
ٱعْبُدُوا۟
You worship
ٱللَّهَ
Allah'a
رَبِّى
benim Rabbim
وَرَبَّكُمْ ۚ
ve sizin Rabbiniz olan
وَكُنتُ
idim
عَلَيْهِمْ
onlar üzerine
شَهِيدًۭا
şahid
مَّا
olduğum sürece
دُمْتُ
as long as I
فِيهِمْ ۖ
onların içinde
فَلَمَّا
fakat
تَوَفَّيْتَنِى
sen beni vefat ettirince
كُنتَ
sen oldun
أَنتَ
sen
ٱلرَّقِيبَ
gözetleyen
عَلَيْهِمْ ۚ
onları
وَأَنتَ
ve sen
عَلَىٰ
üzerine
كُلِّ
her
شَىْءٍۢ
şey
شَهِيدٌ
şahitsin

Diyanet İşleri MealiAllah, "Ey Meryem oğlu İsa! Sen mi insanlara Beni ve annemi Allah'tan başka iki tanrı olarak benimseyin dedin?" demişti de, "Haşa, hak olmayan sözü söylemek bana yaraşmaz; eğer söylemişsem, şüphesiz Sen onu bilirsin; Sen, benim içimde olanı bilirsin; ben Senin içinde olanı bilmem; doğrusu görülmeyeni bilen ancak Sensin" demişti, "Ben onlara sadece 'Rabbim ve Rabbiniz olan Allah'a kulluk edin' diye bana emrettiğini söyledim. Aralarında bulunduğum müddetce onlar hakkında şahiddim, beni aralarından aldığında onları Sen gözlüyordun. Sen her şeye şahidsin

Süleyman AteşBen onlara: Benim ve sizin Rabbiniz olan Allah'a kulluk edin, diye senin bana emretmiş olduğundan başka bir şey söylemedim. Ben onların içinde olduğum sürece onları kolladım, fakat sen beni vefat ettirince onları gözetleyen (yalnız) Sen oldun. Sen herşeyi görensin

5:118 📚 9
إِن تُعَذِّبۡهُمۡ فَإِنَّهُمۡ عِبَادُكَۖ وَإِن تَغۡفِرۡ لَهُمۡ فَإِنَّكَ أَنتَ ٱلۡعَزِيزُ ٱلۡحَكِيمُ
إِن
eğer
تُعَذِّبْهُمْ
onlara azabedersen
فَإِنَّهُمْ
şüphesiz onlar
عِبَادُكَ ۖ
senin kullarındır
وَإِن
ve eğer
تَغْفِرْ
bağışlarsan
لَهُمْ
onları
فَإِنَّكَ
şüphesiz sen
أَنتَ
yalnız sen
ٱلْعَزِيزُ
daima üstünsün
ٱلْحَكِيمُ
hüküm ve hikmet sahibisin

Diyanet İşleri MealiOnlara azabedersen, doğrusu onlar Senin kullarındır; onları bağışlarsan, Güçlü olan, Hakim olan şüphesiz ancak Sensin

Süleyman AteşEğer onlara azabedersen, onlar senin kullarındır (dilediğini yaparsın); eğer onları bağışlarsan, şüphesiz sen daima üstünsün, hüküm ve hikmet sahibisin

5:119 📚 7
قَالَ ٱللَّهُ هَٰذَا يَوۡمُ يَنفَعُ ٱلصَّٰدِقِينَ صِدۡقُهُمۡۚ لَهُمۡ جَنَّٰتࣱ تَجۡرِي مِن تَحۡتِهَا ٱلۡأَنۡهَٰرُ خَٰلِدِينَ فِيهَآ أَبَدࣰ اۖ رَّضِيَ ٱللَّهُ عَنۡهُمۡ وَرَضُواْ عَنۡهُۚ ذَٰلِكَ ٱلۡفَوۡزُ ٱلۡعَظِيمُ
قَالَ
buyurdu
ٱللَّهُ
Allah
هَـٰذَا
bu
يَوْمُ
gündür
يَنفَعُ
fayda sağlayacağı
ٱلصَّـٰدِقِينَ
sadıklara
صِدْقُهُمْ ۚ
doğruluklarının
لَهُمْ
onlar için vardır
جَنَّـٰتٌۭ
cennetler
تَجْرِى
akan
مِن
altlarından
تَحْتِهَا
underneath it
ٱلْأَنْهَـٰرُ
ırmaklar
خَـٰلِدِينَ
kalacakları
فِيهَآ
içinde
أَبَدًۭا ۚ
ebediyyen
رَّضِىَ
razı olmuştur
ٱللَّهُ
Allah
عَنْهُمْ
onlardan
وَرَضُوا۟
onlar da razı olmuşlardır
عَنْهُ ۚ
O'ndan
ذَٰلِكَ
işte budur
ٱلْفَوْزُ
başarı
ٱلْعَظِيمُ
büyük

Diyanet İşleri MealiAllah, "Bu, doğrulara doğruluklarının fayda verdiği gündür; ebedi ve temelli kalacakları, altlarından ırmaklar akan cennetler onlarındır. Allah onlardan hoşnud olmuştur, onlar da Allah'tan hoşnud olmuşlardır, bu büyük kurtuluştur" dedi

Süleyman AteşAllah buyurdu: "Bu, sadıklara, doğruluklarının fayda sağlayacağı gündür. Onlar için altlarından ırmaklar akan, içinde ebedi kalacakları cennetler vardır." Allah onlardan razı olmuştur, onlar da O'ndan razı olmuşlardır. İşte büyük başarı budur

5:120 📚 1
لِلَّهِ مُلۡكُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِ وَمَا فِيهِنَّۚ وَهُوَ عَلَىٰ كُلِّ شَيۡءࣲ قَدِيرُۢ
لِلَّهِ
Allah'ındır
مُلْكُ
mülkü
ٱلسَّمَـٰوَٰتِ
göklerin
وَٱلْأَرْضِ
ve yerin
وَمَا
ve ne varsa
فِيهِنَّ ۚ
bunlarda bulunan
وَهُوَ
ve O
عَلَىٰ
üzerine
كُلِّ
her
شَىْءٍۢ
şey
قَدِيرٌۢ
kadirdir

Diyanet İşleri MealiGöklerin, yerin ve onlarda bulunanların hükümranlığı Allah'ındır, Allah her şeye Kadir'dir

Süleyman AteşGöklerin, yerin ve bunlarda bulunan herşeyin mülkü Allah'ındır. O, herşeye kadirdir

← Önceki Sonraki →

5. Al-Maaida Suresi | Anlam Arayışı